MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Kur an ın Öğrettiği Kavramlar 14 Tevil — Fatih Orum

Kur an ın Öğrettiği Kavramlar 14 Tevil
36,00
Kuran ve Kuran ÜzerineDiğerİslamiyet

Kur an ın Öğrettiği Kavramlar 14 Tevil

Fatih Orum

Süleymaniye Vakfı Yayınları

20171. baskı
10x172. Hamur
D&REn ucuz

Kur an ın Öğrettiği Kavramlar 14 Tevil

Fatih Orum

Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki kitapçığında sûre kavramını Kur ân dan hareketle ele alacağız Bilindiği üzere sûre denildiğinde akla elimizdeki mushafların 114 bölümünden her biri gelir Ancak Kur ân daki kullanımlarına bakıldığında sûre kelimesinin bunu aşan bir anlam derinliği olduğu görülecektir Elinizdeki kitapçıkta tespit edilmeye çalışılacak olan anlam dikkate alınmadan sûre kelimesinin geçtiği âyetlerin doğru bir şekilde anlaşılması pek mümkün olmayacaktır Geleneksel anlamda yani mushafın 114 bölümünden her birine sûre denilir şeklindeki bir kullanım kelimenin geçtiği bazı âyetlerin anlamlandırması ve izahında sıkıntılara sebebiyet vermektedir Örnek olarak Türkiye Diyanet Vakfı na ait mealde Hûd sûresinin 13 âyetine verilen anlamı aktaralım Yoksa Onu Kur an ı kendisi uydurdu mu diyorlar De ki Eğer doğru iseniz Allah tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin Yukarıdaki mealin hemen devamında şu açıklama yapılıyor Bu meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir Daha sonra inen âyet i kerimelerle bu miktar üç âyete kadar indirilmesine rağmen onlar buna da cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır Bu sonuç Kur an ın Allah kelâmı olduğunun büyük bir delilidir Yukarıdaki açıklamada daha sonra inen âyetlerle on sûre üzerinden yapılan meydan okumanın üç âyete kadar indirildiğinden bahsedilmektedir Kur ân da ne bir âyet ne de üç âyet getirilmesine dair bir talep vardır Bir âyette on sûre iki âyette de bir sûre getirilmesi talep edilmektedir Muhtemelen Kur ân da en kısa sûrenin üç âyetten oluşmasından hareketle bir sûre getirilmesini talep eden âyetin aslında üç ayet getirilmesini talep ettiği düşünülmüştür Ancak söz konusu âyetlerde mesele bir ya da üç âyet getirme değil sûre getirme meselesidir Bunun temelinde de sûre kelimesine Kur ân ın verdiği özel anlam vardır Buna dikkat edilmediği için sûre kelimesinin geçtiği âyetlerle ilgili açıklamalar anlamsız olmaktadır Diyanet İşleri Başkanlığı nca neşredilen Kur an Yolu isimli tefsirdeki Hûd sûresinin 13 âyetiyle ilgili şu ifadeler bunun bir örneğidir İnkârcılar Hz Muhammed in peygamber olduğuna inanmıyor Kur an ın bir vahiy ürünü değil kendisinin uydurduğu düzmece bir kitap olduğunu ancak insanlar tarafından kabul edilmesi için Allah tan gelen bir vahiy olarak ileri sürdüğünü iddia ediyorlardı 13 âyet onların bu iddialarına cevap vermekte ve bir insanın böyle üstün meziyetlerle donatılmış bir kitabı getirmesinin mümkün olduğuna inanıyorlarsa Allah tan başka yardıma çağırabilecekleri yüksek düzeyli edip şair ve benzeri kimseleri de çağırarak Kur an ın tamamının değil sadece on sûresinin benzerini getirmelerini istemek suretiyle onlara meydan okumaktadır Bu miktar Yûnus sûresinin 10 38 âyeti ile Bakara sûresinin 23 âyetinde bir sûreye kadar indirilmiş olmasına rağmen Arapça yı en güzel bir şekilde kullanan müşrikler buna cesaret edemedikleri gibi bir âyetin benzerini dahi yapamamışlardır Serinin daha önceki kitapçıklarında kur ân kavramına dair bazı tespitler yapılmıştı ve Kur ân ın anlaşılmasında kur ân ın çok önemli bir kavram olduğuna dikkat çekilmişti Elinizdeki kitapçıkta benzer durumun sûre kavramı için de geçerli olduğu görülecekti Tanıtım Bülteninden

Şehadet Kitap
56,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201744 sf.
Şehadet Kitap

Kur ân ı anlama ilminin önemli kavramlardan biri de te vîldir Yüce Allah Kitabı belli bir ilme göre tafsîl ettiğini yani detaylandırdığını detaylandırma işinin âyetler arası irtibatlarla gerçekleştiğini irtbatların kurulmasında da Arapça nın dikkate alındığın bildirmektedir Arapça dikkate alınarak konu benzerliği olan âyetlerin bir araya getirilmesiyle her konunun kur ân ları yani anlam kümeleri oluşturulmaktadır Anlam kümelerinin oluşturulmasında âyetler arasında Allahın kurduğu bağlantıların dikkate alınması gerekmektedir Te vîl kavramı bu yönüyle önem arzetmektedir Elinizdeki çalışmada te vîl kavramına bu yönüyle dikkat çekilmiştir Te vîlin herhangi bir şeyin ilgili olduğu diğer şeylerle irtibatı bağlamında hem sözlüklerde hem de Kur ân daki kullanımlarına atıfta bulunulduktan sonra Kur ân ı anlama ilmi yönüyle ifade ettiği anlam ve önem vurgulanmıştır Kelimenin geçtiği âyetlerin meallerinin yanı sıra fıkıh usûlünde kelimeye yüklenen anlam göstermektedir ki pek çok kavram gibi te vîl kavramı da tahrifata maruz kalmıştır Mesela edebi ve teknik ifadelerden soyutlayarak ifade etmek gerekirse fıkıh usûlünde te vîl herhangi bir kelime ya da ayete insanlar tarafından konular ilkeler gereğince bir anlam takdir etme işidir Dr Fatih Orum

Şehadet Kitap
56,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201752 sf.
Şehadet Kitap

Kur ân da tebyîn tafsîl tasrîf gibi farklı kelimeler geçse de genelde meallerde bu kelimelere açıklama anlamı verilir Örnek olması açısından Diyanet Vakfı Mealini dikkate alarak üç kavrama verilen anlamları görelim

Şehadet Kitap
56,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201750 sf.
Şehadet Kitap

