Küçük Vadi — Veli Çelik

Küçük Vadi
Veli ÇelikNAVİS YAYINLARI
Küçük Vadi
Veli ÇelikBir bahar mevsimiydi bulutlar küçük vadiyi boydan boya kaplamıştı Bir süre sonra küçük vadiyi terk eden bulutlar yükselerek gözden kayboluyordu ve ardından gu neş küçük vadiyi yeniden aydınlatıyordu Bahar fırtınalı günleri bağrından taşırıyordu Bu fırtınaların içinde çok uzak diyarlardan devrimin ayak sesleri geliyordu En güzel düşünceleriyle çocukların gülüşleri ve bütün renkleri toplayıp bir aksam u stu çıka gelmişti o sesler Dünya çocuklarının gülüşleri ve renkleri küçük vadinin derinliğine sığmıyor gökyüzü maviliğine doğru yükseliyordu Uğradıkları her yerde sırt çantalarındaki kitapları çıkarır okur ve anlatırlardı Günbegün çoğalıyorlardı elden ele her tarafa ulaştılar Okuyup anlattılar birdiler on oldular ve yüzlere vardılar Kır çiçekleri gibi birer birer çoğaldılar Kökleri toprağın derinliklerinden can bularak bu yu du Sağlam bir gövdede dalları yaşam verdi Sonbaharda toprağa hep bir tohum düşerdi bahar gelene kadar toprak onu gizlerdi İlkbaharda nasıl ki kırlar çiçekler dolar düşünce de her tarafa aydınlıklar saçalar Onlar fırtınalı günlerin içinden çıkıp geldiler İşte o devrimin ayak sesleriydi O akşam orada misafir olarak kaldılar Sabah günesin zirveden yükselişi ve ışıldayan berraklığıyla herkes uyanmıştı Kalkıp hazırlanarak ev halkıyla vedalaştıktan sonra aydınlık yolda yu ru yu şlerine devam ettiler ve küçük vadiye uzanan sığ ormanların içerisinden geçerek gözden kaybolup gittiler

Navis Yayınları
Bir bahar mevsimiydi bulutlar küçük vadiyi boydan boya kaplamıştı Bir süre sonra küçük vadiyi terk eden bulutlar yükselerek gözden kayboluyordu ve ardından güneş küçük vadiyi yeniden aydınlatıyordu Bahar fırtınalı günleri bağrından taşırıyordu Bu fırtınaların içinde çok uzak diyarlardan devrimin ayak sesleri geliyordu En güzel düşünceleriyle çocukların gülüşleri ve bütün renkleri toplayıp bir aksam üstü çıka gelmişti o sesler Dünya çocuklarının gülüşleri ve renkleri küçük vadinin derinliğine sığmıyor gökyüzü maviliğine doğru yükseliyordu Uğradıkları her yerde sırt çantalarındaki kitapları çıkarır okur ve anlatırlardı Günbegün çoğalıyorlardı elden ele her tarafa ulaştılar Okuyup anlattılar birdiler on oldular ve yüzlere vardılar Kır çiçekleri gibi birer birer çoğaldılar Kökleri toprağın derinliklerinden can bularak büyüdü Sağlam bir gövdede dalları yaşam verdi Sonbaharda toprağa hep bir tohum düşerdi bahar gelene kadar toprak onu gizlerdi İlkbaharda nasıl ki kırlar çiçekler dolar düşünce de her tarafa aydınlıklar saçalar Onlar fırtınalı günlerin içinden çıkıp geldiler İşte o devrimin ayak sesleriydi O akşam orada misafir olarak kaldılar Sabah günesin zirveden yükselişi ve ışıldayan berraklığıyla herkes uyanmıştı Kalkıp hazırlanarak ev halkıyla vedalaştıktan sonra aydınlık yolda yürüyüşlerine devam ettiler ve küçük vadiye uzanan sığ ormanların içerisinden geçerek gözden kaybolup gittiler

Navis Yayınları
Bir bahar mevsimiydi bulutlar küçük vadiyi boydan boya kaplamıştı Bir süre sonra küçük vadiyi terk eden bulutlar yükselerek gözden kayboluyordu ve ardından gu neş küçük vadiyi yeniden aydınlatıyordu Bahar fırtınalı günleri bağrından taşırıyordu Bu fırtınaların içinde çok uzak diyarlardan devrimin ayak sesleri geliyordu En güzel düşünceleriyle çocukların gülüşleri ve bütün renkleri toplayıp bir aksam u stu çıka gelmişti o sesler Dünya çocuklarının gülüşleri ve renkleri küçük vadinin derinliğine sığmıyor gökyüzü maviliğine doğru yükseliyordu

