Kafdağının Kuşları — Ali Ozanemre

Kafdağının Kuşları
Ali OzanemreKarahan Kitabevi
Kafdağının Kuşları
Ali OzanemreKitabın dediği günler gelip çattı Babasına dedim Kopacaksa kopsun kıyamet kalalım köyde gitmeyelim Kaçtık da kurtulduk mu şehrin çöplüğü köyden daha mı iyi sanki Gitmeyelim dedim askerlere de dağdakilere de katmayalım kendimizi Dinletemedim Komşular komşu köyler kurtuluşa atılır gibi kaçıyordu Burada barınamayız dedi oğlumun babası askerler rahat bıraksa dağdakiler bırakmaz Asker donlular asker mi dağdakiler hangisi bilinmez olunca biz de bıraktık evimizi ekinimizi ekeneğimizi Bahçedeki dallar yemişli kaldı Köyün çeşmesi çeşmedeki yalak Yalaktan sulanan azalmış hayvanlarımız Tası tarağı toplayıp bir gün sabahın alaca karanlığında çıktık köyden Geri dönüp bir kez olsun bakmadım ama aklımın ortasındaydı köy Geldik buraya Gelmeseydik İki yıl oldu okula gidemedi yavrum Köydeyken giderdi Öğretmeni arkadaşları onu çok severdi Başarılıydı Okula gitmediği zamanlarda kuzularımızı güderdi kuzum Akıllıydı çalışkandı geçimliydi Korkak der gülerdik severken O gün yine akranlarından daha çok kağıt cam naylon toplamış Kaç gündür doyasıya yıkanmadığını söyledi Keşke hiç yıkanmasaydı Kirlenen bir tek o muydu sanki Kimden daha kirliydi hangimizden Havalar da güzel dedi gölün suyu köpük köpük O göl deyince cız etti içim Bildim Ölecekti Gitme demek istedim diyemedim Aklım karıştı Gitme deseydim gitmezdi beni çiğnediği olmamıştır kuzumun Diyemedim deseydim gitmezdi ölmezdi Öldü Onu ben öldürdüm asın beni Gerçi tanımam çocuğu Anasını babasını da tanımam Yine de bu yöre köyleri benim sayıldığından Bu yörede derğneğimizi atlayan çıkmadı Hangi partiye demişsek silme oy çıkarmışızdır Dedem ne demişse öyle olmuş babam buraların mühürlü sultanı kitapsız peygamberi görülen tanrısıydı Biz de Devlet bizi devlet bilir Evimizden elimizden hükümet adamı eksik olmaz Otun bittiği toprak bizimdir otlayanlar da Çobanlar Çobanlar bizim çobanlarımız Kaçağın her türünde hatırlıca payımız var Bu kadim zamanlardan beri böyle Bir şeylerin değiştiğini seziyordum Binlerce yıldır değişmeyen şeylerin değişmekte olduğunu Ama ne O tam belli değil Hayal gibi düş gibi Kaçıyorsun adım atamıyorsun uzanıyorsun tutamıyorsun Kapalı bir yerdesin her yanında fırtına Bir kımıldayabilsen uykunun ağırlığını sıyırıp atacaksın Olmuyor Yapışıp kalıyor Uyanamıyorsun Önce uykularım kaçtı Kapımın bu kadar yıllık azapları onların veletleri bize akıl verir yol gösterir oldu Ağızlardaki bütün dişler it dişi Baktım olacak gibi değil sen de bir gözünü yum dedim kendime Derken adımız yavuz a çıktı devlet gözünde Paraya para demedim yoksa geçmişimiz beş para etmeyecekti İki başı bir tutmalıydım Tuttum Zaman zaman darda kalmadık mı kaldık Yırttık ama kolay olmadı Şimdilik paçayı sıyırdık gibi Şimdilik Kurtulduk sayılır O çocuk ölümden kurtulamadı İlmeğin son ucuydu Öldü Sanki gezden arpacıktan bakan benim gözümdü tetiğe çöken ben Onu ben öldürdüm Kimseler duymasın kesin beni Şeyh elinde kan olur mu demeyin Elimize kan bulaşmaz bizim Peki tırnak diplerinde katmerleşip kuruyan ne Damla damla akan Güldür onlar gül Gülmeyin daha şimdi topladım dikenler arasından Bizim elimizin kızıllığı gülden Ölümü taşıyan kan akışını sürdürür kalmaz yerinde Nerede bir kanlı ölüm varsa orada kırmızı bir gül açar Bir bakarsın taş kesilir bir bakarsın akar ellere çıkar Göz görmez kuytularda yuvalanır kalır da şaşırır insan

