Kimlik Siyaseti — Jan Berting

Kimlik Siyaseti
Jan BertingBilge Kültür Sanat
Kimlik Siyaseti
Jan BertingKimlik özellikle küreselleşmenin etkinliğini genişlettiği 2000 li yılların başından itibaren siyasetin merkezinde yer alan bir kategori hâline gelmiştir Bireye toplumsallaşma süreçleri içerisinde kazandırılan normatif unsurlar olarak tanımlayabileceğimiz kimlik kavramı bir yere bir objeye ya da bir kolektiviteye aidiyet yarattığı için ehemmiyet taşımaktadır Nitekim psikolojik ve fizyolojik anlamda kendini güvende hissetmesi için herkesin mutlaka bir kimliğe sahip olması lazımdır Bu kimlik bir aileye mensubiyeti beraberinde getirebileceği gibi dinî mezhebî ırki ulusal ve etnik bir kolektiviteden de kaynaklanabilir Kuşkusuz herkesin kendi kimliğini öğrenme kendi kimliğini sürdürme ve kimlik sahibi olmanın konforunu yaşama hakkı vardır Zira kimlik meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur Kimlik tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da birleştirici uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum kimlik siyaseti terimiyle ifade edilir Tüm bu bilgilerin ışığında kimlik siyaseti insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni dini mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır Başka bir ifadeyle siyasetin insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi kimlik siyasetinin bir neticesidir Bunun en bariz örneği olarak Suriye de yaşanan iç savaşı gösterebiliriz Bugün biz analistler Suriye deki insani dram yerine Ezidîler Marunîler Keldanîler Nusayrîler Kürtler Türkmenler Araplar Sünnîler ve Şiîler bağlamında siyasi plan kestirim ve stratejileri konuşmak durumunda kalmaktayız Bu durum insan merkezli bir dünya kurmayı engellemekle kalmıyor gerek ulusal ve gerekse uluslararası arenada yeni çatışmaların yeni bölünmelerin algı operasyonlarının asimetrik mücadelelerin ve vekâlet savaşlarının nedeni hâline geliyor Bu bakımdan elinizdeki kitap kimlik siyasetinin nasıl oluşturulduğunu çatışma ve krizlerden nasıl beslendiğini ve bizatihi bu siyaset tarzının ne tür krizlere yol açtığını sosyolojik toplumsal ve tarihî boyutlarıyla ele almaktadır Bu kitabın iddia ettiği tez ve bu tezin en somut örnekleri incelendiğinde görülecektir ki son dönem yaşanan ve her gün konuştuğumuz krizlerin arkasında da kimlik siyaseti yatmaktadır Tanıtım Bülteninden

Bilge Kültür Sanat
Kimlik özellikle küreselleşmenin etkinliğini genişlettiği 2000 li yılların başından itibaren siyasetin merkezinde yer alan bir kategori haline gelmiştir Bireye toplumsallaşma süreçleri içerisinde kazandırılan normatif unsurlar olarak tanımlayabileceğimiz kimlik kavramı bir yere bir objeye ya da bir kolektiviteye aidiyet yarattığı için ehemmiyet taşımaktadır Nitekim psikolojik ve fizyolojik anlamda kendini güvende hissetmesi için herkesin mutlaka bir kimliğe sahip olması lazımdır Bu kimlik bir aileye mensubiyeti beraberinde getirebileceği gibi dinî mezhebî ırki ulusal ve etnik bir kolektiviteden de kaynaklanabilir Kuşkusuz herkesin kendi kimliğini öğrenme kendi kimliğini sürdürme ve kimlik sahibi olmanın konforunu yaşama hakkı vardır Zira kimlik meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur Kimlik tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da birleştirici uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum kimlik siyaseti terimiyle ifade edilir Tüm bu bilgilerin ışığında kimlik siyaseti insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni dini mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır Başka bir ifadeyle siyasetin insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi kimlik siyasetinin bir neticesidir Bunun en bariz örneği olarak Suriye de yaşanan iç savaşı gösterebiliriz Bugün biz analistler Suriye deki insani dram yerine Ezidîler Marunîler Keldanîler Nusayrîler Kürtler Türkmenler Araplar Sünnîler ve Şiîler bağlamında siyasi plan kestirim ve stratejileri konuşmak durumunda kalmaktayız Bu durum insan merkezli bir dünya kurmayı engellemekle kalmıyor gerek ulusal ve gerekse uluslararası arenada yeni çatışmaların yeni bölünmelerin algı operasyonlarının asimetrik mücadelelerin ve vekâlet savaşlarının nedeni hâline geliyor Bu bakımdan elinizdeki kitap kimlik siyasetinin nasıl oluşturulduğunu çatışma ve krizlerden nasıl beslendiğini ve bizatihi bu siyaset tarzının ne tür krizlere yol açtığını sosyolojik toplumsal ve tarihî boyutlarıyla ele almaktadır Bu kitabın iddia ettiği tez ve bu tezin en somut örnekleri incelendiğinde görülecektir ki son dönem yaşanan ve her gün konuştuğumuz krizlerin arkasında da kimlik siyaseti yatmaktadır

