MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Kireç Çukuru — Mustafa Naci Özer

Kireç Çukuru
225,00
RomanTürk EdebiyatıROMAN ÖYKÜ

Kireç Çukuru

Mustafa Naci Özer

Karahan Kitabevi

Aralık 2016104 sf.
Ciltsiz
TamadresEn ucuz

Kireç Çukuru

Mustafa Naci Özer

Duvarları taştan sıvaları kısmen dökülmüş her tarafı nem kokan ve duvarların bazı bölümlerinde sıvaların küflenerek kabardığı lambaların küskün bir şekilde belli belirsiz ışıttığı kocaman bir oda tavanı oldukça yüksek bu binanın salon gibi kullanılan giriş kapısındaki kapı kolu oldukça eski ve paslanmış bir durumda Belki de terli ve kirli ellerle açıldığı için aşınmış da olabilir Ama bir gerçek var ki o da birçok elin bu kapı kolunda izleri vardı Yılların yorgunluğu ile de bu hale gelmiş olabilir Salonun tam orta yerinde varilden dönüştürülmüş kocaman bir soba ve etrafında kırık sandalyelere oturmuş birkaç müşterinin loş ışığın arasında siluetleri Karagöz Hacivat perdesi gibi sobaya yaklaşan elleri bazen kocaman bazen küçülen kafaların gölgeleri sobadan sızan ışığa ve çok yüksekte yanan düşük amperli ampulden gelen ışıkla şekilleniyordu Kocaman salona hareket katan ama ürpertici bir hava veren kasvetli bir ortam gibi olan bu bina bir oteldi Kapıdan yavaşça içeri girdi Siluet gibi görünen ve kocaman sobanın etrafındakilere doğru yürüdü Korkuyordu İlk defa ailesinden uzak yardım alacağı kimseciklerin bulunmadığı bir yerdeydi Tanımadığı bu insanlar neciydi Neden böyle bir otele gelmişler Yoksa onların da mı ceplerinde az parası var Suçlular mı Hırsızlar mı Terörist var mıdır içlerinde Yoksa gariban köylü insanlar mı Böyle bir yerde oturduklarına göre zengin olmayan insanlardır dedi kendince Yani içinden böyle düşündü Cesaretini toplaması gerekirdi O da öyle yaptı Siyah beton zemine bakarak yavaş adımlarla yürüdü Yaklaştı ürkek ve alçak bir sesle İyi akşamlar Dedi İçlerinden pala bıyıklı kırlaşmış kafasına taktığı takkenin arasından kıvrılarak çıkan bukleli saçları ve kalın kaşları olan biri ayağa kalktı ve onu karşıladı Kendinse yaklaşan ürperti dolu bu adama korkulu gözlerle baktı Yüreği bir kuşun ürkekliği içinde atıyordu Göğüs kafesi inip kalkıyordu Derin derin bir iki nefes aldı Kendine hâkim olmalıydı Tehlikeli biri değildir herhalde diye düşündü Kollarında müthiş bir güçsüzlük hissetti Elinde valizi düşecek gibi oldu O da usulca olduğu yerde valizi yere bıraktı ve yaklaşan adamın vereceği yanıta kulak kesildi İyi akşamlar yeğenim Buyur Ne istersin Ben üniversite öğrencisiyim Kalacak yerim yok dedi Siz otelin sahibi misiniz

Kitap Sepeti
234,00

Karahan Kitabevi

2016104 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Duvarları taştan sıvaları kısmen dökülmüş her tarafı nem kokan ve duvarların bazı bölümlerinde sıvaların küflenerek kabardığı lambaların küskün bir şekilde belli belirsiz ışıttığı kocaman bir oda tavanı oldukça yüksek bu binanın salon gibi kullanılan giriş kapısındaki kapı kolu oldukça eski ve paslanmış bir durumda Belki de terli ve kirli ellerle açıldığı için aşınmış da olabilir Ama bir gerçek var ki o da birçok elin bu kapı kolunda izleri vardı Yılların yorgunluğu ile de bu hale gelmiş olabilir Salonun tam orta yerinde varilden dönüştürülmüş kocaman bir soba ve etrafında kırık sandalyelere oturmuş birkaç müşterinin loş ışığın arasında siluetleri Karagöz Hacivat perdesi gibi sobaya yaklaşan elleri bazen kocaman bazen küçülen kafaların gölgeleri sobadan sızan ışığa ve çok yüksekte yanan düşük amperli ampulden gelen ışıkla şekilleniyordu Kocaman salona hareket katan ama ürpertici bir hava veren kasvetli bir ortam gibi olan bu bina bir oteldi Kapıdan yavaşça içeri girdi Siluet gibi görünen ve kocaman sobanın etrafındakilere doğru yürüdü Korkuyordu İlk defa ailesinden uzak yardım alacağı kimseciklerin bulunmadığı bir yerdeydi Tanımadığı bu insanlar neciydi Neden böyle bir otele gelmişler Yoksa onların da mı cep lerinde az parası var Suçlular mı Hırsızlar mı Terörist var mıdır içlerinde Yoksa gariban köylü insanlar mı Böyle bir yerde oturduklarına göre zengin olmayan insanlardır dedi kendince Yani içinden böyle düşündü Cesare tini toplaması gerekirdi O da öyle yaptı Siyah beton ze mine bakarak yavaş adımlarla yürüdü Yaklaştı ürkek ve alçak bir sesle İyi akşamlar Dedi İçlerinden pala bıyıklı kırlaşmış kafasına taktığı takkenin arasından kıvrılarak çıkan bukleli saçları ve kalın kaşları olan biri ayağa kalktı ve onu karşı ladı Kendinse yaklaşan ürperti dolu bu adama korkulu gözlerle baktı Yüreği bir kuşun ürkekliği içinde atıyordu Göğüs kafesi inip kalkıyordu Derin derin bir iki nefes aldı Kendine hâkim olmalıydı Tehlikeli biri değildir her halde diye düşündü Kollarında müthiş bir güçsüzlük his setti Elinde valizi düşecek gibi oldu O da usulca olduğu yerde valizi yere bıraktı ve yaklaşan adamın vereceği yanı ta kulak kesildi İyi akşamlar yeğenim Buyur Ne istersin Ben üniversite öğrencisiyim Kalacak yerim yok dedi Siz otelin sahibi misiniz

