MejelleKitap fiyat karşılaştırma

İstanbul da Bir Sene — Mehmed Tevfik

İstanbul da Bir Sene
169,00
DiğerTarih Araştırma ve İnceleme Kitaplarıİstanbul Kitapları

İstanbul da Bir Sene

Mehmed Tevfik

Telemak

2024
İnce Kapak
Kitap AmbarıEn ucuz

İstanbul da Bir Sene

Mehmed Tevfik

Mehmed Tevfik 1843 1893 sözlü halk kültürünü gündelik dili ve bunun örneklerini kaleme almasıyla tanınmıştır Yaşadığı dönemin fıkralarını eskinin lâtife ve nüktelerinin derleyerek yarattığı sayısız metin folklorumuz için eşi bulunmaz bir arşiv teşkil eder İstanbul da Bir Sene 19 yüzyılın geleneklerini âdetlerini gündelik hayatının yaşayan bir envanterini çıkarır Çaylakçı modernitenin beğenileri nasıl dönüştürdüğünün yaşanan hızlı Batılılaşmanın eskiyi nasıl süratle unutturup tanınmaz hale getirdiğinin farkındadır Mehmed Tevfik in ancak beş faslını Tandırbaşı Helva Sohbeti Kağıthane Ramazan Geceleri Meyhane ve İstanbul Akşamcıları yayımlayabildiği çalışmasını Nuri Akbayar ın usta işi editörlüğünde özgün dilinde özgün taşbaskı resimleri eşliğinde sunuyoruz Tahrîr ve tasvir edeceğimiz âdât ve ahlâk ı kadîme i milliyyemizin eğlence kısmına âid şeylerdir ki teceddu d i etvâr ı zamân ile mahv olup gittiğini göru yoruz Mehmed Tevfik Mehmet Tevfik İstanbul da Bir Sene ismi altında neşrettiği bir seri kitapla âdetleri an aneleri eğlenceleri tespit etmek suretiyle farkında olmadan ve eksik ve gayri ilmî de olsa ilk folklor tetkiklerini vermiş oluyor Pertev Naili Boratav Tanıtım Bülteninden

Şehadet Kitap
195,20

Büyüyen Ay Yayınları

2023160 sf.
Şehadet Kitap

At meydanında Cerrah Ârif ustanın idaresi altında bulunan mahalle kahvesi o zamanlarca mahalle kahvesi değil gerçekten bir zarifler meclisi idi Ârif usta cerrahlıkta meşhur olup şöhreti münasebetiyle sünnet düğünlerinin ekserisine o gider ve ricâl i kibarla görüşürdü Kahvesi ise eski zaman usulü dört yanı minderli pike dükkânın içi müdevver kebîr tuğla ile döşeli olup ortada bir sehpa üzerinde bir büyük mangal her taraf temiz parıl parıl yanar Kahvehâne duvarlarındaki ufak dolaplarda envâ ı alât ı cerrahiye ve ustura ve havlu peşkir tertip üzere durur Kehrüba takımlı limon yasemin gül kiraz silme çubuklar elmas traş nargileler yerli yerinde sarı beyaz birkaç nev likenler duvarda asılı ve hatt ı nefîs ile bir levha olup onda da şu beyit yazılıydı Gönül ne kahve ister ne kahvehâne Gönül ahbâb ister kahve bahane Kahvenin ocağı ise nefis çinilerle süslü olup bir mükemmel salonun çiçekliği denecek kadar kahvehâneyi tezyin etmişti Geceleri yakmalık üzere o vakit kullanılan kandillerden büyük bir kandil üç kol sarı tel ile kahvehanenin tavanına asılı idi Ârif ustanın kendi yetiştirdiği bir kalfasıyla bir de çırağı olup kendisi cerrahlık ve satıcılık ile meşgul olduğundan kahvenin idâresini münhasıran kalfaya terk eylemişti Gönül ahbap ister kahve bahane demiştik kahveye müdâvemet eden ahbaplara gelince çoğu hâli vaktini uydurmuş işten güçten el çekmiş zevât olup gündüzleri orada birleşir yalnız letâif ü hikâyât ve tuhaf tuhaf musâhabetle vakit geçirirlerdi Kahvehane kapısından girildiği vakit karşıya gelen üst peykenin köşesi sinnine ilmine haysiyetine hürmeten Süleyman Râkımî Efendi ye münhasır idi Efendi o gün kahvehanede istediği ahbaplarını mevcut görünce neşesi bir kat daha arttı Hususen çırağın fağfûrî fincanve kafası zarfla âlâ döğülmüş Yemen kahvesinden pişirip getirdiği kahve efendinin keyfini yelpâzeledi Letâif kapısını açmak için efendi kahveyi alırken şu beyiti okudu Ehl i keyfe kahve verse tâzeler Ehl i keyfin keyfini yelpâzeler

