Kağıttan Gemiler Ayça Atçı Net Kitap Komisyon 80 İndirim — Komisyon

Kağıttan Gemiler Ayça Atçı Net Kitap Komisyon 80 İndirim
KomisyonNet Turistik Yayınları
Kağıttan Gemiler Ayça Atçı Net Kitap Komisyon 80 İndirim
KomisyonKomisyon tarafından kaleme alınan Kağıttan Gemiler Ayça Atçı Net Kitap Net Turistik Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Kağıttan Gemiler Ayça Atçı Net Kitap Komisyon Kitap Özeti Kağıttan Gemiler Ayça Atçı Net Kitap Yayınevi Net Turistik Yayınları Yazar Komisyon Sayfa 290 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Barkod 9786051245454 Kategori Roman Roman Yerli Yabancı Seç Al 10 Kitap 350TL

Net Kitap
Sapasağlam bir kabukla çevrelenmiş yere çarpınca bin parçaya bölünen bir nar ağrısı yaşıyorum İzi çıkmaz kan rengi lekeler bırakıyorum İçimde bitmek bilmez bir ağıt var Kafdağı ağıtı Narın ağrısına karışıyor Merhem diye yarama bastığım derdime derman olur diye umduğum sensin Bir avuç tuz oluyorsun ben seni ne zaman yarama bassam Küf oluyorum dışarıda unutulmuş limonların mis kokulu kabuklarında büyüyen Meyvelerin içini boşaltarak kurutan çürüten hava oluyorum benim ciğerime bir türlü dolmak bilmeyen Ay ışığında süzülerek gelen kâğıt gemilerin kimsesizliği sessizliği var başımın içinde Batmasınlar kıyıya ulaşsınlar diye su içmiyorum Susuzluktan ölüyorum Elbruz Bir nehri kururken gördün mü sen hiç Bu kanla yazılmış gözyaşıyla beslenmiş tarihi unutmaya sil baştan yazmaya uyuyacaksın değil mi şimdi bütün uykularını Uyuma Ne olur uyuma Uyandığında olmayacak şeylerin düşleri yorar insanı Sen uyuma Şu çürüyen bedenine inat açık tut gözlerini gece ve gündüz 21 Mayıs 1864 ten bugüne o kâğıttan gemilerle gelenler geçip duruyor hayatından onların sessizce söyledikleri şarkılar var hiç duydun mu Dinle bak O şarkıların hikâyesini anlatacağım şimdi sana Tanıtım Bülteninden

Net Kitap
Sapasağlam bir kabukla çevrelenmiş yere çarpınca bin parçaya bölünen bir nar ağrısı yaşıyorum İzi çıkmaz kan rengi lekeler bırakıyorum İçimde bitmek bilmez bir ağıt var Kafdağı ağıtı Narın ağrısına karışıyor Merhem diye yarama bastığım derdime derman olur diye umduğum sensin Bir avuç tuz oluyorsun ben seni ne zaman yarama bassam Küf oluyorum dışarıda unutulmuş limonların mis kokulu kabuklarında büyüyen Meyvelerin içini boşaltarak kurutan çürüten hava oluyorum benim ciğerime bir türlü dolmak bilmeyen Ay ışığında süzülerek gelen kâğıt gemilerin kimsesizliği sessizliği var başımın içinde Batmasınlar kıyıya ulaşsınlar diye su içmiyorum Susuzluktan ölüyorum Elbruz Bir nehri kururken gördün mü sen hiç Bu kanla yazılmış gözyaşıyla beslenmiş tarihi unutmaya sil baştan yazmaya uyuyacaksın değil mi şimdi bütün uykularını Uyuma Ne olur uyuma Uyandığında olmayacak şeylerin düşleri yorar insanı Sen uyuma Şu çürüyen bedenine inat açık tut gözlerini gece ve gündüz 21 Mayıs 1864 ten bugüne o kâğıttan gemilerle gelenler geçip duruyor hayatından onların sessizce söyledikleri şarkılar var hiç duydun mu Dinle bak O şarkıların hikâyesini anlatacağım şimdi sana

Net Kitap
Sapasağlam bir kabukla çevrelenmiş yere çarpınca bin parçaya bölünen bir nar ağrısı yaşıyorum İzi çıkmaz kan rengi lekeler bırakıyorum İçimde bitmek bilmez bir ağıt var Kafdağı ağıtı Narın ağrısına karışıyor Merhem diye yarama bastığım derdime derman olur diye umduğum sensin Bir avuç tuz oluyorsun ben seni ne zaman yarama bassam Küf oluyorum dışarıda unutulmuş limonların mis kokulu kabuklarında büyüyen Meyvelerin içini boşaltarak kurutan çürüten hava oluyorum benim ciğerime bir türlü dolmak bilmeyen Ay ışığında süzülerek gelen kâğıt gemilerin kimsesizliği sessizliği var başımın içinde Batmasınlar kıyıya ulaşsınlar diye su içmiyorum Susuzluktan ölüyorum Elbruz Bir nehri kururken gördün mü sen hiç Bu kanla yazılmış gözyaşıyla beslenmiş tarihi unutmaya sil baştan yazmaya uyuyacaksın değil mi şimdi bütün uykularını Uyuma Ne olur uyuma Uyandığında olmayacak şeylerin düşleri yorar insanı Sen uyuma Şu çürüyen bedenine inat açık tut gözlerini gece ve gündüz 21 Mayıs 1864 ten bugüne o kâğıttan gemilerle gelenler geçip duruyor hayatından onların sessizce söyledikleri şarkılar var hiç duydun mu Dinle bak O şarkıların hikâyesini anlatacağım şimdi sana

NET YAYINCILIK
Sapasağlam bir kabukla çevrelenmiş yere çarpınca bin parçaya bölünen bir nar ağrısı yaşıyorum İzi çıkmaz kan rengi lekeler bırakıyorum İçimde bitmek bilmez bir ağıt var Kafdağı ağıtı Narın ağrısına karışıyor Merhem diye yarama bastığım derdime derman olur diye umduğum sensin Bir avuç tuz oluyorsun ben seni ne zaman yarama bassam Küf oluyorum dışarıda unutulmuş limonların mis kokulu kabuklarında büyüyen Meyvelerin içini boşaltarak kurutan çürüten hava oluyorum benim ciğerime bir türlü dolmak bilmeyen Ay ışığında süzülerek gelen kâğıt gemilerin kimsesizliği sessizliği var başımın içinde Batmasınlar kıyıya ulaşsınlar diye su içmiyorum Susuzluktan ölüyorum Elbruz Bir nehri kururken gördün mü sen hiç Bu kanla yazılmış gözyaşıyla beslenmiş tarihi unutmaya sil baştan yazmaya uyuyacaksın değil mi şimdi bütün uykularını Uyuma Ne olur uyuma Uyandığında olmayacak şeylerin düşleri yorar insanı Sen uyuma Şu çürüyen bedenine inat açık tut gözlerini gece ve gündüz 21 Mayıs 1864 ten bugüne o kâğıttan gemilerle gelenler geçip duruyor hayatından onların sessizce söyledikleri şarkılar var hiç duydun mu Dinle bak O şarkıların hikâyesini anlatacağım şimdi sana