Şehadet Kitap
243,00

Karahan Kitabevi

2016104 sf.
Şehadet Kitap

Duvarları taştan sıvaları kısmen dökülmüş her tarafı nem kokan ve duvarların bazı bölümlerinde sıvaların küflenerek kabardığı lambaların küskün bir şekilde belli belirsiz ışıttığı kocaman bir oda tavanı oldukça yüksek bu binanın salon gibi kullanılan giriş kapısındaki kapı kolu oldukça eski ve paslanmış bir durumda Belki de terli ve kirli ellerle açıldığı için aşınmış da olabilir Ama bir gerçek var ki o da birçok elin bu kapı kolunda izleri vardı Yılların yorgunluğu ile de bu hale gelmiş olabilir Salonun tam orta yerinde varilden dönüştürülmüş kocaman bir soba ve etrafında kırık sandalyelere oturmuş birkaç müşterinin loş ışığın arasında siluetleri Karagöz Hacivat perdesi gibi sobaya yaklaşan elleri bazen kocaman bazen küçülen kafaların gölgeleri sobadan sızan ışığa ve çok yüksekte yanan düşük amperli ampulden gelen ışıkla şekilleniyordu Kocaman salona hareket katan ama ürpertici bir hava veren kasvetli bir ortam gibi olan bu bina bir oteldi Kapıdan yavaşça içeri girdi Siluet gibi görünen ve kocaman sobanın etrafındakilere doğru yürüdü Korkuyordu İlk defa ailesinden uzak yardım alacağı kimseciklerin bulunmadığı bir yerdeydi Tanımadığı bu insanlar neciydi Neden böyle bir otele gelmişler Yoksa onların da mı cep lerinde az parası var Suçlular mı Hırsızlar mı Terörist var mıdır içlerinde Yoksa gariban köylü insanlar mı Böyle bir yerde oturduklarına göre zengin olmayan insanlardır dedi kendince Yani içinden böyle düşündü Cesare tini toplaması gerekirdi O da öyle yaptı Siyah beton ze mine bakarak yavaş adımlarla yürüdü Yaklaştı ürkek ve alçak bir sesle İyi akşamlar Dedi İçlerinden pala bıyıklı kırlaşmış kafasına taktığı takkenin arasından kıvrılarak çıkan bukleli saçları ve kalın kaşları olan biri ayağa kalktı ve onu karşı ladı Kendinse yaklaşan ürperti dolu bu adama korkulu gözlerle baktı Yüreği bir kuşun ürkekliği içinde atıyordu Göğüs kafesi inip kalkıyordu Derin derin bir iki nefes aldı Kendine hâkim olmalıydı Tehlikeli biri değildir her halde diye düşündü Kollarında müthiş bir güçsüzlük his setti Elinde valizi düşecek gibi oldu O da usulca olduğu yerde valizi yere bıraktı ve yaklaşan adamın vereceği yanı ta kulak kesildi İyi akşamlar yeğenim Buyur Ne istersin Ben üniversite öğrencisiyim Kalacak yerim yok dedi Siz otelin sahibi misiniz Adam

