İtiraflar — Jean Jacques Rousseau

İtiraflar
Jean Jacques RousseauIslık Yayınları
İtiraflar
Jean Jacques RousseauBeni ölecek halde gördüğünüz zaman bir meşenin gölgesine götürün size vaat ederim ki oradan geri döneceğim Rousseau nun ölümünden sonra yayımlanan otobiyografik yapıtı itiraflar ın en belirgin özelliklerinden biri kuşkusuz açık yürekliliği ve cesaretidir Yazarın doğumundan 1712 1765 yılına kadar geçen sürenin öyküsünü anlatan eser bir taraftan samimi anılar üzerinden bize seslenirken diğer taraftan da otobiyografik bir roman olarak okunabiliyor insan hayatını büyük izlekler peşinde kuşatan itiraflar aralarında minnet cennet cehennem kutsal kitap inanç aşk ölüm doğa hastalık bağlılık eğitim sosyal yapı hukuk dil özgürlük arayışının da olduğu nice kavram ve olgularla bizi yeniden ve içeriden yüzleştiriyor 18 yüzyılın içinden yükselen ve kendi zamanını aşarak bize ulaşan Rousseau nun itiraflar ında belirleyici olan anılar sanki yazıldığı anda yaşanmış gibi canlıdır Zamana karşı anılarına şans vermekten korkmayanların hiç zaman kaybetmeden okuması gereken bir kitap İnsan düşünmeden edemiyor insanlar bu dünyadan çekip gitmeden hemen önce Rousseau nun bin sayfayı aşan itiraflar ı gibi geride bir eser bırakacak olsaydı dil ve dünya daha farklı olur muydu Kuşkusuz bu soruya en anlaşılır cevabı itiraflar ı okuyanlar verecektir

Islık Yayınları
çev. Kenan Somer
Beni ölecek halde gördüğünüz zaman bir meşenin gölgesine götürün size vaat ederim ki oradan geri döneceğim Rousseau nun ölümünden sonra yayımlanan otobiyografik yapıtı itiraflar ın en belirgin özelliklerinden biri kuşkusuz açık yürekliliği ve cesaretidir Yazarın doğumundan 1712 1765 yılına kadar geçen sürenin öyküsünü anlatan eser bir taraftan samimi anılar üzerinden bize seslenirken diğer taraftan da otobiyografik bir roman olarak okunabiliyor insan hayatını büyük izlekler peşinde kuşatan itiraflar aralarında minnet cennet cehennem kutsal kitap inanç aşk ölüm doğa hastalık bağlılık eğitim sosyal yapı hukuk dil özgürlük arayışının da olduğu nice kavram ve olgularla bizi yeniden ve içeriden yüzleştiriyor 18 yüzyılın içinden yükselen ve kendi zamanını aşarak bize ulaşan Rousseau nun itiraflar ında belirleyici olan anılar sanki yazıldığı anda yaşanmış gibi canlıdır Zamana karşı anılarına şans vermekten korkmayanların hiç zaman kaybetmeden okuması gereken bir kitap İnsan düşünmeden edemiyor insanlar bu dünyadan çekip gitmeden hemen önce Rousseau nun bin sayfayı aşan itiraflar ı gibi geride bir eser bırakacak olsaydı dil ve dünya daha farklı olur muydu Kuşkusuz bu soruya en anlaşılır cevabı itiraflar ı okuyanlar verecektir

Islık Yayınları
Beni ölecek halde gördüğünüz zaman bir meşenin gölgesine götürün size vaat ederim ki oradan geri döneceğim Rousseau nun ölümünden sonra yayımlanan otobiyografik yapıtı itiraflar ın en belirgin özelliklerinden biri kuşkusuz açık yürekliliği ve cesaretidir Yazarın doğumundan 1712 1765 yılına kadar geçen sürenin öyküsünü anlatan eser bir taraftan samimi anılar üzerinden bize seslenirken diğer taraftan da otobiyografik bir roman olarak okunabiliyor insan hayatını büyük izlekler peşinde kuşatan itiraflar aralarında minnet cennet cehennem kutsal kitap inanç aşk ölüm doğa hastalık bağlılık eğitim sosyal yapı hukuk dil özgürlük arayışının da olduğu nice kavram ve olgularla bizi yeniden ve içeriden yüzleştiriyor 18 yüzyılın içinden yükselen ve kendi zamanını aşarak bize ulaşan Rousseau nun itiraflar ında belirleyici olan anılar sanki yazıldığı anda yaşanmış gibi canlıdır Zamana karşı anılarına şans vermekten korkmayanların hiç zaman kaybetmeden okuması gereken bir kitap İnsan düşünmeden edemiyor insanlar bu dünyadan çekip gitmeden hemen önce Rousseau nun bin sayfayı aşan itiraflar ı gibi geride bir eser bırakacak olsaydı dil ve dünya daha farklı olur muydu Kuşkusuz bu soruya en anlaşılır cevabı itiraflar ı okuyanlar verecektir

