Köy Hikayeleri — Bülent Yılmaz

Köy Hikayeleri
Bülent YılmazTilki Kitap

Tilki Kitap
Kaynana küçük gelini seçiyordu hep büyüklerinden Üç büyük gelin bir yana küçüğü bir yanaydı Çünkü küçüğü ablasının kızıydı O aile çok zengindi Her şey boldu o evde Köyler gelse doyardı Bu kaynana o zenginlik içinde o üç gelinine yine de kül kömür yedirirdi Küçük geliniyse beside kaz besler gibi beslerdi Biz dokuz ve onuncu aylarda kazları besiye alırdık Sürenin sonuna doğru kazlar öyle etli yağlı olurdu ki önlerine koyduğumuz oklavadan adımlarını zor atardı Bu kaynananın küçük gelini de öyle kilo alırdı Büyük gelinler doğum yaptıktan sonra zayıflıktan dışarıda zor gezerlerdi üflesen devrilecekler sanırdın Küçüğüyse doğumdan yeni çıkınca dersin ki besiden kesilmeye gidiyor Kaynananın mandası vardı Küçük gelinine sütünü içirir yağını kaymağını yedirirdi mandanın Ötekilerine vermek için ise bir kaşık çiğ süte bile kıyamazdı yani üç gelinini hiç görmezdi Tanımayan onun gelinleri değil derdi Hâlbuki gelinler sayesinde ırgat nedir bilmezdi o ev çünkü ekmeği biri pişirirdi evi biri temizlerdi dışarı işlerini de biri yapardı Her işe onlar koştururdu kısacası Küçüğüyse oturduğu yerden eziyet çektirmekten başka işe yaramazdı

Tilki Kitap
Kaynana küçük gelini seçiyordu hep büyüklerinden Üç büyük gelin bir yana küçüğü bir yanaydı Çünkü küçüğü ablasının kızıydı O aile çok zengindi Her şey boldu o evde Köyler gelse doyardı Bu kaynana o zenginlik içinde o üç gelinine yine de kül kömür yedirirdi Küçük geliniyse beside kaz besler gibi beslerdi Biz dokuz ve onuncu aylarda kazları besiye alırdık Sürenin sonuna doğru kazlar öyle etli yağlı olurdu ki önlerine koyduğumuz oklavadan adımlarını zor atardı Bu kaynananın küçük gelini de öyle kilo alırdı Büyük gelinler doğum yaptıktan sonra zayıflıktan dışarıda zor gezerlerdi üflesen devrilecekler sanırdın Küçüğüyse doğumdan yeni çıkınca dersin ki besiden kesilmeye gidiyor Kaynananın mandası vardı Küçük gelinine sütünü içirir yağını kaymağını yedirirdi mandanın Ötekilerine vermek için ise bir kaşık çiğ süte bile kıyamazdı yani üç gelinini hiç görmezdi Tanımayan onun gelinleri değil derdi Hâlbuki gelinler sayesinde ırgat nedir bilmezdi o ev çünkü ekmeği biri pişirirdi evi biri temizlerdi dışarı işlerini de biri yapardı Her işe onlar koştururdu kısacası Küçüğüyse oturduğu yerden eziyet çektirmekten başka işe yaramazdı