Nobel Kitap
270,00

Karahan Kitabevi

2016104 sf.
Nobel Kitap

Duvarları taştan sıvaları kısmen dökülmüş her tarafı nem kokan ve duvarların bazı bölümlerinde sıvaların küflenerek kabardığı lambaların küskün bir şekilde belli belirsiz ışıttığı kocaman bir oda tavanı oldukça yüksek bu binanın salon gibi kullanılan giriş kapısındaki kapı kolu oldukça eski ve paslanmış bir durumda Belki de terli ve kirli ellerle açıldığı için aşınmış da olabilir Ama bir gerçek var ki o da birçok elin bu kapı kolunda izleri vardı Yılların yorgunluğu ile de bu hale gelmiş olabilir Salonun tam orta yerinde varilden dönüştürülmüş kocaman bir soba ve etrafında kırık sandalyelere oturmuş birkaç müşterinin loş ışığın arasında siluetleri Karagöz Hacivat perdesi gibi sobaya yaklaşan elleri bazen kocaman bazen küçülen kafaların gölgeleri sobadan sızan ışığa ve çok yüksekte yanan düşük amperli ampulden gelen ışıkla şekilleniyordu Kocaman salona hareket katan ama ürpertici bir hava veren kasvetli bir ortam gibi olan bu bina bir oteldi Kapıdan yavaşça içeri girdi Siluet gibi görünen ve kocaman sobanın etrafındakilere doğru yürüdü Korkuyordu İlk defa ailesinden uzak yardım alacağı kimseciklerin bulunmadığı bir yerdeydi Tanımadığı bu insanlar neciydi Neden böyle bir otele gelmişler Yoksa onların da mı cep lerinde az parası var Suçlular mı Hırsızlar mı Terörist var mıdır içlerinde Yoksa gariban köylü insanlar mı Böyle bir yerde oturduklarına göre zengin olmayan insanlardır dedi kendince Yani içinden böyle düşündü Cesare tini toplaması gerekirdi O da öyle yaptı Siyah beton ze mine bakarak yavaş adımlarla yürüdü Yaklaştı ürkek ve alçak bir sesle İyi akşamlar Dedi İçlerinden pala bıyıklı kırlaşmış kafasına taktığı takkenin arasından kıvrılarak çıkan bukleli saçları ve kalın kaşları olan biri ayağa kalktı ve onu karşı ladı Kendinse yaklaşan ürperti dolu bu adama korkulu gözlerle baktı Yüreği bir kuşun ürkekliği içinde atıyordu Göğüs kafesi inip kalkıyordu Derin derin bir iki nefes aldı Kendine hâkim olmalıydı Tehlikeli biri d

Pandora
270,00

Karahan

2016104 sf.
Pandora

Duvarları taştan sıvaları kısmen dökülmüş her tarafı nem kokan ve duvarların bazı bölümlerinde sıvaların küflenerek kabardığı lambaların küskün bir şekilde belli belirsiz ışıttığı kocaman bir oda tavanı oldukça yüksek bu binanın salon gibi kullanılan giriş kapısındaki kapı kolu oldukça eski ve paslanmış bir durumda Belki de terli ve kirli ellerle açıldığı için aşınmış da olabilir Ama bir gerçek var ki o da birçok elin bu kapı kolunda izleri vardı Yılların yorgunluğu ile de bu hale gelmiş olabilir Salonun tam orta yerinde varilden dönüştürülmüş kocaman bir soba ve etrafında kırık sandalyelere oturmuş birkaç müşterinin loş ışığın arasında siluetleri Karagöz Hacivat perdesi gibi sobaya yaklaşan elleri bazen kocaman bazen küçülen kafaların gölgeleri sobadan sızan ışığa ve çok yüksekte yanan düşük amperli ampulden gelen ışıkla şekilleniyordu Kocaman salona hareket katan ama ürpertici bir hava veren kasvetli bir ortam gibi olan bu bina bir oteldi Kapıdan yavaşça içeri girdi Siluet gibi görünen ve kocaman sobanın etrafındakilere doğru yürüdü Korkuyordu İlk defa ailesinden uzak yardım alacağı kimseciklerin bulunmadığı bir yerdeydi Tanımadığı bu insanlar neciydi Neden böyle bir otele gelmişler Yoksa onların da mı cep lerinde az parası var Suçlular mı Hırsızlar mı Terörist var mıdır içlerinde Yoksa gariban köylü insanlar mı Böyle bir yerde oturduklarına göre zengin olmayan insanlardır dedi kendince Yani içinden böyle düşündü Cesare tini toplaması gerekirdi O da öyle yaptı Siyah beton ze mine bakarak yavaş adımlarla yürüdü Yaklaştı ürkek ve alçak bir sesle İyi akşamlar Dedi İçlerinden pala bıyıklı kırlaşmış kafasına taktığı takkenin arasından kıvrılarak çıkan bukleli saçları ve kalın kaşları olan biri ayağa kalktı ve onu karşı ladı Kendinse yaklaşan ürperti dolu bu adama korkulu gözlerle baktı Yüreği bir kuşun ürkekliği içinde atıyordu Göğüs kafesi inip kalkıyordu Derin derin bir iki nefes aldı Kendine hâkim olmalıydı Tehlikeli biri değildir her halde diye düşündü Kollarında müthiş bir güçsüzlük his setti Elinde valizi düşecek gibi oldu O da usulca olduğu yerde valizi yere bıraktı ve yaklaşan adamın vereceği yanı ta kulak kesildi İyi akşamlar yeğenim Buyur Ne istersin Ben üniversite öğrencisiyim Kalacak yerim yok dedi Siz otelin sahibi misiniz Adam