MejelleKitap fiyat karşılaştırma

İslam Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi — Ziya Kazıcı

İslam Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi
13,33
Tarih Araştırmaları

İslam Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi

Ziya Kazıcı

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2000-01-01520 sf.
160-235-0Türkçe
Teklif KitapEn ucuz

İslam Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi

Ziya Kazıcı

Medeniyetin maddî ve manevî bütün unsurlarını bünyesinde toplayıp geliştiren İslâm ilahi bir sistemdir Bu sebeple Müslümanlar ilahî vahyin tedricî bir surette geliştirmeye çalıştığı medenî anlayışı bir hayat nizamı olarak kabul ettiler Siyasî bir çevre içinde ortaya çıkan İslâm nev i şahsına münhasır bir özellik taşır Tabir caizse o ilahî bir medeniyettir Bu onun birçok müessesesinin temelinde ilahî hükümlerin bulunduğu mânâsına gelmektedir Bilindiği gibi İslâm Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi Hz Peygamber den bu yana geçen bütün Müslüman toplumların yaşayış tarzını ekonomik sosyal dinî idarî fikrî teknik vs gibi müesseselerini incelemektedir Bu sayede biz ilk Müslüman toplumlardan başlayıp günümüze kadar gelen ve değişik zaman ile mekân içindeki toplumun nasıl yaşadığını nasıl düşündüğünü neler yapmak istediğini neyi başarıp neyi başaramadığını tesbit etme imkânını bulmaktayız Bu bakımdan müesseseleri toplum ve devletlerin tarih sahnesinde kuruluş gelişme aldıkları şekil ve geçirdikleri merhaleleri gözler önüne seren canlı örnekler yekûnu diye tarif etmek mümkündür Bununla beraber İslâm müesseselerini ve dolayısıyla İslâm medeniyetini tanıyıp onun insanlığın hizmetine sunduğu imkânları tedkik edip gün ışığına çıkarmak sanıldığı kadar kolay bir şey değildir Bu araştırmamızda konuları dinî idarî iktisadî adlî teknik fennî ilmî ve siyasî gibi bölümlere ayırmadık Zira İslâm medeniyet ve teşkilâtlarını yukarıda belirtilen bir kategoride mütalaa etmek kanaatimizce konunun başka yönlerini eksik bırakmak olurdu Mesela Şeyhülislâm günümüz Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı nın bütün görevlerini üstlenmiş bir yetkilidir Bu bakımdan onun faaliyet ve yetki alanını sadece bir görevle sınırlamak mümkün değildir Aynı şekilde günümüz uygulamasına göre malî bir mükellefiyet olarak kabul edilmesi gereken zekât ve öşür aynı zamanda dinî birer vecibedirler Keza kadı bulunduğu şehrin hem adlî hem askerî hem de beledî yöneticisidir Bu sebeple kadılığı bu üç bölümden hangisine koyarsanız koyun öbür bölümlerde bir eksiklik meydana gelecektir Medeniyetin gelişmesinde gerekli olan ilim ve vasıtaları bakımından da durum böyledir Sözgelimi tıb hem insanların ızdırabını dindirmeye yönelik bir faaliyet alanı hem de insanlara hizmet sebebiyle Allah rızasını kazanma vesilesi olan bir alandır Bu sebeple biz müesseseleri bir ayırıma tabi tutmadan müstakil bölümler olarak ele almayı uygun bulduk Günümüz İslâm dünyasında İslâm medeniyeti ve müesseseleri ile ilgili birçok eserin yazıldığı ve araştırmanın yapıldığı bilinmektedir Fakat bütün bu araştırma ve eserlerde dikkati çeken husus hemen hemen hepsinin Müslüman Arap dünyasında kurulmuş devletlerin medeniyet ve müesseselerine ağırlık vermiş olmasıdır Sadece Abbâsîlerle olan münasebetlerinden dolayı Büyük Selçuklulardan biraz bahsedilir Bununla beraber İslâm dünyasının diğer devletleri Osmanlılar gibi tarafından geliştirilen ve âdeta başlı başına bir medeniyet olan Osmanlı medeniyet ve müesseselerine ya hiç veya çok az temas edilir Gördüğümüz kadarı ile bu durum dil ve kaynaklara ulaşılamamasından doğmaktadır Bu çalışmamızda Hz Peygamber döneminden başlamak üzere Müslüman Arap dünyasının medeniyet ve müesseseleri yanında tarihî seyri içinde diğer Müslüman ve Müslüman Türk Devletleri nin müesseselerine de yer verildi Özellikle bir kıta görünümündeki geniş topraklar üzerinde hakimiyetini tesis etmiş bulunan ve farklı din dil ırk örf ve âdetlere sahip toplulukları asırlarca adil bir şekilde idare etmiş olan Osmanlı Devleti teşkilâtına yeterince yer verdik Müslüman devletlerin hayatiyet sırlarını teşkil eden bu müesseseler arşiv belgeleri ile temel kaynaklann ışığı altında değerlendirildi Bu sebeple araştırmamızın büyük bir boşluğu dolduracağı kanaatindeyiz

