Kant ta Numen ve Nesne — Ahmet Uğurlu

Kant ta Numen ve Nesne
Ahmet UğurluESKİYENİ YAYINLARI
Kant ta Numen ve Nesne
Ahmet UğurluVarlığın mutlak anlamda aynı kalan olarak düşünülmesi ve başkalık içerenin varlık olmama ile tanımlanması saf bilişte ortaya çıkanın çokluk içermediği sonucuna götürmüş olsa da sonraki dönemlerde farklılık ve çokluk içeren duyusal tecrübenin izahı için saf idrakte olanının çokluğa temas edecek şekilde yeniden tanımlanmasını gerekli hale getirmiştir Bu da saf bilinç aracılığıyla temas edilenlerin mutlak birlikle ilişkili olmasına rağmen kendinde bir çokluk içeriyor olmasını zorunlu kılmıştır Bu nedenle Platon ruhun duyusal nesnelere temasına bağlı olmaksızın saf biliş aracılığıyla belli bir çoklukla bağının gereğini kabul etmiş ve böylece aynılık ve farklılık ruhun kendi saf bilişine taşınmıştır Oysa Kant a göre yargı yetisi müdrikeden bağımsız gerçekleştirdiği birlik verme faaliyeti ya duyusal temsillere belli düzenlilikler kazandırma şeklinde gerçekleşir ya da duyusal temsiller ile ilgisi olsa da duyusal temsillere bağlı olmaksızın duyusal temsillere belli bir birlik kazandırır Eğer yargı yetisi duyusal temsiller üzerinden belli kavramlara ulaşıyor ve bu kavramları daha üst koşullar altında düşünebilmek için cins ve türler üzerinden tasnif ediyor ise yargı yetisi müdrikenin ampirik temsillere kazandırmadığı düzenliliği sağlama girişiminde bulunduğu söylenebilir Kant daha önceki dönemde mevcudatı var eden olarak görülen bu fiilin algıya yönelenin kendini idrak etme fiiline bağlı kılarak nesnel olmadığını iddia etmiştir

Eski Yeni Yayınları
Varlığın mutlak anlamda aynı kalan olarak düşünülmesi ve başkalık içerenin varlık olmama ile tanımlanması saf bilişte ortaya çıkanın çokluk içermediği sonucuna götürmüş olsa da sonraki dönemlerde farklılık ve çokluk içeren duyusal tecrübenin izahı için saf idrakte olanının çokluğa temas edecek şekilde yeniden tanımlanmasını gerekli hale getirmiştir Bu da saf bilinç aracılığıyla temas edilenlerin mutlak birlikle ilişkili olmasına rağmen kendinde bir çokluk içeriyor olmasını zorunlu kılmıştır Bu nedenle Platon ruhun duyusal nesnelere temasına bağlı olmaksızın saf biliş aracılığıyla belli bir çoklukla bağının gereğini kabul etmiş ve böylece aynılık ve farklılık ruhun kendi saf bilişine taşınmıştır Oysa Kant a göre yargı yetisi müdrikeden bağımsız gerçekleştirdiği birlik verme faaliyeti ya duyusal temsillere belli düzenlilikler kazandırma şeklinde gerçekleşir ya da duyusal temsiller ile ilgisi olsa da duyusal temsillere bağlı olmaksızın duyusal temsillere belli bir birlik kazandırır Eğer yargı yetisi duyusal temsiller üzerinden belli kavramlara ulaşıyor ve bu kavramları daha üst koşullar altında düşünebilmek için cins ve türler üzerinden tasnif ediyor ise yargı yetisi müdrikenin ampirik temsillere kazandırmadığı düzenliliği sağlama girişiminde bulunduğu söylenebilir Kant daha önceki dönemde mevcudatı var eden olarak görülen bu fiilin algıya yönelenin kendini idrak etme fiiline bağlı kılarak nesnel olmadığını iddia etmiştir

Eski Yeni Yayınları
Varlığın mutlak anlamda aynı kalan olarak düşünülmesi ve başkalık içerenin varlık olmama ile tanımlanması saf bilişte ortaya çıkanın çokluk içermediği sonucuna götürmüş olsa da sonraki dönemlerde farklılık ve çokluk içeren duyusal tecrübenin izahı için saf idrakte olanının çokluğa temas edecek şekilde yeniden tanımlanmasını gerekli hale getirmiştir Bu da saf bilinç aracılığıyla temas edilenlerin mutlak birlikle ilişkili olmasına rağmen kendinde bir çokluk içeriyor olmasını zorunlu kılmıştır Bu nedenle Platon ruhun duyusal nesnelere temasına bağlı olmaksızın saf biliş aracılığıyla belli bir çoklukla bağının gereğini kabul etmiş ve böylece aynılık ve farklılık ruhun kendi saf bilişine taşınmıştır Oysa Kant a göre yargı yetisi müdrikeden bağımsız gerçekleştirdiği birlik verme faaliyeti ya duyusal temsillere belli düzenlilikler kazandırma şeklinde gerçekleşir ya da duyusal temsiller ile ilgisi olsa da duyusal temsillere bağlı olmaksızın duyusal temsillere belli bir birlik kazandırır Eğer yargı yetisi duyusal temsiller üzerinden belli kavramlara ulaşıyor ve bu kavramları daha üst koşullar altında düşünebilmek için cins ve türler üzerinden tasnif ediyor ise yargı yetisi müdrikenin ampirik temsillere kazandırmadığı düzenliliği sağlama girişiminde bulunduğu söylenebilir Kant daha önceki dönemde mevcudatı var eden olarak görülen bu fiilin algıya yönelenin kendini idrak etme fiiline bağlı kılarak nesnel olmadığını iddia etmiştir

