Kalkıp Giden Resimler — Sühan Bozdağ

Kalkıp Giden Resimler
Sühan BozdağMona Kitap
Kalkıp Giden Resimler
Sühan BozdağYalan da aşk gibiydi Ancak çiviyle zincirle ya da çekiçle çıkılabilirdi doruğuna Sıcaktı Sayısız hayatın birkaç alçağın ağzından akan zehirle çepeçevre kuşatıldığı zamanlardı Şehrin deşilmiş çürümüş karnındaki çukurlardan yeşil sarı örümcekler görülmedik iğrenç hayvanlar fışkırıyordu Caddeler vitrin camlarında kendileriyle karşılaştıkça sendeleyen rüzgâr su ya da başka bir ten değdiğinde korkuyla yalvarıp diz çöken insanlarla doluydu Her yanda koyu giysileri makinelerin koşusunda ezilmiş paslı birer çengele asılmış kanlı et parçaları gibi erkekler vardı Havada çarpışmış iki kılıç gibi çıplak omuzları ve yüksek ince şeylerle dolu bir dünyaya benzeyen gözleriyle kadınlar umutsuzluk içindeydiler Yemek dükkânlarının meyhanelerin önlerine çıkartılmış masalar dünyadan kalkan son trenin vagonları gibi tıklım tıklımdı Ellerde cep telefonları rengârenk böcekler gibi yanıp sönüyor çapkın bakışlar karşılıklı göze kestirilen uzuvların keskin kenarlarında geziniyordu

Mona Kitap
Yalan da aşk gibiydi Ancak çiviyle zincirle ya da çekiçle çıkılabilirdi doruğuna Sıcaktı Sayısız hayatın birkaç alçağın ağzından akan zehirle çepeçevre kuşatıldığı zamanlardı Şehrin deşilmiş çürümüş karnındaki çukurlardan yeşil sarı örümcekler görülmedik iğrenç hayvanlar fışkırıyordu Caddeler vitrin camlarında kendileriyle karşılaştıkça sendeleyen rüzgâr su ya da başka bir ten değdiğinde korkuyla yalvarıp diz çöken insanlarla doluydu Her yanda koyu giysileri makinelerin koşusunda ezilmiş paslı birer çengele asılmış kanlı et parçaları gibi erkekler vardı Havada çarpışmış iki kılıç gibi çıplak omuzları ve yüksek ince şeylerle dolu bir dünyaya benzeyen gözleriyle kadınlar umutsuzluk içindeydiler Yemek dükkânlarının meyhanelerin önlerine çıkartılmış masalar dünyadan kalkan son trenin vagonları gibi tıklım tıklımdı Ellerde cep telefonları rengârenk böcekler gibi yanıp sönüyor çapkın bakışlar karşılıklı göze kestirilen uzuvların keskin kenarlarında geziniyordu

Mona
Yalan da aşk gibiydi Ancak çiviyle zincirle ya da çekiçle çıkılabilirdi doruğuna Sıcaktı Sayısız hayatın birkaç alçağın ağzından akan zehirle çepeçevre kuşatıldığı zamanlardı Şehrin deşilmiş çürümüş karnındaki çukurlardan yeşil sarı örümcekler görülmedik iğrenç hayvanlar fışkırıyordu Caddeler vitrin camlarında kendileriyle karşılaştıkça sendeleyen rüzgâr su ya da başka bir ten değdiğinde korkuyla yalvarıp diz çöken insanlarla doluydu Her yanda koyu giysileri makinelerin koşusunda ezilmiş paslı birer çengele asılmış kanlı et parçaları gibi erkekler vardı Havada çarpışmış iki kılıç gibi çıplak omuzları ve yüksek ince şeylerle dolu bir dünyaya benzeyen gözleriyle kadınlar umutsuzluk içindeydiler Yemek dükkânlarının meyhanelerin önlerine çıkartılmış masalar dünyadan kalkan son trenin vagonları gibi tıklım tıklımdı Ellerde cep telefonları rengârenk böcekler gibi yanıp sönüyor çapkın bakışlar karşılıklı göze kestirilen uzuvların keskin kenarlarında geziniyordu Tanıtım Bülteninden

Mona Kitap
Sıcaktı Sayısız hayatın birkaç alçağın ağzından akan zehirle çepeçevre kuşatıldığı zamanlardı Şehrin deşilmiş çürümüş karnındaki çukurlardan yeşil sarı örümcekler görülmedik iğrenç hayvanlar fışkırıyordu Caddeler vitrin camlarında kendileriyle karşılaştıkça sendeleyen rüzgâr su ya da başka bir ten değdiğinde korkuyla yalvarıp diz çöken insanlarla doluydu Her yanda koyu giysileri makinelerin koşusunda ezilmiş paslı birer çengele asılmış kanlı et parçaları gibi erkekler vardı Havada çarpışmış iki kılıç gibi çıplak omuzları ve yüksek ince şeylerle dolu bir dünyaya benzeyen gözleriyle kadınlar umutsuzluk içindeydiler Yemek dükkânlarının meyhanelerin önlerine çıkartılmış masalar dünyadan kalkan son trenin vagonları gibi tıklım tıklımdı Ellerde cep telefonları rengârenk böcekler gibi yanıp sönüyor çapkın bakışlar karşılıklı göze kestirilen uzuvların keskin kenarlarında geziniyordu

