MejelleKitap fiyat karşılaştırma

İslam ın Doğuş ve İlk Yayılışının Psiko Sosyal Açıdan Tahlili — Ali Murat Daryal

İslam ın Doğuş ve İlk Yayılışının Psiko Sosyal Açıdan Tahlili
6,22
Genelİslam Düşünce TarihiDin İslamiyet

İslam ın Doğuş ve İlk Yayılışının Psiko Sosyal Açıdan Tahlili

Ali Murat Daryal

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2000-01-01314 sf.
135-195-0
Teklif KitapEn ucuz

İslam ın Doğuş ve İlk Yayılışının Psiko Sosyal Açıdan Tahlili

Ali Murat Daryal

Bu kitap ilk cümlesinden son cümlesine kadar yorumlariyle tesbit ve değerlendirmeleriyle hiç bir kitaptan hiç bir Şey almış değildir Üslubuyla ve tertibiyle yine kendine aittir Bu gerçekler bizleri su noktaya götürür ki İslam tarihi yazılmaya başlandığından bu güne kadar bu kitap bu konuda yapılmış ilk çalışmadır Daha önceleri böyle bir çalışma yapılmış değildir Zira gayet iyi bilinecektir ki bu gün dahi dünya üniversitelerinin hiç birinde Tarih Psikolojisi gibi bir ilim dalı kurulmuş değildir Bu durumda bu çalışma Tarih Psikolojisi gibi bir ilim dalının üniversitelerde artık kurulmasının gerektiği hususunda bir ön tekliftir Dikkatlerden uzak değildir ki tarih beşerî bir tavırdır Bu durumda insanların yaptıklarını onların o gün içinde bulundukları şartlar altındaki psişik tavırlarını anlamadan kavrayamayacağımız hususu açıklık kazanır Bu kitap bir yol ayırımıdır ve bundan sonra yapılacak çalışmalara yön verecektir Zamanla yeni çalışmalarla aşılacaktır Fakat bu kabil çalışmaları başlatması itibariyle ilk olma vasfını kendinde saklı tutacaktır

