İstanbul Günlükleri ve Anadolu da Yolculuk Cilt 1 2 — Ulrich Jasper Seetzen

İstanbul Günlükleri ve Anadolu da Yolculuk Cilt 1 2
Ulrich Jasper SeetzenKitap Yayınevi
İstanbul Günlükleri ve Anadolu da Yolculuk Cilt 1 2
Ulrich Jasper SeetzenAlman seyyah Ulrich Jasper Seetzen 1802 de geldiği İstanbul da altı ay kaldıktan sonra Anadolu yolculuğunun ilk durağı olan Bursa ya gider Manisa üzerinden İzmir e ulaştıktan bir süre sonra da kervanla Halep e doğru yola koyulur Uşak Afyon Konya ve Antakya yı görüp dikkatini çeken her şeyi günlüğüne kaydeder Bir yılı aşkın süre Halep te kalarak Arapçayı iyi konuşacak kadar öğrenir Müslümanlığı kabul ettikten sonra da Cidde ve Mekke ye gidip hacı olur Artık Hacı Musa Efendi adıyla bilinmektedir 1811 in Eylül ayında Maskat a gitmek üzere El Muka dan ayrılırsa da iki gün sonra ölü bulunur Sana imamının emriyle yol arkadaşlarınca zehirlenmiş olduğu düşünülmektedir Seetzen in Türkçeye iki cilt halinde kazandırdığımız 800 sayfaya yakın hacimdeki eseri her şeyden önce III Selim dönemi İstanbul una ayırdığı neredeyse 400 sayfayla bir Batılının gözünden kentin günlük yaşamına dair o tarihe kadar yazılmış en ayrıntılı anlatıdır Kahvehaneler mesire yerlerinde yemek yiyip şarkılar söyleyerek ve halk oyunları oynayarak Paskalya yortularını kutlayan Rumlar ve Ermeniler Kürtlerin türküler söyleyerek yaptıkları halk oyunları kısbetlerini giymiş pehlivanların yağlıgüreş müsabakaları çocukların sokak oyunları Seetzen in dikkatle izleyip kaydettiği ayrıntılardır Yazar pamuklu dokumaların üretildiği boyandığı üzerlerine desenlerim basıldığı işyerlerini ipekli dokuma evlerini ipek bükümhanelerini top dökümhanesini gemi çapası atölyesini kiremit ve tuğla ocaklarını da gezer Zeytinyağı üretiminde ve imparatorluğun kahve kavurma işliğinde tahmis cam atölyelerinde çalışan işçilerin çektikleri güçlükleri ayrıntılarıyla anlatır bağa ve sedef kakmalı eşyalar üreten zanaatkârların saraçların nargile çubukları yapan ve lüleleri altın yaldızla kaplayan ustaların hünerlerini hayranlıkla seyreder Seetzen in yeni açılan Mühendishane Mektebi ile Üsküdar daki Türkçe eserler basan matbaa hakkında verdiği ayrıntılar ise bilim ve matbaacılık tarihimize katkı yapacak niteliktedir Yazar bentleri kente su ileten kemerleri sarnıçları inceler Galata Kulesi ne de çıkarak camilerin muazzam kubbeleri ile bezenmiş büyüleyici manzarayı seyreder Seetzen in Anadolu yolculuğu ise bizlere o dönemin Bursa Manisa İzmir Uşak Afyon Konya ve Antakya gibi şehirlerinin camileri pazar yerleri medrese tekke ve kütüphaneleri evleri bahçeleri hanları ve hamamları hakkında değerli bilgiler sağlar Yol güzergâhındaki yaşadığı eşkıya korkusunu yerel ayanların gücünü kıyı kesimlerinden Anadolu içlerine ilerledikçe yabancıları görmeye alışık olmayan ahalinin kuşkulu yaklaşımlarını ilginç gözlemleriyle aktarır Anadolu coğrafyasının yer yer büyüleyici atmosferini de çok güzel tasvir eder

Kitap Yayınevi