Karahan Kitabevi
Kitabın dediği günler gelip çattı Babasına dedim Kopacaksa kopsun kıyamet kalalım köyde gitmeyelim Kaçtık da kurtulduk mu şehrin çöplüğü köyden daha mı iyi sanki Gitmeyelim dedim askerlere de dağdakilere de katmayalım kendimizi Dinletemedim Komşular komşu köyler kurtuluşa atılır gibi kaçıyordu Burada barınamayız dedi oğlumun babası askerler rahat bıraksa dağdakiler bırakmaz Asker donlular asker mi dağdakiler hangisi bilinmez olunca biz de bıraktık evimizi ekinimizi ekeneğimizi Bahçedeki dallar yemişli kaldı Köyün çeşmesi çeşmedeki yalak Yalaktan sulanan azalmış hayvanlarımız Tası tarağı toplayıp bir gün sabahın alaca karanlığında çıktık köyden Geri dönüp bir kez olsun bakmadım ama aklımın ortasındaydı köy Geldik buraya Gelmeseydik İki yıl oldu okula gidemedi yavrum Köydeyken giderdi Öğretmeni arkadaşları onu çok severdi Başarılıydı Okula gitmediği zamanlarda kuzularımızı güderdi kuzum Akıllıydı çalışkandı geçimliydi Korkak der gülerdik severken O gün yine akranlarından daha çok kağıt cam naylon toplamış Kaç gündür doyasıya yıkanmadığını söyledi Keşke hiç yıkanmasaydı Kirlenen bir tek o muydu sanki Kimden daha kirliydi hangimizden Havalar da güzel dedi gölün suyu köpük köpük O göl deyince cız etti içim Bildim Ölecekti Gitme demek istedim diyemedim Aklım karıştı Gitme deseydim gitmezdi beni çiğnediği olmamıştır kuzumun Diyemedim deseydim gitmezdi ölmezdi Öldü Onu ben öldürdüm asın beni Gerçi tanımam çocuğu Anasını babasını da tanımam Yine de bu yöre köyleri benim sayıldığından Bu yörede derğneğimizi atlayan çıkmadı Hangi partiye demişsek silme oy çıkarmışızdır Dedem ne demişse öyle olmuş babam buraların mühürlü sultanı kitapsız peygamberi görülen tanrısıydı Biz de Devlet bizi devlet bilir Evimizden elimizden hükümet adamı eksik olmaz Otun bittiği toprak bizimdir otlayanlar da Çobanlar Çobanlar bizim çobanlarımız Kaçağın her türünde hatırlıca payımız var Bu kadim zamanlardan beri böyle Bir şeylerin değiştiğini seziyordum Binlerce yıldır değişmeyen şeylerin değişmekte olduğunu Ama ne O tam belli değil Hayal gibi düş gibi Kaçıyorsun adım atamıyorsun uzanıyorsun tutamıyorsun Kapalı bir yerdesin her yanında fırtına Bir kımıldayabilsen uykunun ağırlığını sıyırıp atacaksın Olmuyor Yapışıp kalıyor Uyanamıyorsun Önce uykularım kaçtı Kapımın bu kadar yıllık azapları onların veletleri bize akıl verir yol gösterir oldu Ağızlardaki bütün dişler it dişi Baktım olacak gibi değil sen de bir gözünü yum dedim kendime Derken adımız yavuz a çıktı devlet gözünde Paraya para demedim yoksa geçmişimiz beş para etmeyecekti İki başı bir tutmalıydım Tuttum Zaman zaman darda kalmadık mı kaldık Yırttık ama kolay olmadı Şimdilik paçayı sıyırdık gibi Şimdilik Kurtulduk sayılır O çocuk ölümden kurtulamadı İlmeğin son ucuydu Öldü Sanki gezden arpacıktan bakan benim gözümdü tetiğe çöken ben Onu ben öldürdüm Kimseler duymasın kesin beni Şeyh elinde kan olur mu demeyin Elimize kan bulaşmaz bizim Peki tırnak diplerinde katmerleşip kuruyan ne Damla damla akan Güldür onlar gül Gülmeyin daha şimdi topladım dikenler arasından Bizim elimizin kızıllığı gülden Ölümü taşıyan kan akışını sürdürür kalmaz yerinde Nerede bir kanlı ölüm varsa orada kırmızı bir gül açar Bir bakarsın taş kesilir bir bakarsın akar ellere çıkar Göz görmez kuytularda yuvalanır kalır da şaşırır insan

