İstanbul Hikayeleri — Metin Önal Mengüşoğlu

İstanbul Hikayeleri
Metin Önal Mengüşoğluİlke Yayıncılık
İstanbul Hikayeleri
Metin Önal MengüşoğluVe tam Cağaloğlu Yokuşu nu tırmanırken Sezai Karakoç çıkmasın mı karşıma İşte yukarıdan aşağıya doğru geliyordu Eyvah şimdi ne yapacaklardı Nasıl edip ondan saklanacaklardı Belki çoktan kendilerini görmüştü bile İşte işte üzerine doğru geliyor Bakışları da bizimkilere saplanmış vaziyette Kaçamazlardı Aynı hizadaydılar artık Yürüyüş tempoları hiç düşmemiş Birbirlerini selamlayarak yollarına devam etmişlerdi Bu zorlu sınavı atlatmışlardı yani Sezai Karakoç hafif ama çok hafif yani şöyle belli belirsiz son derece ince bir tebessüme neredeyse milimetrik bir baş eğmeyi bitiştirerek bu tanıdık yüzleri yanlarında taşıyan gençleri selamlamıştı

İlke Yayıncılık
Ve tam Cağaloğlu Yokuşu nu tırmanırken Sezai Karakoç çıkmasın mı karşıma İşte yukarıdan aşağıya doğru geliyordu Eyvah şimdi ne yapacaklardı Nasıl edip ondan saklanacaklardı Belki çoktan kendilerini görmüştü bile İşte işte üzerine doğru geliyor Bakışları da bizimkilere saplanmış vaziyette Kaçamazlardı Aynı hizadaydılar artık Yürüyüş tempoları hiç düşmemiş Birbirlerini selamlayarak yollarına devam etmişlerdi Bu zorlu sınavı atlatmışlardı yani Sezai Karakoç hafif ama çok hafif yani şöyle belli belirsiz son derece ince bir tebessüme neredeyse milimetrik bir baş eğmeyi bitiştirerek bu tanıdık yüzleri yanlarında taşıyan gençleri selamlamıştı

İlke Yayıncılık
Ve tam Cağaloğlu Yokuşu nu tırmanırken Sezai Karakoç çıkmasın mı karşıma İşte yukarıdan aşağıya doğru geliyordu Eyvah şimdi ne yapacaklardı Nasıl edip ondan saklanacaklardı Belki çoktan kendilerini görmüştü bile İşte işte üzerine doğru geliyor Bakışları da bizimkilere saplanmış vaziyette Kaçamazlardı Aynı hizadaydılar artık Yürüyüş tempoları hiç düşmemiş Birbirlerini selamlayarak yollarına devam etmişlerdi Bu zorlu sınavı atlatmışlardı yani Sezai Karakoç hafif ama çok hafif yani şöyle belli belirsiz son derece ince bir tebessüme neredeyse milimetrik bir baş eğmeyi bitiştirerek bu tanıdık yüzleri yanlarında taşıyan gençleri selamlamıştı

İlke Yayıncılık
Ve tam Cağaloğlu Yokuşu nu tırmanırken Sezai Karakoç çıkmasın mı karşıma İşte yukarıdan aşağıya doğru geliyordu Eyvah şimdi ne yapacaklardı Nasıl edip ondan saklanacaklardı Belki çoktan kendilerini görmüştü bile İşte işte üzerine doğru geliyor Bakışları da bizimkilere saplanmış vaziyette Kaçamazlardı Aynı hizadaydılar artık Yürüyüş tempoları hiç düşmemiş Birbirlerini selamlayarak yollarına devam etmişlerdi Bu zorlu sınavı atlatmışlardı yani Sezai Karakoç hafif ama çok hafif yani şöyle belli belirsiz son derece ince bir tebessüme neredeyse milimetrik bir baş eğmeyi bitiştirerek bu tanıdık yüzleri yanlarında taşıyan gençleri selamlamıştı

İlke Yayıncılık
Ve tam Cağaloğlu Yokuşu nu tırmanırken Sezai Karakoç çıkmasın mı karşıma İşte yukarıdan aşağıya doğru geliyordu Eyvah şimdi ne yapacaklardı Nasıl edip ondan saklanacaklardı Belki çoktan kendilerini görmüştü bile İşte işte üzerine doğru geliyor Bakışları da bizimkilere saplanmış vaziyette Kaçamazlardı Aynı hizadaydılar artık Yürüyüş tempoları hiç düşmemiş Birbirlerini selamlayarak yollarına devam etmişlerdi Bu zorlu sınavı atlatmışlardı yani Sezai Karakoç hafif ama çok hafif yani şöyle belli belirsiz son derece ince bir tebessüme neredeyse milimetrik bir baş eğmeyi bitiştirerek bu tanıdık yüzleri yanlarında taşıyan gençleri selamlamıştı