Alman seyyah Ulrich Jasper Seetzen 1802 de geldiği İstanbul da altı ay kaldıktan sonra Anadolu yolculuğunun ilk durağı olan Bursa ya gider Manisa üzerinden İzmir e ulaştıktan bir süre sonra da kervanla Halep e doğru yola koyulur Uşak Afyon Konya ve Antakya yı görüp dikkatini çeken her şeyi günlüğüne kaydeder Bir yılı aşkın süre Halep te kalarak Arapçayı iyi konuşacak kadar öğrenir Müslümanlığı kabul ettikten sonra da Cidde ve Mekke ye gidip hacı olur Artık Hacı Musa Efendi adıyla bilinmektedir 1811 in Eylül ayında Maskat a gitmek üzere El Muka dan ayrılırsa da iki gün sonra ölü bulunur Sana imamının emriyle yol arkadaşlarınca zehirlenmiş olduğu düşünülmektedir Seetzen in Türkçeye iki cilt halinde kazandırdığımız 800 sayfaya yakın hacimdeki eseri her şeyden önce III Selim dönemi İstanbul una ayırdığı neredeyse 400 sayfayla bir Batılının gözünden kentin günlük yaşamına dair o tarihe kadar yazılmış en ayrıntılı anlatıdır Kahvehaneler mesire yerlerinde yemek yiyip şarkılar söyleyerek ve halk oyunları oynayarak Paskalya yortularını kutlayan Rumlar ve Ermeniler Kürtlerin türküler söyleyerek yaptıkları halk oyunları kısbetlerini giymiş pehlivanların yağlıgüreş müsabakaları çocukların sokak oyunları Seetzen in dikkatle izleyip kaydettiği ayrıntılardır Yazar pamuklu dokumaların üretildiği boyandığı üzerlerine desenlerim basıldığı işyerlerini ipekli dokuma evlerini ipek bükümhanelerini top dökümhanesini gemi çapası atölyesini kiremit ve tuğla ocaklarını da gezer Zeytinyağı üretiminde ve imparatorluğun kahve kavurma işliğinde tahmis cam atölyelerinde çalışan işçilerin çektikleri güçlükleri ayrıntılarıyla anlatır bağa ve sedef kakmalı eşyalar üreten zanaatkârların saraçların nargile çubukları yapan ve lüleleri altın yaldızla kaplayan ustaların hünerlerini hayranlıkla seyreder Seetzen in yeni açılan Mühendishane Mektebi ile Üsküdar daki Türkçe eserler basan matbaa hakkında verdiği ayrıntılar ise bilim ve matbaacılık tarihimize katkı yapacak niteliktedir Yazar bentleri kente su ileten kemerleri sarnıçları inceler Galata Kulesi ne de çıkarak camilerin muazzam kubbeleri ile bezenmiş büyüleyici manzarayı seyreder Seetzen in Anadolu yolculuğu ise bizlere o dönemin Bursa Manisa İzmir Uşak Afyon Konya ve Antakya gibi şehirlerinin camileri pazar yerleri medrese tekke ve kütüphaneleri evleri bahçeleri hanları ve hamamları hakkında değerli bilgiler sağlar Yol güzergâhındaki yaşadığı eşkıya korkusunu yerel ayanların gücünü kıyı kesimlerinden Anadolu içlerine ilerledikçe yabancıları görmeye alışık olmayan ahalinin kuşkulu yaklaşımlarını ilginç gözlemleriyle aktarır Anadolu coğrafyasının yer yer büyüleyici atmosferini de çok güzel tasvir eder

Kitap Yayınevi
çev. Selma Türkis Noyan
Alman seyyah Ulrich Jasper Seetzen 1802 de geldiği İstanbul da altı ay kaldıktan sonra Anadolu yolculuğunun ilk durağı olan Bursa ya gider Manisa üzerinden İzmir e ulaştıktan bir süre sonra da kervanla Halep e doğru yola koyulur Uşak Afyon Konya ve Antakya yı görüp dikkatini çeken her şeyi günlüğüne kaydeder Bir yılı aşkın süre Halep te kalarak Arapçayı iyi konuşacak kadar öğrenir Müslümanlığı kabul ettikten sonra da Cidde ve Mekke ye gidip hacı olur Artık Hacı Musa Efendi adıyla bilinmektedir 