Bilge Kültür Sanat
Kimlik özellikle küreselleşmenin etkinliğini genişlettiği 2000 li yılların başından itibaren siyasetin merkezinde yer alan bir kategori haline gelmiştir Bireye toplumsallaşma süreçleri içerisinde kazandırılan normatif unsurlar olarak tanımlayabileceğimiz kimlik kavramı bir yere bir objeye ya da bir kolektiviteye aidiyet yarattığı için ehemmiyet taşımaktadır Nitekim psikolojik ve fizyolojik anlamda kendini güvende hissetmesi için herkesin mutlaka bir kimliğe sahip olması lazımdır Bu kimlik bir aileye mensubiyeti beraberinde getirebileceği gibi dinî mezhebî ırki ulusal ve etnik bir kolektiviteden de kaynaklanabilir Kuşkusuz herkesin kendi kimliğini öğrenme kendi kimliğini sürdürme ve kimlik sahibi olmanın konforunu yaşama hakkı vardır Zira kimlik meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur Kimlik tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da birleştirici uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum kimlik siyaseti terimiyle ifade edilir Tüm bu bilgilerin ışığında kimlik siyaseti insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni dini mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır Başka bir ifadeyle siyasetin insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi kimlik siyasetinin bir neticesidir Bunun en bariz örneği olarak Suriye de yaşanan iç savaşı gösterebiliriz Bugün biz analistler Suriye deki insani dram yerine Ezidîler Marunîler Keldanîler Nusayrîler Kürtler Türkmenler Araplar Sünnîler ve Şiîler bağlamında siyasi plan kestirim ve stratejileri konuşmak durumunda kalmaktayız Bu durum insan merkezli bir dünya kurmayı engellemekle kalmıyor gerek ulusal ve gerekse uluslararası arenada yeni çatışmaların yeni bölünmelerin algı operasyonlarının asimetrik mücadelelerin ve vekâlet savaşlarının nedeni hâline geliyor Bu bakımdan elinizdeki kitap kimlik siyasetinin nasıl oluşturulduğunu çatışma ve krizlerden nasıl beslendiğini ve bizatihi bu siyaset tarzının ne tür krizlere yol açtığını sosyolojik toplumsal ve tarihî boyutlarıyla ele almaktadır Bu kitabın iddia ettiği tez ve bu tezin en somut örnekleri incelendiğinde görülecektir ki son dönem yaşanan ve her gün konuştuğumuz krizlerin arkasında da kimlik siyaseti yatmaktadır

Bilge Kültür Sanat
çev. Hüsamettin İnaç
Kimlik özellikle küreselleşmenin etkinliğini genişlettiği 2000 li yılların başından itibaren siyasetin merkezinde yer alan bir kategori hâline gelmiştir Bireye toplumsallaşma süreçleri içerisinde kazandırılan normatif unsurlar olarak tanımlayabileceğimiz kimlik kavramı bir yere bir objeye ya da bir kolektiviteye aidiyet yarattığı için ehemmiyet taşımaktadır Nitekim psikolojik ve fizyolojik anlamda kendini güvende hissetmesi için herkesin mutlaka bir kimliğe sahip olması lazımdır Bu kimlik bir aileye mensubiyeti beraberinde getirebileceği gibi dinî mezhebî ırki ulusal ve etnik bir kolektiviteden de kaynaklanabilir Kuşkusuz herkesin kendi kimliğini öğrenme kendi kimliğini sürdürme ve kimlik sahibi olmanın konforunu yaşama hakkı vardır Zira kimlik meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur Kimlik tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da birleştirici uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum kimlik siyaseti terimiyle ifade edilir Tüm bu bilgilerin ışığında kimlik siyaseti insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni dini mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır Başka bir ifadeyle siyasetin insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi kimlik siyasetinin bir neticesidir Bunun en bariz örneği olarak Suriye de yaşanan iç savaşı gösterebiliriz Bugün biz analistler Suriye deki insani dram yerine Ezidîler Marunîler Keldanîler Nusayrîler Kürtler Türkmenler Araplar Sünnîler ve Şiîler bağlamında siyasi plan kestirim ve stratejileri konuşmak durumunda kalmaktayız Bu durum insan merkezli bir dünya kurmayı engellemekle kalmıyor gerek ulusal ve gerekse uluslararası arenada yeni çatışmaların yeni bölünmelerin algı operasyonlarının asimetrik mücadelelerin ve vekâlet savaşlarının nedeni hâline geliyor Bu bakımdan elinizdeki kitap kimlik siyasetinin nasıl oluşturulduğunu çatışma ve krizlerden nasıl beslendiğini ve bizatihi bu siyaset tarzının ne tür krizlere yol açtığını sosyolojik toplumsal ve tarihî boyutlarıyla ele almaktadır Bu kitabın iddia ettiği tez ve bu tezin en somut örnekleri incelendiğinde görülecektir ki son dönem yaşanan ve her gün konuştuğumuz krizlerin arkasında da kimlik siyaseti yatmaktadır Tanıtım Bülteninden