Okur Kitaplığı
Vücudumuzda ruhumuzun pencereleri sıfatıyla ve naif dokunuşlarla açılan gözlerimizin önünden İstanbul Boğazı nın mâi suları misali akıp giden yahut rüzgarla gelip geçen gemilerle oynaşan bir anaç martı gibi göğe yükselip alçalan yatay ve dikey bütün istikametlerdeki mekanları boş bırakmayan zamanı her saniyesiyle kapatan şu hayat hayatımız ne ak kağıtlar üzerine döktürülmüş mısralarla kıstırılarak tüketilebiliyor ne de kat kat tutkallarla ince tahtalara dönüştürülmüş tuvaller üzerindeki resimlerle cinayete kurban edilebilir bir mahiyet taşıyor Soğuk soğuk bir gece vakti açıkta uyumuş ve üşümüş bir bedenin üzerine onu uyandırmamak maksadıyla usulca örtülen yünden yapılmış bir yorganın sıcak okşayıcı şefkatli ağırlığı halinde geliyor şiir Allahım bu yürekler bu sözlerin karşısında neden böyle tarumar oluyorlar Sözün sihri nedir Gücü ne kadardır İnsan vücuduna girip öteki taraftan çıkan duman rengi bir ışın gibi geçtiği yerdeki bütün tahribatı ufak bir öksürükten ibaret Ama ya yürekteki hali Oraya elleriyle narin bir tazyik yapıyor Ağırlığını hissettiriyor Hatta biraz acıtıyor da Her kimse o yüreğin sahibi ne hikmet bu acıdan haz duyuyor O ağırlığın üzerinden hiç kalkmamasını diliyor

Okur Kitaplığı
Kitap sinema tiyatro namaz Yılmaz Güney bunları terk edemeyiz bilmenizi istiyorum İstanbul un gemileri bilumum martılar illa ki kalacaklar yerli yerinde On üç hikâyeden oluşan İstanbul Hikâyeleri bildiğimiz anlatı türlerinden önemli ölçüde farklılıklar taşıyan bir eser Peki nedir İstanbul Hikâyeleri Adı üstünde Hikâye Ama aynı zamanda biyografi anı gezi yazısı söyleşi Fakat her halükârda eleştiri Hikâyelerin şehrin elleri ve ayakları olan iki kahramanı var Muhtaç ve Aciz Şehrin semtlerini sokaklarını yollarını bazen hüzünle bazen sevinçle yüreklerini altüst eden şiirlerle birlikte dolaşmaları bu genç delikanlıların İstanbul serüvenlerine her geçen gün yeni anlamlar kazandırıyor Öyle ki şehrin incecik yağmuru altında kemikleri sızlayıncaya kadar ıslanıp acı çekiyorlar Bir döneme damgasını vuran değerli kişiler hatıra dünyasından çıkarak hikâyelerin konuğu olurlar Koltuğunun altındaki dosyalarla Adliye Sarayı na giden Necip Fazıl elindeki ağır filelerle yokuşu tırmanan Nurettin Topçu bilge terzi Mehmed Sait Çekmegil ve Fikir Yayınları nın sahibi Nihat Armağan Neresinden bakılırsa bakılsın hikâyelerin toplamı aynı zamanda bir dönem panoraması da çiziyor

Okur Kitaplığı Yayınları
Kitap sinema tiyatro namaz Yılmaz Güney bunları terk edemeyiz bilmenizi istiyorum İstanbul un gemileri bilumum martılar illaki kalacaklar yerli yerinde On üç hikâyeden oluşan İstanbul Hikâyeleri bildiğimiz anlatı türlerinden önemli ölçüde farklı lıklar taşıyan bir eser Peki nedir İstanbul Hikâyeleri Adı üstünde Hikâye Ama aynı za manda biyografi anı gezi yazısı söyleşi Fakat her halükârda eleştiri Hikâyelerin şehrin elleri ve ayakları olan iki kahramanı var Muhtaç ve Aciz Şehrin semtlerini sokaklarını yol larını bazen hüzünle bazen sevinçle yüreklerini altüst eden şiirlerle birlikte dolaşmaları bu genç delikanlıların İstanbul serüvenlerine her geçen gün yeni anlamlar kazandırıyor Öyle ki şehrin incecik yağmuru altında kemikleri sızlayıncaya kadar ıslanıp acı çekiyorlar Bir dö neme damgasını vuran değerli kişiler hatıra dünyasından çıkarak hikâyelerin konuğu olurlar Koltuğunun altındaki dosyalarla Adliye Sarayı na giden Necip Fazıl elindeki ağır filelerle yo kuşu tırmanan Nurettin Topçu bilge terzi Mehmed Sait Çekmegil ve Fikir Yayınları nın sahibi Nihat Armağan Neresinden bakılırsa bakılsın hikâyelerin toplamı aynı zamanda bir dönem panoraması da çiziyor