Şehadet Kitap
341,60

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2018478 sf.
Şehadet Kitap

İslâm tarihçileri İslâm ın vahye dayalı tarihini lâyık olduğu gibi anlamamışlar ve tabii anlatamamışlardır Hz Peygamber in vahiy öncesi hayatı ile ilgili ve daha sonra Mekke devrinde vukû bulan Hadiselerle ilgili gerekli yorum ve değerlendirmeleri yapamamışlardır Bazılarını her nedense belki fark edemedikleri için bahse konu etmemişlerdir Hz Peygamberin dilde ve diğer konulardaki önderliği gibi Bazılarının da üzerinde durulup düşünülmesini niçindir bilinmez zait görmüşlerdir Harplerde olduğu gibi Hicret ile başlayan Medine devrinde tutumları yine aynı kalmıştır Nitekim Medine de Devlet kurma çalışmalarına beklenen ilgiyi göstermemişler en azından öne çıkarmamışlardır Mesele bu kadarla kalmamış taşıdığı değer itibariyle Medine devrini temsil eden harpler i yendi yenildi diye anlatmışlardır Halbuki yenmek veya yenilmek ne zamandan beri mucize sayılıyordu ki Daha sonra müşrikler şu kadar zayiat verdiler Müslümanlar bu kadar şehit verdiler demek suretiyle harpleri sanki değerlendirdiklerini sanmışlardır Milattan dört yüz seksen yıl önce Grekler ile Persler Salamis de harp etmişlerdir Bu harplerde Grekler gâlib gelmişler Persler mağlup olmuşlardır Şimdi putperest Grekler gâlib gelirlerken mucize mi göstermiş oluyorlardı Yoksa ateşperest Persler mağlup olurlarken mucize mi göstermiş oluyorlardı Öyleyse Bedir gâlibiyetini Greklerin gâlibiyetinden ayıran ve onu mucize yapan neydi Uhud da Müslümanlar mağlup olmuşlardı Müslümanların bu mağlubiyetini Perslerin mağlubiyetlerinden farklı kılan ve onu mucize yapan neydi Keza İran da hendek kazma şeklinde uygulanan savunma tarzını tekrar etmekle Hendek harbi ile ilgili bir mucizemi tecelli etmiş olacaktı Öyleyse Hendek direnişi ni mucize yapan ve onu müstesna kılan neydi Bütün bunlar önce vahiy ve daha sonra Hz Peygamberin önderliği ile ancak anlaşılacaktı Fakat Hz Peygamberin önderliği ile ilgili bu günlere kadar bu veya benzeri başlıklar altında bir çalışma yapılmamıştır İslâm âlimleri kitaplarını yazarlarken konuları ile ilgili olarak Hz Peygamberin söylediklerinden ve uygulamalarından nakiller yapmışlardır Fakat bunlar geniş bir çerçeve teşkil etmeyip bütün içinde cüzî kalmışlardır Daha önemlisi bu nakiller Hz Peygamberin Önderliği başlığı altında Müslümanların dikkatlerine sunulmamıştır Bunun kadar önemli bir diğer husus Hz Peygamberin önderliğine atfen önder olma nın lüzum ve değeri Müslümanların zihinlerine verilmemiştir Dünyanın kurulduğu günlerden sonsuza kadar ömrü olsaydı yine de Hz Peygamber gibi bir önderin varlığına şahit olamazdı Bu bir aşırılık ve tarafgirlik değildir Bunun ispatı aşağı satırlarda görülecektir M Gandhi İngilizleri Hindistan dan atarken on bin yıllık Hind kültürünü ve Medeniyetini arkasına almıştır Diğer önderler yine öyledir Marksistler ise bunun zıddına girdikleri her cemiyette bütün değerleri yıkmışlardır fakat yerine bir şey koyamamışlardır Ayak sürçmeleriyle beraber sadece 70 sene var olabilmişlerdir Ancak Hz Peygamber yeryüzünde Tek Allah a inanan bir tek kişi yokken ayrıca kendisi müşrik bir cemiyette müşrikler arasında yaşarken putperest değerleri arkasına almak değil karşısına alarak dünyaya Tek Allah İmanı nı getirmiş ve bu değerlere göre bir medeniyet kurmuş olarak önder olmanın örneğini vermiştir Hasılı tarihçiler İslâmın bu devresi ile ilgili öylesine yorum ve değerlendirmeler yapmalıydılar ki bunları okuyan ve dinleyen Müslümanların tüyleri diken diken olmalı içleri titremeli ve mahşerde mezarlarından bu ürperti ile kalkmalıydılar Ancak bu yapılmadı ve bu tarih beşeri tarih derekesine indirildi Okunan bilinen bir tarih hiç bir şey değişmediğine göre niçin neden tekrar tekrar okunacaktı Bu durumda tabii olarak Hz Peygamberin ki ben ona kurban olayım aciz çaresiz kimsesiz yetim öksüzlerle ilgili getirdiği değerler diğer canlılar ve tabiat ile ilgili daha önce yokken var ettiği müeyyideler bu ve benzeri daha pek çok değeri ihtiva eden İslâm medeniyetini kurarken tecelli

Teklif Kitap
358,40

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2018-11-015. baskı478 sf.
Karton135-215-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

