MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Kalekale — Fakir Baykurt

Kalekale
190,40
ÖyküEdebiyat Roman ÖyküKLASİK TÜRK EDEBİYATI

Kalekale

Fakir Baykurt

Literatür Yayıncılık Dağıtım

2024175 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Kalekale

Fakir Baykurt

Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1978 de yapılan Kalekale yi yeniden okurla buluşturuyoruz Kamyon daldı duvardan içeri Yarıya inmiş samanlıktan geçti danalıktan çıktı Avlunun tâ dibine oturdukları odanın önüne gelip durdu Geçtiği yerlerde duvar direk bırakmadı dikili Çivileri bile söktü Kattı karıştırdı ortalığı Ne farları kaldı ne camları Ne boyası ne boncuğu dikiz aynası kilometresi yakıt göstergesi filân yamuldu yılıktı adamakıllı Bereket motor kendiliğinden durdu Kalekale nin durdurması olanaksızdı Kürüş İbrahim in karısı hayatta yamalık yamıyordu Önce deprem oluyor sandı Sonra Heralım dünyanın sonu geldi köy yıkılıyor diye düşündü Sonra Kulakçı Salim in kamyonu burnunun dibine kadar gelmiş görünce düşüp bayılayazdı Direksiyonda Kalekale yi görünce de önü aydınlandı Topladı kendini Vaaay eşeğin dölü vaaay Babandan habersiz aşırdın değil mi kamyonu Yıktın evimi yurtsuz yuvasız koydun çoluk çocuğumu Vaay Kalekale gibi adı batası vaay Sonra baktı boynu bileği çizik sıyrık içinde alnı avurdu kan hem de beti benzi uçup gitmiş arpa samanı gibi sarı bir yüzle titreyip durur acıdı Fırladığı gibi sol kapağın kulpundan tuttu açtı çekip çıkardı çocuğu Gel yavru gel yanıma Gel de dik dur Dik dur hemen yıkılma bakalım dedi

Kitap Ambarı
196,00

Literatür Yayıncılık

2015
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1978 de yapılan Kalekale yi yeniden okurla buluşturuyoruz Kamyon daldı duvardan içeri Yarıya inmiş samanlıktan geçti danalıktan çıktı Avlunun tâ dibine oturdukları odanın önüne gelip durdu Geçtiği yerlerde duvar direk bırakmadı dikili Çivileri bile söktü Kattı karıştırdı ortalığı Ne farları kaldı ne camları Ne boyası ne boncuğu dikiz aynası kilometresi yakıt göstergesi filân yamuldu yılıktı adamakıllı Bereket motor kendiliğinden durdu Kalekale nin durdurması olanaksızdı Kürüş İbrahim in karısı hayatta yamalık yamıyordu Önce deprem oluyor sandı Sonra Heralım dünyanın sonu geldi köy yıkılıyor diye düşündü Sonra Kulakçı Salim in kamyonu burnunun dibine kadar gelmiş görünce düşüp bayılayazdı Direksiyonda Kalekale yi görünce de önü aydınlandı Topladı kendini Vaaay eşeğin dölü vaaay Babandan habersiz aşırdın değil mi kamyonu Yıktın evimi yurtsuz yuvasız koydun çoluk çocuğumu Vaay Kalekale gibi adı batası vaay Sonra baktı boynu bileği çizik sıyrık içinde alnı avurdu kan hem de beti benzi uçup gitmiş arpa samanı gibi sarı bir yüzle titreyip durur acıdı Fırladığı gibi sol kapağın kulpundan tuttu açtı çekip çıkardı çocuğu Gel yavru gel yanıma Gel de dik dur Dik dur hemen yıkılma bakalım dedi Kalekale Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 175 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Literatür Yayıncılık

