Kar Tanesi — Metin Aktaş

Kar Tanesi
Metin AktaşDara Yayınları
Kar Tanesi
Metin AktaşKöy ormanla ovanın birleştiği noktada kurulmuştu Meyve bahçeleri tarlalar otlaklar ormanın içinden başlayarak ovanın derinliğine doğru göz alabildiğine uzanıp gidiyorlardı İki bin hanelik büyük bir köydü Aşi nin köyü Meşe ormanıyla kaplı bir dağın doruklarından başlayarak ovanın içine doğru zikzaklar derin vadiler açarak akan bir dere köyü orta yerinden ikiye ayırmıştı Köyün her iki yakası derenin üzerinde kurulmuş beş tahta köprüyle birbirine bağlanmıştı Derenin her iki yakasında sık bir kavak söğüt çalı sarmaşık kamış ormanı vardı Durmadan avaz avaz bağıran binlerce kurbağa yaşardı bu derenin buz gibi sularında İlkbahar aylarında kar ve yağmur sularıyla çoşarak yatağından taşıp köyün sokaklarına yayılan derenin suları şimdi çekilmişti Bu dere suları onlarca arkla ekin tarlalarına bağlanmıştı Ovanın tek sulak köyüydü Toprak bereketliydi Munzur bir meşe ağacının altına oturarak köyü izledi Toprak ıslaktı Hava rüzgâr su ve toprak kokuyordu Yağmur bütün gece üzerine yağdığı için sırılsıklam ıslanmıştı Üşüyordu Bir durup bir esen soğuk rüzgâr onu ürpertiyordu Bir saate yakın bir zaman durup köyü köyün içerisne bir tepeyi andıran Aşi nin konağını izledi

Dara Yayınları
Köy ormanla ovanın birleştiği noktada kurulmuştu Meyve bahçeleri tarlalar otlaklar ormanın içinden başlayarak ovanın derinliğine doğru göz alabildiğine uzanıp gidiyorlardı İki bin hanelik büyük bir köydü Aşi nin köyü Meşe ormanıyla kaplı bir dağın doruklarından başlayarak ovanın içine doğru zikzaklar derin vadiler açarak akan bir dere köyü orta yerinden ikiye ayırmıştı Köyün her iki yakası derenin üzerinde kurulmuş beş tahta köprüyle birbirine bağlanmıştı Derenin her iki yakasında sık bir kavak söğüt çalı sarmaşık kamış ormanı vardı Durmadan avaz avaz bağıran binlerce kurbağa yaşardı bu derenin buz gibi sularında İlkbahar aylarında kar ve yağmur sularıyla çoşarak yatağından taşıp köyün sokaklarına yayılan derenin suları şimdi çekilmişti Bu dere suları onlarca arkla ekin tarlalarına bağlanmıştı Ovanın tek sulak köyüydü Toprak bereketliydi Munzur bir meşe ağacının altına oturarak köyü izledi Toprak ıslaktı Hava rüzgâr su ve toprak kokuyordu Yağmur bütün gece üzerine yağdığı için sırılsıklam ıslanmıştı Üşüyordu Bir durup bir esen soğuk rüzgâr onu ürpertiyordu Bir saate yakın bir zaman durup köyü köyün içerisne bir tepeyi andıran Aşi nin konağını izledi

Dara Yayınları
Köy ormanla ovanın birleştiği noktada kurulmuştu Meyve bahçeleri tarlalar otlaklar ormanın içinden başlayarak ovanın derinliğine doğru göz alabildiğine uzanıp gidiyorlardı İki bin hanelik büyük bir köydü Aşi nin köyü Meşe ormanıyla kaplı bir dağın doruklarından başlayarak ovanın içine doğru zikzaklar derin vadiler açarak akan bir dere köyü orta yerinden ikiye ayırmıştı Köyün her iki yakası derenin üzerinde kurulmuş beş tahta köprüyle birbirine bağlanmıştı Derenin her iki yakasında sık bir kavak söğüt çalı sarmaşık kamış ormanı vardı Durmadan avaz avaz bağıran binlerce kurbağa yaşardı bu derenin buz gibi sularında İlkbahar aylarında kar ve yağmur sularıyla çoşarak yatağından taşıp köyün sokaklarına yayılan derenin suları şimdi çekilmişti Bu dere suları onlarca arkla ekin tarlalarına bağlanmıştı Ovanın tek sulak köyüydü Toprak bereketliydi Munzur bir meşe ağacının altına oturarak köyü izledi Toprak ıslaktı Hava rüzgâr su ve toprak kokuyordu Yağmur bütün gece üzerine yağdığı için sırılsıklam ıslanmıştı Üşüyordu Bir durup bir esen soğuk rüzgâr onu ürpertiyordu Bir saate yakın bir zaman durup köyü köyün içerisne bir tepeyi andıran Aşi nin konağını izledi

