Kum Saati — Zafer Yıldırım

Kum Saati
Zafer YıldırımVaveyla Yayıncılık
Kum Saati
Zafer YıldırımTahayyülü kasvete sarınan bir yolculukta yarım kalan aşkların dilin ucunda soluklanan anıların iki yabancının beraberce tutunduğu bir başına adsız bir duygunun öyküsü Kum Saati Ege açıklarında başlayıp Akropolis in yansımalarında kendini arayan yabancılık kavramını dostlukla sınayarak iki farklı milletten insanı güçlü bir duyguda birleştiren bir anlatı Her sayfada öykünün içindeki üçüncü kişi olarak olayları dinlediğinizi hissettiren içsel bir yolculuğun ortasında insanlığa ait duyguları tüm ölçütleri geride bırakarak yalnızca dostluk kavramında harmanlayan güçlü bir kalemden bir denizcinin hikâyesi Eleni susmuştu yıldızlar susmuştu Akropolis susmuştu Sessizlik ustura ağzı gibi keskin gelip aramıza durmuştu Dokunsan derin bir yara açacak ve oluk oluk kan akacak gibiydi Ve beni kan tutuyordu Konuyu değiştirsem bir türlü değiştirmesem bir türlü ne diyeceğimi bilememek ayrı bir sıkıntıydı Yalpalıyordum ve bu yalpalardan kurtulmak zorundaydım Kolumu kaldırdım Eleni nin arkasından dolaştırıp omzundan tutup yavaşça kendime doğru çektim Sanki o da o anda başını koyacak bir omuz arıyormuşçasına itiraz etmeden başını omzuma koydu

Vaveyla Yayıncılık
Tahayyülü kasvete sarınan bir yolculukta yarım kalan aşkların dilin ucunda soluklanan anıların iki yabancının beraberce tutunduğu bir başına adsız bir duygunun öyküsü Kum Saati Ege açıklarında başlayıp Akropolis in yansımalarında kendini arayan yabancılık kavramını dostlukla sınayarak iki farklı milletten insanı güçlü bir duyguda birleştiren bir anlatı Her sayfada öykünün içindeki üçüncü kişi olarak olayları dinlediğinizi hissettiren içsel bir yolculuğun ortasında insanlığa ait duyguları tüm ölçütleri geride bırakarak yalnızca dostluk kavramında harmanlayan güçlü bir kalemden bir denizcinin hikâyesi Eleni susmuştu yıldızlar susmuştu Akropolis susmuştu Sessizlik ustura ağzı gibi keskin gelip aramıza durmuştu Dokunsan derin bir yara açacak ve oluk oluk kan akacak gibiydi Ve beni kan tutuyordu Konuyu değiştirsem bir türlü değiştirmesem bir türlü ne diyeceğimi bilememek ayrı bir sıkıntıydı Yalpalıyordum ve bu yalpalardan kurtulmak zorundaydım Kolumu kaldırdım Eleni nin arkasından dolaştırıp omzundan tutup yavaşça kendime doğru çektim Sanki o da o anda başını koyacak bir omuz arıyormuşçasına itiraz etmeden başını omzuma koydu

Vaveyla Yayıncılık
Tahayyülü kasvete sarınan bir yolculukta yarım kalan aşkların dilin ucunda soluklanan anıların iki yabancının beraberce tutunduğu bir başına adsız bir duygunun öyküsü Kum Saati Ege açıklarında başlayıp Akropolis in yansımalarında kendini arayan yabancılık kavramını dostlukla sınayarak iki farklı milletten insanı güçlü bir duyguda birleştiren bir anlatı Her sayfada öykünün içindeki üçüncü kişi olarak olayları dinlediğinizi hissettiren içsel bir yolculuğun ortasında insanlığa ait duyguları tüm ölçütleri geride bırakarak yalnızca dostluk kavramında harmanlayan güçlü bir kalemden bir denizcinin hikâyesi Eleni susmuştu yıldızlar susmuştu Akropolis susmuştu Sessizlik ustura ağzı gibi keskin gelip aramıza durmuştu Dokunsan derin bir yara açacak ve oluk oluk kan akacak gibiydi Ve beni kan tutuyordu Konuyu değiştirsem bir türlü değiştirmesem bir türlü ne diyeceğimi bilememek ayrı bir sıkıntıydı Yalpalıyordum ve bu yalpalardan kurtulmak zorundaydım Kolumu kaldırdım Eleni nin arkasından dolaştırıp omzundan tutup yavaşça kendime doğru çektim Sanki o da o anda başını koyacak bir omuz arıyormuşçasına itiraz etmeden başını omzuma koydu

Vaveyla Yayıncılık
Tahayyülü kasvete sarınan bir yolculukta yarım kalan aşkların dilin ucunda soluklanan anıların iki yabancının beraberce tutunduğu bir başına adsız bir duygunun öyküsü Kum Saati Ege açıklarında başlayıp Akropolis in yansımalarında kendini arayan yabancılık kavramını dostlukla sınayarak iki farklı milletten insanı güçlü bir duyguda birleştiren bir anlatı Her sayfada öykünün içindeki üçüncü kişi olarak olayları dinlediğinizi hissettiren içsel bir yolculuğun ortasında insanlığa ait duyguları tüm ölçütleri geride bırakarak yalnızca dostluk kavramında harmanlayan güçlü bir kalemden bir denizcinin hikâyesi Eleni susmuştu yıldızlar susmuştu Akropolis susmuştu Sessizlik ustura ağzı gibi keskin gelip aramıza durmuştu Dokunsan derin bir yara açacak ve oluk oluk kan akacak gibiydi Ve beni kan tutuyordu Konuyu değiştirsem bir türlü değiştirmesem bir türlü ne diyeceğimi bilememek ayrı bir sıkıntıydı Yalpalıyordum ve bu yalpalardan kurtulmak zorundaydım Kolumu kaldırdım Eleni nin arkasından dolaştırıp omzundan tutup yavaşça kendime doğru çektim Sanki o da o anda başını koyacak bir omuz arıyormuşçasına itiraz etmeden başını omzuma koydu img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img