Kaos Queer Dergisi Sayı 11 Politik Ekonomi 2022 — Kolektif

Kaos Queer Dergisi Sayı 11 Politik Ekonomi 2022
Kolektif
KaosQueer Dergisi Yayınları
Kaos Queer Dergisi Sayı 11 Politik Ekonomi 2022
Kolektif
KaosQ ın bu sayısındaki tema emek Kuşkusuz queer kuramı ve çalışmalarını alan olarak belirlemiş bir derginin bu temayı seçmesi ilk bakışta garip görünebilir Emek ve onunla bağlantılı olarak sınıf sömürü eşitsizlik gibi ne de olsa biraz modası geçmiş konuları dinamik bir alana bulaştırmayı tatsız bulanlar kadar böylesi ağırbaşlı meseleleri queer gibi uçarı bir kavram etrafında ele almayı uygunsuz görenler de olacaktır Emeği konu edinmek queer çalışmalarını zenginleştirir mi Queer kuramın lensi çalışmayı ve çalışmanın getirdiği sıkıntıları anlamakta yararlı olabilir mi Bu teorik sorulardan daha pratik gündelik ve yakıcı olarak emeği ve queeri birlikte düşünmek çalışma yaşamındaki işyerindeki heteronormativiteden kaynaklanan baskıları ve ayrımcılığı azaltabilir mi Bunlar ve bu minvalde çoğaltılabilecek diğerleri ucu açık sorular Öte yandan bu soruların olası yanıtları ne olursa olsun emek çalışma ve iş ile toplumsal cinsiyet cinsellik eşcinsellik ve bunlarla iç içe bir kavram olarak queer arasında ilk bakışta görünenden daha sıkı bir bağ var

KaosQueer Dergisi Yayınları
Politik Ekonomiye Queer Bir Bakış Evren Savcı KaosQ nın 2022 sayısının temasını queer politik ekonomi olarak belirlerken hem kendi ilgi ve uzmanlık alanımdan yola çıktım hem de queer çalışmalarda son zamanda giderek daha fazla ilgi gören queer ve trans teorinin politik ekonomik hatta Marksist virajı diye adlandırabileceğimiz dönemine dair bir tartışma alanı oluşturmak istedim Ağırlıklı olarak Foucault nun şekillendirdiği bir alan olan queer kuramda politik ekonomi icin yer açmak zaman aldı zira Foucault ile Marx ın iktidar kavramına yaklaşımı arasında derin farklılıklar bulunuyor Cinselligin Tarihi nde görüleceği gibi Foucault nun hedefinde Freud ve onun baskılama hipotezi yer alır Freud a göre bireyin doğumdan itibaren doğal tek tip nesnesi olmayan çetrefilli arzuları vardır Medeniyet adı altında kurulan düzen devamlılığı açısından insanların üremesine ve aile düzenine gereksinim duyduğundan bireyin sahip olduğu bu doğal arzuların baskılanmasını gerekmektedir Arzularını bastırmayanlar sapkın baskılayanlar da nörotik olur Psikanalitik teori ve pratik özneleri sanki içlerinde dışarı çıkmak için fırsat arayan doğuştan varolan arzuları varmışçasına değerlendirir Foucault ise doğal arzuların baskılandığı hipotezine karşı çıkmakla kalmaz Ona göre modern iktidar arzuları baskılamak yerine aksine her arzuyu eşit olmamakla birlikte üretir Bu yüzden de iktidar ve cinsellik ilişkisini analiz eder görünen Freud ve psikanalitik teori aslında modern gerçeklik rejimlerinden birini oluşturur Buna dair en önemli örnek eşcinsel öznelerin tıbbi ve psikanalitik kurumlar tarafından bir insan türü olarak yaratılmasıdır Eşcinsel ilişki ve pratiklerin 19 uncu yüzyıla kadar bir insan tipine tekabül etmediğini iddia eden Foucault psikanalizin arzu kategorisi üzerinden bireyleri sanki bir özleri ve iç dünyaları interiority varmışçasına ürettiğini yazar O kadar ki bir bireyin kendisini eşcinsel kabul etmesi için artık herhangi bir eşcinsel deneyime pratiğe ihtiyacı yoktur Modern iktidarın kurumları