Klasikten Bugüne Dini Hareketler — Hüsnü Ezber Bodur

Klasikten Bugüne Dini Hareketler
Hüsnü Ezber BodurEndülüs Yayınları
Klasikten Bugüne Dini Hareketler
Hüsnü Ezber BodurDin tarihin en eski dönemlerinden beri varlığını sürdüren en temel toplumsal kurumlardan biri olmus tur Evrensel bir kurum olma hüviyetindeki Din in insan davranışları ve sosyal hayat üzerindeki etkisi önemi ve rolü yer ve zaman itibariyle değişik derecelerde tezahür etse de din insanlık yok oluncaya kadar varlığını sürdürmeye devam edecektir nitekim 18 yy aydınlanma çağı düşünürlerinin modernleşme ve sekülerleşme süreçleriyle birlikte dinin toplumsal önemini kaybedeceği hatta sosyal hayattan silineceği iddiaları da tutmamıştır Aslında sosyoloji bir anlamda modernles menin meydana getirdiği toplum tipini tasvir etmek üzere gelis tirmis tir ve bir sosyal bilim dalı olmasının yanında toplumları sekülerleştirici bir misyonu da zımnen üstlenmişe benzemektedir Bu bakımdan sosyolojinin sacayağını olus turan evrimci pozitivist rasyonalist ve optimistik karakteristik özellikler bunlara sahip aydınlanmacı düşünürlerin izinden giden Durkheim ve Weber gibi sosyologların teorilerinde açıkça görülmektedir Buna göre dinin tamamen yok olmasa da bireysel alana çekileceğini iddia eden Durkheim ve toplumdan silineceği öngörüsünde bulunan ve hatta dinin ölüm ilanını veren Weber in öngörüleri modern toplumlarda dinin giderek öneminin artmasıyla sarsıntıya ug ramıs tır Hatta Berger gibi sekülerleşme tezine dört elle sarılan din sosyologları bu tezin yanlıs lığından söz ederek önceki bakış açısından vazgeçmişler ve sekülerleşmeye dayalı toplum çözümlemelerinin gözden düşmesiyle dinin sosyolojik analizlere dahil edilmemesinin doğru sonuç vermeyeceği üzerinde neredeyse bir konsensüs

Endülüs Yayınları
Din tarihin en eski dönemlerinden beri varlığını sürdüren en temel toplumsal kurumlardan biri olmus tur Evrensel bir kurum olma hüviyetindeki Din in insan davranışları ve sosyal hayat üzerindeki etkisi önemi ve rolü yer ve zaman itibariyle değişik derecelerde tezahür etse de din insanlık yok oluncaya kadar varlığını sürdürmeye devam edecektir nitekim 18 yy aydınlanma çağı düşünürlerinin modernleşme ve sekülerleşme süreçleriyle birlikte dinin toplumsal önemini kaybedeceği hatta sosyal hayattan silineceği iddiaları da tutmamıştır Aslında sosyoloji bir anlamda modernles menin meydana getirdiği toplum tipini tasvir etmek üzere gelis tirmis tir ve bir sosyal bilim dalı olmasının yanında toplumları sekülerleştirici bir misyonu da zımnen üstlenmişe benzemektedir Bu bakımdan sosyolojinin sacayağını olus turan evrimci pozitivist rasyonalist ve optimistik karakteristik özellikler bunlara sahip aydınlanmacı düşünürlerin izinden giden Durkheim ve Weber gibi sosyologların teorilerinde açıkça görülmektedir Buna göre dinin tamamen yok olmasa da bireysel alana çekileceğini iddia eden Durkheim ve toplumdan silineceği öngörüsünde bulunan ve hatta dinin ölüm ilanını veren Weber in öngörüleri modern toplumlarda dinin giderek öneminin artmasıyla sarsıntıya ug ramıs tır Hatta Berger gibi sekülerleşme tezine dört elle sarılan din sosyologları bu tezin yanlıs lığından söz ederek önceki bakış açısından vazgeçmişler ve sekülerleşmeye dayalı toplum çözümlemelerinin gözden düşmesiyle dinin sosyolojik analizlere dahil edilmemesinin doğru sonuç vermeyeceği üzerinde neredeyse bir konsensüs olus mus tur Böylece dinin toplumsal boyutunu ele alan sosyalbilimsel çalıs malarda bilhassa geride bıraktığmız asrın son onlu yıllarından itibaren ciddi bir artış görülmüştür

Endülüs Yayınları
Din tarihin en eski dönemlerinden beri varlığını sürdüren en temel toplumsal kurumlardan biri olmus tur Evrensel bir kurum olma hüviyetindeki Din in insan davranışları ve sosyal hayat üzerindeki etkisi önemi ve rolü yer ve zaman itibariyle değişik derecelerde tezahür etse de din insanlık yok oluncaya kadar varlığını sürdürmeye devam edecektir nitekim 18 yy aydınlanma çağı düşünürlerinin modernleşme ve sekülerleşme süreçleriyle birlikte dinin toplumsal önemini kaybedeceği hatta sosyal hayattan silineceği iddiaları da tutmamıştır Aslında sosyoloji bir anlamda modernles menin meydana getirdiği toplum tipini tasvir etmek üzere gelis tirmis tir ve bir sosyal bilim dalı olmasının yanında toplumları sekülerleştirici bir misyonu da zımnen üstlenmişe benzemektedir Bu bakımdan sosyolojinin sacayağını olus turan evrimci pozitivist rasyonalist ve optimistik karakteristik özellikler bunlara sahip aydınlanmacı düşünürlerin izinden giden Durkheim ve Weber gibi sosyologların teorilerinde açıkça görülmektedir Buna göre dinin tamamen yok olmasa da bireysel alana çekileceğini iddia eden Durkheim ve toplumdan silineceği öngörüsünde bulunan ve hatta dinin ölüm ilanını veren Weber in öngörüleri modern toplumlarda dinin giderek öneminin artmasıyla sarsıntıya ug ramıs tır Hatta Berger gibi sekülerleşme tezine dört elle sarılan din sosyologları bu tezin yanlıs lığından söz ederek önceki bakış açısından vazgeçmişler ve sekülerleşmeye dayalı toplum çözümlemelerinin gözden düşmesiyle dinin sosyolojik analizlere dahil edilmemesinin doğru sonuç vermeyeceği üzerinde neredeyse bir konsensüs

Endülüs Yayınları
Din tarihin en eski dönemlerinden beri varlığını sürdüren en temel toplumsal kurumlardan biri olmus tur Evrensel bir kurum olma hüviyetindeki Din in insan davranışları ve sosyal hayat üzerindeki etkisi önemi ve rolü yer ve zaman itibariyle değişik derecelerde tezahür etse de din insanlık yok oluncaya kadar varlığını sürdürmeye devam edecektir nitekim 18 yy aydınlanma çağı düşünürlerinin modernleşme ve sekülerleşme süreçleriyle birlikte dinin toplumsal önemini kaybedeceği hatta sosyal hayattan silineceği iddiaları da tutmamıştır Aslında sosyoloji bir anlamda modernles menin meydana getirdiği toplum tipini tasvir etmek üzere gelis tirmis tir ve bir sosyal bilim dalı olmasının yanında toplumları sekülerleştirici bir misyonu da zımnen üstlenmişe benzemektedir Bu bakımdan sosyolojinin sacayağını olus turan evrimci pozitivist rasyonalist ve optimistik karakteristik özellikler bunlara sahip aydınlanmacı düşünürlerin izinden giden Durkheim ve Weber gibi sosyologların teorilerinde açıkça görülmektedir Buna göre dinin tamamen yok olmasa da bireysel alana çekileceğini iddia eden Durkheim ve toplumdan silineceği öngörüsünde bulunan ve hatta dinin ölüm ilanını veren Weber in öngörüleri modern toplumlarda dinin giderek öneminin artmasıyla sarsıntıya ug ramıs tır Hatta Berger gibi sekülerleşme tezine dört elle sarılan din sosyologları bu tezin yanlıs lığından söz ederek önceki bakış açısından vazgeçmişler ve sekülerleşmeye dayalı toplum çözümlemelerinin gözden düşmesiyle dinin sosyolojik analizlere dahil edilmemesinin doğru sonuç vermeyeceği üzerinde neredeyse bir konsensüs olus mus tur Böylece dinin toplumsal boyutunu ele alan sosyalbilimsel çalıs malarda bilhassa geride bıraktığmız asrın son onlu yıllarından itibaren ciddi bir artış görülmüştür