MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Kara Handikap — Niyazi Dinçer

Kara Handikap
385,20
RomanROMAN ÖYKÜRoman Yerli

Kara Handikap

Niyazi Dinçer

Gece Kitaplığı

2024307 sf.
Ciltsiz
Kitap SepetiEn ucuz

Kara Handikap

Niyazi Dinçer

Pencereden sızan sabahın ilk ışıkları odayı aydınlatırken içindeki karanlık koyulaşıyordu Yanındaki ter kokulu vücuttan sıyrıldı kalktı paramparçaydı Parçaları nasıl tekrar bir araya getireceğini bilmiyordu Sigarasının dumanı odada dağılırken tıslayarak uyuyan adama nefretle baktı Büyüleyici bir zehir herkesi uyuşturmuştu Korku Kolları yana düştü çıplak vücudu titriyordu gözleri boş boş tavana bakar haldeydi Kimsin sen Sen kimsin Kimsin sen Bu iki kelimeyi defalarca tekrarladı sözde kitaptan okuyordu aslında takılmış plak gibiydi İşaret parmağıyla göğsüne bastırdı yüksek sesle sordukça sordu kimsin sen Ben kimim Elini yüzünde gezdirmeye başladı saçlarını karıştırdı düzeltti ince kumral tellerini avuçladı sanki kendini tarif edecek bir ipucu arıyordu Tarih on iki Eylül bin dokuz yüz seksen O gece şafak sökmedi güneş doğmadı On yıllardır alaca karanlıktayız Öykülerimiz kirlendi Öfke ve şüphe korku ve şaşkınlık ele geçirdi ruhumuzu En masum yerimizden insanlığımızdan vurdu bizi Eylülde gelenler İyi kötü güzel çirkin doğru yanlış birbirine girdi Hayatı anlayamaz olduk hayatta bizi Kurban edilenlerle dolu bir mazinin tam göbeğidir seksen Eylülü Nereye gittiğimizi bilmeksizin kaçıştık dağıldık kaybolduk Mutsuz ve küçük hikayelerimizde cılız umutlarımıza tutunduk Nicedir uçurumun kenarındaki ince dalda sallanıyoruz

Kitap Yurdu
417,30

GECE KİTAPLIĞI

06.08.2024307 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Pencereden sızan sabahın ilk ışıkları odayı aydınlatırken içindeki karanlık koyulaşıyordu Yanındaki ter kokulu vücuttan sıyrıldı kalktı paramparçaydı Parçaları nasıl tekrar bir araya getireceğini bilmiyordu Sigarasının dumanı odada dağılırken tıslayarak uyuyan adama nefretle baktı Büyüleyici bir zehir herkesi uyuşturmuştu Korku Kolları yana düştü çıplak vücudu titriyordu gözleri boş boş tavana bakar haldeydi Kimsin sen Sen kimsin Kimsin sen Bu iki kelimeyi defalarca tekrarladı sözde kitaptan okuyordu aslında takılmış plak gibiydi İşaret parmağıyla göğsüne bastırdı yüksek sesle sordukça sordu kimsin sen Ben kimim Elini yüzünde gezdirmeye başladı saçlarını karıştırdı düzeltti ince kumral tellerini avuçladı sanki kendini tarif edecek bir ipucu arıyordu Tarih on iki Eylül bin dokuz yüz seksen O gece şafak sökmedi güneş doğmadı On yıllardır alaca karanlıktayız Öykülerimiz kirlendi Öfke ve şüphe korku ve şaşkınlık ele geçirdi ruhumuzu En masum yerimizden insanlığımızdan vurdu bizi Eylülde gelenler İyi kötü güzel çirkin doğru yanlış birbirine girdi Hayatı anlayamaz olduk hayatta bizi Kurban edilenlerle dolu bir mazinin tam göbeğidir seksen Eylülü Nereye gittiğimizi bilmeksizin kaçıştık dağıldık kaybolduk Mutsuz ve küçük hikayelerimizde cılız umutlarımıza tutunduk Nicedir uçurumun kenarındaki ince dalda sallanıyoruz