Şehadet Kitap
414,80

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2020520 sf.
Şehadet Kitap

Medeniyetin maddî ve manevî bütün unsurlarını bünyesinde toplayıp geliştiren İslâm ilahi bir sistemdir Bu sebeple Müslümanlar ilahî vahyin tedricî bir surette geliştirmeye çalıştığı medenî anlayışı bir hayat nizamı olarak kabul ettiler Siyasî bir çevre içinde ortaya çıkan İslâm nev i şahsına münhasır bir özellik taşır Tabir caizse o ilahî bir medeniyettir Bu onun birçok müessesesinin temelinde ilahî hükümlerin bulunduğu mânâsına gelmektedir Bilindiği gibi İslâm Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi Hz Peygamber den bu yana geçen bütün Müslüman toplumların yaşayış tarzını ekonomik sosyal dinî idarî fikrî teknik vs gibi müesseselerini incelemektedir Bu sayede biz ilk Müslüman toplumlardan başlayıp günümüze kadar gelen ve değişik zaman ile mekân içindeki toplumun nasıl yaşadığını nasıl düşündüğünü neler yapmak istediğini neyi başarıp neyi başaramadığını tesbit etme imkânını bulmaktayız Bu bakımdan müesseseleri toplum ve devletlerin tarih sahnesinde kuruluş gelişme aldıkları şekil ve geçirdikleri merhaleleri gözler önüne seren canlı örnekler yekûnu diye tarif etmek mümkündür Bununla beraber İslâm müesseselerini ve dolayısıyla İslâm medeniyetini tanıyıp onun insanlığın hizmetine sunduğu imkânları tedkik edip gün ışığına çıkarmak sanıldığı kadar kolay bir şey değildir Bu araştırmamızda konuları dinî idarî iktisadî adlî teknik fennî ilmî ve siyasî gibi bölümlere ayırmadık Zira İslâm medeniyet ve teşkilâtlarını yukarıda belirtilen bir kategoride mütalaa etmek kanaatimizce konunun başka yönlerini eksik bırakmak olurdu Mesela Şeyhülislâm günümüz Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı nın bütün görevlerini üstlenmiş bir yetkilidir Bu bakımdan onun faaliyet ve yetki alanını sadece bir görevle sınırlamak mümkün değildir Aynı şekilde günümüz uygulamasına göre malî bir mükellefiyet olarak kabul edilmesi gereken zekât ve öşür aynı zamanda dinî birer vecibedirler Keza kadı bulunduğu şehrin hem adlî hem askerî hem de beledî yöneticisidir Bu sebeple kadılığı bu üç bölümden hangisine koyarsanız koyun öbür bölümlerde bir eksiklik meydana gelecektir Medeniyetin gelişmesinde gerekli olan ilim ve vasıtaları bakımından da durum böyledir Sözgelimi tıb hem insanların ızdırabını dindirmeye yönelik bir faaliyet alanı hem de insanlara hizmet sebebiyle Allah rızasını kazanma vesilesi olan bir alandır Bu sebeple biz müesseseleri bir ayırıma tabi tutmadan müstakil bölümler olarak ele almayı uygun bulduk Günümüz İslâm dünyasında İslâm medeniyeti ve müesseseleri ile ilgili birçok eserin yazıldığı ve araştırmanın yapıldığı bilinmektedir Fakat bütün bu araştırma ve eserlerde dikkati çeken husus hemen hemen hepsinin Müslüman Arap dünyasında kurulmuş devletlerin medeniyet ve müesseselerine ağırlık vermiş olmasıdır Sadece Abbâsîlerle olan münasebetlerinden dolayı Büyük Selçuklulardan biraz bahsedilir Bununla beraber İslâm dünyasının diğer devletleri Osmanlılar gibi tarafından geliştirilen ve âdeta başlı başına bir medeniyet olan Osmanlı medeniyet ve müesseselerine ya hiç veya çok az temas edilir Gördüğümüz kadarı ile bu durum dil ve kaynaklara ulaşılamamasından doğmaktadır Bu çalışmamızda Hz Peygamber döneminden başlamak üzere Müslüman Arap dünyasının medeniyet ve müesseseleri yanında tarihî seyri içinde diğer Müslüman ve Müslüman Türk Devletleri nin müesseselerine de yer verildi Özellikle bir kıta görünümündeki geniş topraklar üzerinde hakimiyetini tesis etmiş bulunan ve farklı din dil ırk örf ve âdetlere sahip toplulukları asırlarca adil bir şekilde idare etmiş olan Osmanlı Devleti teşkilâtına yeterince yer verdik Müslüman devletlerin hayatiyet sırlarını teşkil eden bu müesseseler arşiv belgeleri ile temel kaynaklann ışığı altında değerlendirildi Bu sebeple araştırmamızın büyük bir boşluğu dolduracağı kanaatindeyiz