Tilki Kitap
Kaynana küçük gelini seçiyordu hep büyüklerinden Üç büyük gelin bir yana küçüğü bir yanaydı Çünkü küçüğü ablasının kızıydı O aile çok zengindi Her şey boldu o evde Köyler gelse doyardı Bu kaynana o zenginlik içinde o üç gelinine yine de kül kömür yedirirdi Küçük geliniyse beside kaz besler gibi beslerdi Biz dokuz ve onuncu aylarda kazları besiye alırdık Sürenin sonuna doğru kazlar öyle etli yağlı olurdu ki önlerine koyduğumuz oklavadan adımlarını zor atardı Bu kaynananın küçük gelini de öyle kilo alırdı Büyük gelinler doğum yaptıktan sonra zayıflıktan dışarıda zor gezerlerdi üflesen devrilecekler sanırdın Küçüğüyse doğumdan yeni çıkınca dersin ki besiden kesilmeye gidiyor Kaynananın mandası vardı Küçük gelinine sütünü içirir yağını kaymağını yedirirdi mandanın Ötekilerine vermek için ise bir kaşık çiğ süte bile kıyamazdı yani üç gelinini hiç görmezdi Tanımayan onun gelinleri değil derdi Hâlbuki gelinler sayesinde ırgat nedir bilmezdi o ev çünkü ekmeği biri pişirirdi evi biri temizlerdi dışarı işlerini de biri yapardı Her işe onlar koştururdu kısacası Küçüğüyse oturduğu yerden eziyet çektirmekten başka işe yaramazdı

Tilki Kitap
Kaynana küçük gelini seçiyordu hep büyüklerinden Üç büyük gelin bir yana küçüğü bir yanaydı Çünkü küçüğü ablasının kızıydı O aile çok zengindi Her şey boldu o evde Köyler gelse doyardı Bu kaynana o zenginlik içinde o üç gelinine yine de kül kömür yedirirdi Küçük geliniyse beside kaz besler gibi beslerdi Biz dokuz ve onuncu aylarda kazları besiye alırdık Sürenin sonuna doğru kazlar öyle etli yağlı olurdu ki önlerine koyduğumuz oklavadan adımlarını zor atardı Bu kaynananın küçük gelini de öyle kilo alırdı Büyük gelinler doğum yaptıktan sonra zayıflıktan dışarıda zor gezerlerdi üflesen devrilecekler sanırdın Küçüğüyse doğumdan yeni çıkınca dersin ki besiden kesilmeye gidiyor Kaynananın mandası vardı Küçük gelinine sütünü içirir yağını kaymağını yedirirdi mandanın Ötekilerine vermek için ise bir kaşık çiğ süte bile kıyamazdı yani üç gelinini hiç görmezdi Tanımayan onun gelinleri değil derdi Hâlbuki gelinler sayesinde ırgat nedir bilmezdi o ev çünkü ekmeği biri pişirirdi evi biri temizlerdi dışarı işlerini de biri yapardı Her işe onlar koştururdu kısacası Küçüğüyse oturduğu yerden eziyet çektirmekten başka işe yaramazdı

Tilki Kitap
Kaynana küçük gelini seçiyordu hep büyüklerinden Üç büyük gelin bir yana küçüğü bir yanaydı Çünkü küçüğü ablasının kızıydı O aile çok zengindi Her şey boldu o evde Köyler gelse doyardı Bu kaynana o zenginlik içinde o üç gelinine yine de kül kömür yedirirdi Küçük geliniyse beside kaz besler gibi beslerdi Biz dokuz ve onuncu aylarda kazları besiye alırdık Sürenin sonuna doğru kazlar öyle etli yağlı olurdu ki önlerine koyduğumuz oklavadan adımlarını zor atardı Bu kaynananın küçük gelini de öyle kilo alırdı Büyük gelinler doğum yaptıktan sonra zayıflıktan dışarıda zor gezerlerdi üflesen devrilecekler sanırdın Küçüğüyse doğumdan yeni çıkınca dersin ki besiden kesilmeye gidiyor Kaynananın mandası vardı Küçük gelinine sütünü içirir yağını kaymağını yedirirdi mandanın Ötekilerine vermek için ise bir kaşık çiğ süte bile kıyamazdı yani üç gelinini hiç görmezdi Tanımayan onun gelinleri değil derdi Hâlbuki gelinler sayesinde ırgat nedir bilmezdi o ev çünkü ekmeği biri pişirirdi evi biri temizlerdi dışarı işlerini de biri yapardı Her işe onlar koştururdu kısacası Küçüğüyse oturduğu yerden eziyet çektirmekten başka işe yaramazdı