ISLIK YAYINLARI
çev. Kenan Somer
Beni ölecek halde gördüğünüz zaman bir meşenin gölgesine götürün size vaat ederim ki oradan geri döneceğim Rousseau nun ölümünden sonra yayımlanan otobiyografik yapıtı itiraflar ın en belirgin özelliklerinden biri kuşkusuz açık yürekliliği ve cesaretidir Yazarın doğumundan 1712 1765 yılına kadar geçen sürenin öyküsünü anlatan eser bir taraftan samimi anılar üzerinden bize seslenirken diğer taraftan da otobiyografik bir roman olarak okunabiliyor İnsan hayatını büyük izlekler peşinde kuşatan itiraflar aralarında minnet cennet cehennem kutsal kitap inanç aşk ölüm doğa hastalık bağlılık eğitim sosyal yapı hukuk dil özgürlük arayışının da olduğu nice kavram ve olgularla bizi yeniden ve içeriden yüzleştiriyor 18 yüzyılın içinden yükselen ve kendi zamanını aşarak bize ulaşan Rousseau nun itiraflar ında belirleyici olan anılar sanki yazıldığı anda yaşanmış gibi canlıdır Zamana karşı anılarına şans vermekten korkmayanların hiç zaman kaybetmeden okuması gereken bir kitap İnsan düşünmeden edemiyor insanlar bu dünyadan çekip gitmeden hemen önce Rousseau nun bin sayfayı aşan itiraflar ı gibi geride bir eser bırakacak olsaydı dil ve dünya daha farklı olur muydu Kuşkusuz bu soruya en anlaşılır cevabı itiraflar ı okuyanlar verecektir

Islık Yayınları
Beni ölecek halde gördüğünüz zaman bir meşenin gölgesine götürün size vaat ederim ki oradan geri döneceğim Rousseau nun ölümünden sonra yayımlanan otobiyografik yapıtı itiraflar ın en belirgin özelliklerinden biri kuşkusuz açık yürekliliği ve cesaretidir Yazarın doğumundan 1712 1765 yılına kadar geçen sürenin öyküsünü anlatan eser bir taraftan samimi anılar üzerinden bize seslenirken diğer taraftan da otobiyografik bir roman olarak okunabiliyor insan hayatını büyük izlekler peşinde kuşatan itiraflar aralarında minnet cennet cehennem kutsal kitap inanç aşk ölüm doğa hastalık bağlılık eğitim sosyal yapı hukuk dil özgürlük arayışının da olduğu nice kavram ve olgularla bizi yeniden ve içeriden yüzleştiriyor 18 yüzyılın içinden yükselen ve kendi zamanını aşarak bize ulaşan Rousseau nun itiraflar ında belirleyici olan anılar sanki yazıldığı anda yaşanmış gibi canlıdır Zamana karşı anılarına şans vermekten korkmayanların hiç zaman kaybetmeden okuması gereken bir kitap İnsan düşünmeden edemiyor insanlar bu dünyadan çekip gitmeden hemen önce Rousseau nun bin sayfayı aşan itiraflar ı gibi geride bir eser bırakacak olsaydı dil ve dünya daha farklı olur muydu Kuşkusuz bu soruya en anlaşılır cevabı itiraflar ı okuyanlar verecektir

