MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Kınasız Gelinler Acı Molehiya — Fulya Adalıer Canbolat

Kınasız Gelinler Acı Molehiya
296,00
Roman ÖyküToplumsal Cinsiyetlerİnceleme

Kınasız Gelinler Acı Molehiya

Fulya Adalıer Canbolat

Kalkedon Yayıncılık

2023258 sf.
Ekin KitapEn ucuz

Kınasız Gelinler Acı Molehiya

Fulya Adalıer Canbolat

1900 lerin ortalarına yaklaşılırken Kıbrıslı Türkler İngiliz idaresinin altında ağır yoksulluk ve yoksunluk içinde varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlardı Bu dönemde hem kendileri için hem de çocukları için adada bir gelecek göremeyen Türkler bir yandan ayakta kalmak bir yandan da çocuklarının bu hayattan kurtulmalarını sağlamak niyetiyle başlık parası adı altında paralar karşılığında kız çocuklarını Müslüman Araplara gelin olarak vererek Arap coğrafyasına gönderdiler Bu çözümün ne kadar yanlış bir karar olduğu kısa zamanda ortaya çıktı Ortadoğu coğrafyasına giden Türk kızlarının hüzünlü ve bir o kadar da acı hikâyeleri bugün hâlâ Kıbrıs ta yaygın olarak anlatılır O yıllar Kıbrıs kendilerine eş bulmak için adaya gelen Araplarla dolup taşıyordu Aracılar oluşmuştu İşte bu roman yaşananları yeniden kurgulayarak unutulan belki de unutulmak istenen o acı yılları yeniden gündeme taşıyor Çok farklı bir coğrafyada çok farklı bir kültürün içine sokulan Türk kızlarının dramını gözyaşları içinde okuyacaksınız 1930 lu yıllarda Kıbrıs ta ilk gençlik yıllarının coşkusuyla saç örgüsü misali birbirlerine yürekten kenetlenen dört kız Hatice Emine Olivia ve Elena Yoksul bir köylü kızı olan besleme Hatice nin saygın ve aydın bir aileden gelen Lefkoşalı Emine nin dönemin İngiliz Valisi nin zeki kızı Olivia nın ve özgürlüğünün peşinde koşan uçarı Elena nın ayrı yollara sapan fakat ayrılamayan kadın olma hikâyesi Aşkları acıları isyanları sessiz çığlıkları dayanışmaları erkek egemen dünyadaki varoluşları Kıbrıslı Türklerin o yıllardaki yoksulluktan dolayı kızlarını Araplara gelin vermesi ve satılan kızların pek çoğunun kader diyerek kederli bir ömür tüketmesi gerçeği üzerine şekillenen bu romanda Fulya Adalıer Canbolat sadece Hatice lerin yıllar sonrasına uzanan sesi olmakla kalmıyor dönemin Kıbrıs ının sosyo ekonomik ve kültürel yaşantısını da sinematografik bir anlatımla satırlara yansıtıyor

Yaykoop
300,00

Kalkedon Yayınları

20231. baskı258 sf.
Karton Kapak13,5x21Kitap KağıdıTürkçe
Yaykoop

Araplara satılan Türk kızlarının hüzünlü hikâyesi 1900 lerin ortalarına yaklaşılırken Kıbrıslı Türkler İngiliz idaresinin altında ağır yoksulluk ve yoksunluk içinde varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlardı Bu dönemde hem kendileri için hem de çocukları için adada bir gelecek göremeyen Türkler bir yandan ayakta kalmak bir yandan da çocuklarının bu hayattan kurtulmalarını sağlamak niyetiyle başlık parası adı altında paralar karşılığında kız çocuklarını Müslüman Araplara gelin olarak vererek Arap coğrafyasına gönderdiler Bu çözümün ne kadar yanlış bir karar olduğu kısa zamanda ortaya çıktı Ortadoğu coğrafyasına giden Türk kızlarının hüzünlü ve bir o kadar da acı hikâyeleri bugün hâlâ Kıbrıs ta yaygın olarak anlatılır O yıllar Kıbrıs kendilerine eş bulmak için adaya gelen Araplarla dolup taşıyordu Aracılar oluşmuştu İşte bu roman yaşananları yeniden kurgulayarak unutulan belki de unutulmak istenen o acı yılları yeniden gündeme taşıyor Çok farklı bir coğrafyada çok farklı bir kültürün içine sokulan Türk kızlarının dramını gözyaşları içinde okuyacaksınız 1930 lu yıllarda Kıbrıs ta ilk gençlik yıllarının coşkusuyla saç örgüsü misali birbirlerine yürekten kenetlenen dört kız Hatice Emine Olivia ve Elena Yoksul bir köylü kızı olan besleme Hatice nin saygın ve aydın bir aileden gelen Lefkoşalı Emine nin dönemin İngiliz Valisi nin zeki kızı Olivia nın ve özgürlüğünün peşinde koşan uçarı Elena nın ayrı yollara sapan fakat ayrılamayan kadın olma hikâyesi Aşkları acıları isyanları sessiz çığlıkları dayanışmaları erkek egemen dünyadaki varoluşları Kıbrıslı Türklerin o yıllardaki yoksulluktan dolayı kızlarını Araplara gelin vermesi ve satılan kızların pek çoğunun kader diyerek kederli bir ömür tüketmesi gerçeği üzerine şekillenen bu romanda Fulya Adalıer Canbolat sadece Hatice lerin yıllar sonrasına uzanan sesi olmakla kalmıyor dönemin Kıbrıs ının sosyo ekonomik ve kültürel yaşantısını da sinematografik bir anlatımla satırlara yansıtıyor

