Kapitalizmin Krizinden İktisadın Krizine

Kapitalizmin Krizinden İktisadın Krizine
Siyasal Kitabevi
Kapitalizmin Krizinden İktisadın Krizine
Dünya ekonomisi 2008 den bu yana küresel ölçekte yaygın uzun süreli ve derin bir kriz ile karşı karşıya bulunmaktadır Aradan geçen on yılı aşkın süreye rağmen küresel krizin aşılamamış olması gerek kapitalizmin yapısal olarak krize eğilimli doğasını gerekse kriz konusunun güncelliğini koruduğunu göstermektedir Derin bir krizin içinde bulunduğumuz şu günlerde iktisat yazınında kriz olgusuna dair kuramsal çalışmalar her zamankinden daha önemli hale gelmiştir Bilindiği gibi 1970 lerden itibaren uygulanan neoliberal politikaların kuramsal dayanak noktasını oluşturan ana akım iktisat serbest piyasa ekonomisinin bütün iktisadi problemleri çözeceğini varsaymış kapitalist ekonomilerin krize girme olasılığını hiçbir zaman ciddi bir şekilde gündemine almamıştır 2008 krizi sonrası yaşanan değişmeler ana akım iktisadın hem teorik ve yöntemsel çerçevesine hem de anaakım iktisada dayanarak oluşturulan iktisat politikalarının sorgulanmasına neden olmuştur 2008 krizi sonrasında kapitalizmin içinde bulunduğu krizin yanı sıra iktisat biliminin de bir kriz içinde olduğu konusunda akademik çevrelerde bir görüş birliği oluşmuştur Bu tartışmalar iktisat biliminde bir paradigma değişimine ihtiyaç duyulduğunu açık bir şekilde göstermiştir Bu kitap kriz olgusunu çeşitli açılardan kuramsal ve yöntemsel bakımdan inceleyen çalışmalardan oluşmaktadır Kitapta yer alan makaleler İktisadi Düşünce Girişimi nin 14 15 Nisan 2016 tarihlerinde Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi nde düzenlediği İktisat ve Kriz başlıklı çalıştayında sunulan bildirilerden yola çıkılarak hazırlanmıştır İktisadi Düşünce Girişimi nin düzenlediği çalıştayların ürünü olan kitaplar dizisinin dokuzuncusu olan kitap ülke ve dünya ekonomisinin bugünü ve yakın geleceğine ilişkin yürütülen tartışmalara içerdiği farklı bakış açılarıyla katkıda bulunmaktadır

Telgrafhane Yayınları
Alternatifleriniz ne sorunsalı karşısında Sol un şöyle bir tehlikeli ikileminin sözkonusu olduğunu gözlüyorum Verili koşullar altında aciliyet gerektiren gerçekçi ve somut alternatif öneriler çoğu kez sistem içi olarak eleştirilmekte Bunlara kapitalist sistemin yıkılması ve sosyalizmin gerçekleştirilmesi hedefleriyle örtüşmüyor suçlaması yapılmakta Ancak krizin bahane edilerek emeğin sosyal kazanımlarına yönelik saldırıların püskürtülmesi ve krizin bedelinin emekçilere ödettirilmesi çabalarına karşı önerilen birçok politikanın sistem içi unsurlar içermesi de kaçınılmaz Kuşkusuz ki bir yanda da sınıf pusulasını yitirmek tehlikesi var Hedeften sapma ve nihai çözümün kapitalist sitemin dışında sosyalizmde olduğu ufkunu yitirmemek gerekli Ancak burada sözkonusu olan bu sistemde hiçbir şey değiştirilemez sosyalizm gelecek sorunlar çözülecek yaklaşımı da sorunlara karşı çok soyut düzeyden bakmak ve emekçi insanlara herhangi bir umut aşılayamamak tehdidiyle yüzleşmek zorunda Üstelik bu yaklaşımla kitleleri ikna etmek onları soyut idealler uğruna harekete geçirmek çok zor gözüküyor Diğer yandan da emekçilerin acil çözüm bekleyen sorunları var onların sorunlarına göz kapayıp her şeyi uzun döneme havale etmek taktiği Sol u kitleler nezdinde yalnızlaştırıyor yabancılaştırıyor ve giderek marjinalleştiriyor Ülkemizin yüz akı iktisatçılarından Erinç Yeldan bir kez daha dayatılanı ve insana yakışırca talep edilmesi gerekeni hatırlatıyor

Hiperlink Yayınları
İktisadi eşitsizlik ve adaletsizlikler günümüz toplumlarının acil çözüm gerektiren temel problemlerindendir Araştırmalardan elde edilen sonuçlar iktisadi hayattaki bu problemlerin yıllar itibariyle azalmak bir yana giderek derinleştiğini gösterir Ancak piyasa üstü olması gereken bu olgular ana akım iktisat savunucuları tarafından ekonomik parametrelere sığdırılmaya çalışılır İktisadi hayattaki eşitsizlikler gelire veya refaha odaklanırken adaletsizlikler ise çoğunlukla piyasa değerleri olan fayda ve rıza kavramları açısından ele alınır Bu nedenle piyasa toplumunda bu temel problemleri ortadan kaldıracak bir formül geliştirilemez Ayrıca iktisadi eşitsizlik sadece ekonomi alanında yapılacak değişikliklerle çözülebilecek bir problem değildir Çünkü bu mesele iktisadi adaletsizliğin arka planında büyük rol oynar Sosyal politikalar ve vergi uygulamaları ile eşitsizliklerin azaltılması ise iktisadi adalete ulaşıldığını göstermez Ayrıca iktisadi adaleti sağlamak için yalnızca faydanın maksimize edilmesi ya da tercih özgürlüğünün benimsenmesi yeterli değildir Batı toplumlarındaki iktisadi eşitsizlik tartışmalarında adalet cephesine gereken önemin verilmediği açıkça ortadadır Sadece ekonomik parametrelere dayalı değerlendirmeler dar bir bakış açısını yansıtır Adaletsizliklerin kaynağına inilmeden yapılacak yorumlar ve sunulacak çözümler kanayan yaraya pansuman niteliğinde kalacaktır Bu açıdan iktisat disiplini ekonomik unsurlara dayalı salt ve sığ çözüm önerileri yerine sosyoloji psikoloji felsefe ahlak hukuk ve din gibi farklı disiplinlerle işbirliğine gitmeli ve daha geniş bir çözüm ağını ikame etmelidir