birey dedigimiz liberal özneyi baz alır bunu yaparken de bu özneyi var eder Tıp ve psikanaliz bireyleri kendilerinin gerçekliklerini anlatmaya davet eder ama bu itiraf sadece anormal lerden beklenir ve böylece cinselliğini itiraf etmesi gerekmeyen söze dökmeyen heteroseksüel evli monogam yetişkin çift sessiz bir norm olarak belirir ve onanır Bu yapısökümcü baskılamayan üreten iktidar anlayışı aynı zamanda subjectless öznesiz bir iktidar kuramlar Foucault ya göre iktidar öznelerden arındırılmış her hangi birisinin elinde tutul a mayan ama kendisini özneler aracılığıyla ifade eden söylemsel bir yapıdır Söylemlerin onların adına konuşan uzman ları vardır fakat yazar ları yoktur Bu açıdan cinsellik ve arzuyu çok daha doğrudan kuramlaştırmış Freud u hedef alan Foucault aslında Marksizm le de bariz bir biçimde çelişir çünkü Marx ve Engels için iktidar çıkar emek sömürüsü ve ideoloji gibi kavramlarla iç içedir Bir diğer deyişle iktidar anlayışını tıp ve psikanaliz gibi modern kurumların otoriter söylemler authoritative discourses gerçeklik rejimleri ve özneler yaratması üzerinden kuran ve bir insan tipi olarak eşcinsel in yaratılışını modernitenin merkezine oturtan Foucault ile emek sömürüsünden çıkar sağlayan burjuvazinin yararlandığı kapitalist düzeni modernitenin merkezi olarak gören Marx arasında ister istemez epistemik bir uçurum varmış gibi görünebilir Foucault etkisiyle önce LGBT çalışmaları olarak başlayan sonra da queer kuram ve çalışmalara yol açan alan Amerika da dil söylem ve yapısökümcü tarihsellik etrafında gelişmiş bu alanda öncü kabul edilen akademisyenler de ağırlıklı olarak İngilizce ve Tarih bölümlerinden çıkmıştır Dolayısıyla Petrus Liu nun deyişiyle materyalizm queer kuramda kol gezen bir hayalet olarak karşımıza çıkmaktadır Queer kuram ve çalışmalar alanlarında emek veren ve Marksizm ve kapitalizm eleştirisiyle de ilgilenen akademisyenlerin bu duruma iki türlü müdahalesi olduğunu söyleyebiliriz Bir grup araştırmacı eşcinsel kimliğin ortaya çıkışının Foucault nun iddia ettiği gibi sadece tıp ve psikanalizin bilimsel otoritesinin yükselişiyle değil aynı zamanda hatta ağırlıklı olarak kapitalizmle de iç içe geçmiş olduğunu iddia eder Bu konuda en klasik kabul edilen metin John D Emilio nun 1983 tarihli Kapitalizm ve Gay Kimlik isimli makalesidir D Emilio kapitalizmin ev ve iş alanlarını ayırıp hane dışında iş hayatı olanakları yaratıp dolaylı yoldan eşcinsel bireylere ailelerinin dışında onlara bağımlı olmadan hayat kazanma olanakları açtığını yazar Bu sayede eşcinsellik sadece cinsel bir hayat olarak yaşanmaktan çıkar gay lik olarak bir kimliğe ve heteronormatif ailenin ve onun beklentilerinin içine sıkışmamış bir varoluşa dönüşme fırsatı bulur Fakat diyalektik bir düşünür olan D Emilio için kapitalizm bir taraftan aile kurumunu zayıflatırken diğer taraftan da ona ihtiyaç duyan çelişkili bir zemin üretir Emeğin toplumsal yeniden üretimine ihtiyacı olan kapitalist düzen özellikle ailenin önemi ve kutsallığına vurgu yapan ideolojileri güçlendirir Bu da kapitalizmin bir taraftan eşcinsel kimliğe alan açarken paradoksal olarak diğer taraftan da onun varoluş imkanlarını kısıtladığı kısıtlayacağı anlamına gelir Ece Durmuş un bu sayı için giriş bölümünü tercüme ettiği Christopher Chitty nin Sexual Hegemony Cinsel Hegemonya isimli