İslâm tarihçileri İslâm ın vahye dayalı tarihini lâyık olduğu gibi anlamamışlar ve tabii anlatamamışlardır Hz Peygamber in vahiy öncesi hayatı ile ilgili ve daha sonra Mekke devrinde vukû bulan Hadiselerle ilgili gerekli yorum ve değerlendirmeleri yapamamışlardır Bazılarını her nedense belki fark edemedikleri için bahse konu etmemişlerdir Hz Peygamberin dilde ve diğer konulardaki önderliği gibi Bazılarının da üzerinde durulup düşünülmesini niçindir bilinmez zait görmüşlerdir Harplerde olduğu gibi Hicret ile başlayan Medine devrinde tutumları yine aynı kalmıştır Nitekim Medine de Devlet kurma çalışmalarına beklenen ilgiyi göstermemişler en azından öne çıkarmamışlardır Mesele bu kadarla kalmamış taşıdığı değer itibariyle Medine devrini temsil eden harpler i yendi yenildi diye anlatmışlardır Halbuki yenmek veya yenilmek ne zamandan beri mucize sayılıyordu ki Daha sonra müşrikler şu kadar zayiat verdiler Müslümanlar bu kadar şehit verdiler demek suretiyle harpleri sanki değerlendirdiklerini sanmışlardır Milattan dört yüz seksen yıl önce Grekler ile Persler Salamis de harp etmişlerdir Bu harplerde Grekler gâlib gelmişler Persler mağlup olmuşlardır Şimdi putperest Grekler gâlib gelirlerken mucize mi göstermiş oluyorlardı Yoksa ateşperest Persler mağlup olurlarken mucize mi göstermiş oluyorlardı Öyleyse Bedir gâlibiyetini Greklerin gâlibiyetinden ayıran ve onu mucize yapan neydi Uhud da Müslümanlar mağlup olmuşlardı Müslümanların bu mağlubiyetini Perslerin mağlubiyetlerinden farklı kılan ve onu mucize yapan neydi Keza İran da hendek kazma şeklinde uygulanan savunma tarzını tekrar etmekle Hendek harbi ile ilgili bir mucizemi tecelli etmiş olacaktı Öyleyse Hendek direnişi ni mucize yapan ve onu müstesna kılan neydi Bütün bunlar önce vahiy ve daha sonra Hz Peygamberin önderliği ile ancak anlaşılacaktı Fakat Hz Peygamberin önderliği ile ilgili bu günlere kadar bu veya benzeri başlıklar altında bir çalışma yapılmamıştır İslâm âlimleri kitaplarını yazarlarken konuları ile ilgili olarak Hz Peygamberin söylediklerinden ve uygulamalarından nakiller yapmışlardır Fakat bunlar geniş bir çerçeve teşkil etmeyip bütün içinde cüzî kalmışlardır Daha önemlisi bu nakiller Hz Peygamberin Önderliği başlığı altında Müslümanların dikkatlerine sunulmamıştır Bunun kadar önemli bir diğer husus Hz Peygamberin önderliğine atfen önder olma nın lüzum ve değeri Müslümanların zihinlerine verilmemiştir Dünyanın kurulduğu günlerden sonsuza kadar ömrü olsaydı yine de Hz Peygamber gibi bir önderin varlığına şahit olamazdı Bu bir aşırılık ve tarafgirlik değildir Bunun ispatı aşağı satırlarda görülecektir M Gandhi İngilizleri Hindistan dan atarken on bin yıllık Hind kültürünü ve Medeniyetini arkasına almıştır Diğer önderler yine öyledir Marksistler ise bunun zıddına girdikleri her cemiyette bütün değerleri yıkmışlardır fakat yerine bir şey koyamamışlardır Ayak sürçmeleriyle beraber sadece 70 sene var olabilmişlerdir Ancak Hz Peygamber yeryüzünde Tek Allah a inanan bir tek kişi yokken ayrıca kendisi müşrik bir cemiyette müşrikler arasında yaşarken putperest değerleri arkasına almak değil karşısına alarak dünyaya Tek Allah İmanı nı getirmiş ve bu değerlere göre bir medeniyet kurmuş olarak önder olmanın örneğini vermiştir Hasılı tarihçiler İslâmın bu devresi ile ilgili öylesine yorum ve değerlendirmeler yapmalıydılar ki bunları okuyan ve dinleyen Müslümanların tüyleri diken diken olmalı içleri titremeli ve mahşerde mezarlarından bu ürperti ile kalkmalıydılar Ancak bu yapılmadı ve bu tarih beşeri tarih derekesine indirildi Okunan bilinen bir tarih hiç bir şey değişmediğine göre niçin neden tekrar tekrar okunacaktı Bu durumda tabii olarak Hz Peygamberin ki ben ona kurban olayım aciz çaresiz kimsesiz yetim öksüzlerle ilgili getirdiği değerler diğer canlılar ve tabiat ile ilgili daha önce yokken var ettiği müeyyideler bu ve benzeri daha pek çok değeri ihtiva eden İslâm medeniyetini kurarken tecelliyat ile vücut bulan ilâhî dehası ve mucizevî önderliği bütün ihtişamı ile üstü örtülü kalacaktı Nitekim öyle oldu Hasılı İslâm tarihi yazılmaya başladığı bin üç yüz küsur seneden beri bu Kitap bu konularda yapılmış ilk çalışmadır Şayet bu istikamette yeni çalışmaların başlamasına medar olursa kendini vazifesini yapmış sayacaktır Belki o zaman rahmete vesile olacaktır Vesselâm A M D