1811 in Eylül ayında Maskat a gitmek üzere El Muka dan ayrılırsa da iki gün sonra ölü bulunur Sana imamının emriyle yol arkadaşlarınca zehirlenmiş olduğu düşünülmektedir Seetzen in Türkçeye iki cilt halinde kazandırdığımız 800 sayfaya yakın hacimdeki eseri her şeyden önce III Selim dönemi İstanbul una ayırdığı neredeyse 400 sayfayla bir Batılının gözünden kentin günlük yaşamına dair o tarihe kadar yazılmış en ayrıntılı anlatıdır Kahvehaneler mesire yerlerinde yemek yiyip şarkılar söyleyerek ve halk oyunları oynayarak Paskalya yortularını kutlayan Rumlar ve Ermeniler Kürtlerin türküler söyleyerek yaptıkları halk oyunları kısbetlerini giymiş pehlivanların yağlıgüreş müsabakaları çocukların sokak oyunları Seetzen in dikkatle izleyip kaydettiği ayrıntılardır Yazar pamuklu dokumaların üretildiği boyandığı üzerlerine desenlerim basıldığı işyerlerini ipekli dokuma evlerini ipek bükümhanelerini top dökümhanesini gemi çapası atölyesini kiremit ve tuğla ocaklarını da gezer Zeytinyağı üretiminde ve imparatorluğun kahve kavurma işliğinde tahmis cam atölyelerinde çalışan işçilerin çektikleri güçlükleri ayrıntılarıyla anlatır bağa ve sedef kakmalı eşyalar üreten zanaatkârların saraçların nargile çubukları yapan ve lüleleri altın yaldızla kaplayan ustaların hünerlerini hayranlıkla seyreder Seetzen in yeni açılan Mühendishane Mektebi ile Üsküdar daki Türkçe eserler basan matbaa hakkında verdiği ayrıntılar ise bilim ve matbaacılık tarihimize katkı yapacak niteliktedir Yazar bentleri kente su ileten kemerleri sarnıçları inceler Galata Kulesi ne de çıkarak camilerin muazzam kubbeleri ile bezenmiş büyüleyici manzarayı seyreder Seetzen in Anadolu yolculuğu ise bizlere o dönemin Bursa Manisa İzmir Uşak Afyon Konya ve Antakya gibi şehirlerinin camileri pazar yerleri medrese tekke ve kütüphaneleri evleri bahçeleri hanları ve hamamları hakkında değerli bilgiler sağlar Yol güzergâhındaki yaşadığı eşkıya korkusunu yerel ayanların gücünü kıyı kesimlerinden Anadolu içlerine ilerledikçe yabancıları görmeye alışık olmayan ahalinin kuşkulu yaklaşımlarını ilginç gözlemleriyle aktarır Anadolu coğrafyasının yer yer büyüleyici atmosferini de çok güzel tasvir eder

Kitap Yayınevi
Alman seyyah Ulrich Jasper Seetzen 1802 de geldiği İstanbul da altı ay kaldıktan sonra Anadolu yolculuğunun ilk durağı olan Bursa ya gider Manisa üzerinden İzmir e ulaştıktan bir süre sonra da kervanla Halep e doğru yola koyulur Uşak Afyon Konya ve Antakya yı görüp dikkatini çeken her şeyi günlüğüne kaydeder Bir yılı aşkın süre Halep te kalarak Arapçayı iyi konuşacak kadar öğrenir Müslümanlığı kabul ettikten sonra da Cidde ve Mekke ye gidip hacı olur Artık Hacı Musa Efendi adıyla bilinmektedir 1811 in Eylül ayında Maskat a gitmek üzere El Muka dan ayrılırsa da iki gün sonra ölü bulunur Sana imamının emriyle yol arkadaşlarınca zehirlenmiş olduğu düşünülmektedir Seetzen in Türkçeye iki cilt halinde kazandırdığımız 800 sayfaya yakın hacimdeki eseri her şeyden önce III Selim dönemi İstanbul una ayırdığı neredeyse 400 sayfayla bir Batılının gözünden kentin günlük yaşamına