kitabındaysa sodominin suç kapsamına alınması ve finansal bir ceza sistemine bağlanmasının doğrudan kapitalizmin krizleri ile ilişkili olduğu anlatılır Chitty Arrighi nin imparatorluklar zincirini sodomi cezaları üzerinden takip edip işçi emekçi ayaklanmalarının arttığı dönemlerde sodomi cezalarının da ağırlaştığını tespit eder Sodomi ve serserilik avarelik vagrancy yasaları zamanla iç içe geçer örneğin 14üncü 15inci yüzyıl Floransa yönetimi serseri sodomit kategorisiyle hem cinsel ahlaksızlığın yayılması hem de iş kaynağı fazlası olup aile biriminin de dışında kalan nüfusun artmasına dair endişeleri yönetir Zaten sodomi kanunları zengin ve yoksul gruplara eşit uygulanmaz Ama bu dengesiz ceza sistemine başkaldırı ihtimaline karşı sodomi itirafları bir af gerekçesi olarak üretilir bu kanunlar sayesinde iktidar fakir vatandaşlarına güya ciddi suçları için sıklıkla af çıkartmış görünür böylece politik ve ekonomik rakiplerinin fakir sınıflara yanaşma ihtimalini de zayıflatır Chitty için eşcinselliğin itirafı Foucault nun iddia ettiği gibi önce din sonra da tıptan kaynaklanan bir kimlik söylemi teşviği değildir Daha ziyade bu itiraflar maddi cezalara ve bazen de sonrasında aflara tekabül ettiği ettirildiği için hukuğun devlet ve kapitalizmle ilişkisine dair söylemin ötesinde materyal bir tarihi olan bir teşviğe tekabül eder Yazar benzer bir şekilde normalliği bilimin kurguladığı normativite olarak değil ulaşmayı başaranlara maddi avantajlar sunan bir statü sistemi olarak kuramlaştırır Cinselliğin Tarihi Foucault için psikiyatri ve modern tıbbın iktidarının tarihiyse Chitty icin sodominin parasallaştırılmasının yani erken modern ve modern kapitalizmin tarihidir D Emilio gibi Chitty de tarihsellikten yoksun bir eşcinsellik anlayışına karşıdır Bu noktada ikisi de Foucault dan ayrı düşmez Mesele daha cok eşcinsellik denen kategorinin kayda değer insanları birbirinden ayıran bir karakteristik olarak ortaya çıkmasının hangi sistemsel koşullar tarafından daha çok etkilenmiş olduğudur Fakat D Emilio dan farklı olarak Chitty eşcinsel öznenin ortaya çıkışını çok daha eski bir tarihe dayandırır Hem eşcinselliğin hem de homofobinin tarihselleştirilmesi gerektiğini savunup homofobiyi tarihin her döneminde aynı şekilde beden bulmuş ahlaki panik lerin bir sonucu olarak görmektense tarihsel materyalizmi queerleştiren bu yaklaşım homofobinin tarihini inceleyerek kapitalizmin krizlerine dair önemli buluntulara ulaşabileceğimizi öne sürer İkinci bir grup akademisyen eşcinsel ve queer kimliklerin kökenlerindense kapitalizmin özellikle de geç kapitalizm diye adlandırdığımız neoliberal kapitalizmin LGBT kimlik ve politikalar üzerine etkileriyle ilgilenir Bu alanda birçok düşünür cinselliğin toplumsal cinsiyetin ve normativite nin politik ekonomiyle ve onun eleştirisiyle girift ve karşılıklı kurucu bir ilişkisi olduğunu öne sürer Queer of color critique alanını açan ilk eserlerden birisi kabul edilen Rod Ferguson un Aberrations in Black kitabı tarihsel materyalizmin heteroseksüelliği normalleştirip düzen doğa ve evrensellikle eşleştirdiğinin altını çizer Kapitalizmin ana çelişkilerinden birisi bir taraftan cinselliği normalleştirip evrenselleştirirken diğer taraftan da normativitenin yarılmalarına alan açmasıdır Ferguson bazı bedenleri ve grupları