Dara Yayınları
Köy ormanla ovanın birleştiği noktada kurulmuştu Meyve bahçeleri tarlalar otlaklar ormanın içinden başlayarak ovanın derinliğine doğru göz alabildiğine uzanıp gidiyorlardı İki bin hanelik büyük bir köydü Aşi nin köyü Meşe ormanıyla kaplı bir dağın doruklarından başlayarak ovanın içine doğru zikzaklar derin vadiler açarak akan bir dere köyü orta yerinden ikiye ayırmıştı Köyün her iki yakası derenin üzerinde kurulmuş beş tahta köprüyle birbirine bağlanmıştı Derenin her iki yakasında sık bir kavak söğüt çalı sarmaşık kamış ormanı vardı Durmadan avaz avaz bağıran binlerce kurbağa yaşardı bu derenin buz gibi sularında İlkbahar aylarında kar ve yağmur sularıyla çoşarak yatağından taşıp köyün sokaklarına yayılan derenin suları şimdi çekilmişti Bu dere suları onlarca arkla ekin tarlalarına bağlanmıştı Ovanın tek sulak köyüydü Toprak bereketliydi Munzur bir meşe ağacının altına oturarak köyü izledi Toprak ıslaktı Hava rüzgâr su ve toprak kokuyordu Yağmur bütün gece üzerine yağdığı için sırılsıklam ıslanmıştı Üşüyordu Bir durup bir esen soğuk rüzgâr onu ürpertiyordu Bir saate yakın bir zaman durup köyü köyün içerisne bir tepeyi andıran Aşi nin konağını izledi
Kar Tanesi
Metin Aktaş
Dara Yayınları

Dara Yayınları
Kar Tanesi Seyid Rıza nın Gün Yüzüne Çıkmamış HikayesiKendisi gibi darağaçların altında duran insanlara baktı Hüzünlendi Darağacının altında duran oğluna bakmaktan korkuyordu Çünkü daha çok küçüktü Daha yaşam yolculuğunun başındaydı Bu topraklarda yaşanmış olan şeylerde olumlu olumsuz hiçbir katkısı olmamıştı Tamamen onun oğlu olduğu için asılıyordu Pir Hasan a baktı Ah sevgili dostu bir onur abidesi gibi duruyordu darağacının altında Sanki az sonra sonsuz yokluğa gitmeyecekti Sanki önünde daha çok çok uzun bir hayat yolculuğu varmış gibi duruyordu Başıyla onu selamladı Şimdi Buğday Meydanı nın şehrin göğünü kapkara bir bulut kaplamış rüzgâr uğuldayarak esmeye başlamıştı Karla karışık yağmur yağmaya başlayınca Seyit Rıza nın yüreğini tatlı bir sıcaklık kapladı Ağır ağır gökyüzünde dolanarak meydana düşen kar tanesine baktı Ah şimdi özgür olsaydı da bu meydanda kar tanelerini yakalamaya çalışsaydı Karla karışık yağmur yağmaya başlayınca askerler idamları hızlandırmaya karar verdiler Oysa biraz zaman verselerdi Yeryüzüne düşen kar tanelerini biraz daha izlese kokusunu ruhunun deriliklerine çekse onun varlığın güzelliğini teninde hissetse

Dara
Köy ormanla ovanın birleştiği noktada kurulmuştu Meyve bahçeleri tarlalar otlaklar ormanın içinden başlayarak ovanın derinliğine doğru göz alabildiğine uzanıp gidiyorlardı İki bin hanelik büyük bir köydü Aşi nin köyü Meşe ormanıyla kaplı bir dağın doruklarından başlayarak ovanın içine doğru zikzaklar derin vadiler açarak akan bir dere köyü orta yerinden ikiye ayırmıştı Köyün her iki yakası derenin üzerinde kurulmuş beş tahta köprüyle birbirine bağlanmıştı Derenin her iki yakasında sık bir kavak söğüt çalı sarmaşık kamış ormanı vardı Durmadan avaz avaz bağıran binlerce kurbağa yaşardı bu derenin buz gibi sularında İlkbahar aylarında kar ve yağmur sularıyla çoşarak yatağından taşıp köyün sokaklarına yayılan derenin suları şimdi çekilmişti Bu dere suları onlarca arkla ekin tarlalarına bağlanmıştı Ovanın tek sulak köyüydü Toprak bereketliydi Munzur bir meşe ağacının altına oturarak köyü izledi Toprak ıslaktı Hava rüzgâr su ve toprak kokuyordu Yağmur bütün gece üzerine yağdığı için sırılsıklam ıslanmıştı Üşüyordu Bir durup bir esen soğuk rüzgâr onu ürpertiyordu Bir saate yakın bir zaman durup köyü köyün içerisne bir tepeyi andıran Aşi nin konağını izledi