Mona
Yalan da aşk gibiydi Ancak çiviyle zincirle ya da çekiçle çıkılabilirdi doruğuna Sıcaktı Sayısız hayatın birkaç alçağın ağzından akan zehirle çepeçevre kuşatıldığı zamanlardı Şehrin deşilmiş çürümüş karnındaki çukurlardan yeşil sarı örümcekler görülmedik iğrenç hayvanlar fışkırıyordu Caddeler vitrin camlarında kendileriyle karşılaştıkça sendeleyen rüzgâr su ya da başka bir ten değdiğinde korkuyla yalvarıp diz çöken insanlarla doluydu Her yanda koyu giysileri makinelerin koşusunda ezilmiş paslı birer çengele asılmış kanlı et parçaları gibi erkekler vardı Havada çarpışmış iki kılıç gibi çıplak omuzları ve yüksek ince şeylerle dolu bir dünyaya benzeyen gözleriyle kadınlar umutsuzluk içindeydiler Yemek dükkânlarının meyhanelerin önlerine çıkartılmış masalar dünyadan kalkan son trenin vagonları gibi tıklım tıklımdı Ellerde cep telefonları rengârenk böcekler gibi yanıp sönüyor çapkın bakışlar karşılıklı göze kestirilen uzuvların keskin kenarlarında geziniyordu

Mona Kitap
Yalan da aşk gibiydi Ancak çiviyle zincirle ya da çekiçle çıkılabilirdi doruğuna Sıcaktı Sayısız hayatın birkaç alçağın ağzından akan zehirle çepeçevre kuşatıldığı zamanlardı Şehrin deşilmiş çürümüş karnındaki çukurlardan yeşil sarı örümcekler görülmedik iğrenç hayvanlar fışkırıyordu Caddeler vitrin camlarında kendileriyle karşılaştıkça sendeleyen rüzgâr su ya da başka bir ten değdiğinde korkuyla yalvarıp diz çöken insanlarla doluydu Her yanda koyu giysileri makinelerin koşusunda ezilmiş paslı birer çengele asılmış kanlı et parçaları gibi erkekler vardı Havada çarpışmış iki kılıç gibi çıplak omuzları ve yüksek ince şeylerle dolu bir dünyaya benzeyen gözleriyle kadınlar umutsuzluk içindeydiler Yemek dükkânlarının meyhanelerin önlerine çıkartılmış masalar dünyadan kalkan son trenin vagonları gibi tıklım tıklımdı Ellerde cep telefonları rengârenk böcekler gibi yanıp sönüyor çapkın bakışlar karşılıklı göze kestirilen uzuvların keskin kenarlarında geziniyordu

Mona Kitap
Sıcaktı Sayısız hayatın birkaç alçağın ağzından akan zehirle çepeçevre kuşatıldığı zamanlardı Şehrin deşilmiş çürümüş karnındaki çukurlardan yeşil sarı örümcekler görülmedik iğrenç hayvanlar fışkırıyordu Caddeler vitrin camlarında kendileriyle karşılaştıkça sendeleyen rüzgâr su ya da başka bir ten değdiğinde korkuyla yalvarıp diz çöken insanlarla doluydu Her yanda koyu giysileri makinelerin koşusunda ezilmiş paslı birer çengele asılmış kanlı et parçaları gibi erkekler vardı Havada çarpışmış iki kılıç gibi çıplak omuzları ve yüksek ince şeylerle dolu bir dünyaya benzeyen gözleriyle kadınlar umutsuzluk içindeydiler Yemek dükkânlarının meyhanelerin önlerine çıkartılmış masalar dünyadan kalkan son trenin vagonları gibi tıklım tıklımdı Ellerde cep telefonları rengârenk böcekler gibi yanıp sönüyor çapkın bakışlar karşılıklı göze kestirilen uzuvların keskin kenarlarında geziniyordu

Mona Kitap
Yalan da aşk gibiydi Ancak çiviyle zincirle ya da çekiçle çıkılabilirdi doruğuna Sıcaktı Sayısız hayatın birkaç alçağın ağzından akan zehirle çepeçevre kuşatıldığı zamanlardı Şehrin deşilmiş çürümüş karnındaki çukurlardan yeşil sarı örümcekler görülmedik iğrenç hayvanlar fışkırıyordu Caddeler vitrin camlarında kendileriyle karşılaştıkça sendeleyen rüzgâr su ya da başka bir ten değdiğinde korkuyla yalvarıp diz çöken insanlarla doluydu Her yanda koyu giysileri makinelerin koşusunda ezilmiş paslı birer çengele asılmış kanlı et parçaları gibi erkekler vardı Havada çarpışmış iki kılıç gibi çıplak omuzları ve yüksek ince şeylerle dolu bir dünyaya benzeyen gözleriyle kadınlar umutsuzluk içindeydiler Yemek dükkânlarının meyhanelerin önlerine çıkartılmış masalar dünyadan kalkan son trenin vagonları gibi tıklım tıklımdı Ellerde cep telefonları rengârenk böcekler gibi yanıp sönüyor çapkın bakışlar karşılıklı göze kestirilen uzuvların keskin kenarlarında geziniyordu img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img