Doruk Yayınları
Montaigne in Kendimizi Anlatmak denemesinde dediği gibi İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı bir şey yoktur Bu yüzden sıradanlığı aşan otobiyografik yapıt sayısı çok sınırlıdır Bu bağlamda Rousseau nu ölümünden sonra yayınlanan İtiraflar ı otobiyografi türünün seçkin örneklerinden biridir Rousseau yaşamıyla felsefesine ışık tutuyor Rousseau nun felsefesini yaşamından ayırmak olanaksızdır İtiraflar da sık sık düşünceleriyle koşut deneyimlerden söz eder ve paradoksal bir düşünme biçimi sunar Ancak o çelişik gibi görünen uslamlamalarına biyografik gerekçeler bulmaya onları uzlaştırmaya çalışmaz tam tersine anlattığı olaya ilişkin farklı yargılar sunarak okuru düşünmeye yöneltir Böylece yazarın paradoksu okurun paradoksuna dönüşür Yiğidi öldürür ama hakkını yemez Önce dostu sonra düşmanı olan Diderot ya şöyle yazar Sizi sevmiyorum mösyö ediyorum Kalbimin sizin için dolu bulunduğu bütün duygulardan dehanızdan esirgenemeyecek olan hayranlık ve yazılarınız için duyulan sevgiden başka bir şey kalmadı Eğer sizde yeteneklerinizden başka bir şeye saygı gösteremiyorsam suç bende değil Rousseau ne soylu ne de bir burjuvadır O yasamı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş biridir Geçimini sağlamak için mi yoksa ne pahasına olursa olsun iyi yapıtlar yaratma ikilemi üzerinde düşünürken şunları yazar Satılık bir kalemden sağlam ve büyük hiçbir şey çıkmaz Zorunluluk belki de açgözlülük bana iyi olmaktan çok hızlı yazdıracaktı Başarı beklentisi beni entrikalar içine atmasa bile yararlı ve doğru şeylerden çok kalabalığın hoşuna gidecek şeyler söyletecekti ve seçkin bir yazar olabilecekken bir ka ğıt karalayıcısından başka bir şey olamayacaktım Kısaca Rousseau nun İtiraflar ı salt rastlantıların kendisine sunduğu yaşantıları kaydetmenin ve geçmişe ait bir iç dökmenin ötesinde hem felsefi bir otobiyografi hem de otobiyografik bir roman niteliğindedir Tanıtım Bülteninden

Doruk Yayınları
Montaigne in Kendimizi Anlatmak denemesinde dediği gibi İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı bir şey yoktur Bu yüzden sıradanlığı aşan otobiyografik yapıt sayısı çok sınırlıdır Bu bağlamda Rousseau nu ölümünden sonra yayınlanan I tiraflar ı otobiyografi türünün seçkin örneklerinden biridir Rousseau yaşamıyla felsefesine ışık tutuyor Rousseau nun felsefesini yaşamından ayırmak olanaksızdır I tiraflar da sık sık du s u nceleriyle koşut deneyimlerden söz eder ve paradoksal bir düşünme biçimi sunar Ancak o çelişik gibi görünen uslamlamalarına biyografik gerekçeler bulmaya onları uzlaştırmaya çalışmaz tam tersine anlattığı olaya ilis kin farklı yargılar sunarak okuru düşünmeye yöneltir Böylece yazarın paradoksu okurun paradoksuna dönüşür Yiğidi öldürür ama hakkını yemez Önce dostu sonra düşmanı olan Diderot ya şöyle yazar Sizi sevmiyorum mösyö Kısacası sizden nefret ediyorum Kalbimin sizin için dolu bulunduğu bütün duygulardan dehanızdan esirgenemeyecek olan hayranlık ve yazılarınız için duyulan sevgiden başka bir şey kalmadı Eğer sizde yeteneklerinizden başka bir şeye saygı gösteremiyorsam suç bende değil Rousseau ne soylu ne de bir burjuvadır O yasamı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş biridir Geçimini sagˆlamak için mi yoksa ne pahasına olursa olsun iyi yapıtlar yaratma ikilemi üzerinde düşünürken şunları yazar Satılık bir kalemden sağlam ve büyük hiçbir şey çıkmaz Zorunluluk belki de açgözlülük bana iyi olmaktan çok hızlı yazdıracaktı Başarı beklentisi beni entrikalar içine atmasa bile yararlı ve dogˆru şeylerden çok kalabalığın hoşuna gidecek şeyler söyletecekti ve seçkin bir yazar olabilecekken bir ka gˆıt karalayıcısından başka bir şey olamayacaktım Kısaca Rousseau nun I tiraflar ı salt rastlantıların kendisine sunduğu yaşantıları kaydetmenin ve geçmişe ait bir iç dökmenin ötesinde hem felsefi bir otobiyografi hem de otobiyografik bir roman niteliğindedir