Bilge Kültür Sanat
Sosyoloji Siyaset Sosyolojisi Politika Siyaset Diğer Ürün Tanıtımı Kimlik özellikle küreselleşmenin etkinliğini genişlettiği 2000 li yılların başından itibaren siyasetin merkezinde yer alan bir kategori haline gelmiştir Bireye toplumsallaşma süreçleri içerisinde kazandırılan normatif unsurlar olarak tanımlayabileceğimiz kimlik kavramı bir yere bir objeye ya da bir kolektiviteye aidiyet yarattığı için ehemmiyet taşımaktadır Nitekim psikolojik ve fizyolojik anlamda kendini güvende hissetmesi için herkesin mutlaka bir kimliğe sahip olması lazımdır Bu kimlik bir aileye mensubiyeti beraberinde getirebileceği gibi dinî mezhebî ırki ulusal ve etnik bir kolektiviteden de kaynaklanabilir Kuşkusuz herkesin kendi kimliğini öğrenme kendi kimliğini sürdürme ve kimlik sahibi olmanın konforunu yaşama hakkı vardır Zira kimlik meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur Kimlik tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da birleştirici uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum kimlik siyaseti terimiyle ifade edilir Tüm bu bilgilerin ışığında kimlik siyaseti insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni dini mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır Başka bir ifadeyle siyasetin insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi kimlik siyasetinin bir neticesidir Bunun en bariz örneği olarak Suriye de yaşanan iç savaşı gösterebiliriz Bugün biz analistler Suriye deki insani dram yerine Ezidîler Marunîler Keldanîler Nusayrîler Kürtler Türkmenler Araplar Sünnîler ve Şiîler bağlamında siyasi plan kestirim ve stratejileri konuşmak durumunda kalmaktayız Bu durum insan merkezli bir dünya kurmayı engellemekle kalmıyor gerek ulusal ve gerekse uluslararası arenada yeni çatışmaların yeni bölünmelerin algı operasyonlarının asimetrik mücadelelerin ve vekâlet savaşlarının nedeni hâline geliyor Bu bakımdan elinizdeki kitap kimlik siyasetinin nasıl oluşturulduğunu çatışma ve krizlerden nasıl beslendiğini ve bizatihi bu siyaset tarzının ne tür krizlere yol açtığını sosyolojik toplumsal ve tarihî boyutlarıyla ele almaktadır Bu kitabın iddia ettiği tez ve bu tezin en somut örnekleri incelendiğinde görülecektir ki son dönem yaşanan ve her gün konuştuğumuz krizlerin arkasında da kimlik siyaseti yatmaktadır