Şehadet Kitap
200,00

Telemak Kitap

2024182 sf.
Şehadet Kitap

Çaylakçı Mehmet Tevfik 1843 1893 sözlü halk kültürünü gündelik dili ve bunun örneklerini kaleme almasıyla tanınmıştır Yaşadığı dönemin fıkralarını eskinin lâtife ve nüktelerinin derleyerek yarattığı sayısız metin folklorumuz için eşi bulunmaz bir arşiv teşkil eder İstanbul da Bir Sene 19 yüzyılın geleneklerini âdetlerini gündelik hayatının yaşayan bir envanterini çıkarır Çaylakçı modernitenin beğenileri nasıl dönüştürdüğünün yaşanan hızlı Batılılaşmanın eskiyi nasıl süratle unutturup tanınmaz hale getirdiğinin farkındadır Mehmed Tevfik in ancak beş faslını Tandırbaşı Helva Sohbeti Kağıthane Ramazan Geceleri Meyhane ve İstanbul Akşamcıları yayımlayabildiği çalışmasını Nuri Akbayar ın usta işi editörlüğünde özgün dilinde özgün taşbaskı resimleri eşliğinde sunuyoruz Tahrîr ve tasvir edeceğimiz âdât ve ahlâk ı kadîme i milliyyemizin eğlence kısmına âid şeylerdir ki teceddu d i etvâr ı zamân ile mahv olup gittiğini göru yoruz Mehmed Tevfik Mehmet Tevfik İstanbul da Bir Sene ismi altında neşrettiği bir seri kitapla âdetleri an aneleri eğlenceleri tespit etmek suretiyle farkında olmadan ve eksik ve gayri ilmî de olsa ilk folklor tetkiklerini vermiş oluyor Pertev Naili Boratav Tevfik in İstanbul da Bir Sene adındaki dört kitabı cidden mühimdir ve eski İstanbul u tarif ve tavsif bakımından her zaman için bir kaynak olmak mahiyetini taşımaktadır Hilmi Yücebaş

Pandora
205,40

Telemak Yayınları

2024182 sf.
Pandora

Mehmed Tevfik 1843 1893 sözlü halk kültürünü gündelik dili ve bunun örneklerini kaleme almasıyla tanınmıştır Yaşadığı dönemin fıkralarını eskinin lâtife ve nüktelerinin derleyerek yarattığı sayısız metin folklorumuz için eşi bulunmaz bir arşiv teşkil eder İstanbul da Bir Sene 19 yüzyılın geleneklerini âdetlerini gündelik hayatının yaşayan bir envanterini çıkarır Çaylakçı modernitenin beğenileri nasıl dönüştürdüğünün yaşanan hızlı Batılılaşmanın eskiyi nasıl süratle unutturup tanınmaz hale getirdiğinin farkındadır Mehmed Tevfik in ancak beş faslını Tandırbaşı Helva Sohbeti Kağıthane Ramazan Geceleri Meyhane ve İstanbul Akşamcıları yayımlayabildiği çalışmasını Nuri Akbayar ın usta işi editörlüğünde özgün dilinde özgün taşbaskı resimleri eşliğinde sunuyoruz Tahrîr ve tasvir edeceğimiz âdât ve ahlâk ı kadîme i milliyyemizin eğlence kısmına âid şeylerdir ki teceddu d i etvâr ı zamân ile mahv olup gittiğini göru yoruz Mehmed Tevfik Mehmet Tevfik İstanbul da Bir Sene ismi altında neşrettiği bir seri kitapla âdetleri an aneleri eğlenceleri tespit etmek suretiyle farkında olmadan ve eksik ve gayri ilmî de olsa ilk folklor tetkiklerini vermiş oluyor Pertev Naili Boratav