Karahan Kitabevi
Kitabın dediği günler gelip çattı Babasına dedim Kopacaksa kopsun kıyamet kalalım köyde gitmeyelim Kaçtık da kurtulduk mu şehrin çöplüğü köyden daha mı iyi sanki Gitmeyelim dedim askerlere de dağdakilere de katmayalım kendimizi Dinletemedim Komşular komşu köyler kurtuluşa atılır gibi kaçıyordu Burada barınamayız dedi oğlumun babası askerler rahat bıraksa dağdakiler bırakmaz Asker donlular asker mi dağdakiler hangisi bilinmez olunca biz de bıraktık evimizi ekinimizi ekeneğimizi Bahçedeki dallar yemişli kaldı Köyün çeşmesi çeşmedeki yalak Yalaktan sulanan azalmış hayvanlarımız Tası tarağı toplayıp bir gün sabahın alaca karanlığında çıktık köyden Geri dönüp bir kez olsun bakmadım ama ak lımın ortasındaydı köy Geldik buraya Gelmeseydik İki yıl oldu okula gidemedi yavrum Köydeyken giderdi Öğretmeni arkadaşları onu çok severdi Başarılıydı Okula gitmediği zamanlarda kuzularımızı güderdi kuzum Akıllıydı çalışkandı geçimliydi Korkak der gülerdik severken O gün yine akranlarından daha çok kağıt cam naylon toplamış Kaç gündür doyasıya yıkanmadığını söyledi Keşke hiç yıkanmasıydı Kirlenen bir tek o muydu sanki Kim den daha kirliydi hangimizden Havalar da güzel dedi gölün suyu köpük köpük O göl deyince cız etti içim Bildim Ölecekti Gitme demek istedim diyemedim Aklım karıştı Gitme deseydim gitmezdi beni çiğnediği olmamıştır kuzumun Diyemedim deseydim gitmezdi ölmezdi Öldü Onu ben öldürdüm asın beni Gerçi tanımam çocuğu Anasını babasını da tanımam Yine de bu yöre köyleri benim sayıldığından Bu yörede değneğimizi atlayan çıkmadı Hangi partiye demişsek silme oy çıkarmışızdır Dedem ne demişse öyle olmuş babam buraların mühürlü sultanı kitapsız peygamberi görülen tanrısıydı Biz de Devlet bizi devlet bilir Evimizden elimizden hükümet adamı eksik olmaz Otun bittiği toprak bizimdir otlayanlar da Çobanlar Çobanlar bizim çobanlarımız Kaçağın her türünde hatırlıca payımız var Bu kadim zamanlardan beri böyle Bir eylerin değiştiğini seziyordum Binlerce yıldır değişmeyen şeylerin değişmekte olduğunu Ama ne O tam belli değil Hayal gibi düş gibi Kaçıyorsun adım atamıyorsun uzanıyorsun tutamıyorsun Kapalı bir yerdesin her yanında fırtına Bir kımıldayabilsen uykunun ağırlığını sıyırıp atacaksın Olmuyor Yapışıp kalıyor Uyanamıyor sun Önce uykularım kaçtı Kapımın u kadar yıllık azapları onların veletleri bize akıl verir yol gösterir oldu Ağızlardaki bütün dişler it dişi Baktım olacak gibi değil sen de bir gözünü yum dedim kendime Derken adımız yavuz a çıktı devlet gözünde Paraya para demedim yoksa geçmişimiz beş para etmeyecekti İki başı bir tutmalıydım Tuttum Zaman zaman darda kalmadık mı kaldık Yırttık ama kolay olmadı Şimdilik paçayı sıyırdık gibi Şimdilik Kurtulduk sayılır O çocuk ölümden kurtulamadı İlmeğin son ucuydu Öldü Sanki gezden arpacıktan bakan benim gözümdü teti ğe çöken ben Onu ben öldürdüm Kimseler duymasın kesin beni Şeyh elinde kan olur mu demeyin Elimize kan bulaşmaz bizim Peki tırnak diplerinde katmerleşip kuruyan ne Damla damla akan Güldür onlar gül Gülmeyin daha şimdi topladım dikenler arasından Bizim elimizin kızıllığı gülden Ölümü taşıyan kan akışını sürdürür kalmaz yerinde Nerede bir kanlı ölüm varsa orada kırmızı bir gül açar Bir bakarsın taş kesilir bir bakarsın akar ellere çıkar Göz görmez kuytularda yuvalanır kalır da şaşırır insan