ırkssallaştırmanın heteropatriyarkayı evrensel olarak kurgulamakta temel bir rol oynadığı tezinden yola çıkarak kapitalizm eleştirisi için siyah Amerikalı feminist ve queer yazarlara döner Yazar artı nüfusların aynı anda hem vazgeçilemez hem de lüzumsuz kapitalin ihtiyaçlarını hem gideren hem de aşan gruplar olduğu göz önünde bulundurulduğunda artı nüfus kabul edilenlerin devletin ve kapitalin eleştirisi için potansiyel alanlar olarak ortaya çıktıklarını öne sürer Bu sayede diyalektik düşünceden kopmaz ama kapitalizm eleştirisini tarihsel materyalizmin heteroseksüel üremeyi normalleştiren ideolojisiyle arasına mesafe koyarak dile getirir Queer teori ve çalışmaların yüzünü politik ekonomiye dönen akademisyenleri ağırlıklı olarak kesişimsel bir analitik kullanırlar ve kapitalizmin her zaman ırksal kapitalizm racial capitalism olmuş olduğunu teslim ederler Cedric Robinson ın savunduğu üzere kapitalizm Marx ve Engels in beklediğinin aksine toplumları homojenleştirip bütün farkları sadece sınıf farkına indirgememiş tam tersine heterojenleştirip azınlıklar yaratmış birtakım bedenleri ırksal ve dini azınlıklar hakkındaki ideolojilerle sömürülebilir kılmıştır Azınlık ve kimlik kavramlarının kapitalizm icin nasıl bir işlevi olduğu sorusu bu literatürün cevaplamaya çalıştığı ana sorulardan birisini teşkil eder Robinson ın çalışmalarından etkilenen feminist ve queer kuramcılar toplumsal cinsiyet ve cinselliğin de fark dedigimiz şeyin üretildiği önemli vektörler olduğunu savunur kadın ların hem köle ve iş gücünün üremesi için hem de social reproduction toplumsal yeniden üreme için uygun heteroseksüel yumuşak başlı sevecen anaç ve şefkatli özneler olarak üretilmesinden bahsederler Kapitalist düzenin hem radikal eleştiriyi hem de düzene uymayan ötekileri ehlileştirme ve sisteme dahil etme girişimleri sistemi dönüştürmeye yönelik queer ve trans hareketleri de etkilemiştir Örneğin Lisa Duggan özellikle soldan yükselen ve toplumsal cinsiyet cinsellik ve ırk meselelerini kimlik politikalarına indirgeyen duruşu eleştirir Dahası kapitalizmin bölüşümün eşitsizliğine dayalı yapısının varolan ve üretilen kaynakları tam da bu vektörler üzerinden yaratılan makbul sayılmayanlara dezavantajlı olacak şekilde dağıttığının üstünü örttüğünü yazar Bu yüzden kimlik politikaları tek başına adaletli bir dünya için yeterli olmasa da Duggan için yeniden dağıtım redistributive politikaları her zaman tanınma recognition politikalarıyla el ele gitmelidir çünkü sistem tarafından azınlık olarak üretilen bireyler varolan kaynak dağılımından tarihsel olarak eşitsiz bir şekilde yararlanmıştır Kimlik bu eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin adını koymanın bir yoludur Gene bu sayı için tercüme ettigimiz Petrus Liu ve Rahul Rao günümüzün jeopolitik koşullarında queer çalışmalara Marxist bir bakış açısı getirirler Queer kuramcıların jeopolitik tartışmalarda kapitalizm eleştirisini çoğunlukla göz ardı ettikleri ve emperyalizmi kapitalizmden soyutlanabilirmiş gibi ele aldıkları düşünülürse bu yeni çalışmalar queer kurama hem materyalizm hem de jeopolitika katkısında bulundukları için oldukça değerliler Petrus Liu Çin Halk Cumhuriyeti ve Tayvan ın ayrılmasını bugün devam etmekte olan bir soğuk savaş mirası olarak değerlendirir Sosyalizmin bireylerin arzu ve isteklerine ket