Kriz Üçgeninde Türkiye 1 Cilt

Kriz Üçgeninde Türkiye 1 Cilt
Asi Kitap
Kriz Üçgeninde Türkiye 1 Cilt
Öteki sosyal bilim disiplinlerine göre oldukça yeni bir alan olan uluslararası ilişkiler Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ile Soğuk Savaş dönemlerinin etkisiyle konuları sınırlı içeriği kısıtlı donuk bir araştırma alanı olmaya uzun yıllar boyunca devam etti Fakat özellikle 1960 ların sonrasındaki dönemde dünya politikasının yeni bir biçim almaya başlaması 1980 Ierin sonunda Soğuk Savaş ın bitişiyle birlikte uluslararası ilişkiler disiplinin buzları çözüldü yepyeni dinamiklerin getirdiği bir konu bolluğu ile karşılaşıldı Bu kitapta yer alan çalışmalar büyük ölçüde böylesi bir hareketli ve içerik zengini bir dönemin ürünüdürler Bu çerçevede kitaptaki makalelerin büyük kısmı Türkiye nin yakın çevresi olan Orta Doğu ve Kafkasya başta olmak üzere Avrasya ile Kıbrıs ve Türk Yunan İlişkileri konularını ele almıştır Bununla birlikte Avrupa politikaları İslâm dünyasındaki mezhep ilişkileri Uzak Asya daki gelişmeler Türk ulusal tarihine ilişkin analizler de ana merkezi dış politika olan bu yazıların yan ürünleri olmuşlardır

Karahan Kitabevi
2010 yılına girildiği bu günlerde küresel krizin yerini hafif de olsa canlanmaya bıraktığı görülmektedir Henüz hiçbir şey net olmasa da krizden çıkıldığına dair önemli göstergeler mevcuttur Başka bir ifade ile bir kriz daha geride kalmıştır ancak hala krizin nedenleri oluşumu gelişimi ve özellikle Türkiye üzerindeki etkileri net olarak kavranamamıştır Konu ile ilgili pek çok makale rapor ve kitap yayınlanmış bazıları profesyonellere yönelik bazıları ise ideolojik ön yargılarla yazıldığından birçok okuyucu kavramlar içinde boğulmuştur İşte bu kitap yaşanan kavram kargaşasını önlemeye yönelik olarak hazırlanmıştır Hedef okuyucu kitlesi konuya ilgi duyup yeterli teorik bilgiye sahip olmayanlar ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin lisans öğrencileridir

Doğan Egmont Yayıncılık
Bu kitabın genişletilmiş son baskısı 2013 yılında çıktı Tanıtım yazısı Son yirmi beş yılda Türkiye ikisi kendi eseri olan dört kriz yaşadı cümlesiyle başlıyordu Ne yazık ki 2018 yılında hem oluşturduğumuz kırılganlıklar nedeniyle kendi eserimiz niteliği taşıyan hem de tetikleyici unsurunun ABD Başkanı nın tweet mesajları olması nedeniyle dış kaynaklı algısı yaratan yeni bir krizle tanıştık Ardından COVID 19 salgını başladı Bu nedenle bu baskıya 2018 19 krizi ile salgının ilk aşamasının ekonomik etkilerini inceleyen iki yeni bölüm eklendi Gelişme çabalarında her defasında ülkemize çok değerli zamana mal olan hepimizi şu ya da bu biçimde etkileyen ama özellikle de işlerini yitirenleri derinden sarsan krizlerin temel nedenleri neler İktisatçılar ne tür açıklamalar getiriyorlar Pratikte olan biten ne Krizlerin ortaya çıkma olasılığını azaltmak için neler yapılabilir Kriz çıktıktan sonra uygulanabilecek politikalar neler Fatih Özatay ın bu soruların yanıtlarını aradığı kitap sadece profesyonel iktisatçılara değil ekonomiye ilgi duyan herkese sesleniyor

Kırmızı Kedi
Türkiye bir Bölgesel Güç mü veya Büyük Güç müdür Ya da Türkiye Bölgesel Güç veya Büyük Güç olmalı mıdır Son dönemlerdeki bölgesel ve küresel gelişmeler ve bu gelişmelerin gölgesinde Türkiye nin hamleleri bu soruları akla getirmektedir Türkiye özellikle Soğuk Savaş sonrası değişen dünya koşullarının da etkisiyle 21 inci yüzyıla bölgesinde etkin ve güçlü olma iddiasıyla girdi Özellikle milli menfaatlerin uzandığı alanlarda bölgesel güç olma yolunu seçti Bu noktada doğal olarak ülkenin sahip olduğu güç bileşenlerinin bölgesel güç olmak için yeterli olup olmadığı hayati bir soru olarak ortaya çıkmaktadır Zamanında büyük güç hatta küresel bir güç olan Osmanlı İmparatorluğu nun güçten düşmesiyle birlikte bir ulus devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yıllarından itibaren bölgesinde barışı ve istikrarı hem teşvik etmiş hem de garantisi olmuştur

Phoenix
Tarihsel bir perspektiften bakıldığında krizler arası zaman aralığının sıklaştığı görülür Zaman aralığı gittikçe daralan krizler gerçekliğin yeniden üretiminde problemler yarattığı ölçüde gerçekliğe ait düşüncelerin teorilerin de krize girmesine neden oluyor Bu durum kavramsal kuramsal alanda tamamen kopuş olanağı yaratmasa bile en azından bir önceki konuma mesafe koyma olanağı sağlıyor Bu mesafe iki anlama gelebilir Kriz varolan teorik çerçevelerin güçlendirilip muhafaza edilmesine olanak sağlayacağı gibi kavramsal düzeneğin dönüştürülmesi ihtimalini de içinde taşıyor Kriz ortamı güç ilişkilerinin ve dolayısıyla iktidar ilişkilerini daha da belirginleştirir Kriz ve iktidar arasındaki bu ilişki eleştirel analizlerin hem dolaşıma girmesini zorunlu hale getirirken hem de bir dizi müdahale ile engellenir Elinizdeki çalışma bu olumsuzluğu aşmak üzere egemen analizlere karşı bu topraklarda tarihsel bir geçmişi olan eleştirel düşünürleri bir araya getirme çabasının ürünüdür