Benli Kitap
420,00

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2018-11-015. baskı478 sf.
Karton135-215-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

İslâm tarihçileri İslâm ın vahye dayalı tarihini lâyık olduğu gibi anlamamışlar ve tabii anlatamamışlardır Hz Peygamber in vahiy öncesi hayatı ile ilgili ve daha sonra Mekke devrinde vukû bulan Hadiselerle ilgili gerekli yorum ve değerlendirmeleri yapamamışlardır Bazılarını her nedense belki fark edemedikleri için bahse konu etmemişlerdir Hz Peygamberin dilde ve diğer konulardaki önderliği gibi Bazılarının da üzerinde durulup düşünülmesini niçindir bilinmez zait görmüşlerdir Harplerde olduğu gibi Hicret ile başlayan Medine devrinde tutumları yine aynı kalmıştır Nitekim Medine de Devlet kurma çalışmalarına beklenen ilgiyi göstermemişler en azından öne çıkarmamışlardır Mesele bu kadarla kalmamış taşıdığı değer itibariyle Medine devrini temsil eden harpler i yendi yenildi diye anlatmışlardır Halbuki yenmek veya yenilmek ne zamandan beri mucize sayılıyordu ki Daha sonra müşrikler şu kadar zayiat verdiler Müslümanlar bu kadar şehit verdiler demek suretiyle harpleri sanki değerlendirdiklerini sanmışlardır Milattan dört yüz seksen yıl önce Grekler ile Persler Salamis de harp etmişlerdir Bu harplerde Grekler gâlib gelmişler Persler mağlup olmuşlardır Şimdi putperest Grekler gâlib gelirlerken mucize mi göstermiş oluyorlardı Yoksa ateşperest Persler mağlup olurlarken mucize mi göstermiş oluyorlardı Öyleyse Bedir gâlibiyetini Greklerin gâlibiyetinden ayıran ve onu mucize yapan neydi Uhud da Müslümanlar mağlup olmuşlardı Müslümanların bu mağlubiyetini Perslerin mağlubiyetlerinden farklı kılan ve onu mucize yapan neydi Keza İran da hendek kazma şeklinde uygulanan savunma tarzını tekrar etmekle Hendek harbi ile ilgili bir mucizemi tecelli etmiş olacaktı Öyleyse Hendek direnişi ni mucize yapan ve onu müstesna kılan neydi Bütün bunlar önce vahiy ve daha sonra Hz Peygamberin önderliği ile ancak anlaşılacaktı Fakat Hz Peygamberin önderliği ile ilgili bu günlere kadar bu veya benzeri başlıklar altında bir çalışma yapılmamıştır İslâm âlimleri kitaplarını yazarlarken konuları ile ilgili olarak Hz Peygamberin söylediklerinden ve uygulamalarından nakiller yapmışlardır Fakat bunlar geniş bir çerçeve teşkil etmeyip bütün içinde cüzî kalmışlardır Daha önemlisi bu nakiller Hz Peygamberin Önderliği başlığı altında Müslümanların dikkatlerine sunulmamıştır Bunun kadar önemli bir diğer husus Hz Peygamberin önderliğine atfen önder olma nın lüzum ve değeri Müslümanların zihinlerine verilmemiştir Dünyanın kurulduğu günlerden sonsuza kadar ömrü olsaydı yine de Hz Peygamber gibi bir önderin varlığına şahit olamazdı Bu bir aşırılık ve tarafgirlik değildir Bunun ispatı aşağı satırlarda görülecektir M Gandhi İngilizleri Hindistan dan atarken on bin yıllık Hind kültürünü ve Medeniyetini arkasına almıştır Diğer önderler yine öyledir Marksistler ise bunun zıddına girdikleri her cemiyette bütün değerleri yıkmışlardır fakat yerine bir şey koyamamışlardır Ayak sürçmeleriyle beraber sadece 70 sene var olabilmişlerdir Ancak Hz Peygamber yeryüzünde Tek Allah a inanan bir tek kişi yokken ayrıca kendisi müşrik bir cemiyette müşrikler arasında yaşarken putperest değerleri arkasına almak değil karşısına alarak dünyaya Tek Allah İmanı nı getirmiş ve bu değerlere göre bir medeniyet kurmuş olarak önder olmanın örneğini vermiştir Hasılı tarihçiler İslâmın bu devresi ile ilgili öylesine yorum ve değerlendirmeler yapmalıydılar ki bunları okuyan ve dinleyen Müslümanların tüyleri diken diken olmalı içleri titremeli ve mahşerde mezarlarından bu ürperti ile kalkmalıydılar Ancak bu yapılmadı ve bu tarih beşeri tarih derekesine indirildi Okunan bilinen bir tarih hiç bir şey değişmediğine göre niçin neden tekrar tekrar okunacaktı Bu durumda tabii olarak Hz Peygamberin ki ben ona kurban olayım aciz çaresiz kimsesiz yetim öksüzlerle ilgili getirdiği değerler diğer canlılar ve tabiat ile ilgili daha önce yokken var ettiği müeyyideler bu ve benzeri daha pek çok değeri ihtiva eden İslâm medeniyetini kurarken tecelli