Okur Kitaplığı
Metin Önal Mengüşoğlu tarafından kaleme alınan İstanbul Hikayeleri Okur Kitaplığı eseri olarak okurlarla buluşuyor İstanbul Hikayeleri Metin Önal Mengüşoğlu Kitap Özeti Kitap sinema tiyatro namaz Yılmaz Güney bunları terk edemeyiz bilmenizi istiyorum İstanbul un gemileri bilumum martılar illa ki kalacaklar yerli yerinde On üç hikâyeden oluşan İstanbul Hikâyeleri bildiğimiz anlatı türlerinden önemli ölçüde farklılıklar taşıyan bir eser Peki nedir İstanbul Hikâyeleri Adı üstünde Hikâye Ama aynı zamanda biyografi anı gezi yazısı söyleşi Fakat her halükârda eleştiri Hikâyelerin şehrin elleri ve ayakları olan iki kahramanı var Muhtaç ve Aciz Şehrin semtlerini sokaklarını yollarını bazen hüzünle bazen sevinçle yüreklerini altüst eden şiirlerle birlikte dolaşmaları bu genç delikanlıların İstanbul serüvenlerine her geçen gün yeni anlamlar kazandırıyor Öyle ki şehrin incecik yağmuru altında kemikleri sızlayıncaya kadar ıslanıp acı çekiyorlar Bir döneme damgasını vuran değerli kişiler hatıra dünyasından çıkarak hikâyelerin konuğu olurlar Koltuğunun altındaki dosyalarla Adliye Sarayına giden Necip Fazıl elindeki ağır filelerle yokuşu tırmanan Nurettin Topçu bilge terzi Mehmed Sait Çekmegil ve Fikir Yayınlarının sahibi Nihat Armağan Neresinden bakılırsa bakılsın hikâyelerin toplamı aynı zamanda bir dönem panoraması da çiziyor Yayınevi Okur Kitaplığı Yazar Metin Önal Mengüşoğlu Sayfa 120 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 12 50x19 50 cm Basım Yılı Şubat 2025 Barkod 9786052900680 Kategori Öykü Türk Edebiyatı

Okur Kitaplığı
Kitap sinema tiyatro namaz Yılmaz Güney bunları terk edemeyiz bilmenizi istiyorum İstanbul un gemileri bilumum martılar illa ki kalacaklar yerli yerinde On üç hikâyeden oluşan İstanbul Hikâyeleri bildiğimiz anlatı türlerinden önemli ölçüde farklılıklar taşıyan bir eser Peki nedir İstanbul Hikâyeleri Adı üstünde Hikâye Ama aynı zamanda biyografi anı gezi yazısı söyleşi Fakat her halükârda eleştiri Hikâyelerin şehrin elleri ve ayakları olan iki kahramanı var Muhtaç ve Aciz Şehrin semtlerini sokaklarını yollarını bazen hüzünle bazen sevinçle yüreklerini altüst eden şiirlerle birlikte dolaşmaları bu genç delikanlıların İstanbul serüvenlerine her geçen gün yeni anlamlar kazandırıyor Öyle ki şehrin incecik yağmuru altında kemikleri sızlayıncaya kadar ıslanıp acı çekiyorlar Bir döneme damgasını vuran değerli kişiler hatıra dünyasından çıkarak hikâyelerin konuğu olurlar Koltuğunun altındaki dosyalarla Adliye Sarayı na giden Necip Fazıl elindeki ağır filelerle yokuşu tırmanan Nurettin Topçu bilge terzi Mehmed Sait Çekmegil ve Fikir Yayınları nın sahibi Nihat Armağan Neresinden bakılırsa bakılsın hikâyelerin toplamı aynı zamanda bir dönem panoraması da çiziyor

Okur Kitaplığı Yayınları
Kitap sinema tiyatro namaz Yılmaz Güney bunları terk edemeyiz bilmenizi istiyorum İstanbul un gemileri bilumum martılar illa ki kalacaklar yerli yerinde On üç hikâyeden oluşan İstanbul Hikâyeleri bildiğimiz anlatı türlerinden önemli ölçüde farklılıklar taşıyan bir eser Peki nedir İstanbul Hikâyeleri Adı üstünde Hikâye Ama aynı zamanda biyografi anı gezi yazısı söyleşi Fakat her halükârda eleştiri Hikâyelerin şehrin elleri ve ayakları olan iki kahramanı var Muhtaç ve Aciz Şehrin semtlerini sokaklarını yollarını bazen hüzünle bazen sevinçle yüreklerini altüst eden şiirlerle birlikte dolaşmaları bu genç delikanlıların İstanbul serüvenlerine her geçen gün yeni anlamlar kazandırıyor Öyle ki şehrin incecik yağmuru altında kemikleri sızlayıncaya kadar ıslanıp acı çekiyorlar Bir döneme damgasını vuran değerli kişiler hatıra dünyasından çıkarak hikâyelerin konuğu olurlar Koltuğunun altındaki dosyalarla Adliye Sarayı na giden Necip Fazıl elindeki ağır filelerle yokuşu tırmanan Nurettin Topçu bilge terzi Mehmed Sait Çekmegil ve Fikir Yayınları nın sahibi Nihat Armağan Neresinden bakılırsa bakılsın hikâyelerin toplamı aynı zamanda bir dönem panoraması da çiziyor