Külhan — Adnan İslamoğulları

Külhan
Adnan İslamoğullarıÖtüken Neşriyat
Külhan
Adnan İslamoğullarıMumdan bir gemi limanda ateş denizine açılmak üzere son yolcularını bekliyordu Onlar ateş denizindeki mumdan gemiye binmek ve yanmak için ateşe doğru koşuyordu Önlerindeki duvarı zafer takı zannedip süratle duvara doğru koştukları

Ötüken Neşriyat
Mumdan bir gemi limanda ateş denizine açılmak üzere son yolcularını bekliyordu Onlar ateş denizindeki mumdan gemiye binmek ve yanmak için ateşe doğru koşuyordu Önlerindeki duvarı zafer takı zannedip süratle duvara doğru koştukları

Ötüken Neşriyat
Mumdan bir gemi limanda ateş denizine açılmak üzere son yolcularını bekliyordu Onlar ateş denizindeki mumdan gemiye binmek ve yanmak için ateşe doğru koşuyordu Önlerindeki duvarı zafer takı zannedip süratle duvara doğru koştukları

Ötüken Neşriyat
Mumdan bir gemi limanda ateş denizine açılmak üzere son yolcularını bekliyordu Onlar ateş denizindeki mumdan gemiye binmek ve yanmak için ateşe doğru koşuyordu Önlerindeki duvarı zafer takı zannedip süratle duvara doğru koştukları gibi karanlıkta kendilerine uzatılan yılanı ip zannedip tutundukları gibi ateşin yaydığı ışığı da yollarını aydınlatacak şehrayin sanıyorlardı En fazla ne olabilirdi yanabilirlerdi Ateşten korkmuyorlardı ki yanmaktan neden korksunlardı En fazla ne olabilirdi suya ulaşamazlardı Susuzluktan korkmuyorlardı ki onlarınki zaten müzmin susuzluktu En fazla ne olabilirdi gölgeliğe varamazlardı Kuyunun dibinden geliyorlardı zaten gözleri de karanlığa alışkındı En fazla ne olabilirdi ki silinip giderlerdi bir gölge gibi Kimse onlardan bahsetmemişti ki zaten Ne bir romanları yazılmış ne bir filmleri çekilmişti Sanki hepsi Bizim Çocuklar müstearının içinde kimliksiz yaşıyorlardı Yazılmak gibi bir dertleri yoktu ki silinip gitmek umurlarında olsundu Mumdan gemilere binmişler ateş denizinde ilerliyorlardı Yanmak erimek ve ateş denizinde kor olmak mukadderattı onlar için Adnan İslamoğulları Külhan da yalnızca ülkücü milliyetçi camianın röntgenini çekmekle kalmıyor aynı zamanda Yeni Türkiye nin parke taşlarının nasıl döşendiğini de gözler önüne seriyor Kuyu nun karanlığı ile Külhan ın ateşi arasında bırakılan Türk milliyetçiliğinin dramatik siyasal serencamını tıpkı uzun metraj siyah beyaz bir film gibi yine ustalıkla işlerken büyük bir özenle ördüğü romanının sahici karakterlerine yine ustalıkla ruh üflemeyi ihmal etmiyor Zengin Türkçesi ve şahane üslubuyla okurunu bir dil şöleninin içerisinde ağırlıyor âdeta