Navis Yayınları
Bir bahar mevsimiydi bulutlar küçük vadiyi boydan boya kaplamıştı Bir süre sonra küçük vadiyi terk eden bulutlar yükselerek gözden kayboluyordu ve ardından gu neş küçük vadiyi yeniden aydınlatıyordu Bahar fırtınalı günleri bağrından taşırıyordu Bu fırtınaların içinde çok uzak diyarlardan devrimin ayak sesleri geliyordu En güzel düşünceleriyle çocukların gülüşleri ve bütün renkleri toplayıp bir aksam u stu çıka gelmişti o sesler Dünya çocuklarının gülüşleri ve renkleri küçük vadinin derinliğine sığmıyor gökyüzü maviliğine doğru yükseliyordu Uğradıkları her yerde sırt çantalarındaki kitapları çıkarır okur ve anlatırlardı Günbegün çoğalıyorlardı elden ele her tarafa ulaştılar Okuyup anlattılar birdiler on oldular ve yüzlere vardılar Kır çiçekleri gibi birer birer çoğaldılar Kökleri toprağın derinliklerinden can bularak bu yu du Sağlam bir gövdede dalları yaşam verdi Sonbaharda toprağa hep bir tohum düşerdi bahar gelene kadar toprak onu gizlerdi İlkbaharda nasıl ki kırlar çiçekler dolar düşünce de her tarafa aydınlıklar saçalar Onlar fırtınalı günlerin içinden çıkıp geldiler İşte o devrimin ayak sesleriydi O akşam orada misafir olarak kaldılar Sabah günesin zirveden yükselişi ve ışıldayan berraklığıyla herkes uyanmıştı Kalkıp hazırlanarak ev halkıyla vedalaştıktan sonra aydınlık yolda yu ru yu şlerine devam ettiler ve küçük vadiye uzanan sığ ormanların içerisinden geçerek gözden kaybolup gittiler

Navis Yayınları
Bir bahar mevsimiydi bulutlar küçük vadiyi boydan boya kaplamıştı Bir süre sonra küçük vadiyi terk eden bulutlar yükselerek gözden kayboluyordu ve ardından gu neş küçük vadiyi yeniden aydınlatıyordu Bahar fırtınalı günleri bağrından taşırıyordu Bu fırtınaların içinde çok uzak diyarlardan devrimin ayak sesleri geliyordu En güzel düşünceleriyle çocukların gülüşleri ve bütün renkleri toplayıp bir aksam u stu çıka gelmişti o sesler Dünya çocuklarının gülüşleri verenkleri küçük vadinin derinliğine sığmıyor gökyüzü maviliğine doğruyükseliyordu Uğradıkları her yerde sırt çantalarındaki kitapları çıkarır okur veanlatırlardı Günbegün çoğalıyorlardı elden ele her tarafa ulaştılar Okuyup anlattılar birdiler on oldular ve yüzlere vardılar Kır çiçeklerigibi birer birer çoğaldılar Kökleri toprağın derinliklerinden can bularak bu yu du Sağlam bir gövdede dalları yaşam verdi Sonbaharda toprağa hep bir tohum düşerdi bahar gelene kadartoprak onu gizlerdi İlkbaharda nasıl ki kırlar çiçekler dolar düşünce de her tarafa aydınlıklar saçalar Onlar fırtınalı günlerin içinden çıkıp geldiler İşte o devrimin ayaksesleriydi O akşam orada misafir olarak kaldılar Sabah günesin zirvedenyükselişi ve ışıldayan berraklığıyla herkes uyanmıştı Kalkıp hazırlanarak ev halkıyla vedalaştıktan sonra aydınlık yolda yu ru yu şlerine devam ettiler ve küçük vadiye uzanan sığ ormanların içerisinden geçerek gözden kaybolup gittiler

Navis Yayınları
Bir bahar mevsimiydi bulutlar küçük vadiyi boydan boya kaplamıştı Bir süre sonra küçük vadiyi terk eden bulutlar yükselerek gözden kayboluyordu ve ardından gu neş küçük vadiyi yeniden aydınlatıyordu Bahar fırtınalı günleri bağrından taşırıyordu Bu fırtınaların içinde çok uzak diyarlardan devrimin ayak sesleri geliyordu En güzel düşünceleriyle çocukların gülüşleri ve bütün renkleri toplayıp bir aksam u stu çıka gelmişti o sesler Dünya çocuklarının gülüşleri ve renkleri küçük vadinin derinliğine sığmıyor gökyüzü maviliğine doğru yükseliyordu Uğradıkları her yerde sırt çantalarındaki kitapları çıkarır okur ve anlatırlardı Günbegün çoğalıyorlardı elden ele her tarafa ulaştılar Okuyup anlattılar birdiler on oldular ve yüzlere vardılar Kır çiçekleri gibi birer birer çoğaldılar Kökleri toprağın derinliklerinden can bularak bu yu du Sağlam bir gövdede dalları yaşam verdi Sonbaharda toprağa hep bir tohum düşerdi bahar gelene kadar toprak onu gizlerdi İlkbaharda nasıl ki kırlar çiçekler dolar düşünce de her tarafa aydınlıklar saçalar Onlar fırtınalı günlerin içinden çıkıp geldiler İşte o devrimin ayak sesleriydi O akşam orada misafir olarak kaldılar Sabah günesin zirveden yükselişi ve ışıldayan berraklığıyla herkes uyanmıştı Kalkıp hazırlanarak ev halkıyla vedalaştıktan sonra aydınlık yolda yu ru yu şlerine devam ettiler ve küçük vadiye uzanan sığ ormanların içerisinden geçerek gözden kaybolup gittiler