Kadınlar Vaizi — Hüseyin Rahmi Gürpınar

Kadınlar Vaizi
Hüseyin Rahmi GürpınarPalet Yayınları
Kadınlar Vaizi
Hüseyin Rahmi GürpınarHüseyin Rahmi Gürpınar ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz Bunu diğerleri takip edecektir Sözün burasında galiba niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere şu gerçeği hatırlatmakta yarar var 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir Sadece edebî eserler değil pek çok eser bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi adeta dumura uğra tıl mıştır Edebiyat sahası dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur Çalıkuşu nun çalı sı gitmiş geriye kuş u kalmıştır denebilir O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit in eserlerinin başına gelenleri saymak tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür

Palet Yayınları
Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz Bunu diğerleri takip edecektir Sözün burasında galiba niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere şu gerçeği hatırlatmakta yarar var 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir Sadece edebî eserler değil pek çok eser bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi adeta dumura uğra tıl mıştır Edebiyat sahası dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur Çalıkuşu nun çalı sı gitmiş geriye kuş u kalmıştır denebilir O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit in eserlerinin başına gelenleri saymak tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür Tanıtım Bülteninden

Palet Yayınları
Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz Bunu diğerleri takip edecektir Sözün burasında galiba niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere şu gerçeği hatırlatmakta yarar var 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir Sadece edebî eserler değil pek çok eser bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi adeta dumura uğra tıl mıştır Edebiyat sahası dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur Çalıkuşu nun çalı sı gitmiş geriye kuş u kalmıştır denebilir O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit in eserlerinin başına gelenleri saymak tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür

Palet Yayınları
Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz Bunu diğerleri takip edecektir Sözün burasında galiba niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere şu gerçeği hatırlatmakta yarar var 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir Sadece edebî eserler değil pek çok eser bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi adeta dumura uğra tıl mıştır Edebiyat sahası dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur Çalıkuşu nun çalı sı gitmiş geriye kuş u kalmıştır denebilir O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit in eserlerinin başına gelenleri saymak tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür Tanıtım Bülteninden

Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz Bunu diğerleri takip edecektir Sözün burasında galiba niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere şu gerçeği hatırlatmakta yarar var 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir Sadece edebî eserler değil pek çok eser bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi adeta dumura uğra tıl mıştır Edebiyat sahası dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur Çalıkuşu nun çalı sı gitmiş geriye kuş u kalmıştır denebilir O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit in eserlerinin başına gelenleri saymak tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür

Palet Yayınları
Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz Bunu diğerleri takip edecektir Sözün burasında galiba niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere şu gerçeği hatırlatmakta yarar var 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir Sadece edebî eserler değil pek çok eser bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi adeta dumura uğra tıl mıştır Edebiyat sahası dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur Çalıkuşu nun çalı sı gitmiş geriye kuş u kalmıştır denebilir O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit in eserlerinin başına gelenleri saymak tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür

PALET YAYINLARI
Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz Bunu diğerleri takip edecektir Sözün burasında galiba niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere şu gerçeği hatırlatmakta yarar var 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir Sadece edebî eserler değil pek çok eser bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi adeta dumura uğra tıl mıştır Edebiyat sahası dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur Çalıkuşu nun çalı sı gitmiş geriye kuş u kalmıştır denebilir O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit in eserlerinin başına gelenleri saymak tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür

Tema Yayınları
Hoştur köftehor Dinle hanım Başta tepesi dokuz kapsüllü şıllık fes Tepeden yanağın üstüne doğru tarakla terbiye edile edile yatırılmış altın kuş kanadı açık kumral saçlar fazlalığı tamamıyla tıraş edilerek burnun altında bir pimdik bırakılmış minimini gıdıgıdı bıyıklar Aman sus İçim gıdıklandı Beyaz ablak çehre Pembe yanaklar Ateşli dudaklar Şahane ela sev beni seveyim seni fıldır fıldır çekici gözler Osmanlı nüfus tezkeresinde hiç düzeltme yok Natürel yaşı yirmi bire çeyrek var Ah pek körpe Çok gevrek Can eriği gibi kütür kütür Ben ona denk olabilir miyim Olamazsan hafif gelecek tarafa biraz safra koruz Zaten yaşça resmen aranızda ne kadar fark var Sen yirmi beş o yirmi bir Bu dört yaş fark da peygamber sünnetidir Arap aşçılar o fellahlar hırsız olur derler Ama söyleyiniz kim değil Rızkına razı olan kimse var mı bu dünyada Esnaf müşteriden çalar müşteri kazancını artıracak helal haram yolları bulur Her insan akılca kendisinden bir gömlek aşağısını görünce kandırır birbirini soyar bu böyle gider Bunun adına yeni felsefede hayat mücadelesi derler Yaşamak için zayıf gördüğünün elindeki ekmeği kapmak hırsızlık değil ustalıktır Bunu düzeltmeye uğraşanların aklına şaşarım Hatta bu Dünya Savaşı niçin oluyor Azıcık düşünseniz altından hep bu mesele çıkar Edebiyatımızda doğalcılığın ve gerçekçiliğin en önemli kilometre taşlarından biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar sanatı halkı yüceltmek için bir araç olarak görmüş bu nedenle üzerine gitmediği eleştirip alay etmediği hiçbir toplumsal kurum bırakmamış sanat yaşamı boyunca hep aklın ve mantığın yanında olmuş eserleriyle toplumun çağdaşlaşması yolunda yobazlığa gericiliğe bağnazlığa sömürücülüğe karşı savaşmıştır bunu yaparken mizah ögesini ustaca kullanmış İstanbul un kenar semtlerinde mezarlıklarında Çingene mahallelerinde köşklerinde Şirket i Hayriye vapurlarında gazinolarında sayfiyelerinde dolaşmış okurlarını da dolaştırmıştır Eserlerinde yapmacıksız bir yerlilik vardır konak hanımefendisinden gündelikçiye mirasyedilerden iç güveyilere dilencilerden dadılara kalfalara Çingenelerden Rumlara Ermenilere Yahudilere kadar kimi ve neyi konu almışsa onu yerli renkleriyle betimlemesini bilmiştir Tanıtım Bülteninden

Tema Yayınları
Hoştur köftehor Dinle hanım Başta tepesi dokuz kapsüllü şıllık fes Tepeden yanağın üstüne doğru tarakla terbiye edile edile yatırılmış altın kuş kanadı açık kumral saçlar fazlalığı tamamıyla tıraş edilerek burnun altında bir pimdik bırakılmış minimini gıdıgıdı bıyıklar Aman sus İçim gıdıklandı Beyaz ablak çehre Pembe yanaklar Ateşli dudaklar Şahane ela sev beni seveyim seni fıldır fıldır çekici gözler Osmanlı nüfus tezkeresinde hiç düzeltme yok Natürel yaşı yirmi bire çeyrek var Ah pek körpe Çok gevrek Can eriği gibi kütür kütür Ben ona denk olabilir miyim Olamazsan hafif gelecek tarafa biraz safra koruz Zaten yaşça resmen aranızda ne kadar fark var Sen yirmi beş o yirmi bir Bu dört yaş fark da peygamber sünnetidir Arap aşçılar o fellahlar hırsız olur derler Ama söyleyiniz kim değil Rızkına razı olan kimse var mı bu dünyada Esnaf müşteriden çalar müşteri kazancını artıracak helal haram yolları bulur Her insan akılca kendisinden bir gömlek aşağısını görünce kandırır birbirini soyar bu böyle gider Bunun adına yeni felsefede hayat mücadelesi derler Yaşamak için zayıf gördüğünün elindeki ekmeği kapmak hırsızlık değil ustalıktır Bunu düzeltmeye uğraşanların aklına şaşarım Hatta bu Dünya Savaşı niçin oluyor Azıcık düşünseniz altından hep bu mesele çıkar Edebiyatımızda doğalcılığın ve gerçekçiliğin en önemli kilometre taşlarından biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar sanatı halkı yüceltmek için bir araç olarak görmüş bu nedenle üzerine gitmediği eleştirip alay etmediği hiçbir toplumsal kurum bırakmamış sanat yaşamı boyunca hep aklın ve mantığın yanında olmuş eserleriyle toplumun çağdaşlaşması yolunda yobazlığa gericiliğe bağnazlığa sömürücülüğe karşı savaşmıştır bunu yaparken mizah ögesini ustaca kullanmış İstanbul un kenar semtlerinde mezarlıklarında Çingene mahallelerinde köşklerinde Şirket i Hayriye vapurlarında gazinolarında sayfiyelerinde dolaşmış okurlarını da dolaştırmıştır Eserlerinde yapmacıksız bir yerlilik vardır konak hanımefendisinden gündelikçiye mirasyedilerden iç güveyilere dilencilerden dadılara kalfalara Çingenelerden Rumlara Ermenilere Yahudilere kadar kimi ve neyi konu almışsa onu yerli renkleriyle betimlemesini bilmiştir