Bilge Kültür Sanat
Sosyoloji Siyaset Sosyolojisi Politika Siyaset Diğer Ürün Tanıtımı Kimlik özellikle küreselleşmenin etkinliğini genişlettiği 2000 li yılların başından itibaren siyasetin merkezinde yer alan bir kategori haline gelmiştir Bireye toplumsallaşma süreçleri içerisinde kazandırılan normatif unsurlar olarak tanımlayabileceğimiz kimlik kavramı bir yere bir objeye ya da bir kolektiviteye aidiyet yarattığı için ehemmiyet taşımaktadır Nitekim psikolojik ve fizyolojik anlamda kendini güvende hissetmesi için herkesin mutlaka bir kimliğe sahip olması lazımdır Bu kimlik bir aileye mensubiyeti beraberinde getirebileceği gibi dinî mezhebî ırki ulusal ve etnik bir kolektiviteden de kaynaklanabilir Kuşkusuz herkesin kendi kimliğini öğrenme kendi kimliğini sürdürme ve kimlik sahibi olmanın konforunu yaşama hakkı vardır Zira kimlik meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur Kimlik tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da birleştirici uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum kimlik siyaseti terimiyle ifade edilir Tüm bu bilgilerin ışığında kimlik siyaseti insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni dini mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır Başka bir ifadeyle siyasetin insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi kimlik siyasetinin bir neticesidir Bunun en bariz örneği olarak Suriye de yaşanan iç savaşı gösterebiliriz Bugün biz analistler Suriye deki insani dram yerine Ezidîler Marunîler Keldanîler Nusayrîler Kürtler Türkmenler Araplar Sünnîler ve Şiîler bağlamında siyasi plan kestirim ve stratejileri konuşmak durumunda kalmaktayız Bu durum insan merkezli bir dünya kurmayı engellemekle kalmıyor gerek ulusal ve gerekse uluslararası arenada yeni çatışmaların yeni bölünmelerin algı operasyonlarının asimetrik mücadelelerin ve vekâlet savaşlarının nedeni hâline geliyor Bu bakımdan elinizdeki kitap kimlik siyasetinin nasıl oluşturulduğunu çatışma ve krizlerden nasıl beslendiğini ve bizatihi bu siyaset tarzının ne tür krizlere yol açtığını sosyolojik toplumsal ve tarihî boyutlarıyla ele almaktadır Bu kitabın iddia ettiği tez ve bu tezin en somut örnekleri incelendiğinde görülecektir ki son dönem yaşanan ve her gün konuştuğumuz krizlerin arkasında da kimlik siyaseti yatmaktadır

Bilge Kültür Sanat
Kimlik özellikle küreselleşmenin etkinliğini genişlettiği 2000 li yılların başından itibaren siyasetin merkezinde yer alan bir kategori haline gelmiştir Bireye toplumsallaşma süreçleri içerisinde kazandırılan normatif unsurlar olarak tanımlayabileceğimiz kimlik kavramı bir yere bir objeye ya da bir kolektiviteye aidiyet yarattığı için ehemmiyet taşımaktadır Nitekim psikolojik ve fizyolojik anlamda kendini güvende hissetmesi için herkesin mutlaka bir kimliğe sahip olması lazımdır Bu kimlik bir aileye mensubiyeti beraberinde getirebileceği gibi dinî mezhebî ırki ulusal ve etnik bir kolektiviteden de kaynaklanabilir Kuşkusuz herkesin kendi kimliğini öğrenme kendi kimliğini sürdürme ve kimlik sahibi olmanın konforunu yaşama hakkı vardır Zira kimlik meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur Kimlik tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da birleştirici uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum kimlik siyaseti terimiyle ifade edilir Tüm bu bilgilerin ışığında kimlik siyaseti insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni dini mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır Başka bir ifadeyle siyasetin insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi kimlik siyasetinin bir neticesidir Bunun en bariz örneği olarak Suriye de yaşanan iç savaşı gösterebiliriz Bugün biz analistler Suriye deki insani dram yerine Ezidîler Marunîler Keldanîler Nusayrîler Kürtler Türkmenler Araplar Sünnîler ve Şiîler bağlamında siyasi plan kestirim ve stratejileri konuşmak durumunda kalmaktayız Bu durum insan merkezli bir dünya kurmayı engellemekle kalmıyor gerek ulusal ve gerekse uluslararası arenada yeni çatışmaların yeni bölünmelerin algı operasyonlarının asimetrik mücadelelerin ve vekâlet savaşlarının nede