Tamadres
337,50

Kalkedon Yayınları

Mayıs 2023258 sf.
Ciltsiz
Tamadres

1900 lerin ortalarına yaklaşılırken Kıbrıslı Türkler İngiliz idaresinin altında ağır yoksulluk ve yoksunluk içinde varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlardı Bu dönemde hem kendileri için hem de çocukları için adada bir gelecek göremeyen Türkler bir yandan ayakta kalmak bir yandan da çocuklarının bu hayattan kurtulmalarını sağlamak niyetiyle başlık parası adı altında paralar karşılığında kız çocuklarını Müslüman Araplara gelin olarak vererek Arap coğrafyasına gönderdiler Bu çözümün ne kadar yanlış bir karar olduğu kısa zamanda ortaya çıktı Ortadoğu coğrafyasına giden Türk kızlarının hüzünlü ve bir o kadar da acı hikâyeleri bugün hâlâ Kıbrıs ta yaygın olarak anlatılır O yıllar Kıbrıs kendilerine eş bulmak için adaya gelen Araplarla dolup taşıyordu Aracılar oluşmuştu İşte bu roman yaşananları yeniden kurgulayarak unutulan belki de unutulmak istenen o acı yılları yeniden gündeme taşıyor Çok farklı bir coğrafyada çok farklı bir kültürün içine sokulan Türk kızlarının dramını gözyaşları içinde okuyacaksınız 1930 lu yıllarda Kıbrıs ta ilk gençlik yıllarının coşkusuyla saç örgüsü misali birbirlerine yürekten kenetlenen dört kız Hatice Emine Olivia ve Elena Yoksul bir köylü kızı olan besleme Hatice nin saygın ve aydın bir aileden gelen Lefkoşalı Emine nin dönemin İngiliz Valisi nin zeki kızı Olivia nın ve özgürlüğünün peşinde koşan uçarı Elena nın ayrı yollara sapan fakat ayrılamayan kadın olma hikâyesi Aşkları acıları isyanları sessiz çığlıkları dayanışmaları erkek egemen dünyadaki varoluşları Kıbrıslı Türklerin o yıllardaki yoksulluktan dolayı kızlarını Araplara gelin vermesi ve satılan kızların pek çoğunun kader diyerek kederli bir ömür tüketmesi gerçeği üzerine şekillenen bu romanda Fulya Adalıer Canbolat sadece Hatice lerin yıllar sonrasına uzanan sesi olmakla kalmıyor dönemin Kıbrıs ının sosyo ekonomik ve kültürel yaşantısını da sinematografik bir anlatımla satırlara yansıtıyor