Kitapsan
224,00

LİTERATÜR

2015168 sf.
TÜRKÇE
Kitapsan

Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1978 de yapılan Kalekale yi yeniden okurla buluşturuyoruz Kamyon daldı duvardan içeri Yarıya inmiş samanlıktan geçti danalıktan çıktı Avlunun ta dibine oturdukları odanın önüne gelip durdu Geçtiği yerlerde duvar direk bırakmadı dikili Çivileri bile söktü Kattı karıştırdı ortalığı Ne farları kaldı ne camları Ne boyası ne boncuğu dikiz aynası kilometresi yakıt göstergesi filan yamuldu yılıktı adamakıllı Bereket motor kendiliğinden durdu Kalekale nin durdurması olanaksızdı Kürüş İbrahim in karısı hayatta yamalık yamıyordu Önce deprem oluyor sandı Sonra Heralım dünyanın sonu geldi köy yıkılıyor diye düşündü Sonra Kulakçı Salim in kamyonu burnunun dibine kadar gelmiş görünce düşüp bayılayazdı Direksiyonda Kalekale yi görünce de önü aydınlandı Topladı kendini Vaaay eşeğin dölü vaaay Babandan habersiz aşırdın değil mi kamyonu Yıktın evimi yurtsuz yuvasız koydun çoluk çocuğumu Vaay Kalekale gibi adı batası vaay Sonra baktı boynu bileği çizik sıyrık içinde alnı avurdu kan hem de beti benzi uçup gitmiş arpa samanı gibi sarı bir yüzle titreyip durur acıdı Fırladığı gibi sol kapağın kulpundan tuttu açtı çekip çıkardı çocuğu Gel yavru gel yanıma Gel de dik dur Dik dur hemen yıkılma bakalım dedi Yayınevi LİTERATÜR Yazar FAKİR BAYKURT Dil TÜRKÇE Sayfa Sayısı 168 SAYFA Yıl 2015

Pandora
224,00

Literatür

2015175 sf.
Pandora

Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1978 de yapılan Kalekale yi yeniden okurla buluşturuyoruz Kamyon daldı duvardan içeri Yarıya inmiş samanlıktan geçti danalıktan çıktı Avlunun tâ dibine oturdukları odanın önüne gelip durdu Geçtiği yerlerde duvar direk bırakmadı dikili Çivileri bile söktü Kattı karıştırdı ortalığı Ne farları kaldı ne camları Ne boyası ne boncuğu dikiz aynası kilometresi yakıt göstergesi filân yamuldu yılıktı adamakıllı Bereket motor kendiliğinden durdu Kalekale nin durdurması olanaksızdı Kürüş İbrahim in karısı hayatta yamalık yamıyordu Önce deprem oluyor sandı Sonra Heralım dünyanın sonu geldi köy yıkılıyor diye düşündü Sonra Kulakçı Salim in kamyonu burnunun dibine kadar gelmiş görünce düşüp bayılayazdı Direksiyonda Kalekale yi görünce de önü aydınlandı Topladı kendini Vaaay eşeğin dölü vaaay Babandan habersiz aşırdın değil mi kamyonu Yıktın evimi yurtsuz yuvasız koydun çoluk çocuğumu Vaay Kalekale gibi adı batası vaay Sonra baktı boynu bileği çizik sıyrık içinde alnı avurdu kan hem de beti benzi uçup gitmiş arpa samanı gibi sarı bir yüzle titreyip durur acıdı Fırladığı gibi sol kapağın kulpundan tuttu açtı çekip çıkardı çocuğu Gel yavru gel yanıma Gel de dik dur Dik dur hemen yıkılma bakalım dedi Kalekale

Kitap Sepeti
232,40

Literatür Yayıncılık

2026175 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1978 de yapılan Kalekale yi yeniden okurla buluşturuyoruz Kamyon daldı duvardan içeri Yarıya inmiş samanlıktan geçti danalıktan çıktı Avlunun ta dibine oturdukları odanın önüne gelip durdu Geçtiği yerlerde duvar direk bırakmadı dikili Çivileri bile söktü Kattı karıştırdı ortalığı Ne farları kaldı ne camları Ne boyası ne boncuğu dikiz aynası kilometresi yakıt göstergesi filan yamuldu yılıktı adamakıllı Bereket motor kendiliğinden durdu Kalekale nin durdurması olanaksızdı Kürüş İbrahim in karısı hayatta yamalık yamıyordu Önce deprem oluyor sandı Sonra Heralım dünyanın sonu geldi köy yıkılıyor diye düşündü Sonra Kulakçı Salim in kamyonu burnunun dibine kadar gelmiş görünce düşüp bayılayazdı Direksiyonda Kalekale yi görünce de önü aydınlandı Topladı kendini Vaaay eşeğin dölü vaaay Babandan habersiz aşırdın değil mi kamyonu Yıktın evimi yurtsuz yuvasız koydun çoluk çocuğumu Vaay Kalekale gibi adı batası vaay Sonra baktı boynu bileği çizik sıyrık içinde alnı avurdu kan hem de beti benzi uçup gitmiş arpa samanı gibi sarı bir yüzle titreyip durur acıdı Fırladığı gibi sol kapağın kulpundan tuttu açtı çekip çıkardı çocuğu Gel yavru gel yanıma Gel de dik dur Dik dur hemen yıkılma bakalım dedi

