Karanlık Oda — Hakan Bıçakcı

Karanlık Oda
Hakan Bıçakcıİletişim Yayınları
Karanlık Oda
Hakan BıçakcıGeceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize Sayfa Sayısı 176 Baskı Yılı 2010 Dili Türkçe Yayınevi İletişim Yayıncılık

İletişim Yayınları
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize

İletişim Yayınları
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize

İletişim Yayınevi
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize

İletişim Yayınevi
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize

İletişim Yayınları
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın

İletişim Yayınları
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize

İLETİŞİM YAYINLARI
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize Yayınevi İLETİŞİM YAYINLARI Yazar HAKAN BIÇAKÇI

İLETİŞİM YAYINLARI
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize

İletişim
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize

İletişim Yayınları
çev. Levent Cantek
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani Böyle bir hastalık var mı Uyurgezerliğin bir türü mü bu Yamyamlığın bir türü mü ya da Yoksa ben mi icat ettim Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke İyi de doktor bey ben yalnız yaşıyorum diye Söyleyememiştim Tutmuştum kendimi Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi Uzak sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda Boş bir belediye otobüsü pırpır eden floresanlar ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza Sezgileriyle yürüyen rutinlerle yaşayan ürkek ve takıntılı bir adam bu Hakan Bıçakcı akılcılığın maskesini çıkarttığı her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor İçinde ısırıkların sararmış resimlerin tekinsiz erkeklerin alışveriş merkezlerinin sanat galerilerinin otel odalarının markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img