Yüce Allah Âdem i yaratma kararı aldığında melekler bu konudaki çekincelerini dile getirmişler yeryüzünde düzenin bozulacağını kan döküleceğini söylemişlerdi Rabbimizin Meleklere cevap verme şekli etkileyiciydi Âdem e isimleri öğretmek İsimler içerikten yoksun olamayacağına göre Âdem e eşyanın hakikati neye yaradıkları ifade biçimleri ilişkileri öğretilmiş olmalıydı Melekelerin ona saygı duymasını gerektiren vasıf da muhtemelen bu olmuştu Bu vasfıyla insan gördüklerini öğrendiklerini ve düşündüklerini ifade edecek bunları kayda da geçirebilecekti Çünkü Rabbi ona beyanı ve kaydı kalemi öğretmişti Yani risaletle ilgili bildirimlerin kendisine kelimelerle iletilmesine hazır olarak yaratılmıştı insan Ona değer kazandıran bu özelliğin onun felaketi de olabileceğini öğrenmesi çok uzun sürmedi Âdem in İblis onu kelimelerle büyüledi sonsuzluk ve bitmez tükenmez saltanat vaat etti Adem yaratıcısının ve ona kelimeleri öğretenin sözünü unutmuş başka sözlerin büyüsüne kapılmış büyük yanlış yapmıştı Yine kelimelerle uyarılan Âdem sahip olduğu değeri hatırladı Rabbine kelimelerle yalvardı af diledi bağışlandı Böyle başladı kelimelerle birlikteliği insanın Önce söz mü vardı bilmiyoruz ama her ne zaman insan varsa söz de vardı bu kesin Hasılı insan için yaratıcıyla irtibatında kelimelerin önemi büyüktür Yüce yaratıcı birçok âyette gönderdiği vahye kitap olarak atıfta bulunmakta vahiyler arası irtibata dikkat çekerken kavl kavramını kullanmakta herhangi bir konuya dair açıklamaların kur ân şeklinde oluşturulduğunu bildirmektedir Tüm bunlar Allah ın kitabını anlamak için kelimelere büyük bir hassasiyetle yaklaşmamız gerektiğini göstermektedir Kur ân bize Yahudilerin kitabı tahrif ederken kelimelerle oynadıklarını haber vermektedir Bu anlamanın da karartmanın da kelimeler marifetiyle olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir Kur ân da ilahi kitapların diline vurgular yapılması anlama faaliyetinin lafız merkezli olması gerektiğini gösterir Bu atalardan tevarüs eden müktesebatı koruma ve izah etme kaygısıyla yahut yanlış usul sebebiyle lafzı küçümseme temayüllerine rağmen böyledir Kelimelerin kitapta kastedilen anlamlarının tespit edilememesi mesajın anlaşılamaması sonucunu doğurur Kur ân merkezli tanım oluşturma geleneğine sahip olmadığımız için en hayati kavramlarımız hala tanıma muhtaç durumdadır Tabii olarak kelime ve kavramlarla düşünüp anlama faaliyetinde bulunuyoruz ama tanımlarımız yanlış olduğu için âyetleri doğru anlayamıyoruz Mesela nebî ve rasûl kelimelerine dair doğru bir tanıma sahip olmadığımız için bu iki kelimenin geçtiği yüzlerle âyetin anlamı buharlaşmış oluyor Yine müteşabih âyetin ne olduğuna dair kafa karışıklığı Kur ân ı anlama bağlamında üzüntü verici sonuçlar doğuruyor Örnekleri çoğaltabiliriz kitap kur ân tasdik tebyin nesih zikir muhkem mesânî hikmet takvâ birr âyet sûre tebdîl tasrîf tafsîl tahkîm gibi pek çok kavramın tanımını Kur ân dan hareketle yeniden gözden geçirmeliyiz Hasılı kelimeleri ve kavramları önemsemeliyiz Bu vesileyle Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisiyle Kur ân ı anlamada önemli gördüğümüz bazı kavramlara dair tespitlerimizi kitapçık seviyesinde genel hatlarıyla yayınlamanın yararlı olabileceğini düşündük Böylelikle Kur ânî kavramlara karşı hem bir duyarlılık oluşsun hem de daha detaylı okumalar için bir başlangıç olsun istedik Uzun soluklu olacağını tahmin ettiğimiz bu projenin gündeme gelmesinden hayata geçmesine dek sürekli gayret gösteren Süleymaniye Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sayın H Mustafa Arslan Bey e teşekkür ederiz Öte yandan çalışmanın ilmi arka planında bulunup hiçbir konuda desteklerini esirgemeyen başta değerli hocam Prof Dr Abdulaziz Bayındır olmak üzere değerli hocalarım ve çalışma arkadaşlarım Dr Yahya Şenol Dr Abdurrahman Yazıcı Enes Alimoğlu Cemal Necim ve Erdem Uygan a teşekkür ederim Okuyucunun ulaşılan sonuçları tetkik etmesi için çalışmalarda âyetlerin metinlerine mümkün

Şehadet Kitap
56,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201744 sf.
Şehadet Kitap
Şehadet Kitap
56,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201740 sf.
Şehadet Kitap

Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki kitapçığında sûre kavramını Kur ân dan hareketle ele alacağız Bilindiği üzere sûre denildiğinde akla elimizdeki mushafların 114 bölümünden her biri gelir Ancak Kur ân daki kullanımlarına bakıldığında sûre kelimesinin bunu aşan bir anlam derinliği olduğu görülecektir Elinizdeki kitapçıkta tespit edilmeye çalışılacak olan anlam dikkate alınmadan sûre kelimesinin geçtiği âyetlerin doğru bir şekilde anlaşılması pek mümkün olmayacaktır Geleneksel anlamda yani mushafın 114 bölümünden her birine sûre denilir şeklindeki bir kullanım kelimenin geçtiği bazı âyetlerin anlamlandırması ve izahında sıkıntılara sebebiyet vermektedir Örnek olarak Türkiye Diyanet Vakfı na ait mealde Hûd sûresinin 13 âyetine verilen anlamı aktaralım Yoksa Onu Kur an ı kendisi uydurdu mu diyorlar De ki Eğer doğru iseniz Allah tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin Yukarıdaki mealin hemen devamında şu açıklama yapılıyor Bu meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir Daha sonra inen âyet i kerimelerle bu miktar üç âyete kadar indirilmesine rağmen onlar buna da cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır Bu sonuç Kur an ın Allah kelâmı olduğunun büyük bir delilidir Yukarıdaki açıklamada daha sonra inen âyetlerle on sûre üzerinden yapılan meydan okumanın üç âyete kadar indirildiğinden bahsedilmektedir Kur ân da ne bir âyet ne de üç âyet getirilmesine dair bir talep vardır Bir âyette on sûre iki âyette de bir sûre getirilmesi talep edilmektedir Muhtemelen Kur ân da en kısa sûrenin üç âyetten oluşmasından hareketle bir sûre getirilmesini talep eden âyetin aslında üç ayet getirilmesini talep ettiği düşünülmüştür Ancak söz konusu âyetlerde mesele bir ya da üç âyet getirme değil sûre getirme meselesidir Bunun temelinde de sûre kelimesine Kur ân ın verdiği özel anlam vardır Buna dikkat edilmediği için sûre kelimesinin geçtiği âyetlerle ilgili açıklamalar anlamsız olmaktadır Diyanet İşleri Başkanlığı nca neşredilen Kur an Yolu isimli tefsirdeki Hûd sûresinin 13 âyetiyle ilgili şu ifadeler bunun bir örneğidir İnkârcılar Hz Muhammed in peygamber olduğuna inanmıyor Kur an ın bir vahiy ürünü değil kendisinin uydurduğu düzmece bir kitap olduğunu ancak insanlar tarafından kabul edilmesi için Allah tan gelen bir vahiy olarak ileri sürdüğünü iddia ediyorlardı 13 âyet onların bu iddialarına cevap vermekte ve bir insanın böyle üstün meziyetlerle donatılmış bir kitabı getirmesinin mümkün olduğuna inanıyorlarsa Allah tan başka yardıma çağırabilecekleri yüksek düzeyli edip şair ve benzeri kimseleri de çağırarak Kur an ın tamamının değil sadece on sûresinin benzerini getirmelerini istemek suretiyle onlara meydan okumaktadır Bu miktar Yûnus sûresinin 10 38 âyeti ile Bakara sûresinin 23 âyetinde bir sûreye kadar indirilmiş olmasına rağmen Arapça yı en güzel bir şekilde kullanan müşrikler buna cesaret edemedikleri gibi bir âyetin benzerini dahi yapamamışlardır Serinin daha önceki kitapçıklarında kur ân kavramına dair bazı tespitler yapılmıştı ve Kur ân ın anlaşılmasında kur ân ın çok önemli bir kavram olduğuna dikkat çekilmişti Elinizdeki kitapçıkta benzer durumun sûre kavramı için de geçerli olduğu görülecekti Dr Fatih Orum