dair o tarihe kadar yazılmış en ayrıntılı anlatıdır Kahvehaneler mesire yerlerinde yemek yiyip şarkılar söyleyerek ve halk oyunları oynayarak Paskalya yortularını kutlayan Rumlar ve Ermeniler Kürtlerin türküler söyleyerek yaptıkları halk oyunları kısbetlerini giymiş pehlivanların yağlıgüreş müsabakaları çocukların sokak oyunları Seetzen in dikkatle izleyip kaydettiği ayrıntılardır Yazar pamuklu dokumaların üretildiği boyandığı üzerlerine desenlerim basıldığı işyerlerini ipekli dokuma evlerini ipek bükümhanelerini top dökümhanesini gemi çapası atölyesini kiremit ve tuğla ocaklarını da gezer Zeytinyağı üretiminde ve imparatorluğun kahve kavurma işliğinde tahmis cam atölyelerinde çalışan işçilerin çektikleri güçlükleri ayrıntılarıyla anlatır bağa ve sedef kakmalı eşyalar üreten zanaatkârların saraçların nargile çubukları yapan ve lüleleri altın yaldızla kaplayan ustaların hünerlerini hayranlıkla seyreder Seetzen in yeni açılan Mühendishane Mektebi ile Üsküdar daki Türkçe eserler basan matbaa hakkında verdiği ayrıntılar ise bilim ve matbaacılık tarihimize katkı yapacak niteliktedir Yazar bentleri kente su ileten kemerleri sarnıçları inceler Galata Kulesi ne de çıkarak camilerin muazzam kubbeleri ile bezenmiş büyüleyici manzarayı seyreder Seetzen in Anadolu yolculuğu ise bizlere o dönemin Bursa Manisa İzmir Uşak Afyon Konya ve Antakya gibi şehirlerinin camileri pazar yerleri medrese tekke ve kütüphaneleri evleri bahçeleri hanları ve hamamları hakkında değerli bilgiler sağlar Yol güzergâhındaki yaşadığı eşkıya korkusunu yerel ayanların gücünü kıyı kesimlerinden Anadolu içlerine ilerledikçe yabancıları görmeye alışık olmayan ahalinin kuşkulu yaklaşımlarını ilginç gözlemleriyle aktarır Anadolu coğrafyasının yer yer büyüleyici atmosferini de çok güzel tasvir eder

KİTAP YAYINEVİ
çev. Selma Türkis Noyan
Alman seyyah Ulrich Jasper Seetzen 1802 de geldiği İstanbul da altı ay kaldıktan sonra Anadolu yolculuğunun ilk durağı olan Bursa ya gider Manisa üzerinden İzmir e ulaştıktan bir süre sonra da kervanla Halep e doğru yola koyulur Uşak Afyon Konya ve Antakya yı görüp dikkatini çeken her şeyi günlüğüne kaydeder Bir yılı aşkın süre Halep te kalarak Arapçayı iyi konuşacak kadar öğrenir Müslümanlığı kabul ettikten sonra da Cidde ve Mekke ye gidip hacı olur Artık Hacı Musa Efendi adıyla bilinmektedir 1811 in Eylül ayında Maskat a gitmek üzere El Muka dan ayrılırsa da iki gün sonra ölü bulunur Sana imamının emriyle yol arkadaşlarınca zehirlenmiş olduğu düşünülmektedir Seetzen in Türkçeye iki cilt halinde kazandırdığımız 800 sayfaya yakın hacimdeki eseri her şeyden önce III Selim dönemi İstanbul una ayırdığı neredeyse 400 sayfayla bir Batılının gözünden kentin günlük yaşamına dair o tarihe kadar yazılmış en ayrıntılı anlatıdır Kahvehaneler mesire yerlerinde yemek yiyip şarkılar söyleyerek ve halk oyunları oynayarak Paskalya yortularını kutlayan Rumlar ve Ermeniler Kürtlerin türküler söyleyerek yaptıkları halk oyunları kısbetlerini giymiş pehlivanların yağlıgüreş müsabakaları çocukların sokak oyunları Seetzen in dikkatle