Kitap Ambarı
208,00

Büyüyenay Yayınları

2023160 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

At meydanında Cerrah Ârif ustanın idaresi altında bulunan mahalle kahvesi o zamanlarca mahalle kahvesi değil gerçekten bir zarifler meclisi idi Ârif usta cerrahlıkta meşhur olup şöhreti münasebetiyle sünnet düğünlerinin ekserisine o gider ve ricâl i kibarla görüşürdü Kahvesi ise eski zaman usulü dört yanı minderli pike dükkânın içi müdevver kebîr tuğla ile döşeli olup ortada bir sehpa üzerinde bir büyük mangal her taraf temiz parıl parıl yanar Kahvehâne duvarlarındaki ufak dolaplarda envâ ı alât ı cerrahiye ve ustura ve havlu peşkir tertip üzere durur Kehrüba takımlı limon yasemin gül kiraz silme çubuklar elmas traş nargileler yerli yerinde sarı beyaz birkaç nev likenler duvarda asılı ve hatt ı nefîs ile bir levha olup onda da şu beyit yazılıydı Gönül ne kahve ister ne kahvehâne Gönül ahbâb ister kahve bahane Kahvenin ocağı ise nefis çinilerle süslü olup bir mükemmel salonun çiçekliği denecek kadar kahvehâneyi tezyin etmişti Geceleri yakmalık üzere o vakit kullanılan kandillerden büyük bir kandil üç kol sarı tel ile kahvehanenin tavanına asılı idi Ârif ustanın kendi yetiştirdiği bir kalfasıyla bir de çırağı olup kendisi cerrahlık ve satıcılık ile meşgul olduğundan kahvenin idâresini münhasıran kalfaya terk eylemişti Gönül ahbap ister kahve bahane demiştik kahveye müdâvemet eden ahbaplara gelince çoğu hâli vaktini uydurmuş işten güçten el çekmiş zevât olup gündüzleri orada birleşir yalnız letâif ü hikâyât ve tuhaf tuhaf musâhabetle vakit geçirirlerdi Kahvehane kapısından girildiği vakit karşıya gelen üst peykenin köşesi sinnine ilmine haysiyetine hürmeten Süleyman Râkımî Efendi ye münhasır idi Efendi o gün kahvehanede istediği ahbaplarını mevcut görünce neşesi bir kat daha arttı Hususen çırağın fağfûrî fincan ve kafası zarfla âlâ döğülmüş Yemen kahvesinden pişirip getirdiği kahve efendinin keyfini yelpâzeledi Letâif kapısını açmak için efendi kahveyi alırken şu beyiti okudu Ehl i keyfe kahve verse tâzeler Ehl i keyfin keyfini yelpâzeler Tanıtım Bülteninden