Şehadet Kitap
56,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201742 sf.
Şehadet Kitap
Teklif Kitap
59,01

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı50 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Yüce Allah Âdem i yaratma kararı aldığında melekler bu konudaki çekincelerini dile getirmişler yeryüzünde düzenin bozulacağını kan döküleceğini söylemişlerdi Rabbimizin Meleklere cevap verme şekli etkileyiciydi Âdem e isimleri öğretmek İsimler içerikten yoksun olamayacağına göre Âdem e eşyanın hakikati neye yaradıkları ifade biçimleri ilişkileri öğretilmiş olmalıydı Melekelerin ona saygı duymasını gerektiren vasıf da muhtemelen bu olmuştu Bu vasfıyla insan gördüklerini öğrendiklerini ve düşündüklerini ifade edecek bunları kayda da geçirebilecekti Çünkü Rabbi ona beyanı ve kaydı kalemi öğretmişti Yani risaletle ilgili bildirimlerin kendisine kelimelerle iletilmesine hazır olarak yaratılmıştı insan Ona değer kazandıran bu özelliğin onun felaketi de olabileceğini öğrenmesi çok uzun sürmedi Âdem in İblis onu kelimelerle büyüledi sonsuzluk ve bitmez tükenmez saltanat vaat etti Adem yaratıcısının ve ona kelimeleri öğretenin sözünü unutmuş başka sözlerin büyüsüne kapılmış büyük yanlış yapmıştı Yine kelimelerle uyarılan Âdem sahip olduğu değeri hatırladı Rabbine kelimelerle yalvardı af diledi bağışlandı Böyle başladı kelimelerle birlikteliği insanın Önce söz mü vardı bilmiyoruz ama her ne zaman insan varsa söz de vardı bu kesin Hasılı insan için yaratıcıyla irtibatında kelimelerin önemi büyüktür Yüce yaratıcı birçok âyette gönderdiği vahye kitap olarak atıfta bulunmakta vahiyler arası irtibata dikkat çekerken kavl kavramını kullanmakta herhangi bir konuya dair açıklamaların kur ân şeklinde oluşturulduğunu bildirmektedir Tüm bunlar Allah ın kitabını anlamak için kelimelere büyük bir hassasiyetle yaklaşmamız gerektiğini göstermektedir Kur ân bize Yahudilerin kitabı tahrif ederken kelimelerle oynadıklarını haber vermektedir Bu anlamanın da karartmanın da kelimeler marifetiyle olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir Kur ân da ilahi kitapların diline vurgular yapılması anlama faaliyetinin lafız merkezli olması gerektiğini gösterir Bu atalardan tevarüs eden müktesebatı koruma ve izah etme kaygısıyla yahut yanlış usul sebebiyle lafzı küçümseme temayüllerine rağmen böyledir Kelimelerin kitapta kastedilen anlamlarının tespit edilememesi mesajın anlaşılamaması sonucunu doğurur Kur ân merkezli tanım oluşturma geleneğine sahip olmadığımız için en hayati kavramlarımız hala tanıma muhtaç durumdadır Tabii olarak kelime ve kavramlarla düşünüp anlama faaliyetinde bulunuyoruz ama tanımlarımız yanlış olduğu için âyetleri doğru anlayamıyoruz Mesela nebî ve rasûl kelimelerine dair doğru bir tanıma sahip olmadığımız için bu iki kelimenin geçtiği yüzlerle âyetin anlamı buharlaşmış oluyor Yine müteşabih âyetin ne olduğuna dair kafa karışıklığı Kur ân ı anlama bağlamında üzüntü verici sonuçlar doğuruyor Örnekleri çoğaltabiliriz kitap kur ân tasdik tebyin nesih zikir muhkem mesânî hikmet takvâ birr âyet sûre tebdîl tasrîf tafsîl tahkîm gibi pek çok kavramın tanımını Kur ân dan hareketle yeniden gözden geçirmeliyiz Hasılı kelimeleri ve kavramları önemsemeliyiz Bu vesileyle Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisiyle Kur ân ı anlamada önemli gördüğümüz bazı kavramlara dair tespitlerimizi kitapçık seviyesinde genel hatlarıyla yayınlamanın yararlı olabileceğini düşündük Böylelikle Kur ânî kavramlara karşı hem bir duyarlılık oluşsun hem de daha detaylı okumalar için bir başlangıç olsun istedik Uzun soluklu olacağını tahmin ettiğimiz bu projenin gündeme gelmesinden hayata geçmesine dek sürekli gayret gösteren Süleymaniye Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sayın H Mustafa Arslan Bey e teşekkür ederiz Öte yandan çalışmanın ilmi arka planında bulunup hiçbir konuda desteklerini esirgemeyen başta değerli hocam Prof Dr Abdulaziz Bayındır olmak üzere değerli hocalarım ve çalışma arkadaşlarım Dr Yahya Şenol Dr Abdurrahman Yazıcı Enes Alimoğlu Cemal Necim ve Erdem Uygan a teşekkür ederim Okuyucunun ulaşılan sonuçları tetkik etmesi için çalışmalarda âyetlerin metinlerine mümkün olduğunca yer verdik Âyetlerin meallerinde büyük oranda Prof Dr Abdulaziz Bayındır ın başkanlığında devam eden meal çalışmasından yararlanılmıştır İlgili âyetlerin önce sûre adı ardından da sûrenin mushaf sırası ve âyet numarası verilmiştir msl Bakara 2 189 Atıfta bulunulan aynı sûreye ait ardışık iki âyet msl Ahzâb 33 7 8 birden fazla ardışık âyetler vd msl İsrâ 17 90 vd ardışık olmayan âyetler msl Mümtehane 60 4 6 farklı sûrelere ait âyetler ise msl En âm 6 50 A râf 7 188 ile gösterilmiştir Hadislerin kaynak olarak belirtilmesinde ise şu usûl takip edilmiştir Buhârî Nesâî Ebû Dâvûd Tirmizî İbn Mâce ve Dârimî ye yapılan atıflarda önce kitap ismi ardından bâb numarası msl Buhârî Libâs 12 Müslim ve İmam Mâlik için yapılan atıflarda kitap ismi ve hadis numarası msl Müslim Hudûd 28 Ahmed b Hanbel e yapılan atıflarda da baskı yeri ve tarihi bildirilen nüshanın cilt ve sayfa numarası msl Ahmed b Hanbel Müsned VI 421 verilmiştir Çalışmalarda atıfta bulunulan tüm eserler kitapçıkların sonunda yer alan kaynakçada toplu olarak gösterilmiştir Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki ilk sayısında din kavramını ele aldık Günlük hayatta çokça dillendirdiğimiz ve de duyduğumuz kavramların başında din gelir Dinin doğru tanımını tespit etmek Kur ân ın pek çok âyetini doğru anlamamızı sağlayacak Dahası dinin fıtratla olan yakın ilişkisi görülecek böylelikle din bilim ayrılığının ne kadar fahiş bir hata olduğu görülmüş olacak Öte yandan Allah ın dininin dindarı olmanın tek yolunun O na teslim olmaktan geçtiğini ve tam da bu sebepten O nun dininin adının İslam olduğunu göreceğiz Bir ön hazırlık olması amacıyla konuya şu âyeti hatırlayarak başlayabiliriz Allah ın dininden başka bir din mi arıyorlar Oysa göklerde ve yerde kim varsa isteyerek veya istemeyerek Allah a teslim olmuştur Hepsi O na döndürülecektir Âl i İmrân 3 83 Dr Fatih Orum