izleyip kaydettiği ayrıntılardır Yazar pamuklu dokumaların üretildiği boyandığı üzerlerine desenlerim basıldığı işyerlerini ipekli dokuma evlerini ipek bükümhanelerini top dökümhanesini gemi çapası atölyesini kiremit ve tuğla ocaklarını da gezer Zeytinyağı üretiminde ve imparatorluğun kahve kavurma işliğinde tahmis cam atölyelerinde çalışan işçilerin çektikleri güçlükleri ayrıntılarıyla anlatır bağa ve sedef kakmalı eşyalar üreten zanaatkârların saraçların nargile çubukları yapan ve lüleleri altın yaldızla kaplayan ustaların hünerlerini hayranlıkla seyreder Seetzen in yeni açılan Mühendishane Mektebi ile Üsküdar daki Türkçe eserler basan matbaa hakkında verdiği ayrıntılar ise bilim ve matbaacılık tarihimize katkı yapacak niteliktedir Yazar bentleri kente su ileten kemerleri sarnıçları inceler Galata Kulesi ne de çıkarak camilerin muazzam kubbeleri ile bezenmiş büyüleyici manzarayı seyreder Seetzen in Anadolu yolculuğu ise bizlere o dönemin Bursa Manisa İzmir Uşak Afyon Konya ve Antakya gibi şehirlerinin camileri pazar yerleri medrese tekke ve kütüphaneleri evleri bahçeleri hanları ve hamamları hakkında değerli bilgiler sağlar Yol güzergâhındaki yaşadığı eşkıya korkusunu yerel ayanların gücünü kıyı kesimlerinden Anadolu içlerine ilerledikçe yabancıları görmeye alışık olmayan ahalinin kuşkulu yaklaşımlarını ilginç gözlemleriyle aktarır Anadolu coğrafyasının yer yer büyüleyici atmosferini de çok güzel tasvir eder

Kitap Yayınevi
çev. Noyan, Selma Türkis
Alman seyyah Ulrich Jasper Seetzen 1802 de geldiği İstanbul da altı ay kaldıktan sonra Anadolu yolculuğunun ilk durağı olan Bursa ya gider Manisa üzerinden İzmir e ulaştıktan bir süre sonra da kervanla Halep e doğru yola koyulur Uşak Afyon Konya ve Antakya yı görüp dikkatini çeken her şeyi günlüğüne kaydeder Bir yılı aşkın süre Halep te kalarak Arapçayı iyi konuşacak kadar öğrenir Müslümanlığı kabul ettikten sonra da Cidde ve Mekke ye gidip hacı olur Artık Hacı Musa Efendi adıyla bilinmektedir 1811 in Eylül ayında Maskat a gitmek üzere El Muka dan ayrılırsa da iki gün sonra ölü bulunur Sana imamının emriyle yol arkadaşlarınca zehirlenmiş olduğu düşünülmektedir Seetzen in Türkçeye iki cilt halinde kazandırdığımız 800 sayfaya yakın hacimdeki eseri her şeyden önce III Selim dönemi İstanbul una ayırdığı neredeyse 400 sayfayla bir Batılının gözünden kentin günlük yaşamına dair o tarihe kadar yazılmış en ayrıntılı anlatıdır Kahvehaneler mesire yerlerinde yemek yiyip şarkılar söyleyerek ve halk oyunları oynayarak Paskalya yortularını kutlayan Rumlar ve Ermeniler Kürtlerin türküler söyleyerek yaptıkları halk oyunları kısbetlerini giymiş pehlivanların yağlıgüreş müsabakaları çocukların sokak oyunları Seetzen in dikkatle izleyip kaydettiği ayrıntılardır Yazar pamuklu dokumaların üretildiği boyandığı üzerlerine desenlerim basıldığı işyerlerini ipekli dokuma evlerini ipek bükümhanelerini top dökümhanesini gemi çapası atölyesini kiremit ve tuğla ocaklarını da gezer Zeytinyağı üretiminde ve imparatorluğun kahve kavurma işliğinde tahmis cam atölyelerinde çalışan işçilerin