BKM Kitap
224,00

Büyüyen Ay Yayınları

2023160 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

At meydanında Cerrah Ârif ustanın idaresi altında bulunan mahalle kahvesi o zamanlarca mahalle kahvesi değil gerçekten bir zarifler meclisi idi Ârif usta cerrahlıkta meşhur olup şöhreti münasebetiyle sünnet düğünlerinin ekserisine o gider ve ricâl i kibarla görüşürdü Kahvesi ise eski zaman usulü dört yanı minderli pike dükkânın içi müdevver kebîr tuğla ile döşeli olup ortada bir sehpa üzerinde bir büyük mangal her taraf temiz parıl parıl yanar Kahvehâne duvarlarındaki ufak dolaplarda envâ ı alât ı cerrahiye ve ustura ve havlu peşkir tertip üzere durur Kehrüba takımlı limon yasemin gül kiraz silme çubuklar elmas traş nargileler yerli yerinde sarı beyaz birkaç nev likenler duvarda asılı ve hatt ı nefîs ile bir levha olup onda da şu beyit yazılıydı Gönül ne kahve ister ne kahvehâne Gönül ahbâb ister kahve bahane Kahvenin ocağı ise nefis çinilerle süslü olup bir mükemmel salonun çiçekliği denecek kadar kahvehâneyi tezyin etmişti Geceleri yakmalık üzere o vakit kullanılan kandillerden büyük bir kandil üç kol sarı tel ile kahvehanenin tavanına asılı idi Ârif ustanın kendi yetiştirdiği bir kalfasıyla bir de çırağı olup kendisi cerrahlık ve satıcılık ile meşgul olduğundan kahvenin idâresini münhasıran kalfaya terk eylemişti Gönül ahbap ister kahve bahane demiştik kahveye müdâvemet eden ahbaplara gelince çoğu hâli vaktini uydurmuş işten güçten el çekmiş zevât olup gündüzleri orada birleşir yalnız letâif ü hikâyât ve tuhaf tuhaf musâhabetle vakit geçirirlerdi Kahvehane kapısından girildiği vakit karşıya gelen üst peykenin köşesi sinnine ilmine haysiyetine hürmeten Süleyman Râkımî Efendi ye münhasır idi Efendi o gün kahvehanede istediği ahbaplarını mevcut görünce neşesi bir kat daha arttı Hususen çırağın fağfûrî fincan ve kafası zarfla âlâ döğülmüş Yemen kahvesinden pişirip getirdiği kahve efendinin keyfini yelpâzeledi Letâif kapısını açmak için efendi kahveyi alırken şu beyiti okudu Ehl i keyfe kahve verse tâzeler Ehl i keyfin keyfini yelpâzeler

Kitap Sepeti
224,00

Büyüyen Ay Yayınları

2023160 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

At meydanında Cerrah Ârif ustanın idaresi altında bulunan mahalle kahvesi o zamanlarca mahalle kahvesi değil gerçekten bir zarifler meclisi idi Ârif usta cerrahlıkta meşhur olup şöhreti münasebetiyle sünnet düğünlerinin ekserisine o gider ve ricâl i kibarla görüşürdü Kahvesi ise eski zaman usulü dört yanı minderli pike dükkânın içi müdevver kebîr tuğla ile döşeli olup ortada bir sehpa üzerinde bir büyük mangal her taraf temiz parıl parıl yanar Kahvehâne duvarlarındaki ufak dolaplarda envâ ı alât ı cerrahiye ve ustura ve havlu peşkir tertip üzere durur Kehrüba takımlı limon yasemin gül kiraz silme çubuklar elmas traş nargileler yerli yerinde sarı beyaz birkaç nev likenler duvarda asılı ve hatt ı nefîs ile bir levha olup onda da şu beyit yazılıydı Gönül ne kahve ister ne kahvehâneGönül ahbâb ister kahve bahaneKahvenin ocağı ise nefis çinilerle süslü olup bir mükemmel salonun çiçekliği denecek kadar kahvehâneyi tezyin etmişti Geceleri yakmalık üzere o vakit kullanılan kandillerden büyük bir kandil üç kol sarı tel ile kahvehanenin tavanına asılı idi Ârif ustanın kendi yetiştirdiği bir kalfasıyla bir de çırağı olup kendisi cerrahlık ve satıcılık ile meşgul olduğundan kahvenin idâresini münhasıran kalfaya terk eylemişti Gönül ahbap ister kahve bahane demiştik kahveye müdâvemet eden ahbaplara gelince çoğu hâli vaktini uydurmuş işten güçten el çekmiş zevât olup gündüzleri orada birleşir yalnız letâif ü hikâyât ve tuhaf tuhaf musâhabetle vakit geçirirlerdi Kahvehane kapısından girildiği vakit karşıya gelen üst peykenin köşesi sinnine ilmine haysiyetine hürmeten Süleyman Râkımî Efendi ye münhasır idi Efendi o gün kahvehanede istediği ahbaplarını mevcut görünce neşesi bir kat daha arttı Hususen çırağın fağfûrî fincan ve kafası zarfla âlâ döğülmüş Yemen kahvesinden pişirip getirdiği kahve efendinin keyfini yelpâzeledi Letâif kapısını açmak için efendi kahveyi alırken şu beyiti okudu Ehl i keyfe kahve verse tâzelerEhl i keyfin keyfini yelpâzeler