Teklif Kitap
59,01

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı52 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Kur ân da tebyîn tafsîl tasrîf gibi farklı kelimeler geçse de genelde meallerde bu kelimelere açıklama anlamı verilir Örnek olması açısından Diyanet Vakfı Mealini dikkate alarak üç kavrama verilen anlamları görelim

Teklif Kitap
59,01

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı44 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Kur ân ı anlama ilminin önemli kavramlardan biri de te vîldir Yüce Allah Kitabı belli bir ilme göre tafsîl ettiğini yani detaylandırdığını detaylandırma işinin âyetler arası irtibatlarla gerçekleştiğini irtbatların kurulmasında da Arapça nın dikkate alındığın bildirmektedir Arapça dikkate alınarak konu benzerliği olan âyetlerin bir araya getirilmesiyle her konunun kur ân ları yani anlam kümeleri oluşturulmaktadır Anlam kümelerinin oluşturulmasında âyetler arasında Allahın kurduğu bağlantıların dikkate alınması gerekmektedir Te vîl kavramı bu yönüyle önem arzetmektedir Elinizdeki çalışmada te vîl kavramına bu yönüyle dikkat çekilmiştir Te vîlin herhangi bir şeyin ilgili olduğu diğer şeylerle irtibatı bağlamında hem sözlüklerde hem de Kur ân daki kullanımlarına atıfta bulunulduktan sonra Kur ân ı anlama ilmi yönüyle ifade ettiği anlam ve önem vurgulanmıştır Kelimenin geçtiği âyetlerin meallerinin yanı sıra fıkıh usûlünde kelimeye yüklenen anlam göstermektedir ki pek çok kavram gibi te vîl kavramı da tahrifata maruz kalmıştır Mesela edebi ve teknik ifadelerden soyutlayarak ifade etmek gerekirse fıkıh usûlünde te vîl herhangi bir kelime ya da ayete insanlar tarafından konular ilkeler gereğince bir anlam takdir etme işidir Dr Fatih Orum

Teklif Kitap
59,01

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı40 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki kitapçığında sûre kavramını Kur ân dan hareketle ele alacağız Bilindiği üzere sûre denildiğinde akla elimizdeki mushafların 114 bölümünden her biri gelir Ancak Kur ân daki kullanımlarına bakıldığında sûre kelimesinin bunu aşan bir anlam derinliği olduğu görülecektir Elinizdeki kitapçıkta tespit edilmeye çalışılacak olan anlam dikkate alınmadan sûre kelimesinin geçtiği âyetlerin doğru bir şekilde anlaşılması pek mümkün olmayacaktır Geleneksel anlamda yani mushafın 114 bölümünden her birine sûre denilir şeklindeki bir kullanım kelimenin geçtiği bazı âyetlerin anlamlandırması ve izahında sıkıntılara sebebiyet vermektedir Örnek olarak Türkiye Diyanet Vakfı na ait mealde Hûd sûresinin 13 âyetine verilen anlamı aktaralım Yoksa Onu Kur an ı kendisi uydurdu mu diyorlar De ki Eğer doğru iseniz Allah tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin Yukarıdaki mealin hemen devamında şu açıklama yapılıyor Bu meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir Daha sonra inen âyet i kerimelerle bu miktar üç âyete kadar indirilmesine rağmen onlar buna da cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır Bu sonuç Kur an ın Allah kelâmı olduğunun büyük bir delilidir Yukarıdaki açıklamada daha sonra inen âyetlerle on sûre üzerinden yapılan meydan okumanın üç âyete kadar indirildiğinden bahsedilmektedir Kur ân da ne bir âyet ne de üç âyet getirilmesine dair bir talep vardır Bir âyette on sûre iki âyette de bir sûre getirilmesi talep edilmektedir Muhtemelen Kur ân da en kısa sûrenin üç âyetten oluşmasından hareketle bir sûre getirilmesini talep eden âyetin aslında üç ayet getirilmesini talep ettiği düşünülmüştür Ancak söz konusu âyetlerde mesele bir ya da üç âyet getirme değil sûre getirme meselesidir Bunun temelinde de sûre kelimesine Kur ân ın verdiği özel anlam vardır Buna dikkat edilmediği için sûre kelimesinin geçtiği âyetlerle ilgili açıklamalar anlamsız olmaktadır Diyanet İşleri Başkanlığı nca neşredilen Kur an Yolu isimli tefsirdeki Hûd sûresinin 13 âyetiyle ilgili şu ifadeler bunun bir örneğidir İnkârcılar Hz Muhammed in peygamber olduğuna inanmıyor Kur an ın bir vahiy ürünü değil kendisinin uydurduğu düzmece bir kitap olduğunu ancak insanlar tarafından kabul edilmesi için Allah tan gelen bir vahiy olarak ileri sürdüğünü iddia ediyorlardı 13 âyet onların bu iddialarına cevap vermekte ve bir insanın böyle üstün meziyetlerle donatılmış bir kitabı getirmesinin mümkün olduğuna inanıyorlarsa Allah tan başka yardıma çağırabilecekleri yüksek düzeyli edip şair ve benzeri kimseleri de çağırarak Kur an ın tamamının değil sadece on sûresinin benzerini getirmelerini istemek suretiyle onlara meydan okumaktadır Bu miktar Yûnus sûresinin 10 38 âyeti ile Bakara sûresinin 23 âyetinde bir sûreye kadar indirilmiş olmasına rağmen Arapça yı en güzel bir şekilde kullanan müşrikler buna cesaret edemedikleri gibi bir âyetin benzerini dahi yapamamışlardır Serinin daha önceki kitapçıklarında kur ân kavramına dair bazı tespitler yapılmıştı ve Kur ân ın anlaşılmasında kur ân ın çok önemli bir kavram olduğuna dikkat çekilmişti Elinizdeki kitapçıkta benzer durumun sûre kavramı için de geçerli olduğu görülecekti Dr Fatih Orum

Teklif Kitap
59,01

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı44 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap
Teklif Kitap
59,01

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı42 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap
Benli Kitap
65,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı50 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