Doruk Yayınları
Montaigne in Kendimizi Anlatmak denemesinde dediği gibi İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı bir şey yoktur Bu yüzden sıradanlığı aşan otobiyografik yapıt sayısı çok sınırlıdır Bu bağlamda Rousseau nu ölümünden sonra yayınlanan I tiraflar ı otobiyografi türünün seçkin örneklerinden biridir Rousseau yaşamıyla felsefesine ışık tutuyor Rousseau nun felsefesini yaşamından ayırmak olanaksızdır I tiraflar da sık sık du s u nceleriyle koşut deneyimlerden söz eder ve paradoksal bir düşünme biçimi sunar Ancak o çelişik gibi görünen uslamlamalarına biyografik gerekçeler bulmaya onları uzlaştırmaya çalışmaz tam tersine anlattığı olaya ilis kin farklı yargılar sunarak okuru düşünmeye yöneltir Böylece yazarın paradoksu okurun paradoksuna dönüşür Yiğidi öldürür ama hakkını yemez Önce dostu sonra düşmanı olan Diderot ya şöyle yazar Sizi sevmiyorum mösyö Kısacası sizden nefret ediyorum Kalbimin sizin için dolu bulunduğu bütün duygulardan dehanızdan esirgenemeyecek olan hayranlık ve yazılarınız için duyulan sevgiden başka bir şey kalmadı Eğer sizde yeteneklerinizden başka bir şeye saygı gösteremiyorsam suç bende değil Rousseau ne soylu ne de bir burjuvadır O yasamı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş biridir Geçimini sagˆlamak için mi yoksa ne pahasına olursa olsun iyi yapıtlar yaratma ikilemi üzerinde düşünürken şunları yazar Satılık bir kalemden sağlam ve büyük hiçbir şey çıkmaz Zorunluluk belki de açgözlülük bana iyi olmaktan çok hızlı yazdıracaktı Başarı beklentisi beni entrikalar içine atmasa bile yararlı ve dogˆru şeylerden çok kalabalığın hoşuna gidecek şeyler söyletecekti ve seçkin bir yazar olabilecekken bir ka gˆıt karalayıcısından başka bir şey olamayacaktım Kısaca Rousseau nun I tiraflar ı salt rastlantıların kendisine sunduğu yaşantıları kaydetmenin ve geçmişe ait bir iç dökmenin ötesinde hem felsefi bir otobiyografi hem de otobiyografik bir roman niteliğindedir

Doruk Yayınları
Montaigne in Kendimizi Anlatmak denemesinde dediği gibi İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı bir şey yoktur Bu yüzden sıradanlığı aşan otobiyografik yapıt sayısı çok sınırlıdır Bu bağlamda Rousseau nu ölümünden sonra yayınlanan I tiraflar ı otobiyografi türünün seçkin örneklerinden biridir Rousseau yaşamıyla felsefesine ışık tutuyor Rousseau nun felsefesini yaşamından ayırmak olanaksızdır I tiraflar da sık sık du s u nceleriyle koşut deneyimlerden söz eder ve paradoksal bir düşünme biçimi sunar Ancak o çelişik gibi görünen uslamlamalarına biyografik gerekçeler bulmaya onları uzlaştırmaya çalışmaz tam tersine anlattığı olaya ilis kin farklı yargılar sunarak okuru düşünmeye yöneltir Böylece yazarın paradoksu okurun paradoksuna dönüşür Yiğidi öldürür ama hakkını yemez Önce dostu sonra düşmanı olan Diderot ya şöyle yazar Sizi sevmiyorum mösyö Kısacası sizden nefret ediyorum Kalbimin sizin için dolu bulunduğu bütün duygulardan dehanızdan esirgenemeyecek olan hayranlık ve yazılarınız için duyulan sevgiden başka bir şey kalmadı Eğer sizde yeteneklerinizden başka bir şeye saygı gösteremiyorsam suç bende değil Rousseau ne soylu ne de bir burjuvadır O yasamı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş biridir Geçimini sag lamak için mi yoksa ne pahasına olursa olsun iyi yapıtlar yaratma ikilemi üzerinde düşünürken şunları yazar Satılık bir kalemden sağlam ve büyük hiçbir şey çıkmaz Zorunluluk belki de açgözlülük bana iyi olmaktan çok hızlı yazdıracaktı Başarı beklentisi beni entrikalar içine atmasa bile yararlı ve dog ru şeylerden çok kalabalığın hoşuna gidecek şeyler söyletecekti ve seçkin bir yazar olabilecekken bir ka g ıt karalayıcısından başka bir şey olamayacaktım Kısaca Rousseau nun I tiraflar ı salt rastlantıların kendisine sunduğu yaşantıları kaydetmenin ve geçmişe ait bir iç dökmenin ötesinde hem felsefi bir otobiyografi hem de otobiyografik bir roman niteliğindedir