Pandora
236,80

Büyüyen Ay

2023
Pandora

At meydanında Cerrah Ârif ustanın idaresi altında bulunan mahalle kahvesi o zamanlarca mahalle kahvesi değil gerçekten bir zarifler meclisi idi Ârif usta cerrahlıkta meşhur olup şöhreti münasebetiyle sünnet düğünlerinin ekserisine o gider ve ricâl i kibarla görüşürdü Kahvesi ise eski zaman usulü dört yanı minderli pike dükkânın içi müdevver kebîr tuğla ile döşeli olup ortada bir sehpa üzerinde bir büyük mangal her taraf temiz parıl parıl yanar Kahvehâne duvarlarındaki ufak dolaplarda envâ ı alât ı cerrahiye ve ustura ve havlu peşkir tertip üzere durur Kehrüba takımlı limon yasemin gül kiraz silme çubuklar elmas traş nargileler yerli yerinde sarı beyaz birkaç nev likenler duvarda asılı ve hatt ı nefîs ile bir levha olup onda da şu beyit yazılıydı Gönül ne kahve ister ne kahvehâne Gönül ahbâb ister kahve bahane Kahvenin ocağı ise nefis çinilerle süslü olup bir mükemmel salonun çiçekliği denecek kadar kahvehâneyi tezyin etmişti Geceleri yakmalık üzere o vakit kullanılan kandillerden büyük bir kandil üç kol sarı tel ile kahvehanenin tavanına asılı idi Ârif ustanın kendi yetiştirdiği bir kalfasıyla bir de çırağı olup kendisi cerrahlık ve satıcılık ile meşgul olduğundan kahvenin idâresini münhasıran kalfaya terk eylemişti Gönül ahbap ister kahve bahane demiştik kahveye müdâvemet eden ahbaplara gelince çoğu hâli vaktini uydurmuş işten güçten el çekmiş zevât olup gündüzleri orada birleşir yalnız letâif ü hikâyât ve tuhaf tuhaf musâhabetle vakit geçirirlerdi Kahvehane kapısından girildiği vakit karşıya gelen üst peykenin köşesi sinnine ilmine haysiyetine hürmeten Süleyman Râkımî Efendi ye münhasır idi Efendi o gün kahvehanede istediği ahbaplarını mevcut görünce neşesi bir kat daha arttı Hususen çırağın fağfûrî fincan ve kafası zarfla âlâ döğülmüş Yemen kahvesinden pişirip getirdiği kahve efendinin keyfini yelpâzeledi Letâif kapısını açmak için efendi kahveyi alırken şu beyiti okudu Ehl i keyfe kahve verse tâzeler Ehl i keyfin keyfini yelpâzeler

