Kan Değirmeni — Dursun Arslan

Kan Değirmeni
Dursun ArslanGÖL KİTAP
Kan Değirmeni
Dursun ArslanYıl 1914 Emperyalist güçlerin masa başında paylaştığı toprakları almak üzere başlattıkları dünya savaşının acımasızca kan döktüğü yıllarda düşman Anadolu yu batıdan ve doğudan işgal etmeye başlamıştı Savaşlarda gücünü büyük oranda kaybetmiş olan Osmanlı düşmana karşı Anadolu topraklarındaki son gençleri de topluyor Anadolu nun her köyünden eli silah tutan baba kardeş amca her erkeği yavrularını eşlerini ihtiyar ana ve babalarını geride bırakarak savaş meydanlarına gönderiyordu Bu kitapta işte böyle bir ortamda Anadolu nun çok küçük bir beldesi olan Tokat a bağlı Almus Nahiyesinden ve köylerinden toplanarak savaş meydanlarına gönderilen yüzlerce gencin savaşın en acımasız bir o kadar da canı pahasına insanları bir birine kenetleyen karmaşık dinamiği içerisindeki yaşam öykülerini ve esaret yıllarını bulacaksınız

Göl Yayıncılık
Dursun Arslan tarafından kaleme alınan Kan Değirmeni Göl Yayıncılık eseri olarak okurlarla buluşuyor Kan Değirmeni Dursun Arslan Kitap Özeti Yıl 1914 Emperyalist güçlerin masa başında paylaştığı toprakları almak üzere başlattıkları dünya savaşının acımasızca kan döktüğü yıllarda düşman Anadolu yu batıdan ve doğudan işgal etmeye başlamıştı Savaşlarda gücünü büyük oranda kaybetmiş olan Osmanlı düşmana karşı Anadolu topraklarındaki son gençleri de topluyor Anadolu nun her köyünden eli silah tutan baba kardeş amca her erkeği yavrularını eşlerini ihtiyar ana ve babalarını geride bırakarak savaş meydanlarına gönderiyordu Bu kitapta işte böyle bir ortamda Anadolu nun çok küçük bir beldesi olan Tokat a bağlı Almus Nahiyesinden ve köylerinden toplanarak savaş meydanlarına gönderilen yüzlerce gencin savaşın en acımasız bir o kadar da canı pahasına insanları bir birine kenetleyen karmaşık dinamiği içerisindeki yaşam öykülerini ve esaret yıllarını bulacaksınız Yayınevi Göl Yayıncılık Yazar Dursun Arslan Sayfa 564 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mart 2015 Barkod 9786054425778 Kategori Tarihsel Romanlar

CORVUS KİTAP YAYINCILIK
Yıl 1914 Eylül ün ortaları Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan boz serçelerin söylediği şarkılar ve coşkun akan Ağrıt Deresi nin şırıltılarıyla yeni bir güne merhaba diyen Tiyeri köyü Yavuz Mahallesi nden yükselen kadın feryatları ile ayağa kalktı Önde gencecik bir delikanlı arkasında birkaç kadın ve boy boy sıralanmış çıplak ayaklı cennet kokulu dünyalar tatlısı üç çocuk Çocukların en küçüğü Hüseyin dünyadan bihaber etrafına gülücükler saçacak kadar cesur Çakır Ali Pınarı nın yanına varınca çocukların feryatları son haddeye varmıştı Önde giden delikanlı Tamam vedalaşalım artık Yeter fazla yorulmayın deyince çocukları Baba ne olur gitme bizi bırakma diyerek delikanlının bacaklarına sarıldılar Delikanlı da annesinin boynuna Sütünü helal et anam diyebildi Başka da bir şey diyemedi Bir kelime daha demeye kalksa gözyaşlarının Yeşilırmak gibi çağlamasından korkuyordu Erkekler ağlamazdı Ağlamadı da