Karahan Kitabevi
Ali Ozanemre tarafından kaleme alınan Kafdağının Kuşları Karahan Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Kafdağının Kuşları Ali Ozanemre Kitap Özeti Kitabın dediği günler gelip çattı Babasına dedim Kopacaksa kopsun kıyamet kalalım köyde gitmeyelim Kaçtık da kurtulduk mu şehrin çöplüğü köyden daha mı iyi sanki Gitmeyelim dedim askerlere de dağdakilere de katmayalım kendimizi Dinletemedim Komşular komşu köyler kurtuluşa atılır gibi kaçıyordu Burada barınamayız dedi oğlumun babası askerler rahat bıraksa dağdakiler bırakmaz Asker donlular asker mi dağdakiler hangisi bilinmez olunca biz de bıraktık evimizi ekinimizi ekeneğimizi Bahçedeki dallar yemişli kaldı Köyün çeşmesi çeşmedeki yalak Yalaktan sulanan azalmış hayvanlarımız Tası tarağı toplayıp bir gün sabahın alaca karanlığında çıktık köyden Geri dönüp bir kez olsun bakmadım ama aklımın ortasındaydı köy Geldik buraya Gelmeseydik İki yıl oldu okula gidemedi yavrum Köydeyken giderdi Öğretmeni arkadaşları onu çok severdi Başarılıydı Okula gitmediği zamanlarda kuzularımızı güderdi kuzum Akıllıydı çalışkandı geçimliydi Korkak der gülerdik severken O gün yine akranlarından daha çok kağıt cam naylon toplamış Kaç gündür doyasıya yıkanmadığını söyledi Keşke hiç yıkanmasaydı Kirlenen bir tek o muydu sanki Kimden daha kirliydi hangimizden Havalar da güzel dedi gölün suyu köpük köpük O göl deyince cız etti içim Bildim Ölecekti Gitme demek istedim diyemedim Aklım karıştı Gitme deseydim gitmezdi beni çiğnediği olmamıştır kuzumun Diyemedim deseydim gitmezdi ölmezdi Öldü Onu ben öldürdüm asın beni Gerçi tanımam çocuğu Anasını babasını da tanımam Yine de bu yöre köyleri benim sayıldığından Bu yörede derğneğimizi atlayan çıkmadı Hangi partiye demişsek silme oy çıkarmışızdır Dedem ne demişse öyle olmuş babam buraların mühürlü sultanı kitapsız peygamberi görülen tanrısıydı Biz de Devlet bizi devlet bilir Evimizden elimizden hükümet adamı eksik olmaz Otun bittiği toprak bizimdir otlayanlar da Çobanlar Çobanlar bizim çobanlarımız Kaçağın her türünde hatırlıca payımız var Bu kadim zamanlardan beri böyle Bir şeylerin değiştiğini seziyordum Binlerce yıldır değişmeyen şeylerin değişmekte olduğunu Ama ne O tam belli değil Hayal gibi düş gibi Kaçıyorsun adım atamıyorsun uzanıyorsun tutamıyorsun Kapalı bir yerdesin her yanında fırtına Bir kımıldayabilsen uykunun ağırlığını sıyırıp atacaksın Olmuyor Yapışıp kalıyor Uyanamıyorsun Önce uykularım kaçtı Kapımın bu kadar yıllık azapları onların veletleri bize akıl verir yol gösterir oldu Ağızlardaki bütün dişler it dişi Baktım olacak gibi değil sen de bir gözünü yum dedim kendime Derken adımız yavuza çıktı devlet gözünde Paraya para demedim yoksa geçmişimiz beş para etmeyecekti İki başı bir tutmalıydım Tuttum Zaman zaman darda kalmadık mı kaldık Yırttık ama kolay olmadı Şimdilik paçayı sıyırdık gibi Şimdilik Kurtulduk sayılır O çocuk ölümden kurtulamadı İlmeğin son ucuydu Öldü Sanki gezden arpacıktan bakan benim gözümdü tetiğe çöken ben Onu ben öldürdüm Kimseler duymasın kesin beni Şeyh elinde kan olur mu demeyin