Ucuz Kitap Al
256,00

Büyüyen Ay Yayınları

2023160 sf.
13.50x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Mehmed Tevfik tarafından kaleme alınan İstanbulda Bir Sene Büyüyen Ay Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor İstanbulda Bir Sene Mehmed Tevfik Kitap Özeti At meydanında Cerrah Ârif ustanın idaresi altında bulunan mahalle kahvesi o zamanlarca mahalle kahvesi değil gerçekten bir zarifler meclisi idi Ârif usta cerrahlıkta meşhur olup şöhreti münasebetiyle sünnet düğünlerinin ekserisine o gider ve ricâl i kibarla görüşürdü Kahvesi ise eski zaman usulü dört yanı minderli pike dükkânın içi müdevver kebîr tuğla ile döşeli olup ortada bir sehpa üzerinde bir büyük mangal her taraf temiz parıl parıl yanar Kahvehâne duvarlarındaki ufak dolaplarda envâ ı alât ı cerrahiye ve ustura ve havlu peşkir tertip üzere durur Kehrüba takımlı limon yasemin gül kiraz silme çubuklar elmas traş nargileler yerli yerinde sarı beyaz birkaç nev likenler duvarda asılı ve hatt ı nefîs ile bir levha olup onda da şu beyit yazılıydı Gönül ne kahve ister ne kahvehâne Gönül ahbâb ister kahve bahane Kahvenin ocağı ise nefis çinilerle süslü olup bir mükemmel salonun çiçekliği denecek kadar kahvehâneyi tezyin etmişti Geceleri yakmalık üzere o vakit kullanılan kandillerden büyük bir kandil üç kol sarı tel ile kahvehanenin tavanına asılı idi Ârif ustanın kendi yetiştirdiği bir kalfasıyla bir de çırağı olup kendisi cerrahlık ve satıcılık ile meşgul olduğundan kahvenin idâresini münhasıran kalfaya terk eylemişti Gönül ahbap ister kahve bahane demiştik kahveye müdâvemet eden ahbaplara gelince çoğu hâli vaktini uydurmuş işten güçten el çekmiş zevât olup gündüzleri orada birleşir yalnız letâif ü hikâyât ve tuhaf tuhaf musâhabetle vakit geçirirlerdi Kahvehane kapısından girildiği vakit karşıya gelen üst peykenin köşesi sinnine ilmine haysiyetine hürmeten Süleyman Râkımî Efendi ye münhasır idi Efendi o gün kahvehanede istediği ahbaplarını mevcut görünce neşesi bir kat daha arttı Hususen çırağın fağfûrî fincan ve kafası zarfla âlâ döğülmüş Yemen kahvesinden pişirip getirdiği kahve efendinin keyfini yelpâzeledi Letâif kapısını açmak için efendi kahveyi alırken şu beyiti okudu Ehl i keyfe kahve verse tâzeler Ehl i keyfin keyfini yelpâzeler Yayınevi Büyüyen Ay Yayınları Yazar Mehmed Tevfik Sayfa 160 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı 2023 Barkod 9786256394223 Kategori Araştırma İnceleme Diğer Tarih Kitapları

Nobel Kitap
272,00

Büyüyen Ay Yayınları

2023160 sf.
Nobel Kitap

At meydanında Cerrah Ârif ustanın idaresi altında bulunan mahalle kahvesi o zamanlarca mahalle kahvesi değil gerçekten bir zarifler meclisi idi Ârif usta cerrahlıkta meşhur olup şöhreti münasebetiyle sünnet düğünlerinin ekserisine o gider ve ricâl i kibarla görüşürdü Kahvesi ise eski zaman usulü dört yanı minderli pike dükkânın içi müdevver kebîr tuğla ile döşeli olup ortada bir sehpa üzerinde bir büyük mangal her taraf temiz parıl parıl yanar Kahvehâne duvarlarındaki ufak dolaplarda envâ ı alât ı cerrahiye ve ustura ve havlu peşkir tertip üzere durur Kehrüba takımlı limon yasemin gül kiraz silme çubuklar elmas traş nargileler yerli yerinde sarı beyaz birkaç nev likenler duvarda asılı ve hatt ı nefîs ile bir levha olup onda da şu beyit yazılıydı Gönül ne kahve ister ne kahvehâneGönül ahbâb ister kahve bahaneKahvenin ocağı ise nefis çinilerle süslü olup bir mükemmel salonun çiçekliği denecek kadar kahvehâneyi tezyin etmişti Geceleri yakmalık üzere o vakit kullanılan kandillerden büyük bir kandil üç kol sarı tel ile kahvehanenin tavanına asılı idi Ârif ustanın kendi yetiştirdiği bir kalfasıyla bir de çırağı olup kendisi cerrahlık ve satıcılık ile meşgul olduğundan kahvenin idâresini münhasıran kalfaya terk eylemişti Gönül ahbap ister kahve bahane demiştik kahveye müdâvemet eden ahbaplara gelince çoğu hâli vaktini uydurmuş işten güçten el çekmiş zevât olup gündüzleri orada birleşir yalnız letâif ü hikâyât ve tuhaf tuhaf musâhabetle vakit geçirirlerdi Kahvehane kapısından girildiği vakit karşıya gelen üst peykenin köşesi sinnine ilmine haysiyetine hürmeten Süleyman Râkımî Efendi ye münhasır idi Efendi o gün kahvehanede istediği ahbaplarını mevcut görünce neşesi bir kat daha arttı Hususen çırağın fağfûrî fincan ve kafası zarfla âlâ döğülmüş Yemen kahvesinden pişirip getirdiği kahve efendinin keyfini yelpâzeledi Letâif kapısını açmak için efendi kahveyi alırken şu beyiti okudu Ehl i keyfe kahve verse tâzelerEhl i keyfin keyfini yelpâzeler