vurduğu bir düzen kapitalizmin ise kendilerini gerçekleştirebildikleri bir dünya yarattığına dair postsosyalist ideolojiler LGBT kimlik ve hareketlerini ancak kapitalizm bağlamında düşünülebilir kılar Çin Halk Cumhuriyeti nin kapitalizme geçişinin LGBT hareketlere alan açtığı argümanı tam da bu ideolojilerden beslenir Çin Halk Cumhuriyeti ve Tayvan daki Marxist queer örgütlenme ve sanat alanlarına bakan Liu queer politikanın bu neoliberal dönemde bile özgürleşmeyi hoşgörü özel yaşam bireysel haklar ve çeşitlilik diversity gibi liberal parametrelerin dışında değerlendirdiğini saptar Rahul Rao Hindistan ve Uganda daki LGBT ve LGBT karşıtı örgütlenme örneklerinden yola çıkarak Jasbir Puar ın homonasyonalizm kavramına eşlikçi olarak homokapitalizm kavramını geliştirir Jasbir Puar günümüz jeopolitik koşullarında LGBT dostu olmayı bir medeniyet seviyesi kabul edip LGBT hakları üzerinden birinci üçüncü dünya ya da gelişmiş gelişmekte olan ülkeler gibi ideolojik karşıtlıkları LGBT hakları üzerinden yeniden üreten neo emperyalist düzene homonasyonalizm ismini verir Örneğin Puar homonasyonalist düzende LGBT dostu bazı yasalar sayesinde İsrail in Filistin de süregelen işgalci ve ırkçı politikalarına rağmen Orta Doğu nun tek demokrasisi olduğunu iddia edebildiğini yazar Hatta LGBT turizmini canlandırma girişimleri İsrail Markası İsrail i Markalaştırmak diye çevirebileceğimiz Brand Israel kampanyasında önemli rol oynamıştır Puar Amerika nın Irak ve Afganistan a açtığı savaşlar sırasında ana akım LGBT medya ve örgütlenmelerde bu savaşın homofobik ülkelere açıldığı için destek gördüğünü tespit eder Rahul Rao ise Dünya Bankası ve IMF gibi kurumların homofobiye karşı pozisyon aldıkları günümüz koşullarında LGBT dostu olmamanın sadece homonasyonalist ve militarist ceza larla disipline edilmediğini ifade eder Buradan hareketle de LGBT dostu olmanın bir takım kapitalist fonlarla teşvik edildiği homokapitalist bir dünyada queer ve trans aktivistlerin nasıl liberal kapitalist ideolojilerin kıskacına kapılmayan stratejiler geliştirdiğini analiz eder Çeviri sayfalarımızda yer verdiğimiz söz konusu düşünürler diyalektik bir metodolojiye başvurarak kapitalist düzenin içinde kendi eleştirisini antitez barındırdığını ve queer trans politikanın bu eleştirinin önemli bir unsuru olduğunu öne süren gelişmekte olan bir görüşün temsilcileri Cinsel Hegemonya başlıklı doktora tezini henüz bitirmeden hayatına son veren Christopher Chitty nin bu sayıda yer alması bir taraftan queer ve trans hayatları yaşan a maz kılmaya devam eden bu dünyaya dair acı verici bir hatırlatmaysa kendisiyle birlikte bu dünyayı nasıl hepimiz için daha yaşanabilir bir yer kılabileceğimizin tahayyülünü ediyor olmamız da bu mücadelenin aramızda olanlar ve olmayanlarla birlikte devam ettiğine dair bir anımsatma Ailenin korunması ve güçlendirilmesine dair sağdan yükselen çığlıkların perdesi giderek yükselirken artarken politik ekonomiyi queerleştirmek özel bir önem ve aciliyet taşıyor Normatif heteroseksüelliği doğal biyolojik bir yönelimin dışavurumu olarak değil hegemonik kültürel bir düzen olarak değerlendiriyorsak kapitalizmin krizlerini irdelerken heteronormatif düzenin politik ekonomide nasıl bir rol oynadığı sorusunu önceliklendirmemiz gerekir Medeni cinsel ahlak ın sadece queerleri ve transları