Kitap Ambarı
423,72

Gece Kitaplığı

2024307 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Pencereden sızan sabahın ilk ışıkları odayı aydınlatırken içindeki karanlık koyulaşıyordu Yanındaki ter kokulu vücuttan sıyrıldı kalktı paramparçaydı Parçaları nasıl tekrar bir araya getireceğini bilmiyordu Sigarasının dumanı odada dağılırken tıslayarak uyuyan adama nefretle baktı Büyüleyici bir zehir herkesi uyuşturmuştu Korku Kolları yana düştü çıplak vücudu titriyordu gözleri boş boş tavana bakar haldeydi Kimsin sen Sen kimsin Kimsin sen Bu iki kelimeyi defalarca tekrarladı sözde kitaptan okuyordu aslında takılmış plak gibiydi İşaret parmağıyla göğsüne bastırdı yüksek sesle sordukça sordu kimsin sen Ben kimim Elini yüzünde gezdirmeye başladı saçlarını karıştırdı düzeltti ince kumral tellerini avuçladı sanki kendini tarif edecek bir ipucu arıyordu Tarih on iki Eylül bin dokuz yüz seksen O gece şafak sökmedi güneş doğmadı On yıllardır alaca karanlıktayız Öykülerimiz kirlendi Öfke ve şüphe korku ve şaşkınlık ele geçirdi ruhumuzu En masum yerimizden insanlığımızdan vurdu bizi Eylülde gelenler İyi kötü güzel çirkin doğru yanlış birbirine girdi Hayatı anlayamaz olduk hayatta bizi Kurban edilenlerle dolu bir mazinin tam göbeğidir seksen Eylülü Nereye gittiğimizi bilmeksizin kaçıştık dağıldık kaybolduk Mutsuz ve küçük hikayelerimizde cılız umutlarımıza tutunduk Nicedir uçurumun kenarındaki ince dalda sallanıyoruz Tanıtım Bülteninden

Nobel Kitap
500,76

Gece Kitaplığı

2024307 sf.
Nobel Kitap

Pencereden sızan sabahın ilk ışıkları odayı aydınlatırken içindeki karanlık koyulaşıyordu Yanındaki ter kokulu vücuttan sıyrıldı kalktı paramparçaydı Parçaları nasıl tekrar bir araya getireceğini bilmiyordu Sigarasının dumanı odada dağılırken tıslayarak uyuyan adama nefretle baktı Büyüleyici bir zehir herkesi uyuşturmuştu Korku Kolları yana düştü çıplak vücudu titriyordu gözleri boş boş tavana bakar haldeydi Kimsin sen Sen kimsin Kimsin sen Bu iki kelimeyi defalarca tekrarladı sözde kitaptan okuyordu aslında takılmış plak gibiydi İşaret parmağıyla göğsüne bastırdı yüksek sesle sordukça sordu kimsin sen Ben kimim Elini yüzünde gezdirmeye başladı saçlarını karıştırdı düzeltti ince kumral tellerini avuçladı sanki kendini tarif edecek bir ipucu arıyordu Tarih on iki Eylül bin dokuz yüz seksen O gece şafak sökmedi güneş doğmadı On yıllardır alaca karanlıktayız Öykülerimiz kirlendi Öfke ve şüphe korku ve şaşkınlık ele geçirdi ruhumuzu En masum yerimizden insanlığımızdan vurdu bizi Eylülde gelenler İyi kötü güzel çirkin doğru yanlış birbirine girdi Hayatı anlayamaz olduk hayatta bizi Kurban edilenlerle dolu bir mazinin tam göbeğidir seksen Eylülü Nereye gittiğimizi bilmeksizin kaçıştık dağıldık kaybolduk Mutsuz ve küçük hikayelerimizde cılız umutlarımıza tutunduk Nicedir uçurumun kenarındaki ince dalda sallanıyoruz