435,20

İslam Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi

Ziya Kazıcı

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2020-03-0421. baskı520 sf.
Karton160-235-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Medeniyetin maddî ve manevî bütün unsurlarını bünyesinde toplayıp geliştiren İslâm ilahi bir sistemdir Bu sebeple Müslümanlar ilahî vahyin tedricî bir surette geliştirmeye çalıştığı medenî anlayışı bir hayat nizamı olarak kabul ettiler Siyasî bir çevre içinde ortaya çıkan İslâm nev i şahsına münhasır bir özellik taşır Tabir caizse o ilahî bir medeniyettir Bu onun birçok müessesesinin temelinde ilahî hükümlerin bulunduğu mânâsına gelmektedir Bilindiği gibi İslâm Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi Hz Peygamber den bu yana geçen bütün Müslüman toplumların yaşayış tarzını ekonomik sosyal dinî idarî fikrî teknik vs gibi müesseselerini incelemektedir Bu sayede biz ilk Müslüman toplumlardan başlayıp günümüze kadar gelen ve değişik zaman ile mekân içindeki toplumun nasıl yaşadığını nasıl düşündüğünü neler yapmak istediğini neyi başarıp neyi başaramadığını tesbit etme imkânını bulmaktayız Bu bakımdan müesseseleri toplum ve devletlerin tarih sahnesinde kuruluş gelişme aldıkları şekil ve geçirdikleri merhaleleri gözler önüne seren canlı örnekler yekûnu diye tarif etmek mümkündür Bununla beraber İslâm müesseselerini ve dolayısıyla İslâm medeniyetini tanıyıp onun insanlığın hizmetine sunduğu imkânları tedkik edip gün ışığına çıkarmak sanıldığı kadar kolay bir şey değildir Bu araştırmamızda konuları dinî idarî iktisadî adlî teknik fennî ilmî ve siyasî gibi bölümlere ayırmadık Zira İslâm medeniyet ve teşkilâtlarını yukarıda belirtilen bir kategoride mütalaa etmek kanaatimizce konunun başka yönlerini eksik bırakmak olurdu Mesela Şeyhülislâm günümüz Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı nın bütün görevlerini üstlenmiş bir yetkilidir Bu bakımdan onun faaliyet ve yetki alanını sadece bir görevle sınırlamak mümkün değildir Aynı şekilde günümüz uygulamasına göre malî bir mükellefiyet olarak kabul edilmesi gereken zekât ve öşür aynı zamanda dinî birer vecibedirler Keza kadı bulunduğu şehrin hem adlî hem askerî hem de beledî yöneticisidir Bu sebeple kadılığı bu üç bölümden hangisine koyarsanız koyun öbür bölümlerde bir eksiklik meydana gelecektir Medeniyetin gelişmesinde gerekli olan ilim ve vasıtaları bakımından da durum böyledir Sözgelimi tıb hem insanların ızdırabını dindirmeye yönelik bir faaliyet alanı hem de insanlara hizmet sebebiyle Allah rızasını kazanma vesilesi olan bir alandır Bu sebeple biz müesseseleri bir ayırıma tabi tutmadan müstakil bölümler olarak ele almayı uygun bulduk Günümüz İslâm dünyasında İslâm medeniyeti ve müesseseleri ile ilgili birçok eserin yazıldığı ve araştırmanın yapıldığı bilinmektedir Fakat bütün bu araştırma ve eserlerde dikkati çeken husus hemen hemen hepsinin Müslüman Arap dünyasında kurulmuş devletlerin medeniyet ve müesseselerine ağırlık vermiş olmasıdır Sadece Abbâsîlerle olan münasebetlerinden dolayı Büyük Selçuklulardan biraz bahsedilir Bununla beraber İslâm dünyasının diğer devletleri Osmanlılar gibi tarafından geliştirilen ve âdeta başlı başına bir medeniyet olan Osmanlı medeniyet ve müesseselerine ya hiç veya çok az temas edilir Gördüğümüz kadarı ile bu durum dil ve kaynaklara ulaşılamamasından doğmaktadır Bu çalışmamızda Hz Peygamber döneminden başlamak üzere Müslüman Arap dünyasının medeniyet ve müesseseleri yanında tarihî seyri içinde diğer Müslüman ve Müslüman Türk Devletleri nin müesseselerine de yer verildi Özellikle bir kıta görünümündeki geniş topraklar üzerinde hakimiyetini tesis etmiş bulunan ve farklı din dil ırk örf ve âdetlere sahip toplulukları asırlarca adil bir şekilde idare etmiş olan Osmanlı Devleti teşkilâtına yeterince yer verdik Müslüman devletlerin hayatiyet sırlarını teşkil eden bu müesseseler arşiv belgeleri ile temel kaynaklann ışığı altında değerlendirildi Bu sebeple araştırmamızın büyük bir boşluğu dolduracağı kanaatindeyiz

