Keşiş Dersim den Ne İstiyor — Mehmet Gülmez

Keşiş Dersim den Ne İstiyor
Mehmet GülmezPeri Yayınları
Keşiş Dersim den Ne İstiyor
Mehmet GülmezTaşlara kazınmış işaretlerin diliyle gariplik yazıyordu Fergana dan Hindistan a yolculuk eyleyen Bektaşi dervişleri Renkli giysileri uzun saçları ve sakallarıyla durdukları her handa Cem eyleyip yakarışlarını derin derin Hû çekerek sonlandırıyorlar sesleri ölümün hırıltısı gibi sanki bir kuyunun dibinden göğe yayılıyor suyun şırıltısı gibi insana dağa ve taşa huzur yayıyordu Kervanlara nazardan korumak göz belasından uzaklaştırmak için cıncık boncuk deve boncuğu denilen denizlerden tatlı sulardan çıkarılan balık kulağı da denilen midye kabuklarıyla süslenirdi Seyyahların geçtiği köylerde çocuklar beşiklerine küserdi hediye almadan şeker yiyemeyen çocuklar gece geçip giden kervanın izini sürer şeker kırıntısı ve bir şeyler gözler alışveriş yapamayan yoksulluklarını ve sert gözlerle haydi içeri içeri diye bağıran babalarını kargışlarlardı Han obasında dinlenen kervanlar ince ak bir yoldan dünyanın pazarına akarlar Çin e Maçine gidenler yıllar sonra yaşlanmış olarak dönerlerdi Zaman zamanı yediğinde o çocukları doğuran analar öldü Bir ana öldüğünde çok ocaklar sönerdi

Peri Yayınları
Taşlara kazınmış işaretlerin diliyle gariplik yazıyordu Fergana dan Hindistan a yolculuk eyleyen Bektaşi dervişleri Renkli giysileri uzun saçları ve sakallarıyla durdukları her handa Cem eyleyip yakarışlarını derin derin Hû çekerek sonlandırıyorlar sesleri ölümün hırıltısı gibi sanki bir kuyunun dibinden göğe yayılıyor suyun şırıltısı gibi insana dağa ve taşa huzur yayıyordu Kervanlara nazardan korumak göz belasından uzaklaştırmak için cıncık boncuk deve boncuğu denilen denizlerden tatlı sulardan çıkarılan balık kulağı da denilen midye kabuklarıyla süslenirdi Seyyahların geçtiği köylerde çocuklar beşiklerine küserdi hediye almadan şeker yiyemeyen çocuklar gece geçip giden kervanın izini sürer şeker kırıntısı ve bir şeyler gözler alışveriş yapamayan yoksulluklarını ve sert gözlerle haydi içeri içeri diye bağıran babalarını kargışlarlardı Han obasında dinlenen kervanlar ince ak bir yoldan dünyanın pazarına akarlar Çin e Maçine gidenler yıllar sonra yaşlanmış olarak dönerlerdi Zaman zamanı yediğinde o çocukları doğuran analar öldü Bir ana öldüğünde çok ocaklar sönerdi img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img