Kapandı Kirve Kapıları — Hagop Mintzuri

Kapandı Kirve Kapıları
Hagop MintzuriAras Yayıncılık
Kapandı Kirve Kapıları
Hagop MintzuriYerelden evrensele giden bir edebiyat damarında el emeği göz nuru ile işlediği öyküleriyle Mıntzuri köy gibi makro ölçekte bir düzlemden yola çıkıp tüm insanlığa ait makro düzeydeki tasaların anlatıcısı olmayı bu kitapta da başarıyor Ermeni edebiyatının son iki yüzyılında büyük önem taşıyan köy edebiyatı geleneğinin Anadolu daki temsilcileri Palulu Melkon Gürciyan Muşlu Keğam Der Garabedyan Harputlu Hovhannes Harutyunyan Siverekli Rupen Zartaryan dan sonraki son halkalardan biri olan Mıntzuri özenli Türkçe çevirilerle ölümünden yıllar sonra yeniden doğuyor Türkçe okurun ilk olarak Tarih Vakfı yayınları arasında çıkan İstanbul Anıları adlı eseriyle tanıdığı Mıntzuri Armıdan Fırat ın Öte Yanı ve Atina Tuzun Var Mı adlı derlemelerden sonra yine Erzincan ve yöresini artık tarih olmuş şölenleri ve capcanlı renkleriyle köyü Armıdan ı yörenin insanlarını Ermenileri Türkleri Rumları Lazları Kızılbaşları anlatıyor Kapandı Kirve Kapıları nda

Aras Yayıncılık
Yukarı Armıdandan Der Boğosu getirdiler Üzerindeki Kürt entarisi belindeki kuşağı ve kısa saltasıyla Ermeni papazından çok bir Kızılbaş dedesini Kürt seyidini andırıyordu Hessoyu oturttular başına İncil okudu haçıyla suyu kutsayıp şefaat diledi Sılo Gına Gaar sıra mağaralarda ne kadar çocuk kadın erkek varsa Sılonun hasta veya ayağı kırık olduğu için mağarada kalan birkaç keçisi dahi hepsi ayağa kalktılar sanki kendileri hastaymış gibi huşuyla dinlediler Haçla kutsanan suyu Hessoya içirdiler İncili haçı öptürdüler kendileri de öptüler Zınzınutta Mercan Bacı vardı Karabudak kıyılarında ta Hamideki kızıl tuz ocaklarına kadar beş altı köyü vardı ki ona bir aziz gibi taparlardı Ruhun beden değiştirdiğine inanırlardı Ölüm onlar için bir son değildi Mercan Bacı ölümün bir aşama değişimin başlangıcı olduğu fikrini yayardı Belindeki kuşaktan üç çift tel gönderdi hastanın boynuna bağladılar Dersimin Ovacıkından içeride Behre Beli geçidinin devamında Kuzucan yönünde uzanan Munzur dağlarında Kutu Deresine bakan bir tepenin üstünde Dujik Babanın mezarı vardır Kutsal bir kilimle kaplıdır mezar Eğer sonbahar rüzgârı mezarın üzerindeki kilimi hareket ettirir de üç kere havalandırır indirirse bu iyiye alamet sayılır soygun ve talan tehlikesinin olmadığına hükmedilir Mezardan toprak aldılar kilimin tellerinden getirip hastanın dudaklarına vücuduna sürdüler