Kita Kitap
400,00

Kalkedon Yayıncılık

Mayıs 20231. baskı258 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Araplara satılan Türk kızlarının hüzünlü hikâyesi 1900 lerin ortalarına yaklaşılırken Kıbrıslı Türkler İngiliz idaresinin altında ağır yoksulluk ve yoksunluk içinde varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlardı Bu dönemde hem kendileri için hem de çocukları için adada bir gelecek göremeyen Türkler bir yandan ayakta kalmak bir yandan da çocuklarının bu hayattan kurtulmalarını sağlamak niyetiyle başlık parası adı altında paralar karşılığında kız çocuklarını Müslüman Araplara gelin olarak vererek Arap coğrafyasına gönderdiler Bu çözümün ne kadar yanlış bir karar olduğu kısa zamanda ortaya çıktı Ortadoğu coğrafyasına giden Türk kızlarının hüzünlü ve bir o kadar da acı hikâyeleri bugün hâlâ Kıbrıs ta yaygın olarak anlatılır O yıllar Kıbrıs kendilerine eş bulmak için adaya gelen Araplarla dolup taşıyordu Aracılar oluşmuştu İşte bu roman yaşananları yeniden kurgulayarak unutulan belki de unutulmak istenen o acı yılları yeniden gündeme taşıyor Çok farklı bir coğrafyada çok farklı bir kültürün içine sokulan Türk kızlarının dramını gözyaşları içinde okuyacaksınız 1930 lu yıllarda Kıbrıs ta ilk gençlik yıllarının coşkusuyla saç örgüsü misali birbirlerine yürekten kenetlenen dört kız Hatice Emine Olivia ve Elena Yoksul bir köylü kızı olan besleme Hatice nin saygın ve aydın bir aileden gelen Lefkoşalı Emine nin dönemin İngiliz Valisi nin zeki kızı Olivia nın ve özgürlüğünün peşinde koşan uçarı Elena nın ayrı yollara sapan fakat ayrılamayan kadın olma hikâyesi Aşkları acıları isyanları sessiz çığlıkları dayanışmaları erkek egemen dünyadaki varoluşları Kıbrıslı Türklerin o yıllardaki yoksulluktan dolayı kızlarını Araplara gelin vermesi ve satılan kızların pek çoğunun kader diyerek kederli bir ömür tüketmesi gerçeği üzerine şekillenen bu romanda Fulya Adalıer Canbolat sadece Hatice lerin yıllar sonrasına uzanan sesi olmakla kalmıyor dönemin Kıbrıs ının sosyo ekonomik ve kültürel yaşantısını da sinematografik bir anlatımla satırlara yansıtıyor img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Pandora

Kalkedon

2023258 sf.
Pandora

Araplara satılan Türk kızlarının hüzünlü hikâyesi 1900 lerin ortalarına yaklaşılırken Kıbrıslı Türkler İngiliz idaresinin altında ağır yoksulluk ve yoksunluk içinde varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlardı Bu dönemde hem kendileri için hem de çocukları için adada bir gelecek göremeyen Türkler bir yandan ayakta kalmak bir yandan da çocuklarının bu hayattan kurtulmalarını sağlamak niyetiyle başlık parası adı altında paralar karşılığında kız çocuklarını Müslüman Araplara gelin olarak vererek Arap coğrafyasına gönderdiler Bu çözümün ne kadar yanlış bir karar olduğu kısa zamanda ortaya çıktı Ortadoğu coğrafyasına giden Türk kızlarının hüzünlü ve bir o kadar da acı hikâyeleri bugün hâlâ Kıbrıs ta yaygın olarak anlatılır O yıllar Kıbrıs kendilerine eş bulmak için adaya gelen Araplarla dolup taşıyordu Aracılar oluşmuştu İşte bu roman yaşananları yeniden kurgulayarak unutulan belki de unutulmak istenen o acı yılları yeniden gündeme taşıyor Çok farklı bir coğrafyada çok farklı bir kültürün içine sokulan Türk kızlarının dramını gözyaşları içinde okuyacaksınız 1930 lu yıllarda Kıbrıs ta ilk gençlik yıllarının coşkusuyla saç örgüsü misali birbirlerine yürekten kenetlenen dört kız Hatice Emine Olivia ve Elena Yoksul bir köylü kızı olan besleme Hatice nin saygın ve aydın bir aileden gelen Lefkoşalı Emine nin dönemin İngiliz Valisi nin zeki kızı Olivia nın ve özgürlüğünün peşinde koşan uçarı Elena nın ayrı yollara sapan fakat ayrılamayan kadın olma hikâyesi Aşkları acıları isyanları sessiz çığlıkları dayanışmaları erkek egemen dünyadaki varoluşları Kıbrıslı Türklerin o yıllardaki yoksulluktan dolayı kızlarını Araplara gelin vermesi ve satılan kızların pek çoğunun kader diyerek kederli bir ömür tüketmesi gerçeği üzerine şekillenen bu romanda Fulya Adalıer Canbolat sadece Hatice lerin yıllar sonrasına uzanan sesi olmakla kalmıyor dönemin Kıbrıs ının sosyo ekonomik ve kültürel yaşantısını da sinematografik bir anlatımla satırlara yansıtıyor