Tema Yayınları
Hoştur köftehor Dinle hanım Başta tepesi dokuz kapsüllü şıllık fes Tepeden yanağın üstüne doğru tarakla terbiye edile edile yatırılmış altın kuş kanadı açık kumral saçlar fazlalığı tamamıyla tıraş edilerek burnun altında bir pimdik bırakılmış minimini gıdıgıdı bıyıklar Aman sus İçim gıdıklandı Beyaz ablak çehre Pembe yanaklar Ateşli dudaklar Şahane ela sev beni seveyim seni fıldır fıldır çekici gözler Osmanlı nüfus tezkeresinde hiç düzeltme yok Natürel yaşı yirmi bire çeyrek var Ah pek körpe Çok gevrek Can eriği gibi kütür kütür Ben ona denk olabilir miyim Olamazsan hafif gelecek tarafa biraz safra koruz Zaten yaşça resmen aranızda ne kadar fark var Sen yirmi beş o yirmi bir Bu dört yaş fark da peygamber sünnetidir Arap aşçılar o fellahlar hırsız olur derler Ama söyleyiniz kim değil Rızkına razı olan kimse var mı bu dünyada Esnaf müşteriden çalar müşteri kazancını artıracak helal haram yolları bulur Her insan akılca kendisinden bir gömlek aşağısını görünce kandırır birbirini soyar bu böyle gider Bunun adına yeni felsefede hayat mücadelesi derler Yaşamak için zayıf gördüğünün elindeki ekmeği kapmak hırsızlık değil ustalıktır Bunu düzeltmeye uğraşanların aklına şaşarım Hatta bu Dünya Savaşı niçin oluyor Azıcık düşünseniz altından hep bu mesele çıkar Edebiyatımızda doğalcılığın ve gerçekçiliğin en önemli kilometre taşlarından biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar sanatı halkı yüceltmek için bir araç olarak görmüş bu nedenle üzerine gitmediği eleştirip alay etmediği hiçbir toplumsal kurum bırakmamış sanat yaşamı boyunca hep aklın ve mantığın yanında olmuş eserleriyle toplumun çağdaşlaşması yolunda yobazlığa gericiliğe bağnazlığa sömürücülüğe karşı savaşmıştır bunu yaparken mizah ögesini ustaca kullanmış İstanbul un kenar semtlerinde mezarlıklarında Çingene mahallelerinde köşklerinde Şirket i Hayriye vapurlarında gazinolarında sayfiyelerinde dolaşmış okurlarını da dolaştırmıştır Eserlerinde yapmacıksız bir yerlilik vardır konak hanımefendisinden gündelikçiye mirasyedilerden iç güveyilere dilencilerden dadılara kalfalara Çingenelerden Rumlara Ermenilere Yahudilere kadar kimi ve neyi konu almışsa onu yerli renkleriyle betimlemesini bilmiştir