Şehadet Kitap
642,00

Gece Kitaplığı Yayınları

2024307 sf.
Şehadet Kitap

Pencereden sızan sabahın ilk ışıkları odayı aydınlatırken içindeki karanlık koyulaşıyordu Yanındaki ter kokulu vücuttan sıyrıldı kalktı paramparçaydı Parçaları nasıl tekrar bir araya getireceğini bilmiyordu Sigarasının dumanı odada dağılırken tıslayarak uyuyan adama nefretle baktı Büyüleyici bir zehir herkesi uyuşturmuştu Korku Kolları yana düştü çıplak vücudu titriyordu gözleri boş boş tavana bakar haldeydi Kimsin sen Sen kimsin Kimsin sen Bu iki kelimeyi defalarca tekrarladı sözde kitaptan okuyordu aslında takılmış plak gibiydi İşaret parmağıyla göğsüne bastırdı yüksek sesle sordukça sordu kimsin sen Ben kimim Elini yüzünde gezdirmeye başladı saçlarını karıştırdı düzeltti ince kumral tellerini avuçladı sanki kendini tarif edecek bir ipucu arıyordu Tarih on iki Eylül bin dokuz yüz seksen O gece şafak sökmedi güneş doğmadı On yıllardır alaca karanlıktayız Öykülerimiz kirlendi Öfke ve şüphe korku ve şaşkınlık ele geçirdi ruhumuzu En masum yerimizden insanlığımızdan vurdu bizi Eylülde gelenler İyi kötü güzel çirkin doğru yanlış birbirine girdi Hayatı anlayamaz olduk hayatta bizi Kurban edilenlerle dolu bir mazinin tam göbeğidir seksen Eylülü Nereye gittiğimizi bilmeksizin kaçıştık dağıldık kaybolduk Mutsuz ve küçük hikayelerimizde cılız umutlarımıza tutunduk Nicedir uçurumun kenarındaki ince dalda sallanıyoruz

Pandora

Gece Kitaplığı

2024307 sf.
Pandora

Pencereden sızan sabahın ilk ışıkları odayı aydınlatırken içindeki karanlık koyulaşıyordu Yanındaki ter kokulu vücuttan sıyrıldı kalktı paramparçaydı Parçaları nasıl tekrar bir araya getireceğini bilmiyordu Sigarasının dumanı odada dağılırken tıslayarak uyuyan adama nefretle baktı Büyüleyici bir zehir herkesi uyuşturmuştu Korku Kolları yana düştü çıplak vücudu titriyordu gözleri boş boş tavana bakar haldeydi Kimsin sen Sen kimsin Kimsin sen Bu iki kelimeyi defalarca tekrarladı sözde kitaptan okuyordu aslında takılmış plak gibiydi İşaret parmağıyla göğsüne bastırdı yüksek sesle sordukça sordu kimsin sen Ben kimim Elini yüzünde gezdirmeye başladı saçlarını karıştırdı düzeltti ince kumral tellerini avuçladı sanki kendini tarif edecek bir ipucu arıyordu Tarih on iki Eylül bin dokuz yüz seksen O gece şafak sökmedi güneş doğmadı On yıllardır alaca karanlıktayız Öykülerimiz kirlendi Öfke ve şüphe korku ve şaşkınlık ele geçirdi ruhumuzu En masum yerimizden insanlığımızdan vurdu bizi Eylülde gelenler İyi kötü güzel çirkin doğru yanlış birbirine girdi Hayatı anlayamaz olduk hayatta bizi Kurban edilenlerle dolu bir mazinin tam göbeğidir seksen Eylülü Nereye gittiğimizi bilmeksizin kaçıştık dağıldık kaybolduk Mutsuz ve küçük hikayelerimizde cılız umutlarımıza tutunduk Nicedir uçurumun kenarındaki ince dalda sallanıyoruz