Kızıl Çit Mavi Geçit — Murat Tu rk

Kızıl Çit Mavi Geçit
Murat Tu rkAryen Yayınları
Kızıl Çit Mavi Geçit
Murat Tu rkYıldızları göru yordum Uzaklardan çağıran seslerini işitiyordum Kulaklarım çınlıyordu Otların kokusunu toprağın nemini bir suyun hafif şırıltısını duyuyordum Sonrası derin bir sessizlikti Ulaştığım bu direnç ruhumu sarmalayan bu sağır edici su kûnet azabından geçtiğim o ateş fırtınasında saklıydı belki de Bir tu nelin karanlığında ölu gölgeler uzaklaşıyor bir ışık yaklaşıyordu Giderek huzurun mekânı gibi hissetmeye başladım durduğumuz bu noktayı Bir şarkı yu reğimden kanatlanıp dudaklarıma kondu Söyleyemezdim söylemeliydim belki de İçimden sessizce Ah Boşluğun sesini biriktiren mu ziğin bilge ışığı Muhteşem arındıran o bu yu lu tını Gecenin baharıydı içimde uyanan Ruhumda uyuyan zamanın kızıl atları uyanıp da nerelere gidiyordu Atların kanat seslerini yıldızlar da duyar mıydı Onlar böyle özgu rce kişnerken ben dağların sessizliğini dinliyordum İçimde tohumlar çatırdıyordu kuruluktan O tohumları saçmak filizlendirmek için su içmek istiyordum Ne söndu rebilirdi şuramdaki yanardağı Irmakları yutup çağlayanları kurutabilirdim Bir gölu tek bir yudumda devasa bir havuzu bir tas su gibi Ah içimdeki ay yu zlu çöl Sen de derya denizdin bir zamanlar Suların serinliğini yaşadın yağmurlar gördu n Sular dalgalanırken dans etti kumların Neredesin şimdi ağzımı dayadığım çocukluğumun bronz çeşmeleri Dipsiz kara kuyular Derin suları çeken antik tulumbalar Bingöl Dağları nda kururcasına susuz kalmak Binlerce pınarın fışkırdığı yaylalarda bir avuç su içememek Susamak susmak Susuzluktan kavrularak susmak

Aryen Yayınları
Yıldızları görüyordum Uzaklardan çağıran seslerini işitiyordum Kulaklarım çınlıyordu Otların kokusunu toprağın nemini bir suyun hafif şırıltısını duyuyordum Sonrası derin bir sessizlikti Ulaştığım bu direnç ruhumu sarmalayan bu sağır edici sükûnet azabından geçtiğim o ateş fırtınasında saklıydı belki de Bir tünelin karanlığında ölü gölgeler uzaklaşıyor bir ışık yaklaşıyordu Giderek huzurun mekânı gibi hissetmeye başladım durduğumuz bu noktayı Bir şarkı yüreğimden kanatlanıp dudaklarıma kondu Söyleyemezdim söylemeliydim belki de İçimden sessizce Ah Boşluğun sesini biriktiren müziğin bilge ışığı Muhteşem arındıran o büyülü tını Gecenin baharıydı içimde uyanan Ruhumda uyuyan zamanın kızıl atları uyanıp da nerelere gidiyordu Atların kanat seslerini yıldızlar da duyar mıydı Onlar böyle özgürce kişnerken ben dağların sessizliğini dinliyordum İçimde tohumlar çatırdıyordu kuruluktan O tohumları saçmak filizlendirmek için su içmek istiyordum Ne söndürebilirdi şuramdaki yanardağı Irmakları yutup çağlayanları kurutabilirdim Bir gölü tek bir yudumda devasa bir havuzu bir tas su gibi Ah içimdeki ay yüzlü çöl Sen de derya denizdin bir zamanlar Suların serinliğini yaşadın yağmurlar gördün Sular dalgalanırken dans etti kumların Neredesin şimdi ağzımı dayadığım çocukluğumun bronz çeşmeleri Dipsiz kara kuyular Derin suları çeken antik tulumbalar Bingöl Dağları nda kururcasına susuz kalmak Binlerce pınarın fışkırdığı yaylalarda bir avuç su içememek Susamak susmak Susuzluktan kavrularak susmak

