Kardaki Sıcak Nefes — Salih Bulut

Kardaki Sıcak Nefes
Salih Bulutİkinci Adam Yayınları
Kardaki Sıcak Nefes
Salih Bulutİnsan dünyayı kelimelerle fethedeceğini sandı Oysa en büyük fırtınalar sessizce kopar en derin yaralar dilsizce iyileşir ve en büyük sadakatler tek bir söz söylenmeden mühürlenir Bu hikâye gövdesi bir çınar kadar kaba ruhu bir serçe kanadı kadar narin bir adamın İlyas ın hikâyesidir O konuşmayı reddedenlerin değil söyleyeceklerini elleriyle ekmeğiyle ve merhametiyle anlatanların safındadır Bir dağ köyünün ayazında ekşi mayanın kokusuyla kurdun kehribar gözleri arasında kurulan o ince köprünün destanıdır İlyas bize şunu hatırlatır Hakikat çok konuşanların gürültüsünde değil uykudaki bir kediyi uyandırmadan hamur yoğuran nasırlı ellerin zarafetinde saklıdır Ve bazen bir insanın mirası ardında bıraktığı boşluktan değil o boşluğu dolduran ocağın sıcaklığından bilinir Şimdi rüzgârın sesini dinleyin Eğer yeterince susarsanız karların altında atan o dev kalbin sesini duyabilirsiniz Toprak benden kelimelerimi aldı ama karşılığında bana kendi dilini verdi Suyun yürüyüşünü ağacın uykusunu kurdun gururunu verdi Ben bir insan gibi konuşamıyorum ama bir dağ gibi susabiliyorum Bazıları kelimeleriyle yaşar bazıları ise sessizliğiyle bir dünya kurar Tanıtım Bülteninden

İkinci Adam Yayınları
İnsan dünyayı kelimelerle fethedeceğini sandı Oysa en büyük fırtınalar sessizce kopar en derin yaralar dilsizce iyileşir ve en büyük sadakatler tek bir söz söylenmeden mühürlenir Bu hikâye gövdesi bir çınar kadar kaba ruhu bir serçe kanadı kadar narin bir adamın İlyas ın hikâyesidir O konuşmayı reddedenlerin değil söyleyeceklerini elleriyle ekmeğiyle ve merhametiyle anlatanların safındadır Bir dağ köyünün ayazında ekşi mayanın kokusuyla kurdun kehribar gözleri arasında kurulan o ince köprünün destanıdır İlyas bize şunu hatırlatır Hakikat çok konuşanların gürültüsünde değil uykudaki bir kediyi uyandırmadan hamur yoğuran nasırlı ellerin zarafetinde saklıdır Ve bazen bir insanın mirası ardında bıraktığı boşluktan değil o boşluğu dolduran ocağın sıcaklığından bilinir Şimdi rüzgârın sesini dinleyin Eğer yeterince susarsanız karların altında atan o dev kalbin sesini duyabilirsiniz Toprak benden kelimelerimi aldı ama karşılığında bana kendi dilini verdi Suyun yürüyüşünü ağacın uykusunu kurdun gururunu verdi Ben bir insan gibi konuşamıyorum ama bir dağ gibi susabiliyorum Bazıları kelimeleriyle yaşar bazıları ise sessizliğiyle bir dünya kurar