Yüce Allah Âdem i yaratma kararı aldığında melekler bu konudaki çekincelerini dile getirmişler yeryüzünde düzenin bozulacağını kan döküleceğini söylemişlerdi Rabbimizin Meleklere cevap verme şekli etkileyiciydi Âdem e isimleri öğretmek İsimler içerikten yoksun olamayacağına göre Âdem e eşyanın hakikati neye yaradıkları ifade biçimleri ilişkileri öğretilmiş olmalıydı Melekelerin ona saygı duymasını gerektiren vasıf da muhtemelen bu olmuştu Bu vasfıyla insan gördüklerini öğrendiklerini ve düşündüklerini ifade edecek bunları kayda da geçirebilecekti Çünkü Rabbi ona beyanı ve kaydı kalemi öğretmişti Yani risaletle ilgili bildirimlerin kendisine kelimelerle iletilmesine hazır olarak yaratılmıştı insan Ona değer kazandıran bu özelliğin onun felaketi de olabileceğini öğrenmesi çok uzun sürmedi Âdem in İblis onu kelimelerle büyüledi sonsuzluk ve bitmez tükenmez saltanat vaat etti Adem yaratıcısının ve ona kelimeleri öğretenin sözünü unutmuş başka sözlerin büyüsüne kapılmış büyük yanlış yapmıştı Yine kelimelerle uyarılan Âdem sahip olduğu değeri hatırladı Rabbine kelimelerle yalvardı af diledi bağışlandı Böyle başladı kelimelerle birlikteliği insanın Önce söz mü vardı bilmiyoruz ama her ne zaman insan varsa söz de vardı bu kesin Hasılı insan için yaratıcıyla irtibatında kelimelerin önemi büyüktür Yüce yaratıcı birçok âyette gönderdiği vahye kitap olarak atıfta bulunmakta vahiyler arası irtibata dikkat çekerken kavl kavramını kullanmakta herhangi bir konuya dair açıklamaların kur ân şeklinde oluşturulduğunu bildirmektedir Tüm bunlar Allah ın kitabını anlamak için kelimelere büyük bir hassasiyetle yaklaşmamız gerektiğini göstermektedir Kur ân bize Yahudilerin kitabı tahrif ederken kelimelerle oynadıklarını haber vermektedir Bu anlamanın da karartmanın da kelimeler marifetiyle olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir Kur ân da ilahi kitapların diline vurgular yapılması anlama faaliyetinin lafız merkezli olması gerektiğini gösterir Bu atalardan tevarüs eden müktesebatı koruma ve izah etme kaygısıyla yahut yanlış usul sebebiyle lafzı küçümseme temayüllerine rağmen böyledir Kelimelerin kitapta kastedilen anlamlarının tespit edilememesi mesajın anlaşılamaması sonucunu doğurur Kur ân merkezli tanım oluşturma geleneğine sahip olmadığımız için en hayati kavramlarımız hala tanıma muhtaç durumdadır Tabii olarak kelime ve kavramlarla düşünüp anlama faaliyetinde bulunuyoruz ama tanımlarımız yanlış olduğu için âyetleri doğru anlayamıyoruz Mesela nebî ve rasûl kelimelerine dair doğru bir tanıma sahip olmadığımız için bu iki kelimenin geçtiği yüzlerle âyetin anlamı buharlaşmış oluyor Yine müteşabih âyetin ne olduğuna dair kafa karışıklığı Kur ân ı anlama bağlamında üzüntü verici sonuçlar doğuruyor Örnekleri çoğaltabiliriz kitap kur ân tasdik tebyin nesih zikir muhkem mesânî hikmet takvâ birr âyet sûre tebdîl tasrîf tafsîl tahkîm gibi pek çok kavramın tanımını Kur ân dan hareketle yeniden gözden geçirmeliyiz Hasılı kelimeleri ve kavramları önemsemeliyiz Bu vesileyle Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisiyle Kur ân ı anlamada önemli gördüğümüz bazı kavramlara dair tespitlerimizi kitapçık seviyesinde genel hatlarıyla yayınlamanın yararlı olabileceğini düşündük Böylelikle Kur ânî kavramlara karşı hem bir duyarlılık oluşsun hem de daha detaylı okumalar için bir başlangıç olsun istedik Uzun soluklu olacağını tahmin ettiğimiz bu projenin gündeme gelmesinden hayata geçmesine dek sürekli gayret gösteren Süleymaniye Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sayın H Mustafa Arslan Bey e teşekkür ederiz Öte yandan çalışmanın ilmi arka planında bulunup hiçbir konuda desteklerini esirgemeyen başta değerli hocam Prof Dr Abdulaziz Bayındır olmak üzere değerli hocalarım ve çalışma arkadaşlarım Dr Yahya Şenol Dr Abdurrahman Yazıcı Enes Alimoğlu Cemal Necim ve Erdem Uygan a teşekkür ederim Okuyucunun ulaşılan sonuçları tetkik etmesi için çalışmalarda âyetlerin metinlerine mümkün

Kitap Ambarı
68,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-0152 sf.
Karton Kapak
Kitap Ambarı

Kur ân da tebyîn tafsîl tasrîf gibi farklı kelimeler geçse de genelde meallerde bu kelimelere açıklama anlamı verilir Örnek olması açısından Diyanet Vakfı Mealini dikkate alarak üç kavrama verilen anlamları görelim a Tebyîn Eğer düşünüp anlıyorsanız âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz Âl iİmrân 3 118 b Tasrîf Bak anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz En âm 6 65 c Tafsîl İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz A râf 7 32 Görüldüğü üzere ilk âyette tebyîn kökünden beyyennâ ikinci âyette tasrîf kökünden nusarrifü üçüncü âyette de tafsîl kökünden nüfassılü geçmekte ama bu üç ayrı kullanım üç âyetin mealine de açıklama olarak yansımaktadır Oysa şu âyet tasrîf ve tebyînin farklı şeyler olduğunu göstermektedir İşte âyetlerimizi böyle tasrif ederiz ki birileri Sen bir yerden öğrenmişsin desin biz de onu bilen bir topluluğa tebyin etmiş olalım En âm 6 105 Yukarıdaki âyette ayetlerin tasrîf edildiği bununla elde edilen sonucun da tebyîn olduğu bildirilmektedir Tasrîf ve tebyîn farklı şeylerdir Oysa TDV na ait mealde yukarıdaki âyete şu anlam verilmiştir Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki Sen ders almışsın desinler de biz de anlayan toplum için Kur ân ı iyice açıklayalım Yukarıdaki mealin Sen ders almışsın desinler de bölümünü atlarsak ortaya çıkan meal şöyle olacaktır Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki biz de anlayan toplum için Kur ân ı iyice açıklayalım Dikkatli bir okuyucu yukarıdaki mealde bir anlam bozukluğu olduğunu anlayacaktır Yapılan tasrîfle bilinen zaten varolan şeylerin tebyîni yani ortaya çıkması amaçlanmaktadır Tasrîf ile tebyîn arasında böylesi bir ilişki vardır Tafsîl ile tebyîn arasındaki benzer bir ilişki şu âyette görülmektedir İşte ayetlerimizi böyle tafsîl ederiz ki suçluların yolu iyice belli olsun En âm 6 55 Yapılan tasnîfle varolan şeylerin tebyîni yani ortaya çıkması gerçekleşmektedir Kavramlar arasındaki bu irtibatların göz ardı edilmesi Kur ân ın anlaşılmasında önemli bir eksiklik oluşturmaktadır Kur ân da geçen her farklı kelimenin diğerlerinden ayrışan bir anlamı vardır Bu aynı köke sahip olup da farklı kalıplarda kullanılan kelime ve fiiller için bile söz konusudur Biz serimizin bu sayısında tebyîn kavramı üzerinde duracağız Önce kavramın sözlük anlamına ortaya koyacak sonrasında da kavramın Kur ân daki kullanımlarını ve bu kullanımlar neticesinde ortaya çıkan anlamın Kur ân ın anlaşılması açısından önemini tespit edeceğiz Dr Fatih Orum

Kitap Ambarı
68,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-0142 sf.
Karton Kapak
Kitap Ambarı

