Kadının Sığınma Hakkının Toplumsal Cinsiyet Perspektifiyle Değerlendirilmesi — Serap Tepe Şelaru

Kadının Sığınma Hakkının Toplumsal Cinsiyet Perspektifiyle Değerlendirilmesi
Serap Tepe ŞelaruOn İki Levha Yayınları
Kadının Sığınma Hakkının Toplumsal Cinsiyet Perspektifiyle Değerlendirilmesi
Serap Tepe ŞelaruSerap Tepe Şelaru tarafından kaleme alınan Kadının Sığınma Hakkının Toplumsal Cinsiyet Perspektifiyle Değerlendirilmesi On İki Levha Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Kadının Sığınma Hakkının Toplumsal Cinsiyet Perspektifiyle Değerlendirilmesi Serap Tepe Şelaru Kitap Özeti Uluslararası sığınma hukuku cinsiyetsiz bir alan olarak inşa edilmiş olmasına rağmen kadın haklarındaki gelişmeler sayesinde toplumsal cinsiyete dayalı sığınmanın bir hak olarak kabul edildiği bir alana dönüşmüştür Merkezinde kadının olduğu ana akımlaştırma politikaları ile bir yandan kadının bir özne olarak varlığının kabul edilmesi sağlanmış diğer yandan benimsenen özcü ve cinsiyetçi söylemler nedeniyle sığınma alanında kadına yönelik ayrımcı yaklaşım yapısal bir politika sorunu olarak varlığını devam ettirmiştir Bu ayrımcı tutumun bir sonucu olarak kadının toplumsal cinsiyete dayalı sığınma iddiaları açısından hem normatif hukuki çerçeve hem de uygulama ile belirsiz ve öngörülemeyen bir sığınma süreci yaratılmıştır Bu çalışma ile İstanbul Sözleşmesi ile tanımlanan toplumsal cinsiyete dayalı sığınma hakkı sığınma hukukundaki bu belirsizliğin ve öngörülemezliğin giderilmesi açısından taşıdığı önem bağlamında incelenmiştir Yayınevi On İki Levha Yayınları Yazar Serap Tepe Şelaru Sayfa 175 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Nisan 2021 Barkod 9786257598026 Kategori Hukuk Üzerine Kadın Çalışmaları

On İki Levha Yayınları
Uluslararası sığınma hukuku cinsiyetsiz bir alan olarak inşa edilmiş olmasına rağmen kadın haklarındaki gelişmeler sayesinde toplumsal cinsiyete dayalı sığınmanın bir hak olarak kabul edildiği bir alana dönüşmüştür Merkezinde kadının olduğu ana akımlaştırma politikaları ile bir yandan kadının bir özne olarak varlığının kabul edilmesi sağlanmış diğer yandan benimsenen özcü ve cinsiyetçi söylemler nedeniyle sığınma alanında kadına yönelik ayrımcı yaklaşım yapısal bir politika sorunu olarak varlığını devam ettirmiştir Bu ayrımcı tutumun bir sonucu olarak kadının toplumsal cinsiyete dayalı sığınma iddiaları açısından hem normatif hukuki çerçeve hem de uygulama ile belirsiz ve öngörülemeyen bir sığınma süreci yaratılmıştır Bu çalışma ile İstanbul Sözleşmesi ile tanımlanan toplumsal cinsiyete dayalı sığınma hakkı sığınma hukukundaki bu belirsizliğin ve öngörülemezliğin giderilmesi açısından taşıdığı önem bağlamında incelenmiştir

On İki Levha Yayınları
Uluslararası sığınma hukuku cinsiyetsiz bir alan olarak inşa edilmiş olmasına rağmen kadın haklarındaki gelişmeler sayesinde toplumsal cinsiyete dayalı sığınmanın bir hak olarak kabul edildiği bir alana dönüşmüştür Merkezinde kadının olduğu ana akımlaştırma politikaları ile bir yandan kadının bir özne olarak varlığının kabul edilmesi sağlanmış diğer yandan benimsenen özcü ve cinsiyetçi söylemler nedeniyle sığınma alanında kadına yönelik ayrımcı yaklaşım yapısal bir politika sorunu olarak varlığını devam ettirmiştir Bu ayrımcı tutumun bir sonucu olarak kadının toplumsal cinsiyete dayalı sığınma iddiaları açısından hem normatif hukuki çerçeve hem de uygulama ile belirsiz ve öngörülemeyen bir sığınma süreci yaratılmıştır Bu çalışma ile İstanbul Sözleşmesi ile tanımlanan toplumsal cinsiyete dayalı sığınma hakkı sığınma hukukundaki bu belirsizliğin ve öngörülemezliğin giderilmesi açısından taşıdığı önem bağlamında incelenmiştir

On İki Levha Yayınları
Uluslararası sığınma hukuku cinsiyetsiz bir alan olarak inşa edilmiş olmasına rağmen kadın haklarındaki gelişmeler sayesinde toplumsal cinsiyete dayalı sığınmanın bir hak olarak kabul edildiği bir alana dönüşmüştür Merkezinde kadının olduğu ana akımlaştırma politikaları ile bir yandan kadının bir özne olarak varlığının kabul edilmesi sağlanmış diğer yandan benimsenen özcü ve cinsiyetçi söylemler nedeniyle sığınma alanında kadına yönelik ayrımcı yaklaşım yapısal bir politika sorunu olarak varlığını devam ettirmiştir Bu ayrımcı tutumun bir sonucu olarak kadının toplumsal cinsiyete dayalı sığınma iddiaları açısından hem normatif hukuki çerçeve hem de uygulama ile belirsiz ve öngörülemeyen bir sığınma süreci yaratılmıştır Bu çalışma ile İstanbul Sözleşmesi ile tanımlanan toplumsal cinsiyete dayalı sığınma hakkı sığınma hukukundaki bu belirsizliğin ve öngörülemezliğin giderilmesi açısından taşıdığı önem bağlamında incelenmiştir

On İki Levha Yayıncılık
Uluslararası sığınma hukuku cinsiyetsiz bir alan olarak inşa edilmiş olmasına rağmen kadın haklarındaki gelişmeler sayesinde toplumsal cinsiyete dayalı sığınmanın bir hak olarak kabul edildiği bir alana dönüşmüştür Merkezinde kadının olduğu ana akımlaştırma politikaları ile bir yandan kadının bir özne olarak varlığının kabul edilmesi sağlanmış diğer yandan benimsenen özcü ve cinsiyetçi söylemler nedeniyle sığınma alanında kadına yönelik ayrımcı yaklaşım yapısal bir politika sorunu olarak varlığını devam ettirmiştir Bu ayrımcı tutumun bir sonucu olarak kadının toplumsal cinsiyete dayalı sığınma iddiaları açısından hem normatif hukuki çerçeve hem de uygulama ile belirsiz ve öngörülemeyen bir sığınma süreci yaratılmıştır Bu çalışma ile İstanbul Sözleşmesi ile tanımlanan toplumsal cinsiyete dayalı sığınma hakkı sığınma hukukundaki bu belirsizliğin ve öngörülemezliğin giderilmesi açısından taşıdığı önem bağlamında incelenmiştir ARKA KAPAKTAN