Dara Yayınları
Kar Tanesi Seyid Rıza nın Gün Yüzüne Çıkmamış Hikayesi Kendisi gibi darağaçların altında duran insanlara baktı Hüzünlendi Darağacının altında duran oğluna bakmaktan korkuyordu Çünkü daha çok küçüktü Daha yaşam yolculuğunun başındaydı Bu topraklarda yaşanmış olan şeylerde olumlu olumsuz hiçbir katkısı olmamıştı Tamamen onun oğlu olduğu için asılıyordu Pir Hasana baktı Ah sevgili dostu bir onur abidesi gibi duruyordu darağacının altında Sanki az sonra sonsuz yokluğa gitmeyecekti Sanki önünde daha çok çok uzun bir hayat yolculuğu varmış gibi duruyordu Başıyla onu selamladı Şimdi Buğday Meydanı nın şehrin göğünü kapkara bir bulut kaplamış rüzgâr uğuldayarak esmeye başlamıştı Karla karışık yağmur yağmaya başlayınca Seyit Rıza nın yüreğini tatlı bir sıcaklık kapladı Ağır ağır gökyüzünde dolanarak meydana düşen kar tanesine baktı Ah şimdi özgür olsaydı da bu meydanda kar tanelerini yakalamaya çalışsaydı Karla karışık yağmur yağmaya başlayınca askerler idamları hızlandırmaya karar verdiler Oysa biraz zaman verselerdi Yeryüzüne düşen kar tanelerini biraz daha izlese kokusunu ruhunun deriliklerine çekse onun varlığın güzelliğini teninde hissetse

Dara Yayınları
Kar Tanesi Seyid Rıza nın Gün Yüzüne Çıkmamış Hikayesi Kendisi gibi darağaçların altında duran insanlara baktı Hüzünlendi Darağacının altında duran oğluna bakmaktan korkuyordu Çünkü daha çok küçüktü Daha yaşam yolculuğunun başındaydı Bu topraklarda yaşanmış olan şeylerde olumlu olumsuz hiçbir katkısı olmamıştı Tamamen onun oğlu olduğu için asılıyordu Pir Hasan a baktı Ah sevgili dostu bir onur abidesi gibi duruyordu darağacının altında Sanki az sonra sonsuz yokluğa gitmeyecekti Sanki önünde daha çok çok uzun bir hayat yolculuğu varmış gibi duruyordu Başıyla onu selamladı Şimdi Buğday Meydanı nın şehrin göğünü kapkara bir bulut kaplamış rüzgâr uğuldayarak esmeye başlamıştı Karla karışık yağmur yağmaya başlayınca Seyit Rıza nın yüreğini tatlı bir sıcaklık kapladı Ağır ağır gökyüzünde dolanarak meydana düşen kar tanesine baktı Ah şimdi özgür olsaydı da bu meydanda kar tanelerini yakalamaya çalışsaydı Karla karışık yağmur yağmaya başlayınca askerler idamları hızlandırmaya karar verdiler Oysa biraz zaman verselerdi Yeryüzüne düşen kar tanelerini biraz daha izlese kokusunu ruhunun deriliklerine çekse onun varlığın güzelliğini teninde hissetse

Dara
Kar Tanesi Seyid Rıza nın Gün Yüzüne Çıkmamış Hikayesi Kendisi gibi darağaçların altında duran insanlara baktı Hüzünlendi Darağacının altında duran oğluna bakmaktan korkuyordu Çünkü daha çok küçüktü Daha yaşam yolculuğunun başındaydı Bu topraklarda yaşanmış olan şeylerde olumlu olumsuz hiçbir katkısı olmamıştı Tamamen onun oğlu olduğu için asılıyordu Pir Hasan a baktı Ah sevgili dostu bir onur abidesi gibi duruyordu darağacının altında Sanki az sonra sonsuz yokluğa gitmeyecekti Sanki önünde daha çok çok uzun bir hayat yolculuğu varmış gibi duruyordu Başıyla onu selamladı Şimdi Buğday Meydanı nın şehrin göğünü kapkara bir bulut kaplamış rüzgâr uğuldayarak esmeye başlamıştı Karla karışık yağmur yağmaya başlayınca Seyit Rıza nın yüreğini tatlı bir sıcaklık kapladı Ağır ağır gökyüzünde dolanarak meydana düşen kar tanesine baktı Ah şimdi özgür olsaydı da bu meydanda kar tanelerini yakalamaya çalışsaydı Karla karışık yağmur yağmaya başlayınca askerler idamları hızlandırmaya karar verdiler Oysa biraz zaman verselerdi Yeryüzüne düşen kar tanelerini biraz daha izlese kokusunu ruhunun deriliklerine çekse onun varlığın güzelliğini teninde hissetse