Bilge Kültür Sanat
Jan Berting tarafından kaleme alınan Kimlik Siyaseti Bilge Kültür Sanat eseri olarak okurlarla buluşuyor Kimlik Siyaseti Jan Berting Kitap Özeti Kimlik özellikle küreselleşmenin etkinliğini genişlettiği 2000 li yılların başından itibaren siyasetin merkezinde yer alan bir kategori haline gelmiştir Bireye toplumsallaşma süreçleri içerisinde kazandırılan normatif unsurlar olarak tanımlayabileceğimiz kimlik kavramı bir yere bir objeye ya da bir kolektiviteye aidiyet yarattığı için ehemmiyet taşımaktadır Nitekim psikolojik ve fizyolojik anlamda kendini güvende hissetmesi için herkesin mutlaka bir kimliğe sahip olması lazımdır Bu kimlik bir aileye mensubiyeti beraberinde getirebileceği gibi dinî mezhebî ırki ulusal ve etnik bir kolektiviteden de kaynaklanabilir Kuşkusuz herkesin kendi kimliğini öğrenme kendi kimliğini sürdürme ve kimlik sahibi olmanın konforunu yaşama hakkı vardır Zira kimlik meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur Kimlik tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da birleştirici uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum kimlik siyaseti terimiyle ifade edilir Tüm bu bilgilerin ışığında kimlik siyaseti insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni dini mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır Başka bir ifadeyle siyasetin insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi kimlik siyasetinin bir neticesidir Bunun en bariz örneği olarak Suriye de yaşanan iç savaşı gösterebiliriz Bugün biz analistler Suriye deki insani dram yerine Ezidîler Marunîler Keldanîler Nusayrîler Kürtler Türkmenler Araplar Sünnîler ve Şiîler bağlamında siyasi plan kestirim ve stratejileri konuşmak durumunda kalmaktayız Bu durum insan merkezli bir dünya kurmayı engellemekle kalmıyor gerek ulusal ve gerekse uluslararası arenada yeni çatışmaların yeni bölünmelerin algı operasyonlarının asimetrik mücadelelerin ve vekâlet savaşlarının nedeni hâline geliyor Bu bakımdan elinizdeki kitap kimlik siyasetinin nasıl oluşturulduğunu çatışma ve krizlerden nasıl beslendiğini ve bizatihi bu siyaset tarzının ne tür krizlere yol açtığını sosyolojik toplumsal ve tarihî boyutlarıyla ele almaktadır Bu kitabın iddia ettiği tez ve bu tezin en somut örnekleri incelendiğinde görülecektir ki son dönem yaşanan ve her gün konuştuğumuz krizlerin arkasında da kimlik siyaseti yatmaktadır Yayınevi Bilge Kültür Sanat Yazar Jan Berting Sayfa 224 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mart 2021 Barkod 9786057931023 Kategori Diğer Politikat Siyaset Siyaset Sosyolojisi

Bilge Kültür Sanat
Kimlik özellikle küreselleşmenin etkinliğini genişlettiği 2000 li yılların başından itibaren siyasetin merkezinde yer alan bir kategori hâline gelmiştir Bireye toplumsallaşma süreçleri içerisinde kazandırılan normatif unsurlar olarak tanımlayabileceğimiz kimlik kavramı bir yere bir objeye ya da bir kolektiviteye aidiyet yarattığı için ehemmiyet taşımaktadır Nitekim psikolojik ve fizyolojik anlamda kendini güvende hissetmesi için herkesin mutlaka bir kimliğe sahip olması lazımdır Bu kimlik bir aileye mensubiyeti beraberinde getirebileceği gibi dinî mezhebî ırki ulusal ve etnik bir kolektiviteden de kaynaklanabilir Kuşkusuz herkesin kendi kimliğini öğrenme kendi kimliğini sürdürme ve kimlik sahibi olmanın konforunu yaşama hakkı vardır Zira kimlik meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur Kimlik tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da birleştirici uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum kimlik siyaseti terimiyle ifade edilir Tüm bu bilgilerin ışığında kimlik siyaseti insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni dini mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır Başka bir ifadeyle siyasetin insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi kimlik siyasetinin bir neticesidir Bunun en bariz örneği olarak Suriye de yaşanan iç savaşı gösterebiliriz Bugün biz analistler Suriye deki insani dram yerine Ezidîler Marunîler Keldanîler Nusayrîler Kürtler Türkmenler Araplar Sünnîler ve Şiîler bağlamında siyasi plan kestirim ve stratejileri konuşmak durumunda kalmaktayız Bu durum insan merkezli bir dünya kurmayı engellemekle kalmıyor gerek ulusal ve gerekse uluslararası arenada yeni çatışmaların yeni bölünmelerin algı operasyonlarının asimetrik mücadelelerin ve vekâlet savaşlarının nedeni hâline geliyor Bu bakımdan elinizdeki kitap kimlik siyasetinin nasıl oluşturulduğunu çatışma ve krizlerden nasıl beslendiğini ve bizatihi bu siyaset tarzının ne tür krizlere yol açtığını sosyolojik toplumsal ve tarihî boyutlarıyla ele almaktadır Bu kitabın iddia ettiği tez ve bu tezin en somut örnekleri incelendiğinde görülecektir ki son dönem yaşanan ve her gün konuştuğumuz krizlerin arkasında da kimlik siyaseti yatmaktadır