Benli Kitap
510,00

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2020-03-0421. baskı520 sf.
Karton160-235-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

Medeniyetin maddî ve manevî bütün unsurlarını bünyesinde toplayıp geliştiren İslâm ilahi bir sistemdir Bu sebeple Müslümanlar ilahî vahyin tedricî bir surette geliştirmeye çalıştığı medenî anlayışı bir hayat nizamı olarak kabul ettiler Siyasî bir çevre içinde ortaya çıkan İslâm nev i şahsına münhasır bir özellik taşır Tabir caizse o ilahî bir medeniyettir Bu onun birçok müessesesinin temelinde ilahî hükümlerin bulunduğu mânâsına gelmektedir Bilindiği gibi İslâm Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi Hz Peygamber den bu yana geçen bütün Müslüman toplumların yaşayış tarzını ekonomik sosyal dinî idarî fikrî teknik vs gibi müesseselerini incelemektedir Bu sayede biz ilk Müslüman toplumlardan başlayıp günümüze kadar gelen ve değişik zaman ile mekân içindeki toplumun nasıl yaşadığını nasıl düşündüğünü neler yapmak istediğini neyi başarıp neyi başaramadığını tesbit etme imkânını bulmaktayız Bu bakımdan müesseseleri toplum ve devletlerin tarih sahnesinde kuruluş gelişme aldıkları şekil ve geçirdikleri merhaleleri gözler önüne seren canlı örnekler yekûnu diye tarif etmek mümkündür Bununla beraber İslâm müesseselerini ve dolayısıyla İslâm medeniyetini tanıyıp onun insanlığın hizmetine sunduğu imkânları tedkik edip gün ışığına çıkarmak sanıldığı kadar kolay bir şey değildir Bu araştırmamızda konuları dinî idarî iktisadî adlî teknik fennî ilmî ve siyasî gibi bölümlere ayırmadık Zira İslâm medeniyet ve teşkilâtlarını yukarıda belirtilen bir kategoride mütalaa etmek kanaatimizce konunun başka yönlerini eksik bırakmak olurdu Mesela Şeyhülislâm günümüz Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı nın bütün görevlerini üstlenmiş bir yetkilidir Bu bakımdan onun faaliyet ve yetki alanını sadece bir görevle sınırlamak mümkün değildir Aynı şekilde günümüz uygulamasına göre malî bir mükellefiyet olarak kabul edilmesi gereken zekât ve öşür aynı zamanda dinî birer vecibedirler Keza kadı bulunduğu şehrin hem adlî hem askerî hem de beledî yöneticisidir Bu sebeple kadılığı bu üç bölümden hangisine koyarsanız koyun öbür bölümlerde bir eksiklik meydana gelecektir Medeniyetin gelişmesinde gerekli olan ilim ve vasıtaları bakımından da durum böyledir Sözgelimi tıb hem insanların ızdırabını dindirmeye yönelik bir faaliyet alanı hem de insanlara hizmet sebebiyle Allah rızasını kazanma vesilesi olan bir alandır Bu sebeple biz müesseseleri bir ayırıma tabi tutmadan müstakil bölümler olarak ele almayı uygun bulduk Günümüz İslâm dünyasında İslâm medeniyeti ve müesseseleri ile ilgili birçok eserin yazıldığı ve araştırmanın yapıldığı bilinmektedir Fakat bütün bu araştırma ve eserlerde dikkati çeken husus hemen hemen hepsinin Müslüman Arap dünyasında kurulmuş devletlerin medeniyet ve müesseselerine ağırlık vermiş olmasıdır Sadece Abbâsîlerle olan münasebetlerinden dolayı Büyük Selçuklulardan biraz bahsedilir Bununla beraber İslâm dünyasının diğer devletleri Osmanlılar gibi tarafından geliştirilen ve âdeta başlı başına bir medeniyet olan Osmanlı medeniyet ve müesseselerine ya hiç veya çok az temas edilir Gördüğümüz kadarı ile bu durum dil ve kaynaklara ulaşılamamasından doğmaktadır Bu çalışmamızda Hz Peygamber döneminden başlamak üzere Müslüman Arap dünyasının medeniyet ve müesseseleri yanında tarihî seyri içinde diğer Müslüman ve Müslüman Türk Devletleri nin müesseselerine de yer verildi Özellikle bir kıta görünümündeki geniş topraklar üzerinde hakimiyetini tesis etmiş bulunan ve farklı din dil ırk örf ve âdetlere sahip toplulukları asırlarca adil bir şekilde idare etmiş olan Osmanlı Devleti teşkilâtına yeterince yer verdik Müslüman devletlerin hayatiyet sırlarını teşkil eden bu müesseseler arşiv belgeleri ile temel kaynaklann ışığı altında değerlendirildi Bu sebeple araştırmamızın büyük bir boşluğu dolduracağı kanaatindeyiz