Ekin Kitap
431,20

MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ VAKFI

2018478 sf.
Ekin Kitap

İslâm tarihçileri İslâm ın vahye dayalı tarihini lâyık olduğu gibi anlamamışlar ve tabii anlatamamışlardır Hz Peygamber in vahiy öncesi hayatı ile ilgili ve daha sonra Mekke devrinde vukû bulan Hadiselerle ilgili gerekli yorum ve değerlendirmeleri yapamamışlardır Bazılarını her nedense belki fark edemedikleri için bahse konu etmemişlerdir Hz Peygamberin dilde ve diğer konulardaki önderliği gibi Bazılarının da üzerinde durulup düşünülmesini niçindir bilinmez zait görmüşlerdir Harplerde olduğu gibi Hicret ile başlayan Medine devrinde tutumları yine aynı kalmıştır Nitekim Medine de Devlet kurma çalışmalarına beklenen ilgiyi göstermemişler en azından öne çıkarmamışlardır Mesele bu kadarla kalmamış taşıdığı değer itibariyle Medine devrini temsil eden harpler i yendi yenildi diye anlatmışlardır Halbuki yenmek veya yenilmek ne zamandan beri mucize sayılıyordu ki Daha sonra müşrikler şu kadar zayiat verdiler Müslümanlar bu kadar şehit verdiler demek suretiyle harpleri sanki değerlendirdiklerini sanmışlardır Milattan dört yüz seksen yıl önce Grekler ile Persler Salamis de harp etmişlerdir Bu harplerde Grekler gâlib gelmişler Persler mağlup olmuşlardır Şimdi putperest Grekler gâlib gelirlerken mucize mi göstermiş oluyorlardı Yoksa ateşperest Persler mağlup olurlarken mucize mi göstermiş oluyorlardı Öyleyse Bedir gâlibiyetini Greklerin gâlibiyetinden ayıran ve onu mucize yapan neydi Uhud da Müslümanlar mağlup olmuşlardı Müslümanların bu mağlubiyetini Perslerin mağlubiyetlerinden farklı kılan ve onu mucize yapan neydi Keza İran da hendek kazma şeklinde uygulanan savunma tarzını tekrar etmekle Hendek harbi ile ilgili bir mucizemi tecelli etmiş olacaktı Öyleyse Hendek direnişi ni mucize yapan ve onu müstesna kılan neydi Bütün bunlar önce vahiy ve daha sonra Hz Peygamberin önderliği ile ancak anlaşılacaktı Fakat Hz Peygamberin önderliği ile ilgili bu günlere kadar bu veya benzeri başlıklar altında bir çalışma yapılmamıştır İslâm âlimleri kitaplarını yazarlarken konuları ile ilgili olarak Hz Peygamberin söylediklerinden ve uygulamalarından nakiller yapmışlardır Fakat bunlar geniş bir çerçeve teşkil etmeyip bütün içinde cüzî kalmışlardır Daha önemlisi bu nakiller Hz Peygamberin Önderliği başlığı altında Müslümanların dikkatlerine sunulmamıştır Bunun kadar önemli bir diğer husus Hz Peygamberin önderliğine atfen önder olma nın lüzum ve değeri Müslümanların zihinlerine verilmemiştir Dünyanın kurulduğu günlerden sonsuza kadar ömrü olsaydı yine de Hz Peygamber gibi bir önderin varlığına şahit olamazdı Bu bir aşırılık ve tarafgirlik değildir Bunun ispatı aşağı satırlarda görülecektir M Gandhi İngilizleri Hindistan dan atarken on bin yıllık Hind kültürünü ve Medeniyetini arkasına almıştır Diğer önderler yine öyledir Marksistler ise bunun zıddına girdikleri her cemiyette bütün değerleri yıkmışlardır fakat yerine bir şey koyamamışlardır Ayak sürçmeleriyle beraber sadece 70 sene var olabilmişlerdir Ancak Hz Peygamber yeryüzünde Tek Allah a inanan bir tek kişi yokken ayrıca kendisi müşrik bir cemiyette müşrikler arasında yaşarken putperest değerleri arkasına almak değil karşısına alarak dünyaya Tek Allah İmanı nı getirmiş ve bu değerlere göre bir medeniyet kurmuş olarak önder olmanın örneğini vermiştir Hasılı tarihçiler İslâmın bu devresi ile ilgili öylesine yorum ve değerlendirmeler yapmalıydılar ki bunları okuyan ve dinleyen Müslümanların tüyleri diken diken olmalı içleri titremeli ve mahşerde mezarlarından bu ürperti ile kalkmalıydılar Ancak bu yapılmadı ve bu tarih beşeri tarih derekesine indirildi Okunan bilinen bir tarih hiç bir şey değişmediğine göre niçin neden tekrar tekrar okunacaktı Bu durumda tabii olarak Hz Peygamberin ki ben ona kurban olayım aciz çaresiz kimsesiz yetim öksüzlerle ilgili getirdiği değerler diğer canlılar ve tabiat ile ilgili daha önce yokken var ettiği müeyyideler bu ve benzeri daha pek çok değeri ihtiva eden İslâm medeniyetini kurarken tecelliyat ile vücut bulan ilâhî dehası ve mucizevî önderliği bütün ihtişamı ile üstü örtülü kalacaktı Nitekim öyle oldu Hasılı İslâm tarihi yazılmaya başladığı bin üç yüz küsur seneden beri bu Kitap bu konularda yapılmış ilk çalışmadır Şayet bu istikamette yeni çalışmaların başlamasına medar olursa kendini vazifesini yapmış sayacaktır Belki o zaman rahmete vesile olacaktır Vesselâm A M D