Ötüken Neşriyat
Mumdan bir gemi limanda ateş denizine açılmak üzere son yolcularını bekliyordu Onlar ateş denizindeki mumdan gemiye binmek ve yanmak için ateşe doğru koşuyordu Önlerindeki duvarı zafer takı zannedip süratle duvara doğru koştukları gibi karanlıkta kendilerine uzatılan yılanı ip zannedip tutundukları gibi ateşin yaydığı ışığı da yollarını aydınlatacak şehrayin sanıyorlardı En fazla ne olabilirdi yanabilirlerdi Ateşten korkmuyorlardı ki yanmaktan neden korksunlardı En fazla ne olabilirdi suya ulaşamazlardı Susuzluktan korkmuyorlardı ki onlarınki zaten müzmin susuzluktu En fazla ne olabilirdi gölgeliğe varamazlardı Kuyunun dibinden geliyorlardı zaten gözleri de karanlığa alışkındı En fazla ne olabilirdi ki silinip giderlerdi bir gölge gibi Kimse onlardan bahsetmemişti ki zaten Ne bir romanları yazılmış ne bir filmleri çekilmişti Sanki hepsi Bizim Çocuklar müstearının içinde kimliksiz yaşıyorlardı Yazılmak gibi bir dertleri yoktu ki silinip gitmek umurlarında olsundu Mumdan gemilere binmişler ateş denizinde ilerliyorlardı Yanmak erimek ve ateş denizinde kor olmak mukadderattı onlar için Adnan İslamoğulları Külhan da yalnızca ülkücü milliyetçi camianın röntgenini çekmekle kalmıyor aynı zamanda Yeni Türkiye nin parke taşlarının nasıl döşendiğini de gözler önüne seriyor Kuyu nun karanlığı ile Külhan ın ateşi arasında bırakılan Türk milliyetçiliğinin dramatik siyasal serencamını tıpkı uzun metraj siyah beyaz bir film gibi yine ustalıkla işlerken büyük bir özenle ördüğü romanının sahici karakterlerine yine ustalıkla ruh üflemeyi ihmal etmiyor Zengin Türkçesi ve şahane üslubuyla okurunu bir dil şöleninin içerisinde ağırlıyor âdeta

Ötüken
Mumdan bir gemi limanda ateş denizine açılmak üzere son yolcularını bekliyordu Onlar ateş denizindeki mumdan gemiye binmek ve yanmak için ateşe doğru koşuyordu Önlerindeki duvarı zafer takı zannedip süratle duvara doğru koştukları gibi karanlıkta kendilerine uzatılan yılanı ip zannedip tutundukları gibi ateşin yaydığı ışığı da yollarını aydınlatacak şehrayin sanıyorlardı En fazla ne olabilirdi yanabilirlerdi Ateşten korkmuyorlardı ki yanmaktan neden korksunlardı En fazla ne olabilirdi suya ulaşamazlardı Susuzluktan korkmuyorlardı ki onlarınki zaten müzmin susuzluktu En fazla ne olabilirdi gölgeliğe varamazlardı Kuyunun dibinden geliyorlardı zaten gözleri de karanlığa alışkındı En fazla ne olabilirdi ki silinip giderlerdi bir gölge gibi Kimse onlardan bahsetmemişti ki zaten Ne bir romanları yazılmış ne bir filmleri çekilmişti Sanki hepsi Bizim Çocuklar müstearının içinde kimliksiz yaşıyorlardı Yazılmak gibi bir dertleri yoktu ki silinip gitmek umurlarında olsundu Mumdan gemilere binmişler ateş denizinde ilerliyorlardı Yanmak erimek ve ateş denizinde kor olmak mukadderattı onlar için Adnan İslamoğulları Külhan da yalnızca ülkücü milliyetçi camianın röntgenini çekmekle kalmıyor aynı zamanda Yeni Türkiye nin parke taşlarının nasıl döşendiğini de gözler önüne seriyor Kuyu nun karanlığı ile Külhan ın ateşi arasında bırakılan Türk milliyetçiliğinin dramatik siyasal serencamını tıpkı uzun metraj siyah beyaz bir film gibi yine ustalıkla işlerken büyük bir özenle ördüğü romanının sahici karakterlerine yine ustalıkla ruh üflemeyi ihmal etmiyor Zengin Türkçesi ve şahane üslubuyla okurunu bir dil şöleninin içerisinde ağırlıyor âdeta

Ötüken Neşriyat
Mumdan bir gemi limanda ateş denizine açılmak üzere son yolcularını bekliyordu Onlar ateş denizindeki mumdan gemiye binmek ve yanmak için ateşe doğru koşuyordu Önlerindeki duvarı zafer takı zannedip süratle duvara doğru koştukları