Kültürlerarası Felsefe Açısından Hegel — Heinz Kimmerle

Kültürlerarası Felsefe Açısından Hegel
Heinz KimmerleGündoğan Yayınları
Kültürlerarası Felsefe Açısından Hegel
Heinz Kimmerle1930 doğumlu Heinz Kimmerle emekli felsefe profesörüdür Görevinin son beş yılında Rotterdam Erasmus Üniversitesi Kültürlerarası Felsefenin Temelleri Vakıf Kürsüsü başkanlığını yaptı O zamandan bu yana araştırmalarının ağırlık merkezini Afrika felsefesi özelinde kültürlerarası felsefe oluşturmakta Hegeli okumak basit bir girişim değildir ve onun kültürlerarası okunuşu ise özel güçlükler içerir Hegelin Avrupa dışı kültürler ve felsefeleri hakkındaki iyi bilinen çarpık ifadeleri kültürlerarası bir Hegel okumasının pek de verimli olmayacağı izlenimini verir Ne var ki onun düşüncesinin oluşum tarihini gözeten ve sistemli olarak yapılacak sabırlı bir yorum bu güçlüklerin pek çoğunu ortadan kaldırır Sonuç olarak onun Avrupa dışı kültürleri değerlendirmesinde beliren önyargıların pek de Hegel ile değil Avrupa ile ilişkili olduğu görülür ki Hegel Avrupanın düşünüş tarzını özellikle berrak ve radikal bir biçimde özümsemişti Erken Yazılarının 1797 1800 sonlarında Hegel aynı zamanda kendi felsefe sistemi kurma çalışmasının çıkış noktasını teşkil eden sevgi ve yaşam kavramlarına ulaşmakta Bu kavramlar dünyanın ve insanın anlaşılması bakımından özellikle tarihsel belirlenimleri içerisinde fakat aynı zamanda kültürlerarası düzlemde de son derece önem taşırlar Bir yandan Yahudilere karşı ayrımcılık diğer yandan Yunanlıların idealleştirilmesi dünyanın Avrupa dışı bölgelerine yanlış bir bakış tarzının göstergesidirler Geç döneminden tamamen farklı olarak Hegel erken Fichte ve Schellingin Felsefe Sistemlerinin Farkı 1801 yazısında felsefenin veya felsefe içerisinde felsefi olanın tarihinin olmadığı her zaman için aynı olduğundan hareket eder Değişen şey bir dönemin yapı malzemesi hatta şöyle demek de mümkün onun içinde ya da ondan çıkarak bir felsefenin işlendiği spesifik kültürel bağlamdır Bu zamansal tarihsel bakış tarzını coğrafi ve kültürel olan üzerine de aktarmak mümkündür ki bu felsefenin görevinin her zaman ve her yerde aynı olduğunu varsayımına götürür Kölelikten kurtuluşun koşullarını sergilediğinden Tinin Fenomenolojisindeki 1807 köle ve efendi diyalektiği çok kereler dikkatleri üzerine çekti ve yorumlandı Hegelin Afrikayı ve Afrika sakinlerini değerlendirmesi açısından onun bu diyalektiği ve buna bağlı olan tanınma mücadelesini ilk kez ele aldığı Jena Sistem Taslakları Ide 1803 04 efendi ve köleden değil görünüşe göre Tahitideki zenci kölelerin ayaklanması arkaplanında efendi ve esirden sözetmesi fikir vericidir Temelde Hegelin yaptığı Aydınlanma felsefesinde tipik olduğu üzere zamanının Avrupa düşüncesini evrensel saymaktı Bu onun Mantık Biliminde 1812 17 saf ve evrensel geçerli düşüncenin açımlanması için zamanı silmek zorunda olması fakat yine aynı amaç için kendi tarihsel döneminin Almancasını kullanmasındaki tutarsızlıkta dile gelir İşte burada onun düşüncesinin ne derece kabul edilebilir olduğu konusundaki sınırlılık belki de en açık biçimde kendini gösterir Ayrıca felsefi düşüncenin evrenselliği sorusunun da yeniden sormak gerekir Burada sorunun yanıtının a posteriori bir evrensellikten geçtiğine işaret edilmekte Hukuk Felsefesinin Ana Hatlarında 1821 ayrıntılı olarak ortaya koyduğu hukuk toplum ve devlet felsefesi çerçevesinde geliştirdiği sivil toplum felsefesinde Hegel sömürgeciliğin haklılaştırılması sonucuna varır Bu sivil toplumun onu sürekli olarak sınırları dışına çıkmaya zorlayan kendi iç dinamiğinden bir bakıma kaçınılmaz olarak doğar Bu dinamikle bağlantılı problemler açıkça belirtilir fakat Hegel onların çözümlenişini devlet düzleminde aradığından bu problemleri öylece bırakır Sivil toplumun dinamiğinin toplumsal bir düzlemde dizginlenmesi mümkün değildir o etkinliğini değişen biçimlerde hep devam ettirecektir Hegelin Avrupa dışı kültürler ve felsefeleri hakkındaki yakışıksız düşünceleri onun bu konudaki en göze batan olumsuz değerlendirmeleri yaptığı Alt Sahra Afrikası örneğinde sergilenir O 1820li yıllarda çok kereler vermiş olduğu Dü