Katip Yayınları
Kadınlar Vaizi

Katip Yayınları
Kadınlar Vaizi

Katip Yayınevi
Yazar henüz on iki yaşında ilk romanını yazıyor Konularında İstanbul un dışında asla çıkmıyor Mizahı elden bırakmıyor Bu eserinde kısa kısa on hikaye mevcut hepsi bir birinden güzel Bu kitabı okurken Türk sinemasında eski İstanbul söz konusu olduğunda senaryolar da Galiba senaristler Gürpınar ın hikayelerini evire çevire gözden geçiriyorlar küçücük olan bu kitap ta hikayeleri sonlandırırken yazıldığı tarihin yaşamına hafif den nasihat vari dokundurmalarda da bulunmuyor değil Güzel bir kitap Rızkına razı olan kimse var mı bu dünyada Esnaf müşteriden çalar müşteri kazancını artıracak helal haram yolunu bulur Her insan aklınca kendisinden bir gömlek aşağısını görünce kandırır birbirini soyar bu böyle gider eser alıntı

Tema Yayınları
Hoştur köftehor Dinle hanım Başta tepesi dokuz kapsüllü şıllık fes Tepeden yanağın üstüne doğru tarakla terbiye edile edile yatırılmış altın kuş kanadı açık kumral saçlar fazlalığı tamamıyla tıraş edilerek burnun altında bir pimdik bırakılmış minimini gıdıgıdı bıyıklar Aman sus İçim gıdıklandı Beyaz ablak çehre Pembe yanaklar Ateşli dudaklar Şahane ela sev beni seveyim seni fıldır fıldır çekici gözler Osmanlı nüfus tezkeresinde hiç düzeltme yok Natürel yaşı yirmi bire çeyrek var Ah pek körpe Çok gevrek Can eriği gibi kütür kütür Ben ona denk olabilir miyim Olamazsan hafif gelecek tarafa biraz safra koruz Zaten yaşça resmen aranızda ne kadar fark var Sen yirmi beş o yirmi bir Bu dört yaş fark da peygamber sünnetidir Arap aşçılar o fellahlar hırsız olur derler Ama söyleyiniz kim değil Rızkına razı olan kimse var mı bu dünyada Esnaf müşteriden çalar müşteri kazancını artıracak helal haram yolları bulur Her insan akılca kendisinden bir gömlek aşağısını görünce kandırır birbirini soyar bu böyle gider Bunun adına yeni felsefede hayat mücadelesi derler Yaşamak için zayıf gördüğünün elindeki ekmeği kapmak hırsızlık değil ustalıktır Bunu düzeltmeye uğraşanların aklına şaşarım Hatta bu Dünya Savaşı niçin oluyor Azıcık düşünseniz altından hep bu mesele çıkar Edebiyatımızda doğalcılığın ve gerçekçiliğin en önemli kilometre taşlarından biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar sanatı halkı yüceltmek için bir araç olarak görmüş bu nedenle üzerine gitmediği eleştirip alay etmediği hiçbir toplumsal kurum bırakmamış sanat yaşamı boyunca hep aklın ve mantığın yanında olmuş eserleriyle toplumun çağdaşlaşması yolunda yobazlığa gericiliğe bağnazlığa sömürücülüğe karşı savaşmıştır bunu yaparken mizah ögesini ustaca kullanmış İstanbul un kenar semtlerinde mezarlıklarında Çingene mahallelerinde köşklerinde Şirket i Hayriye vapurlarında gazinolarında sayfiyelerinde dolaşmış okurlarını da dolaştırmıştır Eserlerinde

Palet
Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz Bunu diğerleri takip edecektir Sözün burasında galiba niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere şu gerçeği hatırlatmakta yarar var 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir Sadece edebî eserler değil pek çok eser bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi adeta dumura uğra tıl mıştır Edebiyat sahası dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur Çalıkuşu nun çalı sı gitmiş geriye kuş u kalmıştır denebilir O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit in eserlerinin başına gelenleri saymak tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür