Kumru Yuvası — Asalet Salgınoğlu

Kumru Yuvası
Asalet SalgınoğluÇınaraltı Yayınları
Kumru Yuvası
Asalet SalgınoğluAsalet Salgınoğlu tarafından kaleme alınan Kumru Yuvası Çınaraltı Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Kumru Yuvası Asalet Salgınoğlu Kitap Özeti Sokak aralarındaki soğuk çeşmeler gibiydi hayatım Faytonların önünde dili dışarıda dört nala koşan atın yelesi gibi rüzgâra saldım tüm kederimi savrulsun diye Kendi kendime öğrendiğim bir şey var Çaresizlikte bulduğum bir yol Beni mutsuz eden her şeyden yüzümü çeviremesem de gönlümü çeviriyorum Gönlü görmezse gözü de görmüyor insanın Dolayısıyla nasıl bir ferahlık anlatamam Hayatın sırtınıza yüklediği küfeyi bir ucundan tutmak gibi Eski konağa geri dönmüş gibi Kumru yuvasının kenarında kollarımı bağlayıp şehre tepeden bakar gibi Ahh eski konak Sen hiç bağlama kollarını hep aç ve kucakla beni Bir kumru kadar yerim olsa da onunki çalı çırpıdan benimki eski tahtalardan Bahçedeki tarihî çeşme gibi akıp geçse de yıllar ömrümü senden uzağa atma At arabalarının gelip geçtiği atların nal seslerinin yankılandığı Osmanlı kokan sokak aralarında kaybet beni Söz kimse duymaz sesimi Bir tek Paşam Sultan bilir yerimi O da bir tek rüyalarıma gelir bir de dualarıma Yayınevi Çınaraltı Yayınları Yazar Asalet Salgınoğlu Sayfa 160 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mart 2021 Barkod 9786257131476 Kategori Edebiyat Kitapları Roman Edebiyat 7 Sepet Kitap Seç Al 10 Kitap 350TL

Çınaraltı Yayın Dağıtım
Sokak aralarındaki soğuk çeşmeler gibiydi hayatım Faytonların önünde dili dışarıda dört nala koşan atın yelesi gibi rüzgâra saldım tüm kederimi savrulsun diye Kendi kendime öğrendiğim bir şey var Çaresizlikte bulduğum bir yol Beni mutsuz eden her şeyden yüzümü çeviremesem de gönlümü çeviriyorum Gönlü görmezse gözü de görmüyor insanın Dolayısıyla nasıl bir ferahlık anlatamam Hayatın sırtınıza yüklediği küfeyi bir ucundan tutmak gibi Eski konağa geri dönmüş gibi Kumru yuvasının kenarında kollarımı bağlayıp şehre tepeden bakar gibi Ahh eski konak Sen hiç bağlama kollarını hep aç ve kucakla beni Bir kumru kadar yerim olsa da onunki çalı çırpıdan benimki eski tahtalardan Bahçedeki tarihî çeşme gibi akıp geçse de yıllar ömrümü senden uzağa atma At arabalarının gelip geçtiği atların nal seslerinin yankılandığı Osmanlı kokan sokak aralarında kaybet beni Söz kimse duymaz sesimi Bir tek Paşam Sultan bilir yerimi O da bir tek rüyalarıma gelir bir de dualarıma

Çınaraltı Yayın Dağıtım
Sokak aralarındaki soğuk çeşmeler gibiydi hayatım Faytonların önünde dili dışarıda dört nala koşan atın yelesi gibi rüzgâra saldım tüm kederimi savrulsun diye Kendi kendime öğrendiğim bir şey var Çaresizlikte bulduğum bir yol Beni mutsuz eden her şeyden yüzümü çeviremesem de gönlümü çeviriyorum Gönlü görmezse gözü de görmüyor insanın Dolayısıyla nasıl bir ferahlık anlatamam Hayatın sırtınıza yüklediği küfeyi bir ucundan tutmak gibi Eski konağa geri dönmüş gibi Kumru yuvasının kenarında kollarımı bağlayıp şehre tepeden bakar gibi Ahh eski konak Sen hiç bağlama kollarını hep aç ve kucakla beni Bir kumru kadar yerim olsa da onunki çalı çırpıdan benimki eski tahtalardan Bahçedeki tarihî çeşme gibi akıp geçse de yıllar ömrümü senden uzağa atma At arabalarının gelip geçtiği atların nal seslerinin yankılandığı Osmanlı kokan sokak aralarında kaybet beni Söz kimse duymaz sesimi Bir tek Paşam Sultan bilir yerimi O da bir tek rüyalarıma gelir bir de dualarıma

ÇINARALTI YAYINCILIK
Sokak aralarındaki soğuk çeşmeler gibiydi hayatım Faytonların önünde dili dışarıda dört nala koşan atın yelesi gibi rüzgâra saldım tüm kederimi savrulsun diye Kendi kendime öğrendiğim bir şey var Çaresizlikte bulduğum bir yol Beni mutsuz eden her şeyden yüzümü çeviremesem de gönlümü çeviriyorum Gönlü görmezse gözü de görmüyor insanın Dolayısıyla nasıl bir ferahlık anlatamam Hayatın sırtınıza yüklediği küfeyi bir ucundan tutmak gibi Eski konağa geri dönmüş gibi Kumru yuvasının kenarında kollarımı bağlayıp şehre tepeden bakar gibi Ahh eski konak Sen hiç bağlama kollarını hep aç ve kucakla beni Bir kumru kadar yerim olsa da onunki çalı çırpıdan benimki eski tahtalardan Bahçedeki tarihî çeşme gibi akıp geçse de yıllar ömrümü senden uzağa atma At arabalarının gelip geçtiği atların nal seslerinin yankılandığı Osmanlı kokan sokak aralarında kaybet beni Söz kimse duymaz sesimi Bir tek Paşam Sultan bilir yerimi O da bir tek rüyalarıma gelir bir de dualarıma