Eski Yeni Yayınları
Varlığın mutlak anlamda aynı kalan olarak düşünülmesi ve başkalık içerenin varlık olmama ile tanımlanması saf bilişte ortaya çıkanın çokluk içermediği sonucuna götürmüş olsa da sonraki dönemlerde farklılık ve çokluk içeren duyusal tecrübenin izahı için saf idrakte olanının çokluğa temas edecek şekilde yeniden tanımlanmasını gerekli hale getirmiştir Bu da saf bilinç aracılığıyla temas edilenlerin mutlak birlikle ilişkili olmasına rağmen kendinde bir çokluk içeriyor olmasını zorunlu kılmıştır Bu nedenle Platon ruhun duyusal nesnelere temasına bağlı olmaksızın saf biliş aracılığıyla belli bir çoklukla bağının gereğini kabul etmiş ve böylece aynılık ve farklılık ruhun kendi saf bilişine taşınmıştır Oysa Kant a göre yargı yetisi müdrikeden bağımsız gerçekleştirdiği birlik verme faaliyeti ya duyusal temsillere belli düzenlilikler kazandırma şeklinde gerçekleşir ya da duyusal temsiller ile ilgisi olsa da duyusal temsillere bağlı olmaksızın duyusal temsillere belli bir birlik kazandırır Eğer yargı yetisi duyusal temsiller üzerinden belli kavramlara ulaşıyor ve bu kavramları daha üst koşullar altında düşünebilmek için cins ve türler üzerinden tasnif ediyor ise yargı yetisi müdrikenin ampirik temsillere kazandırmadığı düzenliliği sağlama girişiminde bulunduğu söylenebilir Kant daha önceki dönemde mevcudatı var eden olarak görülen bu fiilin algıya yönelenin kendini idrak etme fiiline bağlı kılarak nesnel olmadığını iddia etmiştir

Eski Yeni Yayınları
Varlığın mutlak anlamda aynı kalan olarak düşünülmesi ve başkalık içerenin varlık olmama ile tanımlanması saf bilişte ortaya çıkanın çokluk içermediği sonucuna götürmüş olsa da sonraki dönemlerde farklılık ve çokluk içeren duyusal tecrübenin izahı için saf idrakte olanının çokluğa temas edecek şekilde yeniden tanımlanmasını gerekli hale getirmiştir Bu da saf bilinç aracılığıyla temas edilenlerin mutlak birlikle ilişkili olmasına rağmen kendinde bir çokluk içeriyor olmasını zorunlu kılmıştır Bu nedenle Platon ruhun duyusal nesnelere temasına bağlı olmaksızın saf biliş aracılığıyla belli bir çoklukla bağının gereğini kabul etmiş ve böylece aynılık ve farklılık ruhun kendi saf bilişine taşınmıştır Oysa Kant a göre yargı yetisi müdrikeden bağımsız gerçekleştirdiği birlik verme faaliyeti ya duyusal temsillere belli düzenlilikler kazandırma şeklinde gerçekleşir ya da duyusal temsiller ile ilgisi olsa da duyusal temsillere bağlı olmaksızın duyusal temsillere belli bir birlik kazandırır Eğer yargı yetisi duyusal temsiller üzerinden belli kavramlara ulaşıyor ve bu kavramları daha üst koşullar altında düşünebilmek için cins ve türler üzerinden tasnif ediyor ise yargı yetisi müdrikenin ampirik temsillere kazandırmadığı düzenliliği sağlama girişiminde bulunduğu söylenebilir Kant daha önceki dönemde mevcudatı var eden olarak görülen bu fiilin algıya yönelenin kendini idrak etme fiiline bağlı kılarak nesnel olmadığını iddia etmiştir