İkinci Adam Yayınları
İnsan dünyayı kelimelerle fethedeceğini sandı Oysa en büyük fırtınalar sessizce kopar en derin yaralar dilsizce iyileşir ve en büyük sadakatler tek bir söz söylenmeden mühürlenir Bu hikâye gövdesi bir çınar kadar kaba ruhu bir serçe kanadı kadar narin bir adamın İlyas ın hikâyesidir O konuşmayı reddedenlerin değil söyleyeceklerini elleriyle ekmeğiyle ve merhametiyle anlatanların safındadır Bir dağ köyünün ayazında ekşi mayanın kokusuyla kurdun kehribar gözleri arasında kurulan o ince köprünün destanıdır İlyas bize şunu hatırlatır Hakikat çok konuşanların gürültüsünde değil uykudaki bir kediyi uyandırmadan hamur yoğuran nasırlı ellerin zarafetinde saklıdır Ve bazen bir insanın mirası ardında bıraktığı boşluktan değil o boşluğu dolduran ocağın sıcaklığından bilinir Şimdi rüzgârın sesini dinleyin Eğer yeterince susarsanız karların altında atan o dev kalbin sesini duyabilirsiniz Toprak benden kelimelerimi aldı ama karşılığında bana kendi dilini verdi Suyun yürüyüşünü ağacın uykusunu kurdun gururunu verdi Ben bir insan gibi konuşamıyorum ama bir dağ gibi susabiliyorum Bazıları kelimeleriyle yaşar bazıları ise sessizliğiyle bir dünya kurar

İkinci Adam Yayınları
İnsan dünyayı kelimelerle fethedeceğini sandı Oysa en büyük fırtınalar sessizce kopar en derin yaralar dilsizce iyileşir ve en büyük sadakatler tek bir söz söylenmeden mühürlenir Bu hikâye gövdesi bir çınar kadar kaba ruhu bir serçe kanadı kadar narin bir adamın İlyas ın hikâyesidir O konuşmayı reddedenlerin değil söyleyeceklerini elleriyle ekmeğiyle ve merhametiyle anlatanların safındadır Bir dağ köyünün ayazında ekşi mayanın kokusuyla kurdun kehribar gözleri arasında kurulan o ince köprünün destanıdır İlyas bize şunu hatırlatır Hakikat çok konuşanların gürültüsünde değil uykudaki bir kediyi uyandırmadan hamur yoğuran nasırlı ellerin zarafetinde saklıdır Ve bazen bir insanın mirası ardında bıraktığı boşluktan değil o boşluğu dolduran ocağın sıcaklığından bilinir Şimdi rüzgârın sesini dinleyin Eğer yeterince susarsanız karların altında atan o dev kalbin sesini duyabilirsiniz Toprak benden kelimelerimi aldı ama karşılığında bana kendi dilini verdi Suyun yürüyüşünü ağacın uykusunu kurdun gururunu verdi Ben bir insan gibi konuşamıyorum ama bir dağ gibi susabiliyorum Bazıları kelimeleriyle yaşar bazıları ise sessizliğiyle bir dünya kurar

İkinci Adam
İnsan dünyayı kelimelerle fethedeceğini sandı Oysa en büyük fırtınalar sessizce kopar en derin yaralar dilsizce iyileşir ve en büyük sadakatler tek bir söz söylenmeden mühürlenir Bu hikâye gövdesi bir çınar kadar kaba ruhu bir serçe kanadı kadar narin bir adamın İlyas ın hikâyesidir O konuşmayı reddedenlerin değil söyleyeceklerini elleriyle ekmeğiyle ve merhametiyle anlatanların safındadır Bir dağ köyünün ayazında ekşi mayanın kokusuyla kurdun kehribar gözleri arasında kurulan o ince köprünün destanıdır İlyas bize şunu hatırlatır Hakikat çok konuşanların gürültüsünde değil uykudaki bir kediyi uyandırmadan hamur yoğuran nasırlı ellerin zarafetinde saklıdır Ve bazen bir insanın mirası ardında bıraktığı boşluktan değil o boşluğu dolduran ocağın sıcaklığından bilinir Şimdi rüzgârın sesini dinleyin Eğer yeterince susarsanız karların altında atan o dev kalbin sesini duyabilirsiniz Toprak benden kelimelerimi aldı ama karşılığında bana kendi dilini verdi Suyun yürüyüşünü ağacın uykusunu kurdun gururunu verdi Ben bir insan gibi konuşamıyorum ama bir dağ gibi susabiliyorum Bazıları kelimeleriyle yaşar bazıları ise sessizliğiyle bir dünya kurar