Doruk Yayınları
Montaigne in Kendimizi Anlatmak denemesinde dediği gibi İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı bir şey yoktur Bu yüzden sıradanlığı aşan otobiyografik yapıt sayısı çok sınırlıdır Bu bağlamda Rousseau nu ölümünden sonra yayınlanan I tiraflar ı otobiyografi türünün seçkin örneklerinden biridir Rousseau yaşamıyla felsefesine ışık tutuyor Rousseau nun felsefesini yaşamından ayırmak olanaksızdır I tiraflar da sık sık du s u nceleriyle koşut deneyimlerden söz eder ve paradoksal bir düşünme biçimi sunar Ancak o çelişik gibi görünen uslamlamalarına biyografik gerekçeler bulmaya onları uzlaştırmaya çalışmaz tam tersine anlattığı olaya ilis kin farklı yargılar sunarak okuru düşünmeye yöneltir Böylece yazarın paradoksu okurun paradoksuna dönüşür Yiğidi öldürür ama hakkını yemez Önce dostu sonra düşmanı olan Diderot ya şöyle yazar Sizi sevmiyorum mösyö Kısacası sizden nefret ediyorum Kalbimin sizin için dolu bulunduğu bütün duygulardan dehanızdan esirgenemeyecek olan hayranlık ve yazılarınız için duyulan sevgiden başka bir şey kalmadı Eğer sizde yeteneklerinizden başka bir şeye saygı gösteremiyorsam suç bende değil Rousseau ne soylu ne de bir burjuvadır O yasamı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş biridir Geçimini sag lamak için mi yoksa ne pahasına olursa olsun iyi yapıtlar yaratma ikilemi üzerinde düşünürken şunları yazar Satılık bir kalemden sağlam ve büyük hiçbir şey çıkmaz Zorunluluk belki de açgözlülük bana iyi olmaktan çok hızlı yazdıracaktı Başarı beklentisi beni entrikalar içine atmasa bile yararlı ve dog ru şeylerden çok kalabalığın hoşuna gidecek şeyler söyletecekti ve seçkin bir yazar olabilecekken bir ka g ıt karalayıcısından başka bir şey olamayacaktım Kısaca Rousseau nun I tiraflar ı salt rastlantıların kendisine sunduğu yaşantıları kaydetmenin ve geçmişe ait bir iç dökmenin ötesinde hem felsefi bir otobiyografi hem de otobiyografik bir roman niteliğindedir