Çınaraltı Yayınları
Sokak aralarındaki soğuk çeşmeler gibiydi hayatım Faytonların önünde dili dışarıda dört nala koşan atın yelesi gibi rüzgâra saldım tüm kederimi savrulsun diye Kendi kendime öğrendiğim bir şey var Çaresizlikte bulduğum bir yol Beni mutsuz eden her şeyden yüzümü çeviremesem de gönlümü çeviriyorum Gönlü görmezse gözü de görmüyor insanın Dolayısıyla nasıl bir ferahlık anlatamam Hayatın sırtınıza yüklediği küfeyi bir ucundan tutmak gibi Eski konağa geri dönmüş gibi Kumru yuvasının kenarında kollarımı bağlayıp şehre tepeden bakar gibi Ahh eski konak Sen hiç bağlama kollarını hep aç ve kucakla beni Bir kumru kadar yerim olsa da onunki çalı çırpıdan benimki eski tahtalardan Bahçedeki tarihî çeşme gibi akıp geçse de yıllar ömrümü senden uzağa atma At arabalarının gelip geçtiği atların nal seslerinin yankılandığı Osmanlı kokan sokak aralarında kaybet beni Söz kimse duymaz sesimi Bir tek Paşam Sultan bilir yerimi O da bir tek rüyalarıma gelir bir de dualarıma

Çınaraltı Yayınları
Sokak aralarındaki soğuk çeşmeler gibiydi hayatım Faytonların önünde dili dışarıda dört nala koşan atın yelesi gibi rüzgâra saldım tüm kederimi savrulsun diye Kendi kendime öğrendiğim bir şey var Çaresizlikte bulduğum bir yol Beni mutsuz eden her şeyden yüzümü çeviremesem de gönlümü çeviriyorum Gönlü görmezse gözü de görmüyor insanın Dolayısıyla nasıl bir ferahlık anlatamam Hayatın sırtınıza yüklediği küfeyi bir ucundan tutmak gibi Eski konağa geri dönmüş gibi Kumru yuvasının kenarında kollarımı bağlayıp şehre tepeden bakar gibi Ahh eski konak Sen hiç bağlama kollarını hep aç ve kucakla beni Bir kumru kadar yerim olsa da onunki çalı çırpıdan benimki eski tahtalardan Bahçedeki tarihî çeşme gibi akıp geçse de yıllar ömrümü senden uzağa atma At arabalarının gelip geçtiği atların nal seslerinin yankılandığı Osmanlı kokan sokak aralarında kaybet beni Söz kimse duymaz sesimi Bir tek Paşam Sultan bilir yerimi O da bir tek rüyalarıma gelir bir de dualarıma

Çınaraltı Yayınları
Sokak aralarındaki soğuk çeşmeler gibiydi hayatım Faytonların önünde dili dışarıda dört nala koşan atın yelesi gibi rüzgâra saldım tüm kederimi savrulsun diye Kendi kendime öğrendiğim bir şey var Çaresizlikte bulduğum bir yol Beni mutsuz eden her şeyden yüzümü çeviremesem de gönlümü çeviriyorum Gönlü görmezse gözü de görmüyor insanın Dolayısıyla nasıl bir ferahlık anlatamam Hayatın sırtınıza yüklediği küfeyi bir ucundan tutmak gibi Eski konağa geri dönmüş gibi Kumru yuvasının kenarında kollarımı bağlayıp şehre tepeden bakar gibi Ahh eski konak Sen hiç bağlama kollarını hep aç ve kucakla beni Bir kumru kadar yerim olsa da onunki çalı çırpıdan benimki eski tahtalardan Bahçedeki tarihî çeşme gibi akıp geçse de yıllar ömrümü senden uzağa atma At arabalarının gelip geçtiği atların nal seslerinin yankılandığı Osmanlı kokan sokak aralarında kaybet beni Söz kimse duymaz sesimi Bir tek Paşam Sultan bilir yerimi O da bir tek rüyalarıma gelir bir de dualarıma

Çınaraltı Yayınları
Sokak aralarındaki soğuk çeşmeler gibiydi hayatım Faytonların önünde dili dışarıda dört nala koşan atın yelesi gibi rüzgâra saldım tüm kederimi savrulsun diye Kendi kendime öğrendiğim bir şey var Çaresizlikte bulduğum bir yol Beni mutsuz eden her şeyden yüzümü çeviremesem de gönlümü çeviriyorum Gönlü görmezse gözü de görmüyor insanın Dolayısıyla nasıl bir ferahlık anlatamam Hayatın sırtınıza yüklediği küfeyi bir ucundan tutmak gibi Eski konağa geri dönmüş gibi Kumru yuvasının kenarında kollarımı bağlayıp şehre tepeden bakar gibi Ahh eski konak Sen hiç bağlama kollarını hep aç ve kucakla beni Bir kumru kadar yerim olsa da onunki çalı çırpıdan benimki eski tahtalardan Bahçedeki tarihî çeşme gibi akıp geçse de yıllar ömrümü senden uzağa atma At arabalarının gelip geçtiği atların nal seslerinin yankılandığı Osmanlı kokan sokak aralarında kaybet beni Söz kimse duymaz sesimi Bir tek Paşam Sultan bilir yerimi O da bir tek rüyalarıma gelir bir de dualarıma