Elimize kan bulaşmaz bizim Peki tırnak diplerinde katmerleşip kuruyan ne Damla damla akan Güldür onlar gül Gülmeyin daha şimdi topladım dikenler arasından Bizim elimizin kızıllığı gülden Ölümü taşıyan kan akışını sürdürür kalmaz yerinde Nerede bir kanlı ölüm varsa orada kırmızı bir gül açar Bir bakarsın taş kesilir bir bakarsın akar ellere çıkar Göz görmez kuytularda yuvalanır kalır da şaşırır insan Yayınevi Karahan Kitabevi Yazar Ali Ozanemre Sayfa 120 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 00 cm Basım Yılı Aralık 2014 Barkod 9786054989300 Kategori Anlatı Öykü Türk Edebiyatı

Kitabın dediği günler gelip çattı Babasına dedim Kopacaksa kopsun kıyamet kalalım köyde gitmeyelim Kaçtık da kurtulduk mu şehrin çöplüğü köyden daha mı iyi sanki Gitmeyelim dedim askerlere de dağdakilere de katmayalım kendimizi Dinletemedim Komşular komşu köyler kurtuluşa atılır gibi kaçıyordu Burada barınamayız dedi oğlumun babası askerler rahat bıraksa dağdakiler bırakmaz

Karahan Kitabevi
Kitabın dediği günler gelip çattı Babasına dedim Kopacaksa kopsun kıyamet kalalım köyde gitmeyelim Kaçtık da kurtulduk mu şehrin çöplüğü köyden daha mı iyi sanki Gitmeyelim dedim askerlere de dağdakilere de katmayalım kendimizi Dinletemedim Komşular komşu köyler kurtuluşa atılır gibi kaçıyordu Burada barınamayız dedi oğlumun babası askerler rahat bıraksa dağdakiler bırakmaz Asker donlular asker mi dağdakiler hangisi bilinmez olunca biz de bıraktık evimizi ekinimizi ekeneğimizi Bahçedeki dallar yemişli kaldı Köyün çeşmesi çeşmedeki yalak Yalaktan sulanan azalmış hayvanlarımız Tası tarağı toplayıp bir gün sabahın alaca karanlığında çıktık köyden Geri dönüp bir kez olsun bakmadım ama aklımın ortasındaydı köy Geldik buraya Gelmeseydik İki yıl oldu okula gidemedi yavrum Köydeyken giderdi Öğretmeni arkadaşları onu çok severdi Başarılıydı Okula gitmediği zamanlarda kuzularımızı güderdi kuzum Akıllıydı çalışkandı geçimliydi Korkak der gülerdik severken O gün yine akranlarından daha çok kağıt cam naylon toplamış Kaç gündür doyasıya yıkanmadığını söyledi Keşke hiç yıkanmasaydı Kirlenen bir tek o muydu sanki Kimden daha kirliydi hangimizden Havalar da güzel dedi gölün suyu köpük köpük O göl deyince cız etti içim Bildim Ölecekti Gitme demek istedim diyemedim Aklım karıştı Gitme deseydim gitmezdi beni çiğnediği olmamıştır kuzumun Diyemedim deseydim gitmezdi ölmezdi Öldü Onu ben öldürdüm asın beni Gerçi tanımam çocuğu Anasını babasını da tanımam Yine de bu yöre köyleri benim sayıldığından Bu yörede derğneğimizi atlayan çıkmadı Hangi partiye demişsek silme oy çıkarmışızdır Dedem ne demişse öyle olmuş babam buraların mühürlü sultanı kitapsız peygamberi görülen tanrısıydı Biz de Devlet bizi devlet bilir Evimizden elimizden hükümet adamı eksik olmaz Otun bittiği toprak bizimdir otlayanlar da Çobanlar Çobanlar bizim çobanlarımız Kaçağın her türünde hatırlıca payımız va

Karahan