Doruk
çev. Paksoy, A. Kadir
Montaigne in Kendimizi Anlatmak denemesinde dediği gibi İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı bir şey yoktur Bu yüzden sıradanlığı aşan otobiyografik yapıt sayısı çok sınırlıdır Bu bağlamda Rousseau nu ölümünden sonra yayınlanan I tiraflar ı otobiyografi türünün seçkin örneklerinden biridir Rousseau yaşamıyla felsefesine ışık tutuyor Rousseau nun felsefesini yaşamından ayırmak olanaksızdır I tiraflar da sık sık du s u nceleriyle koşut deneyimlerden söz eder ve paradoksal bir düşünme biçimi sunar Ancak o çelişik gibi görünen uslamlamalarına biyografik gerekçeler bulmaya onları uzlaştırmaya çalışmaz tam tersine anlattığı olaya ilis kin farklı yargılar sunarak okuru düşünmeye yöneltir Böylece yazarın paradoksu okurun paradoksuna dönüşür Yiğidi öldürür ama hakkını yemez Önce dostu sonra düşmanı olan Diderot ya şöyle yazar Sizi sevmiyorum mösyö Kısacası sizden nefret ediyorum Kalbimin sizin için dolu bulunduğu bütün duygulardan dehanızdan esirgenemeyecek olan hayranlık ve yazılarınız için duyulan sevgiden başka bir şey kalmadı Eğer sizde yeteneklerinizden başka bir şeye saygı gösteremiyorsam suç bende değil Rousseau ne soylu ne de bir burjuvadır O yasamı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş biridir Geçimini sagˆlamak için mi yoksa ne pahasına olursa olsun iyi yapıtlar yaratma ikilemi üzerinde düşünürken şunları yazar Satılık bir kalemden sağlam ve büyük hiçbir şey çıkmaz Zorunluluk belki de açgözlülük bana iyi olmaktan çok hızlı yazdıracaktı Başarı beklentisi beni entrikalar içine atmasa bile yararlı ve dogˆru şeylerden çok kalabalığın hoşuna gidecek şeyler söyletecekti ve seçkin bir yazar olabilecekken bir ka gˆıt karalayıcısından başka bir şey olamayacaktım Kısaca Rousseau nun I tiraflar ı salt rastlantıların kendisine sunduğu yaşantıları kaydetmenin ve geçmişe ait bir iç dökmenin ötesinde hem felsefi bir otobiyografi hem de otobiyografik bir roman niteliğindedir

Doruk Yayınları
Montaigne in Kendimizi Anlatmak denemesinde dediği gibi İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı bir şey yoktur Bu yüzden sıradanlığı aşan otobiyografik yapıt sayısı çok sınırlıdır Bu bağlamda Rousseau nu ölümünden sonra yayınlanan İtiraflar ı otobiyografi türünün seçkin örneklerinden biridir Rousseau yaşamıyla felsefesine ışık tutuyor Rousseau nun felsefesini yaşamından ayırmak olanaksızdır İtiraflar da sık sık düşünceleriyle koşut deneyimlerden söz eder ve paradoksal bir düşünme biçimi sunar Ancak o çelişik gibi görünen uslamlamalarına biyografik gerekçeler bulmaya onları uzlaştırmaya çalışmaz tam tersine anlattığı olaya ilişkin farklı yargılar sunarak okuru düşünmeye yöneltir Böylece yazarın paradoksu okurun paradoksuna dönüşür Yiğidi öldürür ama hakkını yemez Önce dostu sonra düşmanı olan Diderot ya şöyle yazar Sizi sevmiyorum mösyö ediyorum Kalbimin sizin için dolu bulunduğu bütün duygulardan dehanızdan esirgenemeyecek olan hayranlık ve yazılarınız için duyulan sevgiden başka bir şey kalmadı Eğer sizde yeteneklerinizden başka bir şeye saygı gösteremiyorsam suç bende değil Rousseau ne soylu ne de bir burjuvadır O yasamı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş biridir Geçimini sağlamak için mi yoksa ne pahasına olursa olsun iyi yapıtlar yaratma ikilemi üzerinde düşünürken şunları yazar Satılık bir kalemden sağlam ve büyük hiçbir şey çıkmaz Zorunluluk belki de açgözlülük bana iyi olmaktan çok hızlı yazdıracaktı Başarı beklentisi beni entrikalar içine atmasa bile yararlı ve doğru şeylerden çok kalabalığın hoşuna gidecek şeyler söyletecekti ve seçkin bir yazar olabilecekken bir ka ğıt karalayıcısından başka bir şey olamayacaktım Kısaca Rousseau nun İtiraflar ı salt rastlantıların kendisine sunduğu yaşantıları kaydetmenin ve geçmişe ait bir iç dökmenin ötesinde hem felsefi bir otobiyografi hem de otobiyografik bir roman niteliğindedir Tanıtım Bülteninden

