Kültürel Etkileşim Bağlamında Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi — Murat Yiğit

Kültürel Etkileşim Bağlamında Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi
Murat YiğitHiperlink
Kültürel Etkileşim Bağlamında Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi
Murat YiğitArka Kapak Yazısı Tanıtım Bülteninden Genel olarak bakıldığında dil kültür öğeleriyle örülü bir göstergeler sistemidir Canlı bir varlık olan dil kültür kabı içerisinde yoğrulur şekillenir iletişim işlevini yerine getirir Dilin temel iletişim aracı olarak kullanıldığı bütün sistemler de aynı kültür kabı üzerinden gelişim sürecine tabidir Yabancı dil öğretim süreçlerinin karşılaştırmalı kültürel etkileşim imkanlarından faydalanılarak yürütülmesi eğilimi küreselleşen dünyanın yükselen değerleri içinde yer almaktadır Yabancı dil olarak Türkçe öğrenenler çok kültürlü ortamlarda iletileri algılama anlama farklı davranış ve tutumları anlama anlamlandırma sürecine dahil olmaktadır En az iki dilin ve iki farklı kültürün bir araya geldiği bu ortamlarda öğrencilerin bağlı oldukları kaynak kültür ve ulaşmak istedikleri hedef kültür unsurlarını sentezleyebilmeleri oluşturdukları oluşturacakları bu kültürel etkileşim atmosferinde kendilerini ifade edebilmeleri gerekmektedir Yabancı dil öğretimi aynı zamanda kültür öğretimidir İnsanlar ait oldukları toplumun ve o topluma ait kültürün kelime ve kavramlarıyla kendilerini ifade ederler Bütün kelime ve kavramların arkasında bir kültür geçmişi vardır Bu sebeple yabancı dil eğitimi öğretiminin temeli kaynak kültür hedef kültür ve ortak kültür yapılarıyla örülüdür Yabancı dil öğrenen bireylerin başlangıçtaki kaygı seviyeleri en üst düzeydedir Bireyler dilini öğrenmeye çalıştığı kültürle tanıştıkça ortak kültür öğelerini keşfettikçe bu kaygı düzeyi makul seviyeye iner Kaynak kültür ve hedef kültür ekseninde oluşturulacak yabancı dil öğretim sistemleri sayesinde öğrenen bireyler ilk defa karşılaştıkları hedef kültür unsurlarına olumsuz yaklaşmayacak kısa zamanda istenir düzeyde motivasyon yabancı dil öğretiminin en önemli aşamasıdır sağlanmış olacaktır

Hiperlink Yayınları
Dil aslında sadece kelimelerden ibaret bir iletişim aracı değildir içinde yaşanılan kültürle iç içe geçmiş onu yansıtan canlı bir yapıdır Her dil o dili konuşan toplumun alışkanlıklarını değerlerini ve yaşam biçimini taşır Bu nedenle bir dili öğrenmek o toplumun dünyaya bakışını da anlamak demektir Yabancı dil öğretiminde son yıllarda öne çıkan yaklaşımlardan biri de dili kültürüyle birlikte öğretmek yani öğrenen kişiyi hem dilsel hem de kültürel bir yolculuğa çıkarmaktır Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen bireyler bu yolculukta hem kendi kültürel kökenlerini korumaya çalışır hem de yeni bir kültürü anlamaya yorumlamaya ve içselleştirmeye gayret eder İki farklı kültürün bir araya geldiği bu çok renkli ortamda bireylerin kendi geçmişlerinin yanında ulaşmak istedikleri kültürel hedefleri harmanlayarak kendilerini ifade edebilmeleri önem kazanmaktadır Unutmamak gerekir ki bir dili öğretmek aynı zamanda o dilin kültürünü öğretmektir İnsanlar düşüncelerini duygularını ve deneyimlerini ait oldukları kültürün sözcükleriyle anlatır Her kelimenin arkasında bir yaşam tarzı bir geçmiş bir anlam yükü vardır Bu yüzden bir dili öğrenirken onun ait olduğu kültürü tanımak yemeklerinden müziğine günlük yaşam alışkanlıklarından mizah anlayışına kadar birçok ögeyi de keşfetmek gerekir Yabancı bir dil öğrenmeye başlayan bireylerde genellikle ilk etapta yüksek düzeyde bir kaygı oluşur Ancak zamanla hedef dilin ait olduğu kültür tanındıkça ve iki kültür arasındaki benzerlikler fark edildikçe bu kaygı azalır Böylece öğrenme daha keyifli ve verimli bir hale gelir Kaynak kültür ile hedef kültür arasında kurulan köprüler sayesinde birey yeni bir dil öğrenmenin aslında yeni bir dünyayı tanımak olduğunu fark eder Bu farkındalık dil öğrenme motivasyonunu da önemli ölçüde artırır