Kur ân da tebyîn tafsîl tasrîf gibi farklı kelimeler geçse de genelde meallerde bu kelimelere açıklama anlamı verilir Örnek olması açısından Diyanet Vakfı Mealini dikkate alarak üç kavrama verilen anlamları görelim a Tebyîn Eğer düşünüp anlıyorsanız âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz Âl i İmrân 3 118 b Tasrîf Bak anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz En âm 6 65 c Tafsîl İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz A râf 7 32 Görüldüğü üzere ilk âyette tebyîn kökünden beyyennâ ikinci âyette tasrîf kökünden nusarrifü üçüncü âyette de tafsîl kökünden nüfassılü geçmekte ama bu üç ayrı kullanım üç âyetin mealine de açıklama olarak yansımaktadır Oysa şu âyet tasrîf ve tebyînin farklı şeyler olduğunu göstermektedir İşte âyetlerimizi böyle tasrîf ederiz ki birileri Sen bir yerden öğrenmişsin desin biz de onu bilen bir topluluğa tebyin etmiş olalım En âm 6 105 Yukarıdaki âyette ayetlerin tasrîf edildiği bununla elde edilen sonucun da tebyîn olduğu bildirilmektedir Tasrîf ve tebyîn farklı şeylerdir Oysa TDV na ait mealde yukarıdaki âyete şu anlam verilmiştir Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki Sen ders almışsın desinler de biz de anlayan toplum için Kur ân ı iyice açıklayalım Yukarıdaki mealin Sen ders almışsın desinler de bölümünü atlarsak ortaya çıkan meal şöyle olacaktır Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki biz de anlayan toplum için Kur ân ı iyice açıklayalım Dikkatli bir okuyucu yukarıdaki mealde bir anlam bozukluğu olduğunu anlayacaktır Yapılan tasrîfle ki bu kitapçıkta tasrîfin kevnî ve kitâbî âyetler arasındaki örtüşmeden hasıl olan netice olduğunu göreceğiz bilinen zaten varolan şeylerin tebyîni yani ortaya çıkması amaçlanmaktadır Tasrîf ile tebyîn arasında böylesi bir ilişki vardır Tafsîl ile tebyîn arasındaki benzer bir ilişki şu âyette görülmektedir İşte ayetlerimizi böyle tafsîl ederiz ki suçluların yolu iyice belli olsun En âm 6 55 Yapılan tafsılle ki bu serinin bir başka kitapçığında tafsîlin kitabi ayetler arasındaki ilişkiden hasıl olan detaylar anlamına geldiğini göreceğiz varolan şeylerin tebyîni yani ortaya çıkması gerçekleşmektedir Kavramlar arasındaki bu irtibatların göz ardı edilmesi Kur ân ın anlaşılmasında önemli bir eksiklik oluşturmaktadır Kur ân da geçen her farklı kelimenin diğerlerinden ayrışan bir anlamı vardır Bu aynı köke sahip olup da farklı kalıplarda kullanılan kelime ve fiiller için bile söz konusudur Biz serimizin bu sayısında tasrîf kavramı üzerinde duracağız Önce kavramın sözlük anlamına ortaya koyacak sonrasında da kavramın Kur ân daki kullanımlarını ve bu kullanımlar neticesinde ortaya çıkan anlamın Kur ân ın anlaşılması açısından önemini tespit edeceğiz Dr Fatih Orum

Kitap Ambarı
68,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-0150 sf.
Karton Kapak
Kitap Ambarı

Yüce Allah Âdem i yaratma kararı aldığında melekler bu konudaki çekincelerini dile getirmişler yeryüzünde düzenin bozulacağını kan döküleceğini söylemişlerdi Rabbimizin Meleklere cevap verme şekli etkileyiciydi Âdem e isimleri öğretmek İsimler içerikten yoksun olamayacağına göre Âdem e eşyanın hakikati neye yaradıkları ifade biçimleri ilişkileri öğretilmiş olmalıydı Melekelerin ona saygı duymasını gerektiren vasıf da muhtemelen bu olmuştu Bu vasfıyla insan gördüklerini öğrendiklerini ve düşündüklerini ifade edecek bunları kayda da geçirebilecekti Çünkü Rabbi ona beyanı ve kaydı kalemi öğretmişti Yani risaletle ilgili bildirimlerin kendisine kelimelerle iletilmesine hazır olarak yaratılmıştı insan Ona değer kazandıran bu özelliğin onun felaketi de olabileceğini öğrenmesi çok uzun sürmedi Âdem in İblis onu kelimelerle büyüledi sonsuzluk ve bitmez tükenmez saltanat vaat etti Adem yaratıcısının ve ona kelimeleri öğretenin sözünü unutmuş başka sözlerin büyüsüne kapılmış büyük yanlış yapmıştı Yine kelimelerle uyarılan Âdem sahip olduğu değeri hatırladı Rabbine kelimelerle yalvardı af diledi bağışlandı Böyle başladı kelimelerle birlikteliği insanın Önce söz mü vardı bilmiyoruz ama her ne zaman insan varsa söz de vardı bu kesin Hasılı insan için yaratıcıyla irtibatında kelimelerin önemi büyüktür Yüce yaratıcı birçok âyette gönderdiği vahye kitap olarak atıfta bulunmakta vahiyler arası irtibata dikkat çekerken kavl kavramını kullanmakta herhangi bir konuya dair açıklamaların kur ân şeklinde oluşturulduğunu bildirmektedir Tüm bunlar Allah ın kitabını anlamak için kelimelere büyük bir hassasiyetle yaklaşmamız gerektiğini göstermektedir Kur ân bize Yahudilerin kitabı tahrif ederken kelimelerle oynadıklarını haber vermektedir Bu anlamanın da karartmanın da kelimeler marifetiyle olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir Kur ân da ilahi kitapların diline vurgular yapılması anlama faaliyetinin lafız merkezli olması gerektiğini gösterir Bu atalardan tevarüs eden müktesebatı koruma ve izah etme kaygısıyla yahut yanlış usul sebebiyle lafzı küçümseme temayüllerine rağmen böyledir Kelimelerin kitapta kastedilen anlamlarının tespit edilememesi mesajın anlaşılamaması sonucunu doğurur Kur ân merkezli tanım oluşturma geleneğine sahip olmadığımız için en hayati kavramlarımız hala tanıma muhtaç durumdadır Tabii olarak kelime ve kavramlarla düşünüp anlama faaliyetinde bulunuyoruz ama tanımlarımız yanlış olduğu için âyetleri doğru anlayamıyoruz Mesela nebî ve rasûl kelimelerine dair doğru bir tanıma sahip olmadığımız için bu iki kelimenin geçtiği yüzlerle âyetin anlamı buharlaşmış oluyor Yine müteşabih âyetin ne olduğuna dair kafa karışıklığı Kur ân ı anlama bağlamında üzüntü verici sonuçlar doğuruyor Örnekleri çoğaltabiliriz kitap kur ân tasdik tebyin nesih zikir muhkem mesânî hikmet takvâ birr âyet sûre tebdîl tasrîf tafsîl tahkîm gibi pek çok kavramın tanımını Kur ân dan hareketle yeniden gözden geçirmeliyiz Hasılı kelimeleri ve kavramları önemsemeliyiz Bu vesileyle Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisiyle Kur ân ı anlamada önemli gördüğümüz bazı kavramlara dair tespitlerimizi kitapçık seviyesinde genel hatlarıyla yayınlamanın yararlı olabileceğini düşündük Böylelikle Kur ânî kavramlara karşı hem bir duyarlılık oluşsun hem de daha detaylı okumalar için bir başlangıç olsun istedik Uzun soluklu olacağını tahmin ettiğimiz bu projenin gündeme gelmesinden hayata geçmesine dek sürekli gayret gösteren Süleymaniye Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sayın H Mustafa Arslan Bey e teşekkür ederiz Öte yandan çalışmanın ilmi arka planında bulunup hiçbir konuda desteklerini esirgemeyen başta değerli hocam Prof Dr Abdulaziz Bayındır olmak üzere değerli hocalarım ve çalışma arkadaşlarım Dr Yahya Şenol Dr Abdurrahman Yazıcı Enes Alimoğlu Cemal Necim ve Erdem Uygan a teşekkür ederim Okuyucunun ulaşılan sonuçları tetkik etmesi için çalışmalarda âyetlerin metinl

Kitap Ambarı
68,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017
İnce Kapak10x17
Kitap Ambarı

