Kadızadeliler ve Sivasiler Tartışması — Muhammet Raşit Akpınar

Kadızadeliler ve Sivasiler Tartışması
Muhammet Raşit AkpınarFECR YAYINEVİ
Kadızadeliler ve Sivasiler Tartışması
Muhammet Raşit AkpınarDevlet ve toplum yapısında bozulmaların görülmeye başlandığı 17 yüzyıl Osmanlısı ilmiye sınıfının en alt zümresini temsil eden Kadızâdeliler ile Sivâsîler sûfîler arasında gerçekleşen hararetli tartışmalara tanıklık etmiştir Esas itibariyle problemin ıslahına katkı sunmayı amaçlamış ancak amaca yönelik yöntemlerde anlaşamamış bu iki ekol birbirine karşı yaklaşık yüzyıl boyunca devam edecek bir mücadele sergilemiştir Bunlar arasında fakihler olarak da anılan Kadızâdeliler in savunduğu fikirler İslam tarihinde problemlerin çözümü için dinin özüne dönmeyi öneren Selefî düşünce ile benzerlik arz eder Sivâsîler ise bu düşünceye karşı içinde tasavvuf kültürünü de barındıran geleneksel anlayışın savunucusu konumundadır Tartışmanın kontrolünü kaybettiği dönemlerde bid at olduğu gerekçesiyle minarelerin yıkılmaya çalışıldığı veya şirk bulaşan toprağını denize döküp temizlemek için sûfî tekkelerinin yıkımına teşebbüs edildiği ilginç manzaralarla karşılaşılır Bu gibi sebeplerle Kadızâdeliler ve Sivâsîler arasında vuku bulan bu tartışmalar siyasî ve ideolojik olarak nitelendirilse de her iki ekol tarafından dinî hukukî bir zeminde temellendirilmeye çalışılmıştır Bu eser tartışmayı tarihi veriler ışığında incelemenin ötesinde işbu temellendirmenin nasıl yapıldığını tarafların kendi eserlerinden öğrenmemize imkân sunacak niteliktedir

Fecr Yayınları
Devlet ve toplum yapısında bozulmaların görülmeye başlandığı 17 yüzyıl Osmanlısı ilmiye sınıfının en alt zümresini temsil eden Kadızâdeliler ile Sivâsîler sûfîler arasında gerçekleşen hararetli tartışmalara tanıklık etmiştir Esas itibariyle problemin ıslahına katkı sunmayı amaçlamış ancak amaca yönelik yöntemlerde anlaşamamış bu iki ekol birbirine karşı yaklaşık yüzyıl boyunca devam edecek bir mücadele sergilemiştir Bunlar arasında fakihler olarak da anılan Kadızâdeliler in savunduğu fikirler İslam tarihinde problemlerin çözümü için dinin özüne dönmeyi öneren Selefî düşünce ile benzerlik arz eder Sivâsîler ise bu düşünceye karşı içinde tasavvuf kültürünü de barındıran geleneksel anlayışın savunucusu konumundadır Tartışmanın kontrolünü kaybettiği dönemlerde bid at olduğu gerekçesiyle minarelerin yıkılmaya çalışıldığı veya şirk bulaşan toprağını denize döküp temizlemek için sûfî tekkelerinin yıkımına teşebbüs edildiği ilginç manzaralarla karşılaşılır Bu gibi sebeplerle Kadızâdeliler ve Sivâsîler arasında vuku bulan bu tartışmalar siyasî ve ideolojik olarak nitelendirilse de her iki ekol tarafından dinî hukukî bir zeminde temellendirilmeye çalışılmıştır Bu eser tartışmayı tarihi veriler ışığında incelemenin ötesinde işbu temellendirmenin nasıl yapıldığını tarafların kendi eserlerinden öğrenmemize imkân sunacak niteliktedir

Fecr Yayınları
Devlet ve toplum yapısında bozulmaların görülmeye başlandığı 17 yüzyıl Osmanlısı ilmiye sınıfının en alt zümresini temsil eden Kadızâdeliler ile Sivâsîler sûfîler arasında gerçekleşen hararetli tartışmalara tanıklık etmiştir Esas itibariyle problemin ıslahına katkı sunmayı amaçlamış ancak amaca yönelik yöntemlerde anlaşamamış bu iki ekol birbirine karşı yaklaşık yüzyıl boyunca devam edecek bir mücadele sergilemiştir Bunlar arasında fakihler olarak da anılan Kadızâdeliler in savunduğu fikirler İslam tarihinde problemlerin çözümü için dinin özüne dönmeyi öneren Selefî düşünce ile benzerlik arz eder Sivâsîler ise bu düşünceye karşı içinde tasavvuf kültürünü de barındıran geleneksel anlayışın savunucusu konumundadır Tartışmanın kontrolünü kaybettiği dönemlerde bid at olduğu gerekçesiyle minarelerin yıkılmaya çalışıldığı veya şirk bulaşan toprağını denize döküp temizlemek için sûfî tekkelerinin yıkımına teşebbüs edildiği ilginç manzaralarla karşılaşılır Bu gibi sebeplerle Kadızâdeliler ve Sivâsîler arasında vuku bulan bu tartışmalar siyasî ve ideolojik olarak nitelendirilse de her iki ekol tarafından dinî hukukî bir zeminde temellendirilmeye çalışılmıştır Bu eser tartışmayı tarihi veriler ışığında incelemenin ötesinde işbu temellendirmenin nasıl yapıldığını tarafların kendi eserlerinden öğrenmemize imkân sunacak niteliktedir