Doruk Yayıncılık
Montaigne in Kendimizi Anlatmak denemesinde dediği gibi İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı bir şey yoktur Bu yüzden sıradanlığı aşan otobiyografik yapıt sayısı çok sınırlıdır Bu bağlamda Rousseau nu ölümünden sonra yayınlanan İtiraflar ı otobiyografi türünün seçkin örneklerinden biridir Rousseau yaşamıyla felsefesine ışık tutuyor Rousseau nun felsefesini yaşamından ayırmak olanaksızdır İtiraflar da sık sık düşünceleriyle koşut deneyimlerden söz eder ve paradoksal bir düşünme biçimi sunar Ancak o çelişik gibi görünen uslamlamalarına biyografik gerekçeler bulmaya onları uzlaştırmaya çalışmaz tam tersine anlattığı olaya ilişkin farklı yargılar sunarak okuru düşünmeye yöneltir Böylece yazarın paradoksu okurun paradoksuna dönüşür Yiğidi öldürür ama hakkını yemez Önce dostu sonra düşmanı olan Diderot ya şöyle yazar Sizi sevmiyorum mösyö ediyorum Kalbimin sizin için dolu bulunduğu bütün duygulardan dehanızdan esirgenemeyecek olan hayranlık ve yazılarınız için duyulan sevgiden başka bir şey kalmadı Eğer sizde yeteneklerinizden başka bir şeye saygı gösteremiyorsam suç bende değil Rousseau ne soylu ne de bir burjuvadır O yasamı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş biridir Geçimini sağlamak için mi yoksa ne pahasına olursa olsun iyi yapıtlar yaratma ikilemi üzerinde düşünürken şunları yazar Satılık bir kalemden sağlam ve büyük hiçbir şey çıkmaz Zorunluluk belki de açgözlülük bana iyi olmaktan çok hızlı yazdıracaktı Başarı beklentisi beni entrikalar içine atmasa bile yararlı ve doğru şeylerden çok kalabalığın hoşuna gidecek şeyler söyletecekti ve seçkin bir yazar olabilecekken bir ka ğıt karalayıcısından başka bir şey olamayacaktım Kısaca Rousseau nun İtiraflar ı salt rastlantıların kendisine sunduğu yaşantıları kaydetmenin ve geçmişe ait bir iç dökmenin ötesinde hem felsefi bir otobiyografi hem de otobiyografik bir roman niteliğindedir

DORUK YAYINLARI
çev. Kenan Somer
Benzeri hiç görülmemiş ve hiç görülmeyecek olan bir işe girişiyorum Benzerlerime doğanın tüm doğruluğu içinde bir insan göstermek istiyorum ve bu insan ben olacağım Sadece ben Kalbimi duyuyor ve insanları tanıyorum Gördüklerimden hiçbiri gibi yaratılmamışım yaşayanlardan hiçbiri gibi yaratılmış olmadığıma inanmak cüretini gösteriyorum Öteki insanlardan daha iyi değilsem bile hiç olmazsa başkayım Doğa beni içine döktüğü kalıbı kırmakla iyi mi etti kötü mü bu ancak ben okuduktan sonra yargılanabilecek bir şeydir Kıyamet borusu ne zaman çalarsa çalsın ben elimde bu kitapla yüce yargıcın huzuruna çıkacak ve yüksek sesle şöyle diyeceğim İtiraflar

KİŞİSEL YAYINLAR
çev. Kenan Somer
Benzeri hiç görülmemiş ve hiç görülmeyecek olan bir işe girişiyorum Benzerlerime doğanın tüm doğruluğu içinde bir insan göstermek istiyorum ve bu insan ben olacağım Sadece ben Kalbimi duyuyor ve insanları tanıyorum Gördüklerimden hiçbiri gibi yaratılmamışım yaşayanlardan hiçbiri gibi yaratılmış olmadığıma inanmak cüretini gösteriyorum Öteki insanlardan daha iyi değilsem bile hiç olmazsa başkayım Doğa beni içine döktüğü kalıbı kırmakla iyi mi etti kötü mü bu ancak ben okunduktan sonra yargılanabilecek bir şeydir Kıyamet borusu ne zaman çalarsa çalsın ben elimde bu kitapla yüce yargıcın huzuruna çıkacak ve yüksek sesle şöyle diyeceğim İtiraflar