Hiperlink Yayınları
Dil aslında sadece kelimelerden ibaret bir iletişim aracı değildir içinde yaşanılan kültürle iç içe geçmiş onu yansıtan canlı bir yapıdır Her dil o dili konuşan toplumun alışkanlıklarını değerlerini ve yaşam biçimini taşır Bu nedenle bir dili öğrenmek o toplumun dünyaya bakışını da anlamak demektir Yabancı dil öğretiminde son yıllarda öne çıkan yaklaşımlardan biri de dili kültürüyle birlikte öğretmek yani öğrenen kişiyi hem dilsel hem de kültürel bir yolculuğa çıkarmaktır Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen bireyler bu yolculukta hem kendi kültürel kökenlerini korumaya çalışır hem de yeni bir kültürü anlamaya yorumlamaya ve içselleştirmeye gayret eder İki farklı kültürün bir araya geldiği bu çok renkli ortamda bireylerin kendi geçmişlerinin yanında ulaşmak istedikleri kültürel hedefleri harmanlayarak kendilerini ifade edebilmeleri önem kazanmaktadır Unutmamak gerekir ki bir dili öğretmek aynı zamanda o dilin kültürünü öğretmektir İnsanlar düşüncelerini duygularını ve deneyimlerini ait oldukları kültürün sözcükleriyle anlatır Her kelimenin arkasında bir yaşam tarzı bir geçmiş bir anlam yükü vardır Bu yüzden bir dili öğrenirken onun ait olduğu kültürü tanımak yemeklerinden müziğine günlük yaşam alışkanlıklarından mizah anlayışına kadar birçok ögeyi de keşfetmek gerekir Yabancı bir dil öğrenmeye başlayan bireylerde genellikle ilk etapta yüksek düzeyde bir kaygı oluşur Ancak zamanla hedef dilin ait olduğu kültür tanındıkça ve iki kültür arasındaki benzerlikler fark edildikçe bu kaygı azalır Böylece öğrenme daha keyifli ve verimli bir hale gelir Kaynak kültür ile hedef kültür arasında kurulan köprüler sayesinde birey yeni bir dil öğrenmenin aslında yeni bir dünyayı tanımak olduğunu fark eder Bu farkındalık dil öğrenme motivasyonunu da önemli ölçüde artırır

Hiper Yayınları
Dil aslında sadece kelimelerden ibaret bir iletişim aracı değildir içinde yaşanılan kültürle iç içe geçmiş onu yansıtan canlı bir yapıdır Her dil o dili konuşan toplumun alışkanlıklarını değerlerini ve yaşam biçimini taşır Bu nedenle bir dili öğrenmek o toplumun dünyaya bakışını da anlamak demektir Yabancı dil öğretiminde son yıllarda öne çıkan yaklaşımlardan biri de dili kültürüyle birlikte öğretmek yani öğrenen kişiyi hem dilsel hem de kültürel bir yolculuğa çıkarmaktır Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen bireyler bu yolculukta hem kendi kültürel kökenlerini korumaya çalışır hem de yeni bir kültürü anlamaya yorumlamaya ve içselleştirmeye gayret eder İki farklı kültürün bir araya geldiği bu çok renkli ortamda bireylerin kendi geçmişlerinin yanında ulaşmak istedikleri kültürel hedefleri harmanlayarak kendilerini ifade edebilmeleri önem kazanmaktadır Unutmamak gerekir ki bir dili öğretmek aynı zamanda o dilin kültürünü öğretmektir İnsanlar düşüncelerini duygularını ve deneyimlerini ait oldukları kültürün sözcükleriyle anlatır Her kelimenin arkasında bir yaşam tarzı bir geçmiş bir anlam yükü vardır Bu yüzden bir dili öğrenirken onun ait olduğu kültürü tanımak yemeklerinden müziğine günlük yaşam alışkanlıklarından mizah anlayışına kadar birçok ögeyi de keşfetmek gerekir Yabancı bir dil öğrenmeye başlayan bireylerde genellikle ilk etapta yüksek düzeyde bir kaygı oluşur Ancak zamanla hedef dilin ait olduğu kültür tanındıkça ve iki kültür arasındaki benzerlikler fark edildikçe bu kaygı azalır Böylece öğrenme daha keyifli ve verimli bir hale gelir Kaynak kültür ile hedef kültür arasında kurulan köprüler sayesinde birey yeni bir dil öğrenmenin aslında yeni bir dünyayı tanımak olduğunu fark eder Bu farkındalık dil öğrenme motivasyonunu da önemli ölçüde artırır