değil sıklıkla ırksal ve dini azınlıkları burada memleketimizde Kürtler için kadınlı erkekli ne yapıyorlarsa dağ başında dendiğini ve Aleviler in mum söndü gibi hikayelerle ötekileştirildiğini hatırlayalım primitif medeniyet dışı kabul edilenleri evlenmeyi reddedenleri evlilik dışı çocuk sahibi olanları seks işçilerini ve diğer genel ahlaksızları kapsadığı bu düzende politik ekonominin queerleştirilmesi sadece biz LGBTI ler için değil aile kurumu adına terrörize edilen diğer herkes için de önem taşıyor KaosQ nın 11 inci sayısında bu ve başka bir çok queer ve trans meseleye kafa yoran hakemli makale ve queeresk yazarlarımıza ek olarak Türkiye ve Osmanlı queer çalışmalarında politik ekonominin yerine dair bir yuvarlak masa ve El1f KK nın kapitalizm değişen İstanbul ve queer aktivizm konusunda hem eserlerini hem de görüşlerini bulabilirsiniz Geç kapitalizmin en önemli sosyal etkileri arasında yabancılaştırma bireyselleştirme tekilleştirme hücreleştirme ve yalnızlaştırma olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bu sayıyı benim için anlamlı ve özel kılan şeylerden belki de en önemlisi bizi bir araya getirip birlikte yürüdüğümüz düşündüğümüz ürettiğimiz ve varolduğumuz nice andan birini teşkil etmesi Böyle başka bir zamanda tekrar buluşmak üzere hepinize iyi okumalar

KaosQueer Dergisi Yayınları
Politik Ekonomiye Queer Bir BakışEvren SavcıKaosQ nın 2022 sayısının temasını queer politik ekonomi olarak belirlerken hem kendi ilgi ve uzmanlık alanımdan yola çıktım hem de queer çalışmalarda son zamanda giderek daha fazla ilgi gören queer ve trans teorinin politik ekonomik hatta Marksist virajı diye adlandırabileceğimiz dönemine dair bir tartışma alanı oluşturmak istedim Ağırlıklı olarak Foucault nun şekillendirdiği bir alan olan queer kuramda politik ekonomi icin yer açmak zaman aldı zira Foucault ile Marx ın iktidar kavramına yaklaşımı arasında derin farklılıklar bulunuyor Cinselligin Tarihi nde görüleceği gibi Foucault nun hedefinde Freud ve onun baskılama hipotezi yer alır Freud a göre bireyin doğumdan itibaren doğal tek tip nesnesi olmayan çetrefilli arzuları vardır Medeniyet adı altında kurulan düzen devamlılığı açısından insanların üremesine ve aile düzenine gereksinim duyduğundan bireyin sahip olduğu bu doğal arzuların baskılanmasını gerekmektedir Arzularını bastırmayanlar sapkın baskılayanlar da nörotik olur Psikanalitik teori ve pratik özneleri sanki içlerinde dışarı çıkmak için fırsat arayan doğuştan varolan arzuları varmışçasına değerlendirir Foucault ise doğal arzuların baskılandığı hipotezine karşı çıkmakla kalmaz Ona göre modern iktidar arzuları baskılamak yerine aksine her arzuyu eşit olmamakla birlikte üretir Bu yüzden de iktidar ve cinsellik ilişkisini analiz eder görünen Freud ve psikanalitik teori aslında modern gerçeklik rejimlerinden birini oluşturur Buna dair en önemli örnek eşcinsel öznelerin tıbbi ve psikanalitik kurumlar tarafından bir insan türü olarak yaratılmasıdır Eşcinsel ilişki ve pratiklerin 19 uncu yüzyıla kadar bir insan tipine tekabül etmediğini iddia eden Foucault psikanalizin arzu kategorisi üzerinden bireyleri sanki bir özleri ve iç dünyaları interiority varmışçasına ürettiğini yazar O kadar ki bir bireyin kendisini eşcinsel kabul etmesi için artık herhangi bir eşcinsel deneyime pratiğe ih