Kifayetsiz Hikayeler Müsabakası — Şener Özmen

Kifayetsiz Hikayeler Müsabakası
Şener ÖzmenEverest Yayınları
Kifayetsiz Hikayeler Müsabakası
Şener ÖzmenOkura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikayeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da binyıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç

Everest Yayınları
çev. Abdullah Koçal
Okura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikâyeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da bin yıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç

Everest Yayınları
çev. Abdullah Koçal
Okura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikâyeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da bin yıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç

Everest Yayınları
Okura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikâyeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da binyıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç

Everest Yayınları
çev. Abdullah Koçal
Okura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikâyeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da bin yıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç

Everest Yayınları
Okura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikâyeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da binyıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç

EVEREST YAYINLARI
Okura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikâyeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da binyıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç

Everest Yayınları
Okura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikayeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da binyıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç

Everest
çev. Koçal, Abdullah
Okura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikâyeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da binyıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç

Everest Yayınları
Okura soru sormuyorum sorular hep kendime diyen Şener Özmen in çok ilgi gören romanı Spinoza nın Günlüğü nden sonra Kifayetsiz Hikayeler Müsabakası da Türkçede Çok sıfatlı Sertac Karan ın Sertaç değil çok coğrafyalı ve parçalı evreni Amed Zerdav Almanya denize inen kıyılar adı sanı söylenmeyen şehirler ve sokaklar sokaklarında geri geri yürüyen insanların olduğu memleketler Merasim le Sertac ın çekişmeleri aynı zamanda sanatın ve edebiyatın da binyıllık meselelerine mi değiyor Değişen dönüşen dil olanakları bitmemiş dipnotlarla mı tamamlanıyor Özmen in dediği gibi kendine sorular soran bundan bıkmayan bir anlatıcı silsilesinin romanı bu Ve bu anlatıcı silsilesinin dili hiç de sakin değil Öfkeli sert sorgulayıcı ve evet epey de sarsıcı Abdullah Koçal ın Türkçesiyle yeni bir Şener Özmen romanı Heyecanlıydı Sertac Karan yahut Topatmış Sertac Deri kaplama siyah koltuğuna geçip seyrek gelen bir ilhamla kalemi eline alıp kâğıdın ortasına bir tek kelime yazdıktan sonra anladı hikâyeyi asla bitiremeyeceğini Anlamıştı hayatının pek de bir anlamı olmayan hayatının hiç ama hiç yaşamadığı kifayetsiz hikâyelerden meydana geldiğini kendisinin de o kifayetsiz hikâyelerden biri olduğunu Kendi kendine konuşuyordu Yok Yok sebeplerle uğraşmayacağım Hayatımı mahveden şeylerle bunaltmayacağım kendimi Kimseyi suçlamayacağım da Ezildiğim için ya da şu an bana bunları söyleten musibetler yüzünden değil yok değil insanlarla birlikte benden önce var olan şartları da suçlamayacağım Benim gerçeğim bu Savaş uçaklarının gürültüsü beynimi sulandırmış çocukluk ve gençliğimden kalma bazı görüntüler parçalanmış zihnimi karıştırmış olmalı Belki gerçekten de delinin biriyimdir Ne olduğumu biliyor musun Merasim Ben yarım kalmış bir neticeyim sadece sömürge laboratuvarlarında meydana getirilen bir sonuç