İstanbul Efsanesi Helene 848 — Can Akkaynak

İstanbul Efsanesi Helene 848
Can AkkaynakAlakarga Sanat Yayınları
İstanbul Efsanesi Helene 848
Can AkkaynakGözünü yavaşça açtı Neredeyim diye mırıldandı Heyecanla etrafına baktı Acaba ölmüş müydü Vücudunu yokladı ağrı sızı haricinde kötü bir durumu yok gibiydi Ayağa kalkmaya çalıştı uzandığı yer samanlarla doluydu Derken bastığı zemin kaydı yine düştü Bu sefer ayağı sert bir zemine temas etti Topallayarak yürüdü Duvarlarda garip yazılar fısıltılar Mehmet Gazi İstanbul un taşlı sokaklarında sıradan bir gün yaşarken eline geçen gizemli bir defter onu beklenmedik bir yolculuğa sürükler Bir kuyunun karanlığında başlayan bu serüven onu Bizans ın kalbine 848 yılına Konstantinapol e götürecektir Orada onu karşılayan yalnızca eski freskler tılsımlı semboller değil altın saçlı mavi gözlü bir kadın Helene dir Tarih aşk gizem ve zamanın ötesine geçen bir karşılaşma Bu sadece bir yolculuk değil iki yürek iki çağ ve bir şehrin kesiştiği efsanevi bir hikâye

Alakarga Sanat Yayınları
Gözünü yavaşça açtı Neredeyim diye mırıldandı Heyecanla etrafına baktı Acaba ölmüş müydü Vücudunu yokladı ağrı sızı haricinde kötü bir durumu yok gibiydi Ayağa kalkmaya çalıştı uzandığı yer samanlarla doluydu Derken bastığı zemin kaydı yine düştü Bu sefer ayağı sert bir zemine temas etti Topallayarak yürüdü Duvarlarda garip yazılar fısıltılar Mehmet Gazi İstanbul un taşlı sokaklarında sıradan bir gün yaşarken eline geçen gizemli bir defter onu beklenmedik bir yolculuğa sürükler Bir kuyunun karanlığında başlayan bu serüven onu Bizans ın kalbine 848 yılına Konstantinapol e götürecektir Orada onu karşılayan yalnızca eski freskler tılsımlı semboller değil altın saçlı mavi gözlü bir kadın Helene dir Tarih aşk gizem ve zamanın ötesine geçen bir karşılaşma Bu sadece bir yolculuk değil iki yürek iki çağ ve bir şehrin kesiştiği efsanevi bir hikâye

Alakarga Sanat Yayınları
Gözünü yavaşça açtı Neredeyim diye mırıldandı Heyecanla etrafına baktı Acaba ölmüş müydü Vücudunu yokladı ağrı sızı haricinde kötü bir durumu yok gibiydi Ayağa kalkmaya çalıştı uzandığı yer samanlarla doluydu Derken bastığı zemin kaydı yine düştü Bu sefer ayağı sert bir zemine temas etti Topallayarak yürüdü Duvarlarda garip yazılar fısıltılar Mehmet Gazi İstanbul un taşlı sokaklarında sıradan bir gün yaşarken eline geçen gizemli bir defter onu beklenmedik bir yolculuğa sürükler Bir kuyunun karanlığında başlayan bu serüven onu Bizans ın kalbine 848 yılına Konstantinapol e götürecektir Orada onu karşılayan yalnızca eski freskler tılsımlı semboller değil altın saçlı mavi gözlü bir kadın Helene dir Tarih aşk gizem ve zamanın ötesine geçen bir karşılaşma Bu sadece bir yolculuk değil iki yürek iki çağ ve bir şehrin kesiştiği efsanevi bir hikâye