Nobel Kitap
260,40

Literatür Yayıncılık

2025175 sf.
14x22 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1978 de yapılan Kalekale yi yeniden okurla buluşturuyoruz Kamyon daldı duvardan içeri Yarıya inmiş samanlıktan geçti danalıktan çıktı Avlunun ta dibine oturdukları odanın önüne gelip durdu Geçtiği yerlerde duvar direk bırakmadı dikili Çivileri bile söktü Kattı karıştırdı ortalığı Ne farları kaldı ne camları Ne boyası ne boncuğu dikiz aynası kilometresi yakıt göstergesi filan yamuldu yılıktı adamakıllı Bereket motor kendiliğinden durdu Kalekale nin durdurması olanaksızdı Kürüş İbrahim in karısı hayatta yamalık yamıyordu Önce deprem oluyor sandı Sonra Heralım dünyanın sonu geldi köy yıkılıyor diye düşündü Sonra Kulakçı Salim in kamyonu burnunun dibine kadar gelmiş görünce düşüp bayılayazdı Direksiyonda Kalekale yi görünce de önü aydınlandı Topladı kendini Vaaay eşeğin dölü vaaay Babandan habersiz aşırdın değil mi kamyonu Yıktın evimi yurtsuz yuvasız koydun çoluk çocuğumu Vaay Kalekale gibi adı batası vaay Sonra baktı boynu bileği çizik sıyrık içinde alnı avurdu kan hem de beti benzi uçup gitmiş arpa samanı gibi sarı bir yüzle titreyip durur acıdı Fırladığı gibi sol kapağın kulpundan tuttu açtı çekip çıkardı çocuğu Gel yavru gel yanıma Gel de dik dur Dik dur hemen yıkılma bakalım dedi

Kita Kitap
280,00

Literatür Yayınevi

Mart 202510. baskı175 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,50 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Fakir Baykurt öykülerinde köy yaşamının sertliği yoksulluk cahillik taassup batıl inanç sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor Gözlemlerden canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran sıradan insanı yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor İlk basımı 1978 de yapılan Kalekale yi yeniden okurla buluşturuyoruz Kamyon daldı duvardan içeri Yarıya inmiş samanlıktan geçti danalıktan çıktı Avlunun tâ dibine oturdukları odanın önüne gelip durdu Geçtiği yerlerde duvar direk bırakmadı dikili Çivileri bile söktü Kattı karıştırdı ortalığı Ne farları kaldı ne camları Ne boyası ne boncuğu dikiz aynası kilometresi yakıt göstergesi filân yamuldu yılıktı adamakıllı Bereket motor kendiliğinden durdu Kalekale nin durdurması olanaksızdı Kürüş İbrahim in karısı hayatta yamalık yamıyordu Önce deprem oluyor sandı Sonra Heralım dünyanın sonu geldi köy yıkılıyor diye düşündü Sonra Kulakçı Salim in kamyonu burnunun dibine kadar gelmiş görünce düşüp bayılayazdı Direksiyonda Kalekale yi görünce de önü aydınlandı Topladı kendini Vaaay eşeğin dölü vaaay Babandan habersiz aşırdın değil mi kamyonu Yıktın evimi yurtsuz yuvasız koydun çoluk çocuğumu Vaay Kalekale gibi adı batası vaay Sonra baktı boynu bileği çizik sıyrık içinde alnı avurdu kan hem de beti benzi uçup gitmiş arpa samanı gibi sarı bir yüzle titreyip durur acıdı Fırladığı gibi sol kapağın kulpundan tuttu açtı çekip çıkardı çocuğu Gel yavru gel yanıma Gel de dik dur Dik dur hemen yıkılma bakalım dedi img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img