GÜNDOĞAN YAYINLARI
çev. Alper Tolga Çırakoğlu
Ülkemizdeki akademik düzeydeki felsefe çalışmaları çoğunlukla filozofları ve felsefi akımları inceleme anlama ve takip etme çerçevesinde kaldığından Avrupa felsefesi klasiklerindeki modernist ve avrupamerkezci sayıltılar gereken dikkati çekmemekte ya da yanlış anlaşılma kaygısı ile felsefi eleştirinin konusunu edilmemektedir Türkçede Afrika Felsefesi adlı kitabıyla tanınan felsefe profesörü Heinz Kimmerle Kültürlerarası Felsefe Açısından Hegel adlı bu incelemesi ile Avrupa da görece yeni ve marjinal olan bu türden bir okumanın bir örneğini vermekte 1989 dan beri Kültürlerarası Felsefe Topluluğu nun bilimsel kurul üyesi olan ve Avrupa dışı felsefe gelenekleri çalışmaları ile tanınan Kimmerle esnek ve önyargısız bir felsefe tanımlaması ile farklı kültürlerin düşünce geleneklerini birbirlerine yaklaştırmaya ve Avrupa felsefi geleneğinin katı kültürmerkezciliğini aşmaya çalışmakta

Gündoğan Yayınları
Türkçede ilk olarak Afrika Felsefesi adlı kitabı ile tanınan Kimmerle yi Avrupa dışı felsefe geleneklerini ciddiye alarak onlarla somut olarak uğraşmaya yönlendiren şey Jacques Derridas nın Avrupa felsefesindeki kültürmerkezciliği eleştirisi ve Julia Kristeva nın ötekilik kavramı hakkındaki incelemeleri olmuştur Gilles Deleuze ün Fark ve Tekrar 1968 adlı kitabında ortaya koyduğu farklılık teorisine dayanan Fransız diferans felsefesini yakından inceleyen Kimmerle bu felsefenin klasik Avrupa felsefesinin temelinde yattığını ileri sürdüğü özdeşlik mantığını eleştirisinden hareketle öteki ni kendinin karşıtı olarak kavranmadığı farklı düşünce geleneklerine ilgi göstermiş ve Avrupa üniversitelerinde egemen olan felsefenin Avrupa düşünce dünyasının ürünü olduğu ve başka düşünce geleneklerinin felsefe olarak adlandırılamayacağı yolundaki fikrin sömürgeciliğin bir mirası olduğunu sonucuna varmıştır Kimmerle Fransız diferans felsefesinin kendi ve öteki algısı gibi konulardaki eleştirel çıkarımlarını kültürlerin birbirleri ile ilişkilerine aktararak buradan farklı düşünce geleneklerinin eşdeğerliliğini ve diyaloğunu baz alan kültürlerarası felsefeye ulaştığını vurgular

GÜNDOĞAN YAYINLARI
çev. Alper T. Çırakoğlu
Türkçede ilk olarak Afrika Felsefesi adlı kitabı ile tanınan Kimmerle yi Avrupa dışı felsefe geleneklerini ciddiye alarak onlarla somut olarak uğraşmaya yönlendiren şey Jacques Derridas nın Avrupa felsefesindeki kültürmerkezciliği eleştirisi ve Julia Kristeva nın ötekilik kavramı hakkındaki incelemeleri olmuştur Fransız ayrım felsefesinin klasik Avrupa felsefesinin temelinde yattığını ileri sürdüğü özdeşlik mantığını eleştirisinden hareketle öteki ni kendinin karşıtı olarak kavranmadığı farklı düşünce geleneklerine ilgi gösteren Kimmerle Avrupa üniversitelerinde hakim olan felsefenin Avrupa düşünce dünyasının ürünü olduğu ve öteki düşünce geleneklerinin felsefe olarak adlandırılamayacağı yolundaki fikrin sömürgecilik döneminin bir mirası olduğunu söyler Kimmerle Fransız ayrım felsefesinin kendi ve öteki algısı gibi konulardaki eleştirel çıkarımlarını kültürlerlerin birbirleri ile ilişkilerine aktararak buradan farklı düşünce geleneklerinin eşdeğerliliğini ve diyaloğu baz alan kültürlerarası felsefeye ulaştığını vurgular Kimmerle 80 li yılların sonlarından itibaren sadece Afrika daki yazılı ve sözlü düşünce gelenekleri üzerine yoğunlaşmakla kalmamış Nayrobi Kenya ve Gana da misafir profesör olarak ders vermiş Güney Afrika da Bantustan ve Pretoria da felsefe bölümlerinin kuruluşuna destek vermiştir Masabaşı felsefesine kuşkuyla bakmış olan Kimmerle Senegal Mali Güney Afrika Fildişi Cumhuriyeti gibi çeşitli Afrika ülkelerindeki felsefecilerle ortak projeler gerçekleştirmiştir 1996 da Kültürlerarası Felsefe ve Sanat Vakfı nı kurarak başkanlığını başkanlığı yapmış olan Kimmerle ölümüne dek 1989 dan beri Kültürlerarası Felsefe Topluluğu nun bilimsel kurulunda yer almaktaydı