D&R
288,00

Büyüyenay Yayınları

20231. baskı160 sf.
13,5 x 212. HamurTürkçe
D&R

At meydanında Cerrah Ârif ustanın idaresi altında bulunan mahalle kahvesi o zamanlarca mahalle kahvesi değil gerçekten bir zarifler meclisi idi Ârif usta cerrahlıkta meşhur olup şöhreti münasebetiyle sünnet düğünlerinin ekserisine o gider ve ricâl i kibarla görüşürdü Kahvesi ise eski zaman usulü dört yanı minderli pike dükkânın içi müdevver kebîr tuğla ile döşeli olup ortada bir sehpa üzerinde bir büyük mangal her taraf temiz parıl parıl yanar Kahvehâne duvarlarındaki ufak dolaplarda envâ ı alât ı cerrahiye ve ustura ve havlu peşkir tertip üzere durur Kehrüba takımlı limon yasemin gül kiraz silme çubuklar elmas traş nargileler yerli yerinde sarı beyaz birkaç nev likenler duvarda asılı ve hatt ı nefîs ile bir levha olup onda da şu beyit yazılıydı Gönül ne kahve ister ne kahvehâneGönül ahbâb ister kahve bahane Kahvenin ocağı ise nefis çinilerle süslü olup bir mükemmel salonun çiçekliği denecek kadar kahvehâneyi tezyin etmişti Geceleri yakmalık üzere o vakit kullanılan kandillerden büyük bir kandil üç kol sarı tel ile kahvehanenin tavanına asılı idi Ârif ustanın kendi yetiştirdiği bir kalfasıyla bir de çırağı olup kendisi cerrahlık ve satıcılık ile meşgul olduğundan kahvenin idâresini münhasıran kalfaya terk eylemişti Gönül ahbap ister kahve bahane demiştik kahveye müdâvemet eden ahbaplara gelince çoğu hâli vaktini uydurmuş işten güçten el çekmiş zevât olup gündüzleri orada birleşir yalnız letâif ü hikâyât ve tuhaf tuhaf musâhabetle vakit geçirirlerdi Kahvehane kapısından girildiği vakit karşıya gelen üst peykenin köşesi sinnine ilmine haysiyetine hürmeten Süleyman Râkımî Efendi ye münhasır idi Efendi o gün kahvehanede istediği ahbaplarını mevcut görünce neşesi bir kat daha arttı Hususen çırağın fağfûrî fincan ve kafası zarfla âlâ döğülmüş Yemen kahvesinden pişirip getirdiği kahve efendinin keyfini yelpâzeledi Letâif kapısını açmak için efendi kahveyi alırken şu beyiti okudu Ehl i keyfe kahve verse tâzelerEhl i keyfin keyfini yelpâzeler Tanıtım Bülteninden