ARYEN YAYINLARI
Yıldızları görüyordum Uzaklardan çağıran seslerini işitiyordum Kulaklarım çınlıyordu Otların kokusunu toprağın nemini bir suyun hafif şırıltısını duyuyordum Sonrası derin bir sessizlikti Ulaştığım bu direnç ruhumu sarmalayan bu sağır edici sükûnet azabından geçtiğim o ateş fırtınasında saklıydı belki de Bir tünelin karanlığında ölü gölgeler uzaklaşıyor bir ışık yaklaşıyordu Giderek huzurun mekânı gibi hissetmeye başladım durduğumuz bu noktayı Bir şarkı yüreğimden kanatlanıp dudaklarıma kondu Söyleyemezdim söylemeliydim belki de İçimden sessizce Ah Boşluğun sesini biriktiren müziğin bilge ışığı Muhteşem arındıran o büyülü tını Gecenin baharıydı içimde uyanan Ruhumda uyuyan zamanın kızıl atları uyanıp da nerelere gidiyordu Atların kanat seslerini yıldızlar da duyar mıydı Onlar böyle özgürce kişnerken ben dağların sessizliğini dinliyordum İçimde tohumlar çatırdıyordu kuruluktan O tohumları saçmak filizlendirmek için su içmek istiyordum Ne söndürebilirdi şuramdaki yanardağı Irmakları yutup çağlayanları kurutabilirdim Bir gölü tek bir yudumda devasa bir havuzu bir tas su gibi Ah içimdeki ay yüzlü çöl Sen de derya denizdin bir zamanlar Suların serinliğini yaşadın yağmurlar gördün Sular dalgalanırken dans etti kumların Neredesin şimdi ağzımı dayadığım çocukluğumun bronz çeşmeleri Dipsiz kara kuyular Derin suları çeken antik tulumbalar Bingöl Dağları nda kururcasına susuz kalmak Binlerce pınarın fışkırdığı yaylalarda bir avuç su içememek Susamak susmak Susuzluktan kavrularak susmak

Aryen Yayınları
Yıldızları görüyordum Uzaklardan çağıran seslerini işitiyordum Kulaklarım çınlıyordu Otların kokusunu toprağın nemini bir suyun hafif şırıltısını duyuyordum Sonrası derin bir sessizlikti Ulaştığım bu direnç ruhumu sarmalayan bu sağır edici sükûnet azabından geçtiğim o ateş fırtınasında saklıydı belki de Bir tünelin karanlığında ölü gölgeler uzaklaşıyor bir ışık yaklaşıyordu Giderek huzurun mekânı gibi hissetmeye başladım durduğumuz bu noktayı Bir şarkı yüreğimden kanatlanıp dudaklarıma kondu Söyleyemezdim söylemeliydim belki de İçimden sessizce Ah Boşluğun sesini biriktiren müziğin bilge ışığı Muhteşem arındıran o büyülü tını Gecenin baharıydı içimde uyanan Ruhumda uyuyan zamanın kızıl atları uyanıp da nerelere gidiyordu Atların kanat seslerini yıldızlar da duyar mıydı Onlar böyle özgürce kişnerken ben dağların sessizliğini dinliyordum İçimde tohumlar çatırdıyordu kuruluktan O tohumları saçmak filizlendirmek için su içmek istiyordum Ne söndürebilirdi şuramdaki yanardağı Irmakları yutup çağlayanları kurutabilirdim Bir gölü tek bir yudumda devasa bir havuzu bir tas su gibi Ah içimdeki ay yüzlü çöl Sen de derya denizdin bir zamanlar Suların serinliğini yaşadın yağmurlar gördün Sular dalgalanırken dans etti kumların Neredesin şimdi ağzımı dayadığım çocukluğumun bronz çeşmeleri Dipsiz kara kuyular Derin suları çeken antik tulumbalar Bingöl Dağları nda kururcasına susuz kalmak Binlerce pınarın fışkırdığı yaylalarda bir avuç su içememek Susamak susmak Susuzluktan kavrularak susmak

Aryen Yayınları
Yıldızları görüyordum Uzaklardan çağıran seslerini işitiyordum Kulaklarım çınlıyordu Otların kokusunu toprağın nemini bir suyun hafif şırıltısını duyuyordum Sonrası derin bir sessizlikti Ulaştığım bu direnç ruhumu sarmalayan bu sağır edici sükûnet azabından geçtiğim o ateş fırtınasında saklıydı belki de Bir tünelin karanlığında ölü gölgeler uzaklaşıyor bir ışık yaklaşıyordu Giderek huzurun mekânı gibi hissetmeye başladım durduğumuz bu noktayı Bir şarkı yüreğimden kanatlanıp dudaklarıma kondu Söyleyemezdim söylemeliydim belki de İçimden sessizce Ah Boşluğun sesini biriktiren müziğin bilge ışığı Muhteşem arındıran o büyülü tını Gecenin baharıydı içimde uyanan Ruhumda uyuyan zamanın kızıl atları uyanıp da nerelere gidiyordu Atların kanat seslerini yıldızlar da duyar mıydı Onlar böyle özgürce kişnerken ben dağların sessizliğini dinliyordum İçimde tohumlar çatırdıyordu kuruluktan O tohumları saçmak filizlendirmek için su içmek istiyordum Ne söndürebilirdi şuramdaki yanardağı Irmakları yutup çağlayanları kurutabilirdim Bir gölü tek bir yudumda devasa bir havuzu bir tas su gibi Ah içimdeki ay yüzlü çöl Sen de derya denizdin bir zamanlar Suların serinliğini yaşadın yağmurlar gördün Sular dalgalanırken dans etti kumların Neredesin şimdi ağzımı dayadığım çocukluğumun bronz çeşmeleri Dipsiz kara kuyular Derin suları çeken antik tulumbalar Bingöl Dağları nda kururcasına susuz kalmak Binlerce pınarın fışkırdığı yaylalarda bir avuç su içememek Susamak susmak Susuzluktan kavrularak susmak