çektikleri güçlükleri ayrıntılarıyla anlatır bağa ve sedef kakmalı eşyalar üreten zanaatkârların saraçların nargile çubukları yapan ve lüleleri altın yaldızla kaplayan ustaların hünerlerini hayranlıkla seyreder Seetzen in yeni açılan Mühendishane Mektebi ile Üsküdar daki Türkçe eserler basan matbaa hakkında verdiği ayrıntılar ise bilim ve matbaacılık tarihimize katkı yapacak niteliktedir Yazar bentleri kente su ileten kemerleri sarnıçları inceler Galata Kulesi ne de çıkarak camilerin muazzam kubbeleri ile bezenmiş büyüleyici manzarayı seyreder Seetzen in Anadolu yolculuğu ise bizlere o dönemin Bursa Manisa İzmir Uşak Afyon Konya ve Antakya gibi şehirlerinin camileri pazar yerleri medrese tekke ve kütüphaneleri evleri bahçeleri hanları ve hamamları hakkında değerli bilgiler sağlar Yol güzergâhındaki yaşadığı eşkıya korkusunu yerel ayanların gücünü kıyı kesimlerinden Anadolu içlerine ilerledikçe yabancıları görmeye alışık olmayan ahalinin kuşkulu yaklaşımlarını ilginç gözlemleriyle aktarır Anadolu coğrafyasının yer yer büyüleyici atmosferini de çok güzel tasvir eder

Kitap Yayınevi
Alman seyyah Ulrich Jasper Seetzen 1802 de geldiği İstanbul da altı ay kaldıktan sonra Anadolu yolculuğunun ilk durağı olan Bursa ya gider Manisa üzerinden İzmir e ulaştıktan bir süre sonra da kervanla Halep e doğru yola koyulur Uşak Afyon Konya ve Antakya yı görüp dikkatini çeken her şeyi günlüğüne kaydeder Bir yılı aşkın süre Halep te kalarak Arapçayı iyi konuşacak kadar öğrenir Müslümanlığı kabul ettikten sonra da Cidde ve Mekke ye gidip hacı olur Artık Hacı Musa Efendi adıyla bilinmektedir 1811 in Eylül ayında Maskat a gitmek üzere El Muka dan ayrılırsa da iki gün sonra ölü bulunur Sana imamının emriyle yol arkadaşlarınca zehirlenmiş olduğu düşünülmektedir Seetzen in Türkçeye iki cilt halinde kazandırdığımız 800 sayfaya yakın hacimdeki eseri her şeyden önce III Selim dönemi İstanbul una ayırdığı neredeyse 400 sayfayla bir Batılının gözünden kentin günlük yaşamına dair o tarihe kadar yazılmış en ayrıntılı anlatıdır Kahvehaneler mesire yerlerinde yemek yiyip şarkılar söyleyerek ve halk oyunları oynayarak Paskalya yortularını kutlayan Rumlar ve Ermeniler Kürtlerin türküler söyleyerek yaptıkları halk oyunları kısbetlerini giymiş pehlivanların yağlıgüreş müsabakaları çocukların sokak oyunları Seetzen in dikkatle izleyip kaydettiği ayrıntılardır Yazar pamuklu dokumaların üretildiği boyandığı üzerlerine desenlerim basıldığı işyerlerini ipekli dokuma evlerini ipek bükümhanelerini top dökümhanesini gemi çapası atölyesini kiremit ve tuğla ocaklarını da gezer Zeytinyağı üretiminde ve imparatorluğun kahve kavurma işliğinde tahmis cam atölyelerinde çalışan işçilerin çektikleri güçlükleri ayrıntılarıyla anlatır bağa ve sedef kakmalı eşyalar üreten zanaatkârların saraçların nargile çubukları yapan ve lüleleri altın yaldızla kaplayan ustaların hünerlerini hayranlıkla seyreder Seetzen in yeni açılan Mühendishane Mektebi ile Üsküdar daki Türkçe eserler basan matbaa hakkında verdiği ayrıntılar ise bilim ve matbaacılık tarihimize katkı yapacak niteli