Ekin Kitap
523,60

MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ VAKFI

2020544 sf.
Ekin Kitap

Tarihten günümüze kadar insanın bulunduğu her yerde az veya çok medenileşme hareketinin görüldüğü bilinen bir gerçektir Bu bakımdan günümüze gelinceye kadar birbirinden farklı kaç medeniyetin geldiği kesin olarak bilinmemektedir İslam dinini kabul eden milletlerin el birliği ile meydana getirdikleri İslam medeniyeti Asya Afrika ve Avrupa nın önemli bir kısmında hakimiyetini kurmuştu Bu medeniyet özellikle günümüz Avrupa sının medeniyeti olarak Batı Medeniyeti nin gelişmesinde de önemli bir rol oynadı Bu durum normal karşılanmalıdır Zira tefekkür araştırma okuma ve ilimle uğraşmayı nafile ibadetlerden daha üstün tutan böylece ilmi teşvik eden alimin uykusunu daha değerlendiren bir dinin mensubu elbette ilimle meşgul olacaktır Bu uğraş ise medeniyet ve vasıtalarının gelişmesine yardımcı olacaktır Batı ilim akıl fen ve teknik imkânlar demek olan İslam Medeniyeti ile karşı karşıya geldiği zaman kendini çok zayıf ve güçsüz gördü Bu sebeple eksikliğini gidermek ve en azından insanca bir hayat sürmek için Müslümanlardan istifade yollarını aradı Avrupa an az 5 6 yol ve kapıdan kendisine ulaşan İslam Medeniyeti nden istifade etti Bu istifade esnasında İslam Medeniyeti nin unsurlarını kullandı O bu unsurları kullanırken farkına varmadan etkisinde de kaldı BodIey 1545 1613 in Rönesans ı İslamiyet e borçluyuz sözü bu gerçeği aile getirmektedir Bu eser İslam Medeniyet ve Müesseselerini temel kaynaklara dayanılarak ortaya koyan bir eserdir Müesseseler Hz Peygamber döneminden başlayarak kronolojik gelişmelere göre işlenmiştir