Aryen Yayınları
Yıldızları görüyordum Uzaklardan çağıran seslerini işitiyordum Kulaklarım çınlıyordu Otların kokusunu toprağın nemini bir suyun hafif şırıltısını duyuyordum Sonrası derin bir sessizlikti Ulaştığım bu direnç ruhumu sarmalayan bu sağır edici sükûnet azabından geçtiğim o ateş fırtınasında saklıydı belki de Bir tünelin karanlığında ölü gölgeler uzaklaşıyor bir ışık yaklaşıyordu Giderek huzurun mekânı gibi hissetmeye başladım durduğumuz bu noktayı Bir şarkı yüreğimden kanatlanıp dudaklarıma kondu Söyleyemezdim söylemeliydim belki de İçimden sessizce Ah Boşluğun sesini biriktiren müziğin bilge ışığı Muhteşem arındıran o büyülü tını Gecenin baharıydı içimde uyanan Ruhumda uyuyan zamanın kızıl atları uyanıp da nerelere gidiyordu Atların kanat seslerini yıldızlar da duyar mıydı Onlar böyle özgürce kişnerken ben dağların sessizliğini dinliyordum İçimde tohumlar çatırdıyordu kuruluktan O tohumları saçmak filizlendirmek için su içmek istiyordum Ne söndürebilirdi şuramdaki yanardağı Irmakları yutup çağlayanları kurutabilirdim Bir gölü tek bir yudumda devasa bir havuzu bir tas su gibi Ah içimdeki ay yüzlü çöl Sen de derya denizdin bir zamanlar Suların serinliğini yaşadın yağmurlar gördün Sular dalgalanırken dans etti kumların Neredesin şimdi ağzımı dayadığım çocukluğumun bronz çeşmeleri Dipsiz kara kuyular Derin suları çeken antik tulumbalar Bingöl Dağları nda kururcasına susuz kalmak Binlerce pınarın fışkırdığı yaylalarda bir avuç su içememek Susamak susmak Susuzluktan kavrularak susmak

Aryen
Yıldızları görüyordum Uzaklardan çağıran seslerini işitiyordum Kulaklarım çınlıyordu Otların kokusunu toprağın nemini bir suyun hafif şırıltısını duyuyordum Sonrası derin bir sessizlikti Ulaştığım bu direnç ruhumu sarmalayan bu sağır edici sükûnet azabından geçtiğim o ateş fırtınasında saklıydı belki de Bir tünelin karanlığında ölü gölgeler uzaklaşıyor bir ışık yaklaşıyordu Giderek huzurun mekânı gibi hissetmeye başladım durduğumuz bu noktayı Bir şarkı yüreğimden kanatlanıp dudaklarıma kondu Söyleyemezdim söylemeliydim belki de İçimden sessizce Ah Boşluğun sesini biriktiren müziğin bilge ışığı Muhteşem arındıran o büyülü tını Gecenin baharıydı içimde uyanan Ruhumda uyuyan zamanın kızıl atları uyanıp da nerelere gidiyordu Atların kanat seslerini yıldızlar da duyar mıydı Onlar böyle özgürce kişnerken ben dağların sessizliğini dinliyordum İçimde tohumlar çatırdıyordu kuruluktan O tohumları saçmak filizlendirmek için su içmek istiyordum Ne söndürebilirdi şuramdaki yanardağı Irmakları yutup çağlayanları kurutabilirdim Bir gölü tek bir yudumda devasa bir havuzu bir tas su gibi Ah içimdeki ay yüzlü çöl Sen de derya denizdin bir zamanlar Suların serinliğini yaşadın yağmurlar gördün Sular dalgalanırken dans etti kumların Neredesin şimdi ağzımı dayadığım çocukluğumun bronz çeşmeleri Dipsiz kara kuyular Derin suları çeken antik tulumbalar Bingöl Dağları nda kururcasına susuz kalmak Binlerce pınarın fışkırdığı yaylalarda bir avuç su içememek Susamak susmak Susuzluktan kavrularak susmak Tanıtım Bülteninden