Kitabın dediği günler gelip çattı Babasına dedim Kopacaksa kopsun kıyamet kalalım köyde gitmeyelim Kaçtık da kurtulduk mu şehrin çöplüğü köyden daha mı iyi sanki Gitmeyelim dedim askerlere de dağdakilere de katmayalım kendimizi Dinletemedim Komşular komşu köyler kurtuluşa atılır gibi kaçıyordu Burada barınamayız dedi oğlumun babası askerler rahat bıraksa dağdakiler bırakmaz Asker donlular asker mi dağdakiler hangisi bilinmez olunca biz de bıraktık evimizi ekinimizi ekeneğimizi Bahçedeki dallar yemişli kaldı Köyün çeşmesi çeşmedeki yalak Yalaktan sulanan azalmış hayvanlarımız Tası tarağı toplayıp bir gün sabahın alaca karanlığında çıktık köyden Geri dönüp bir kez olsun bakmadım ama ak lımın ortasındaydı köy Geldik buraya Gelmeseydik İki yıl oldu okula gidemedi yavrum Köydeyken giderdi Öğretmeni arkadaşları onu çok severdi Başarılıydı Okula gitmediği zamanlarda kuzularımızı güderdi kuzum Akıllıydı çalışkandı geçimliydi Korkak der gülerdik severken O gün yine akranlarından daha çok kağıt cam naylon toplamış Kaç gündür doyasıya yıkanmadığını söyledi Keşke hiç yıkanmasıydı Kirlenen bir tek o muydu sanki Kim den daha kirliydi hangimizden Havalar da güzel dedi gölün suyu köpük köpük O göl deyince cız etti içim Bildim Ölecekti Gitme demek istedim diyemedim Aklım karıştı Gitme deseydim gitmezdi beni çiğnediği olmamıştır kuzumun Diyemedim deseydim gitmezdi ölmezdi Öldü Onu ben öldürdüm asın beni Gerçi tanımam çocuğu Anasını babasını da tanımam Yine de bu yöre köyleri benim sayıldığından Bu yörede değneğimizi atlayan çıkmadı Hangi partiye demişsek silme oy çıkarmışızdır Dedem ne demişse öyle olmuş babam buraların mühürlü sultanı kitapsız peygamberi görülen tanrısıydı Biz de Devlet bizi devlet bilir Evimizden elimizden hükümet adamı eksik olmaz Otun bittiği toprak bizimdir otlayanlar da Çobanlar Çobanlar bizim çobanlarımız Kaçağın her türünde hatırlıca payımız var Bu kadim zamanlardan beri böyle Bir Geylerin değiştiğini seziyordum Binlerce yıldır değişmeyen şeylerin değişmekte olduğunu Ama ne O tam belli değil Hayal gibi düş gibi Kaçıyorsun adım atamıyorsun uzanıyorsun tutamıyorsun Kapalı bir yerdesin her yanında fırtına Bir kımıldayabilsen uykunun ağırlığını sıyırıp atacaksın Olmuyor Yapışıp kalıyor Uyanamıyor sun Önce uykularım kaçtı Kapımın Gu kadar yıllık azapları onların veletleri bize akıl verir yol gösterir oldu Ağızlardaki bütün dişler it dişi Baktım olacak gibi değil sen de bir gözünü yum dedim kendime Derken adımız yavuz a çıktı devlet gözünde Paraya para demedim yoksa geçmişimiz beş para etmeyecekti İki başı bir tutmalıydım Tuttum Zaman zaman darda kalmadık mı kaldık Yırttık ama kolay olmadı Şimdilik paçayı sıyırdık gibi Şimdilik Kurtulduk sayılır O çocuk ölümden kurtulamadı İlmeğin son ucuydu Öldü Sanki gezden arpacıktan bakan benim gözümdü teti ğe çöken ben Onu ben öldürdüm Kimseler duymasın kesin beni Şeyh elinde kan olur mu demeyin Elimize kan bulaşmaz bizim Peki tırnak diplerinde katmerleşip kuruyan ne Damla damla akan Güldür onlar gül Gülmeyin daha şimdi topladım dikenler arasından Bizim elimizin kızıllığı gülden Ölümü taşıyan kan akışını sürdürür kalmaz yerinde Nerede bir kanlı ölüm varsa orada kırmızı bir gül açar Bir bakarsın taş kesilir bir bakarsın akar ellere çıkar Göz görmez kuytularda yuvalanır kalır da şaşırır insan Bilirsiniz Şeyh verendir alandır bilendir bakmadan görebilendir Şu kadar cumhuriyette bile devletin vekili Muhammed in Bekir i Tanrı nın görünen gölgesi kadim zamanlardan beri Zaman akıyor dünya değişiyordu Gördüm Islak sabun kalıbına basmışım sanki Korkmadım desem yalan olur Korktum Korktum ve düşündüm Dünya akıyordu Ben de değişmeliydim hiç değilse değişmiş