Corvus Kitap Yayıncılık
Yıl 1914 Eylül ün ortaları Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan boz serçelerin söylediği şarkılar ve coşkun akan Ağrıt Deresi nin şırıltılarıyla yeni bir güne merhaba diyen Tiyeri köyü Yavuz Mahallesi nden yükselen kadın feryatları ile ayağa kalktı Önde gencecik bir delikanlı arkasında birkaç kadın ve boy boy sıralanmış çıplak ayaklı cennet kokulu dünyalar tatlısı üç çocuk Çocukların en küçüğü Hüseyin dünyadan bihaber etrafına gülücükler saçacak kadar cesur Çakır Ali Pınarı nın yanına varınca çocukların feryatları son haddeye varmıştı Önde giden delikanlı Tamam vedalaşalım artık Yeter fazla yorulmayın deyince çocukları Baba ne olur gitme bizi bırakma diyerek delikanlının bacaklarına sarıldılar Delikanlı da annesinin boynuna Sütünü helal et anam diyebildi Başka da bir şey diyemedi Bir kelime daha demeye kalksa gözyaşlarının Yeşilırmak gibi çağlamasından korkuyordu Erkekler ağlamazdı Ağlamadı da

Corvus Kitap Yayıncılık
Yıl 1914 Eylül ün ortaları Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan boz serçelerin söylediği şarkılar ve coşkun akan Ağrıt Deresi nin şırıltılarıyla yeni bir güne merhaba diyen Tiyeri köyü Yavuz Mahallesi nden yükselen kadın feryatları ile ayağa kalktı Önde gencecik bir delikanlı arkasında birkaç kadın ve boy boy sıralanmış çıplak ayaklı cennet kokulu dünyalar tatlısı üç çocuk Çocukların en küçüğü Hüseyin dünyadan bihaber etrafına gülücükler saçacak kadar cesur Çakır Ali Pınarı nın yanına varınca çocukların feryatları son haddeye varmıştı Önde giden delikanlı Tamam vedalaşalım artık Yeter fazla yorulmayın deyince çocukları Baba ne olur gitme bizi bırakma diyerek delikanlının bacaklarına sarıldılar Delikanlı da annesinin boynuna Sütünü helal et anam diyebildi Başka da bir şey diyemedi Bir kelime daha demeye kalksa gözyaşlarının Yeşilırmak gibi çağlamasından korkuyordu Erkekler ağlamazdı Ağlamadı da

Corvus Kitap Yayıncılık
Yıl 1914 Eylül ün ortaları Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan boz serçelerin söylediği şarkılar ve coşkun akan Ağrıt Deresi nin şırıltılarıyla yeni bir güne merhaba diyen Tiyeri köyü Yavuz Mahallesi nden yükselen kadın feryatları ile ayağa kalktı Önde gencecik bir delikanlı arkasında birkaç kadın ve boy boy sıralanmış çıplak ayaklı cennet kokulu dünyalar tatlısı üç çocuk Çocukların en küçüğü Hüseyin dünyadan bihaber etrafına gülücükler saçacak kadar cesur Çakır Ali Pınarı nın yanına varınca çocukların feryatları son haddeye varmıştı Önde giden delikanlı Tamam vedalaşalım artık Yeter fazla yorulmayın deyince çocukları Baba ne olur gitme bizi bırakma diyerek delikanlının bacaklarına sarıldılar Delikanlı da annesinin boynuna Sütünü helal et anam diyebildi Başka da bir şey diyemedi Bir kelime daha demeye kalksa gözyaşlarının Yeşilırmak gibi çağlamasından korkuyordu Erkekler ağlamazdı Ağlamadı da

Corvus Kitap Yayıncılık
Yıl 1914 Eylül ün ortaları Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan boz serçelerin söylediği şarkılar ve coşkun akan Ağrıt Deresi nin şırıltılarıyla yeni bir güne merhaba diyen Tiyeri köyü Yavuz Mahallesi nden yükselen kadın feryatları ile ayağa kalktı Önde gencecik bir delikanlı arka sında birkaç kadın ve boy boy sıralanmış çıplak ayaklı cennet kokulu dünyalar tatlısı üç çocuk Çocukların en küçüğü Hüseyin dün yadan bihaber etrafına gülücükler saçacak kadar cesur Çakır Ali Pınarı nın yanına varınca çocukların feryatları son haddeye varmıştı Önde giden delikanlı Tamam vedalaşalım artık Yeter fazla yorulmayın deyince çocukları Baba ne olur gitme bizi bırakma diyerek delikanlının bacaklarına sarıldılar Delikanlı da annesinin boynuna Sütünü helal et anam diyebildi Başka da bir şey diyemedi Bir kelime daha demeye kalksa gözyaşlarının Yeşilırmak gibi çağlamasından korkuyordu Erkekler ağlamazdı Ağlamadı da