Fecr Yayınları
Devlet ve toplum yapısında bozulmaların görülmeye başlandığı 17 yüzyıl Osmanlısı ilmiye sınıfının en alt zümresini temsil eden Kadızâdeliler ile Sivâsîler sûfîler arasında gerçekleşen hararetli tartışmalara tanıklık etmiştir Esas itibariyle problemin ıslahına katkı sunmayı amaçlamış ancak amaca yönelik yöntemlerde anlaşamamış bu iki ekol birbirine karşı yaklaşık yüzyıl boyunca devam edecek bir mücadele sergilemiştir Bunlar arasında fakihler olarak da anılan Kadızâdeliler in savunduğu fikirler İslam tarihinde problemlerin çözümü için dinin özüne dönmeyi öneren Selefî düşünce ile benzerlik arz eder Sivâsîler ise bu düşünceye karşı içinde tasavvuf kültürünü de barındıran geleneksel anlayışın savunucusu konumundadır Tartışmanın kontrolünü kaybettiği dönemlerde bid at olduğu gerekçesiyle minarelerin yıkılmaya çalışıldığı veya şirk bulaşan toprağını denize döküp temizlemek için sûfî tekkelerinin yıkımına teşebbüs edildiği ilginç manzaralarla karşılaşılır Bu gibi sebeplerle Kadızâdeliler ve Sivâsîler arasında vuku bulan bu tartışmalar siyasî ve ideolojik olarak nitelendirilse de her iki ekol tarafından dinî hukukî bir zeminde temellendirilmeye çalışılmıştır Bu eser tartışmayı tarihi veriler ışığında incelemenin ötesinde işbu temellendirmenin nasıl yapıldığını tarafların kendi eserlerinden öğrenmemize imkân sunacak niteliktedir

Fecr Yayınları
Devlet ve toplum yapısında bozulmaların görülmeye başlandığı 17 yüzyıl Osmanlısı ilmiye sınıfının en alt zümresini temsil eden Kadızâdeliler ile Sivâsîler sûfîler arasında gerçekleşen hararetli tartışmalara tanıklık etmiştir Esas itibariyle problemin ıslahına katkı sunmayı amaçlamış ancak amaca yönelik yöntemlerde anlaşamamış bu iki ekol birbirine karşı yaklaşık yüzyıl boyunca devam edecek bir mücadele sergilemiştir Bunlar arasında fakihler olarak da anılan Kadızâdeliler in savunduğu fikirler İslam tarihinde problemlerin çözümü için dinin özüne dönmeyi öneren Selefî düşünce ile benzerlik arz eder Sivâsîler ise bu düşünceye karşı içinde tasavvuf kültürünü de barındıran geleneksel anlayışın savunucusu konumundadır Tartışmanın kontrolünü kaybettiği dönemlerde bid at olduğu gerekçesiyle minarelerin yıkılmaya çalışıldığı veya şirk bulaşan toprağını denize döküp temizlemek için sûfî tekkelerinin yıkımına teşebbüs edildiği ilginç manzaralarla karşılaşılır Bu gibi sebeplerle Kadızâdeliler ve Sivâsîler arasında vuku bulan bu tartışmalar siyasî ve ideolojik olarak nitelendirilse de her iki ekol tarafından dinî hukukî bir zeminde temellendirilmeye çalışılmıştır Bu eser tartışmayı tarihi veriler ışığında incelemenin ötesinde işbu temellendirmenin nasıl yapıldığını tarafların kendi eserlerinden öğrenmemize imkân sunacak niteliktedir

Fecr Yayınları
Devlet ve toplum yapısında bozulmaların görülmeye başlandığı 17 yüzyıl Osmanlısı ilmiye sınıfının en alt zümresini temsil eden Kadızâdeliler ile Sivâsîler sûfîler arasında gerçekleşen hararetli tartışmalara tanıklık etmiştir Esas itibariyle problemin ıslahına katkı sunmayı amaçlamış ancak amaca yönelik yöntemlerde anlaşamamış bu iki ekol birbirine karşı yaklaşık yüzyıl boyunca devam edecek bir mücadele sergilemiştir Bunlar arasında fakihler olarak da anılan Kadızâdeliler in savunduğu fikirler İslam tarihinde problemlerin çözümü için dinin özüne dönmeyi öneren Selefî düşünce ile benzerlik arz eder Sivâsîler ise bu düşünceye karşı içinde tasavvuf kültürünü de barındıran geleneksel anlayışın savunucusu konumundadır Tartışmanın kontrolünü kaybettiği dönemlerde bid at olduğu gerekçesiyle minarelerin yıkılmaya çalışıldığı veya şirk bulaşan toprağını denize döküp temizlemek için sûfî tekkelerinin yıkımına teşebbüs edildiği ilginç manzaralarla karşılaşılır Bu gibi sebeplerle Kadızâdeliler ve Sivâsîler arasında vuku bulan bu tartışmalar siyasî ve ideolojik olarak nitelendirilse de her iki ekol tarafından dinî hukukî bir zeminde temellendirilmeye çalışılmıştır Bu eser tartışmayı tarihi veriler ışığında incelemenin ötesinde işbu temellendirmenin nasıl yapıldığını tarafların kendi eserlerinden öğrenmemize imkân sunacak niteliktedir