Nobel Kitap
459,20

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı

2018478 sf.
Ciltsiz14x22 cm2. Hamur
Nobel Kitap

İslam tarihçileri İslam ın vahye dayalı tarihini layık olduğu gibi anlamamışlar ve tabii anlatamamışlardır Hz Peygamber in vahiy öncesi hayatı ile ilgili ve daha sonra Mekke devrinde vukû bulan Hadiselerle ilgili gerekli yorum ve değerlendirmeleri yapamamışlardır Bazılarını her nedense belki fark edemedikleri için bahse konu etmemişlerdir Hz Peygamberin dilde ve diğer konulardaki önderliği gibi Bazılarının da üzerinde durulup düşünülmesini niçindir bilinmez zait görmüşlerdir Harplerde olduğu gibi Hicret ile başlayan Medine devrinde tutumları yine aynı kalmıştır Nitekim Medine de Devlet kurma çalışmalarına beklenen ilgiyi göstermemişler en azından öne çıkarmamışlardır Mesele bu kadarla kalmamış taşıdığı değer itibariyle Medine devrini temsil eden harpler i yendi yenildi diye anlatmışlardır Halbuki yenmek veya yenilmek ne zamandan beri mucize sayılıyordu ki Daha sonra müşrikler şu kadar zayiat verdiler Müslümanlar bu kadar şehit verdiler demek suretiyle harpleri sanki değerlendirdiklerini sanmışlardır Milattan dört yüz seksen yıl önce Grekler ile Persler Salamis de harp etmişlerdir Bu harplerde Grekler gâlib gelmişler Persler mağlup olmuşlardır Şimdi putperest Grekler gâlib gelirlerken mucize mi göstermiş oluyorlardı Yoksa ateşperest Persler mağlup olurlarken mucize mi göstermiş oluyorlardı Öyleyse Bedir gâlibiyetini Greklerin gâlibiyetinden ayıran ve onu mucize yapan neydi Uhud da Müslümanlar mağlup olmuşlardı Müslümanların bu mağlubiyetini Perslerin mağlubiyetlerinden farklı kılan ve onu mucize yapan neydi Keza İran da hendek kazma şeklinde uygulanan savunma tarzını tekrar etmekle Hendek harbi ile ilgili bir mucizemi tecelli etmiş olacaktı Öyleyse Hendek direnişi ni mucize yapan ve onu müstesna kılan neydi Bütün bunlar önce vahiy ve daha sonra Hz Peygamberin önderliği ile ancak anlaşılacaktı Fakat Hz Peygamberin önderliği ile ilgili bu günlere kadar bu veya benzeri başlıklar altında bir çalışma yapılmamıştır İslâm âlimler

Pandora

Marmara Üniv. İlahiyat Fak. Vakfı

2014478 sf.
Pandora

İslâm tarihçileri İslâm ın vahye dayalı tarihini lâyık olduğu gibi anlamamışlar ve tabii anlatamamışlardır Hz Peygamber in vahiy öncesi hayatı ile ilgili ve daha sonra Mekke devrinde vukû bulan Hadiselerle ilgili gerekli yorum ve değerlendirmeleri yapamamışlardır Bazılarını her nedense belki fark edemedikleri için bahse konu etmemişlerdir Hz Peygamberin dilde ve diğer konulardaki önderliği gibi Bazılarının da üzerinde durulup düşünülmesini niçindir bilinmez zait görmüşlerdir Harplerde olduğu gibi Hicret ile başlayan Medine devrinde tutumları yine aynı kalmıştır Nitekim Medine de Devlet kurma çalışmalarına beklenen ilgiyi göstermemişler en azından öne çıkarmamışlardır Mesele bu kadarla kalmamış taşıdığı değer itibariyle Medine devrini temsil eden harpler i yendi yenildi diye anlatmışlardır Halbuki yenmek veya yenilmek ne zamandan beri mucize sayılıyordu ki Daha sonra müşrikler şu kadar zayiat verdiler Müslümanlar bu kadar şehit verdiler demek suretiyle harpleri sanki değerlendirdiklerini sanmışlardır Milattan dört yüz seksen yıl önce Grekler ile Persler Salamis de harp etmişlerdir Bu harplerde Grekler gâlib gelmişler Persler mağlup olmuşlardır Şimdi putperest Grekler gâlib gelirlerken mucize mi göstermiş oluyorlardı Yoksa ateşperest Persler mağlup olurlarken mucize mi göstermiş oluyorlardı Öyleyse Bedir gâlibiyetini Greklerin gâlibiyetinden ayıran ve onu mucize yapan neydi Uhud da Müslümanlar mağlup olmuşlardı Müslümanların bu mağlubiyetini Perslerin mağlubiyetlerinden farklı kılan ve onu mucize yapan neydi Keza İran da hendek kazma şeklinde uygulanan savunma tarzını tekrar etmekle Hendek harbi ile ilgili bir mucizemi tecelli etmiş olacaktı Öyleyse Hendek direnişi ni mucize yapan ve onu müstesna kılan neydi Bütün bunlar önce vahiy ve daha sonra Hz Peygamberin önderliği ile ancak anlaşılacaktı Fakat Hz Peygamberin önderliği ile ilgili bu günlere kadar bu veya benzeri başlıklar altında bir çalışma yapılmamıştır İslâm âlimleri kitaplarını yazarlarken konuları ile ilgili olarak Hz Peygamberin söylediklerinden ve uygulamalarından nakiller yapmışlardır Fakat bunlar geniş bir çerçeve teşkil etmeyip bütün içinde cüzî kalmışlardır Daha önemlisi bu nakiller Hz Peygamberin Önderliği başlığı altında Müslümanların dikkatlerine sunulmamıştır Bunun kadar önemli bir diğer husus Hz Peygamberin önderliğine atfen önder olma nın lüzum ve değeri Müslümanların zihinlerine verilmemiştir Dünyanın kurulduğu günlerden sonsuza kadar ömrü olsaydı yine de Hz Peygamber gibi bir önderin varlığına şahit olamazdı Bu bir aşırılık ve tarafgirlik değildir Bunun ispatı aşağı satırlarda görülecektir M Gandhi İngilizleri Hindistan dan atarken on bin yıllık Hind kültürünü ve Medeniyetini arkasına almıştır Diğer önderler yine öyledir Marksistler ise bunun zıddına girdikleri her cemiyette bütün değerleri yıkmışlardır fakat yerine bir şey koyamamışlardır Ayak sürçmeleriyle beraber sadece 70 sene var olabilmişlerdir Ancak Hz Peygamber yeryüzünde Tek Allah a inanan bir tek kişi yokken ayrıca kendisi müşrik bir cemiyette müşrikler arasında yaşarken putperest değerleri arkasına almak değil karşısına alarak dünyaya Tek Allah İmanı nı getirmiş ve bu değerlere göre bir medeniyet kurmuş olarak önder olmanın örneğini vermiştir Hasılı tarihçiler İslâmın bu devresi ile ilgili öylesine yorum ve değerlendirmeler yapmalıydılar ki bunları okuyan ve dinleyen Müslümanların tüyleri diken diken olmalı içleri titremeli ve mahşerde mezarlarından bu ürperti ile kalkmalıydılar Ancak bu yapılmadı ve bu tarih beşeri tarih derekesine indirildi Okunan bilinen bir tarih hiç bir şey değişmediğine göre niçin neden tekrar tekrar okunacaktı Bu durumda tabii olarak Hz Peygamberin ki ben ona kurban olayım aciz çaresiz kimsesiz yetim öksüzlerle ilgili getirdiği değerler diğer canlılar ve tabiat ile ilgili daha önce yokken var ettiği müeyyideler bu ve benzeri daha pek çok değeri ihtiva eden İslâm medeniyetini kurarken tecelliyat ile vücut bulan ilâhî dehası ve mucizevî önderliği bütün ihtişamı ile üstü örtülü kalacaktı Nitekim öyle oldu Hasılı İslâm tarihi yazılmaya başladığı bin üç yüz küsur seneden beri bu Kitap bu konularda yapılmış ilk çalışmadır Şayet bu istikamette yeni çalışmaların başlamasına medar olursa kendini vazifesini yapmış sayacaktır Belki o zaman rahmete vesile olacaktır Vesselâm A M D