Kün — Sezgin Kaymaz

Kün
Sezgin Kaymazİletişim Yayınları
Kün
Sezgin KaymazAnkara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor Tanıtım Bülteninden

İletişim Yayınları - Çağdaş Türk Edebiyatı Dizisi
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor Tanıtım Bülteninden

İLETİŞİM YAYINLARI
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor

Kün

İletişim Yayınları
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor

İletişim Yayınevi
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor

İletişim Yayınevi
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor

İletişim Yayınları
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor Kitabın internet sitesi için tıklayın Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın

İletişim Yayınları
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angaranın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymazın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor

İLETİŞİM YAYINLARI
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor Yayınevi İLETİŞİM YAYINLARI Yazar SEZGİN KAYMAZ Sayfa Sayısı 479 SAYFA Yıl 2013

İletişim
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamber devesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor

İletişim Yayınları
Ankara Çayı bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor evlâd ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine kulak memelerine doğru sallıyordu Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları terli enselere çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu Börtü böcek antenini sallıyor kıllı bacaklarını sıvazlıyordu Danaburnu topraktaki tohuma uçuç böceği yapraktaki bite tırtıl yaprağa solucan toprağa saldırıyor peygamberdevesi alayına saldırıyordu Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı Bahar gelmişti Kün yani Ol Neleri neleri olduran bir roman Kün Ölülerin daha da ölebildiği ya da tam ölemediği cami imamıyla ateistin birbirini aydınlatabildiği köpeklerin hem de Konya ağzıyla konuşabildiği el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar iyiler canını dişine takıyor feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor Sezgin Kaymaz kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor Sıradan denen insanların sıradan denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı Angara nın kıyısına rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca Eski Konya Eski taşra yaşantısı Sezgin Kaymaz ın gizemine mizahına olay örgüsüne anlatıcılığına tutulanlar kadar yerliliğine de tutulanlar yok mu Kün her zevke yetişiyor her şeyi olduruyor img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img