Eski Yeni Yayınları
Varlığın mutlak anlamda aynı kalan olarak düşünülmesi ve başkalık içerenin varlık olmama ile tanımlanması saf bilişte ortaya çıkanın çokluk içermediği sonucuna götürmüş olsa da sonraki dönemlerde farklılık ve çokluk içeren duyusal tecrübenin izahı için saf idrakte olanının çokluğa temas edecek şekilde yeniden tanımlanmasını gerekli hale getirmiştir Bu da saf bilinç aracılığıyla temas edilenlerin mutlak birlikle ilişkili olmasına rağmen kendinde bir çokluk içeriyor olmasını zorunlu kılmıştır Bu nedenle Platon ruhun duyusal nesnelere temasına bağlı olmaksızın saf biliş aracılığıyla belli bir çoklukla bağının gereğini kabul etmiş ve böylece aynılık ve farklılık ruhun kendi saf bilişine taşınmıştır Oysa Kant a göre yargı yetisi müdrikeden bağımsız gerçekleştirdiği birlik verme faaliyeti ya duyusal temsillere belli düzenlilikler kazandırma şeklinde gerçekleşir ya da duyusal temsiller ile ilgisi olsa da duyusal temsillere bağlı olmaksızın duyusal temsillere belli bir birlik kazandırır Eğer yargı yetisi duyusal temsiller üzerinden belli kavramlara ulaşıyor ve bu kavramları daha üst koşullar altında düşünebilmek için cins ve türler üzerinden tasnif ediyor ise yargı yetisi müdrikenin ampirik temsillere kazandırmadığı düzenliliği sağlama girişiminde bulunduğu söylenebilir Kant daha önceki dönemde mevcudatı var eden olarak görülen bu fiilin algıya yönelenin kendini idrak etme fiiline bağlı kılarak nesnel olmadığını iddia etmiştir

Eski Yeni Yayınları
Ahmet Uğurlu tarafından kaleme alınan Kant ta Numen ve Nesne Eski Yeni Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Kant ta Numen ve Nesne Ahmet Uğurlu Kitap Özeti Varlığın mutlak anlamda aynı kalan olarak düşünülmesi ve başkalık içerenin varlık olmama ile tanımlanması saf bilişte ortaya çıkanın çokluk içermediği sonucuna götürmüş olsa da sonraki dönemlerde farklılık ve çokluk içeren duyusal tecrübenin izahı için saf idrakte olanının çokluğa temas edecek şekilde yeniden tanımlanmasını gerekli hale getirmiştir Bu da saf bilinç aracılığıyla temas edilenlerin mutlak birlikle ilişkili olmasına rağmen kendinde bir çokluk içeriyor olmasını zorunlu kılmıştır Bu nedenle Platon ruhun duyusal nesnelere temasına bağlı olmaksızın saf biliş aracılığıyla belli bir çoklukla bağının gereğini kabul etmiş ve böylece aynılık ve farklılık ruhun kendi saf bilişine taşınmıştır Oysa Kant a göre yargı yetisi müdrikeden bağımsız gerçekleştirdiği birlik verme faaliyeti ya duyusal temsillere belli düzenlilikler kazandırma şeklinde gerçekleşir ya da duyusal temsiller ile ilgisi olsa da duyusal temsillere bağlı olmaksızın duyusal temsillere belli bir birlik kazandırır Eğer yargı yetisi duyusal temsiller üzerinden belli kavramlara ulaşıyor ve bu kavramları daha üst koşullar altında düşünebilmek için cins ve türler üzerinden tasnif ediyor ise yargı yetisi müdrikenin ampirik temsillere kazandırmadığı düzenliliği sağlama girişiminde bulunduğu söylenebilir Kant daha önceki dönemde mevcudatı var eden olarak görülen bu fiilin algıya yönelenin kendini idrak etme fiiline bağlı kılarak nesnel olmadığını iddia etmiştir Yayınevi Eski Yeni Yayınları Yazar Ahmet Uğurlu Sayfa 208 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ekim 2019 Barkod 9786055978730 Kategori Diğer Felsefe Kitapları Diğer Bilim ve Mühendislik

Eski Yeni Yayınları
Varlığın mutlak anlamda aynı kalan olarak düşünülmesi ve başkalık içerenin varlık olmama ile tanımlanması saf bilişte ortaya çıkanın çokluk içermediği sonucuna götürmüş olsa da sonraki dönemlerde farklılık ve çokluk içeren duyusal tecrübenin izahı için saf idrakte olanının çokluğa temas edecek şekilde yeniden tanımlanmasını gerekli hale getirmiştir Bu da saf bilinç aracılığıyla temas edilenlerin mutlak birlikle ilişkili olmasına rağmen kendinde bir çokluk içeriyor olmasını zorunlu kılmıştır Bu nedenle Platon ruhun duyusal nesnelere temasına bağlı olmaksızın saf biliş aracılığıyla belli bir çoklukla bağının gereğini kabul etmiş ve böylece aynılık ve farklılık ruhun kendi saf bilişine taşınmıştır Oysa Kant a göre yargı yetisi müdrikeden bağımsız gerçekleştirdiği birlik verme faaliyeti ya duyusal temsillere belli düzenlilikler kazandırma şeklinde gerçekleşir ya da duyusal temsiller ile ilgisi olsa da duyusal temsillere bağlı olmaksızın duyusal temsillere belli bir birlik kazandırır Eğer yargı yetisi duyusal temsiller üzerinden belli kavramlara ulaşıyor ve bu kavramları daha üst koşullar altında düşünebilmek için cins ve türler üzerinden tasnif ediyor ise yargı yetisi müdrikenin ampirik temsillere kazandırmadığı düzenliliği sağlama girişiminde bulunduğu söylenebilir Kant daha önceki dönemde mevcudatı var eden olarak görülen bu fiilin algıya yönelenin kendini idrak etme fiiline bağlı kılarak nesnel olmadığını iddia etmiştir