Kış Tutulması — Ayşe Aldemir

Kış Tutulması
Ayşe AldemirBüyüyen Ay Yayınları
Kış Tutulması
Ayşe AldemirBen o sırada hayatın ne olduğunu kendime soruyordum tabii Haraptarlı Nafi nin sözünü de anımsayarak soruyordum kendime Küçükken ben her sabah evin önünden sığır sürüsü geçerdi çorak topraklara doğru Ardından bir toz bulutu yükselirdi havaya Bana sorarsan hayat budur toz bulutu demiştim de ağzını gizemli bir mağara gibi açıp gülmüştü Nafi Sanki daha iyi bilirmiş gibi benden Gülüşü çarpmıştı karşısında kaya gibi duran beni Sonra dünya nedir diye de sormuştum bir vakit Böyle saçma sorularla günümü gün ediyordum tabii ben Dönüp dönüp dokunmadan duramadığım ama dokunduğumda da bin pişman olduğum habire kanattığım kanatınca da pişman olduğum sonra yaranın peşi sıra alnımın tam orta yerine şahane bir surette kurulan kahverengi surete bakıp bakıp eyvah dediğim yara var ya Hah bak işte o da dünya Başımdan geçen dünya budur dedim Nafi ye buna da güldü sen ne bilirsin evlat der gibi güldü Sanki kendisi pek bilir gibi Aldırış etmedim ben ona nasıl olsa herkesin anladığı bir olmaz dedim dünyadan ve hayattan

Büyüyen Ay
Fotografik Öyküler Siyah Beyaz Fotograflar Biz nesneleri aklımızdan çıkarmak için fotograflarız Yıldırım Arıcı ikinci kitabında otuz beş yıllık fotografi deneyiminin edebiyat ile kesiştiği aradan sesleniyor bir anlamda fotografik imgelem ile sözcüklerin denizine açılıyor Siyah beyaz görseller düşsel bir ARA da öykülerle iç içe giriyor Roland Barthes ın dediği gibi O nun hakkında düş görürüm ama O nun düşünü görmem Ve aynı düşteki gibi fotografla karşı karşıya gelince de aynı çaba aynı Sysiphos işi öze ulaşmak için tırmanmak onu göremeden aşağıya inmek ve her şeye baştan başlamak Ben o sırada hayatın ne olduğunu kendime soruyordum tabii Haraptarlı Nafi nin sözünü de anımsayarak soruyordum kendime Küçükken ben her sabah evin önünden sığır sürüsü geçerdi çorak topraklara doğru Ardından bir toz bulutu yükselirdi havaya Bana sorarsan hayat budur toz bulutu demiştim de ağzını gizemli bir mağara gibi açıp gülmüştü Nafi Sanki daha iyi bilirmiş gibi benden Gülüşü çarpmıştı karşısında kaya gibi duran beni Sonra dünya nedir diye de sormuştum bir vakit Böyle saçma sorularla günümü gün ediyordum tabii ben Dönüp dönüp dokunmadan duramadığım ama dokunduğumda da bin pişman olduğum habire kanattığım kanatınca da pişman olduğum sonra yaranın peşi sıra alnımın tam orta yerine şahane bir surette kurulan kahverengi surete bakıp bakıp eyvah dediğim yara var ya Hah bak işte o da dünya Başımdan geçen dünya budur dedim Nafi ye buna da güldü sen ne bilirsin evlat der gibi güldü Sanki kendisi pek bilir gibi Aldırış etmedim ben ona nasıl olsa herkesin anladığı bir olmaz dedim dünyadan ve hayattan

Büyüyen Ay Yayınları
Ben o sırada hayatın ne olduğunu kendime soruyordum tabii Haraptarlı Nafi nin sözünü de anımsayarak soruyordum kendime Küçükken ben her sabah evin önünden sığır sürüsü geçerdi çorak topraklara doğru Ardından bir toz bulutu yükselirdi havaya Bana sorarsan hayat budur toz bulutu demiştim de ağzını gizemli bir mağara gibi açıp gülmüştü Nafi Sanki daha iyi bilirmiş gibi benden Gülüşü çarpmıştı karşısında kaya gibi duran beni Sonra dünya nedir diye de sormuştum bir vakit Böyle saçma sorularla günümü gün ediyordum tabii ben Dönüp dönüp dokunmadan duramadığım ama dokunduğumda da bin pişman olduğum habire kanattığım kanatınca da pişman olduğum sonra yaranın peşi sıra alnımın tam orta yerine şahane bir surette kurulan kahverengi surete bakıp bakıp eyvah dediğim yara var ya Hah bak işte o da dünya Başımdan geçen dünya budur dedim Nafi ye buna da güldü sen ne bilirsin evlat der gibi güldü Sanki kendisi pek bilir gibi Aldırış etmedim ben ona nasıl olsa herkesin anladığı bir olmaz dedim dünyadan ve hayattan

Ben o sırada hayatın ne olduğunu kendime soruyordum tabii Haraptarlı Nafi nin sözünü de anımsayarak soruyordum kendime Küçükken ben her sabah evin önünden sığır sürüsü geçerdi çorak topraklara doğru Ardından bir toz bulutu yükselirdi havaya Bana sorarsan hayat budur toz bulutu demiştim de ağzını gizemli bir mağara gibi açıp gülmüştü Nafi Sanki daha iyi bilirmiş gibi benden Gülüşü çarpmıştı karşısında kaya gibi duran beni Sonra dünya nedir diye de sormuştum bir vakit Böyle saçma sorularla günümü gün ediyordum tabii ben Dönüp dönüp dokunmadan duramadığım ama dokunduğumda da bin pişman olduğum habire kanattığım kanatınca da pişman olduğum sonra yaranın peşi sıra alnımın tam orta yerine şahane bir surette kurulan kahverengi surete bakıp bakıp eyvâh dediğim yara var ya Hah bak işte o da dünya Başımdan geçen dünya budur dedim Nafi ye buna da güldü sen ne bilirsin evlat der gibi güldü Sanki kendisi pek bilir gibi Aldırış etmedim ben ona nasıl olsa herkesin anladığı bir olmaz dedim dünyadan ve hayattan Tanıtım Bülteninden

BÜYÜYENAY
Ben o sırada hayatın ne olduğunu kendime soruyordum tabii Haraptarlı Nafi nin sözünü de anımsayarak soruyordum kendime Küçükken ben her sabah evin önünden sığır sürüsü geçerdi çorak topraklara doğru Ardından bir toz bulutu yükselirdi havaya Bana sorarsan hayat budur toz bulutu demiştim de ağzını gizemli bir mağara gibi açıp gülmüştü Nafi Sanki daha iyi bilirmiş gibi benden Gülüşü çarpmıştı karşısında kaya gibi duran beni Sonra dünya nedir diye de sormuştum bir vakit Böyle saçma sorularla günümü gün ediyordum tabii ben Dönüp dönüp dokunmadan duramadığım ama dokunduğumda da bin pişman olduğum habire kanattığım kanatınca da pişman olduğum sonra yaranın peşi sıra alnımın tam orta yerine şahane bir surette kurulan kahverengi surete bakıp bakıp eyvâh dediğim yara var ya Hah bak işte o da dünya Başımdan geçen dünya budur dedim Nafi ye buna da güldü sen ne bilirsin evlat der gibi güldü Sanki kendisi pek bilir gibi Aldırış etmedim ben ona nasıl olsa herkesin anladığı bir olmaz dedim dünyadan ve hayattan