Islık
çev. Somer, Kenan
Beni ölecek halde gördüğünüz zaman bir meşenin gölgesine götürün size vaat ederim ki oradan geri döneceğim Rousseau nun ölümünden sonra yayımlanan otobiyografik yapıtı itiraflar ın en belirgin özelliklerinden biri kuşkusuz açık yürekliliği ve cesaretidir Yazarın doğumundan 1712 1765 yılına kadar geçen sürenin öyküsünü anlatan eser bir taraftan samimi anılar üzerinden bize seslenirken diğer taraftan da otobiyografik bir roman olarak okunabiliyor İnsan hayatını büyük izlekler peşinde kuşatan itiraflar aralarında minnet cennet cehennem kutsal kitap inanç aşk ölüm doğa hastalık bağlılık eğitim sosyal yapı hukuk dil özgürlük arayışının da olduğu nice kavram ve olgularla bizi yeniden ve içeriden yüzleştiriyor 18 yüzyılın içinden yükselen ve kendi zamanını aşarak bize ulaşan Rousseau nun itiraflar ında belirleyici olan anılar sanki yazıldığı anda yaşanmış gibi canlıdır Zamana karşı anılarına şans vermekten korkmayanların hiç zaman kaybetmeden okuması gereken bir kitap İnsan düşünmeden edemiyor insanlar bu dünyadan çekip gitmeden hemen önce Rousseau nun bin sayfayı aşan itiraflar ı gibi geride bir eser bırakacak olsaydı dil ve dünya daha farklı olur muydu Kuşkusuz bu soruya en anlaşılır cevabı itiraflar ı okuyanlar verecektir

Doruk Yayınları
Montaigne in Kendimizi Anlatmak denemesinde dediği gibi İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı bir şey yoktur Bu yüzden sıradanlığı aşan otobiyografik yapıt sayısı çok sınırlıdır Bu bağlamda Rousseau nu ölümünden sonra yayınlanan I tiraflar ı otobiyografi türünün seçkin örneklerinden biridir Rousseau yaşamıyla felsefesine ışık tutuyor Rousseau nun felsefesini yaşamından ayırmak olanaksızdır I tiraflar da sık sık du s u nceleriyle koşut deneyimlerden söz eder ve paradoksal bir düşünme biçimi sunar Ancak o çelişik gibi görünen uslamlamalarına biyografik gerekçeler bulmaya onları uzlaştırmaya çalışmaz tam tersine anlattığı olaya ilis kin farklı yargılar sunarak okuru düşünmeye yöneltir Böylece yazarın paradoksu okurun paradoksuna dönüşür Yiğidi öldürür ama hakkını yemez Önce dostu sonra düşmanı olan Diderot ya şöyle yazar Sizi sevmiyorum mösyö Kısacası sizden nefret ediyorum Kalbimin sizin için dolu bulunduğu bütün duygulardan dehanızdan esirgenemeyecek olan hayranlık ve yazılarınız için duyulan sevgiden başka bir şey kalmadı Eğer sizde yeteneklerinizden başka bir şeye saygı gösteremiyorsam suç bende değil Rousseau ne soylu ne de bir burjuvadır O yasamı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş biridir Geçimini sag lamak için mi yoksa ne pahasına olursa olsun iyi yapıtlar yaratma ikilemi üzerinde düşünürken şunları yazar Satılık bir kalemden sağlam ve büyük hiçbir şey çıkmaz Zorunluluk belki de açgözlülük bana iyi olmaktan çok hızlı yazdıracaktı Başarı beklentisi beni entrikalar içine atmasa bile yararlı ve dog ru şeylerden çok kalabalığın hoşuna gidecek şeyler söyletecekti ve seçkin bir yazar olabilecekken bir ka g ıt karalayıcısından başka bir şey olamayacaktım Kısaca Rousseau nun I tiraflar ı salt rastlantıların kendisine sunduğu yaşantıları kaydetmenin ve geçmişe ait bir iç dökmenin ötesinde hem felsefi bir otobiyografi hem de otobiyografik bir roman niteliğindedir