Kur ân da tebyîn tafsîl tasrîf gibi farklı kelimeler geçse de genelde meallerde bu kelimelere açıklama anlamı verilir Örnek olması açısından Diyanet Vakfı Mealini dikkate alarak üç kavrama verilen anlamları görelim a Tebyîn ق د ب ي ن ال ك م ال آي ات إ ن ك ن ت م ت ع ق ل ون Eğer düşünüp anlıyorsanız âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz Âl i İmrân 3 118 b Tasrîf ان ظ ر ك ي ف ن ص ر ف ال آي ات ل ع ل ه م ي ف ق ه ون Bak anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz En âm 6 65 c Tafsîl ك ذ ل ك ن ف ص ل ال آي ات ل ق و م ي ع ل م ون İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz A râf 7 32 Görüldüğü üzere ilk âyette tebyîn kökünden beyyennâ ب ي ن ا ikinci âyette tasrîf kökünden nusarrifü ن ص ر ف üçüncü âyette de tafsîl kökünden nüfassılü ن ف ص ل geçmekte ama bu üç ayrı kullanım üç âyetin mealine de açıklama olarak yansımaktadır Oysa şu âyet tasrîf ve tebyînin farklı şeyler olduğunu göstermektedir و ك ذ ل ك ن ص ر ف الآي ات و ل ي ق ول وا د ر س ت و ل ن ب ي ن ه ل ق و م ي ع ل م ون İşte âyetlerimizi böyle tasrîf ederiz ki birileri Sen bir yerden öğrenmişsin desin biz de onu bilen bir topluluğa tebyîn etmiş olalım En âm 6 105 Yukarıdaki âyette âyetlerin tasrîf edildiği bununla elde edilen sonucun da tebyîn olduğu bildirilmektedir Tasrîf ve tebyîn farklı şeylerdir Oysa TDV na ait mealde yukarıdaki âyete şu anlam verilmiştir Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki Sen ders almışsın desinler de biz de anlayan toplum için Kur ân ı iyice açıklayalım Yukarıdaki mealin Sen ders almışsın desinler de bölümünü atlarsak ortaya çıkan meal şöyle olacaktır Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki biz de anlayan toplum için Kur ân ı iyice açıklayalım Dikkatli bir okuyucu yukarıdaki mealde bir anlam bozukluğu olduğunu anlayacaktır Yapılan tasrîfle ki bu serinin bir başka kitapçığında tasrîfin kevni ve kitabi ayetler arasındaki örtüşmeden hasıl olan netice olduğu görülecektir var olan şeylerin tebyîni yani ortaya çıkması gerçekleşmektedir Tafsîl ile tebyîn arasındaki benzer bir ilişki şu âyette görülmektedir و ك ذ ل ك نف ص ل الآي ات و ل ت س ت ب ين س ب يل ال م ج ر م ين İşte âyetlerimizi böyle tafsîl ederiz ki suçluların yolu iyice belli olsun En âm 6 55 Tanıtım Bülteninden

Kitap Ambarı
68,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017
İnce Kapak10x17
Kitap Ambarı

Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki kitapçığında sûre kavramını Kur ân dan hareketle ele alacağız Bilindiği üzere sûre denildiğinde akla elimizdeki mushafların 114 bölümünden her biri gelir Ancak Kur ân daki kullanımlarına bakıldığında sûre kelimesinin bunu aşan bir anlam derinliği olduğu görülecektir Elinizdeki kitapçıkta tespit edilmeye çalışılacak olan anlam dikkate alınmadan sûre kelimesinin geçtiği âyetlerin doğru bir şekilde anlaşılması pek mümkün olmayacaktır Geleneksel anlamda yani mushafın 114 bölümünden her birine sûre denilir şeklindeki bir kullanım kelimenin geçtiği bazı âyetlerin anlamlandırması ve izahında sıkıntılara sebebiyet vermektedir Örnek olarak Türkiye Diyanet Vakfı na ait mealde Hûd sûresinin 13 âyetine verilen anlamı aktaralım Yoksa Onu Kur an ı kendisi uydurdu mu diyorlar De ki Eğer doğru iseniz Allah tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin Yukarıdaki mealin hemen devamında şu açıklama yapılıyor Bu meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir Daha sonra inen âyet i kerimelerle bu miktar üç âyete kadar indirilmesine rağmen onlar buna da cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır Bu sonuç Kur an ın Allah kelâmı olduğunun büyük bir delilidir Yukarıdaki açıklamada daha sonra inen âyetlerle on sûre üzerinden yapılan meydan okumanın üç âyete kadar indirildiğinden bahsedilmektedir Kur ân da ne bir âyet ne de üç âyet getirilmesine dair bir talep vardır Bir âyette on sûre iki âyette de bir sûre getirilmesi talep edilmektedir Muhtemelen Kur ân da en kısa sûrenin üç âyetten oluşmasından hareketle bir sûre getirilmesini talep eden âyetin aslında üç ayet getirilmesini talep ettiği düşünülmüştür Ancak söz konusu âyetlerde mesele bir ya da üç âyet getirme değil sûre getirme meselesidir Bunun temelinde de sûre kelimesine Kur ân ın verdiği özel anlam vardır Buna dikkat edilmediği için sûre kelimesinin geçtiği âyetlerle ilgili açıklamalar anlamsız olmaktadır Diyanet İşleri Başkanlığı nca neşredilen Kur an Yolu isimli tefsirdeki Hûd sûresinin 13 âyetiyle ilgili şu ifadeler bunun bir örneğidir İnkârcılar Hz Muhammed in peygamber olduğuna inanmıyor Kur an ın bir vahiy ürünü değil kendisinin uydurduğu düzmece bir kitap olduğunu ancak insanlar tarafından kabul edilmesi için Allah tan gelen bir vahiy olarak ileri sürdüğünü iddia ediyorlardı 13 âyet onların bu iddialarına cevap vermekte ve bir insanın böyle üstün meziyetlerle donatılmış bir kitabı getirmesinin mümkün olduğuna inanıyorlarsa Allah tan başka yardıma çağırabilecekleri yüksek düzeyli edip şair ve benzeri kimseleri de çağırarak Kur an ın tamamının değil sadece on sûresinin benzerini getirmelerini istemek suretiyle onlara meydan okumaktadır Bu miktar Yûnus sûresinin 10 38 âyeti ile Bakara sûresinin 23 âyetinde bir sûreye kadar indirilmiş olmasına rağmen Arapça yı en güzel bir şekilde kullanan müşrikler buna cesaret edemedikleri gibi bir âyetin benzerini dahi yapamamışlardır Serinin daha önceki kitapçıklarında kur ân kavramına dair bazı tespitler yapılmıştı ve Kur ân ın anlaşılmasında kur ân ın çok önemli bir kavram olduğuna dikkat çekilmişti Elinizdeki kitapçıkta benzer durumun sûre kavramı için de geçerli olduğu görülecekti Tanıtım Bülteninden

İstanbul Kitapçısı
68,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201740 sf.
CiltsizCiltsiz
İstanbul Kitapçısı

Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki kitapçığında sûre kavramını Kur ân dan hareketle ele alacağız Bilindiği üzere sûre denildiğinde akla elimizdeki mushafların 114 bölümünden her biri gelir Ancak Kur ân daki kullanımlarına bakıldığında sûre kelimesinin bunu aşan bir anlam derinliği olduğu görülecektir Elinizdeki kitapçıkta tespit edilmeye çalışılacak olan anlam dikkate alınmadan sûre kelimesinin geçtiği âyetlerin doğru bir şekilde anlaşılması pek mümkün olmayacaktır Geleneksel anlamda yani mushafın 114 bölümünden her birine sûre denilir şeklindeki bir kullanım kelimenin geçtiği bazı âyetlerin anlamlandırması ve izahında sıkıntılara sebebiyet vermektedir Örnek olarak Türkiye Diyanet Vakfı na ait mealde Hûd sûresinin 13 âyetine verilen anlamı aktaralım Yoksa Onu Kur an ı kendisi uydurdu mu diyorlar De ki Eğer doğru iseniz Allah tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin Yukarıdaki mealin hemen devamında şu açıklama yapılıyor Bu meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir Daha sonra inen âyet i kerimelerle bu miktar üç âyete kadar indirilmesine rağmen onlar buna da cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır Bu sonuç Kur an ın Allah kelâmı olduğunun büyük bir delilidir Yukarıdaki açıklamada daha sonra inen âyetlerle on sûre üzerinden yapılan meydan okumanın üç âyete kadar indirildiğinden bahsedilmektedir Kur ân da ne bir âyet ne de üç âyet getirilmesine dair bir talep vardır Bir âyette on sûre iki âyette de bir sûre getirilmesi talep edilmektedir Muhtemelen Kur ân da en kısa sûrenin üç âyetten oluşmasından hareketle bir sûre getirilmesini talep eden âyetin aslında üç ayet getirilmesini talep ettiği düşünülmüştür Ancak söz konusu âyetlerde mesele bir ya da üç âyet getirme değil sûre getirme meselesidir Bunun temelinde de sûre kelimesine Kur ân ın verdiği özel anlam vardır Buna dikkat edilmediği için sûre kelimesinin geçtiği âyetlerle ilgili açıklamalar anlamsız olmaktadır Diyanet İşleri Başkanlığı nca neşredilen Kur an Yolu isimli tefsirdeki Hûd sûresinin 13 âyetiyle ilgili şu ifadeler bunun bir örneğidir İnkârcılar Hz Muhammed in peygamber olduğuna inanmıyor Kur an ın bir vahiy ürünü değil kendisinin uydurduğu düzmece bir kitap olduğunu ancak insanlar tarafından kabul edilmesi için Allah tan gelen bir vahiy olarak ileri sürdüğünü iddia ediyorlardı 13 âyet onların bu iddialarına cevap vermekte ve bir insanın böyle üstün meziyetlerle donatılmış bir kitabı getirmesinin mümkün olduğuna inanıyorlarsa Allah tan başka yardıma çağırabilecekleri yüksek düzeyli edip şair ve benzeri kimseleri de çağırarak Kur an ın tamamının değil sadece on sûresinin benzerini getirmelerini istemek suretiyle onlara meydan okumaktadır Bu miktar Yûnus sûresinin 10 38 âyeti ile Bakara sûresinin 23 âyetinde bir sûreye kadar indirilmiş olmasına rağmen Arapça yı en güzel bir şekilde kullanan müşrikler buna cesaret edemedikleri gibi bir âyetin benzerini dahi yapamamışlardır Serinin daha önceki kitapçıklarında kur ân kavramına dair bazı tespitler yapılmıştı ve Kur ân ın anlaşılmasında kur ân ın çok önemli bir kavram olduğuna dikkat çekilmişti Elinizdeki kitapçıkta benzer durumun sûre kavramı için de geçerli olduğu görülecekti Dr Fatih Orum

Ekin Kitap
74,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201744 sf.
Ekin Kitap
Ekin Kitap
74,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201750 sf.
Ekin Kitap

Yüce Allah Âdem i yaratma kararı aldığında melekler bu konudaki çekincelerini dile getirmişler yeryüzünde düzenin bozulacağını kan döküleceğini söylemişlerdi Rabbimizin Meleklere cevap verme şekli etkileyiciydi Âdem e isimleri öğretmek İsimler içerikten yoksun olamayacağına göre Âdem e eşyanın hakikati neye yaradıkları ifade biçimleri ilişkileri öğretilmiş olmalıydı Melekelerin ona saygı duymasını gerektiren vasıf da muhtemelen bu olmuştu Bu vasfıyla insan gördüklerini öğrendiklerini ve düşündüklerini ifade edecek bunları kayda da geçirebilecekti Çünkü Rabbi ona beyanı ve kaydı kalemi öğretmişti Yani risaletle ilgili bildirimlerin kendisine kelimelerle iletilmesine hazır olarak yaratılmıştı insan Ona değer kazandıran bu özelliğin onun felaketi de olabileceğini öğrenmesi çok uzun sürmedi Âdem in İblis onu kelimelerle büyüledi sonsuzluk ve bitmez tükenmez saltanat vaat etti Adem yaratıcısının ve ona kelimeleri öğretenin sözünü unutmuş başka sözlerin büyüsüne kapılmış büyük yanlış yapmıştı Yine kelimelerle uyarılan Âdem sahip olduğu değeri hatırladı Rabbine kelimelerle yalvardı af diledi bağışlandı Böyle başladı kelimelerle birlikteliği insanın Önce söz mü vardı bilmiyoruz ama her ne zaman insan varsa söz de vardı bu kesin Hasılı insan için yaratıcıyla irtibatında kelimelerin önemi büyüktür Yüce yaratıcı birçok âyette gönderdiği vahye kitap olarak atıfta bulunmakta vahiyler arası irtibata dikkat çekerken kavl kavramını kullanmakta herhangi bir konuya dair açıklamaların kur ân şeklinde oluşturulduğunu bildirmektedir Tüm bunlar Allah ın kitabını anlamak için kelimelere büyük bir hassasiyetle yaklaşmamız gerektiğini göstermektedir Kur ân bize Yahudilerin kitabı tahrif ederken kelimelerle oynadıklarını haber vermektedir Bu anlamanın da karartmanın da kelimeler marifetiyle olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir Kur ân da ilahi kitapların diline vurgular yapılması anlama faaliyetinin lafız merkezli olması gerektiğini gösterir Bu atalardan tevarüs eden müktesebatı koruma ve izah etme kaygısıyla yahut yanlış usul sebebiyle lafzı küçümseme temayüllerine rağmen böyledir Kelimelerin kitapta kastedilen anlamlarının tespit edilememesi mesajın anlaşılamaması sonucunu doğurur Kur ân merkezli tanım oluşturma geleneğine sahip olmadığımız için en hayati kavramlarımız hala tanıma muhtaç durumdadır Tabii olarak kelime ve kavramlarla düşünüp anlama faaliyetinde bulunuyoruz ama tanımlarımız yanlış olduğu için âyetleri doğru anlayamıyoruz Mesela nebî ve rasûl kelimelerine dair doğru bir tanıma sahip olmadığımız için bu iki kelimenin geçtiği yüzlerle âyetin anlamı buharlaşmış oluyor Yine müteşabih âyetin ne olduğuna dair kafa karışıklığı Kur ân ı anlama bağlamında üzüntü verici sonuçlar doğuruyor Örnekleri çoğaltabiliriz kitap kur ân tasdik tebyin nesih zikir muhkem mesânî hikmet takvâ birr âyet sûre tebdîl tasrîf tafsîl tahkîm gibi pek çok kavramın tanımını Kur ân dan hareketle yeniden gözden geçirmeliyiz Hasılı kelimeleri ve kavramları önemsemeliyiz Bu vesileyle Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisiyle Kur ân ı anlamada önemli gördüğümüz bazı kavramlara dair tespitlerimizi kitapçık seviyesinde genel hatlarıyla yayınlamanın yararlı olabileceğini düşündük Böylelikle Kur ânî kavramlara karşı hem bir duyarlılık oluşsun hem de daha detaylı okumalar için bir başlangıç olsun istedik Uzun soluklu olacağını tahmin ettiğimiz bu projenin gündeme gelmesinden hayata geçmesine dek sürekli gayret gösteren Süleymaniye Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sayın H Mustafa Arslan Bey e teşekkür ederiz Öte yandan çalışmanın ilmi arka planında bulunup hiçbir konuda desteklerini esirgemeyen başta değerli hocam Prof Dr Abdulaziz Bayındır olmak üzere değerli hocalarım ve çalışma arkadaşlarım Dr Yahya Şenol Dr Abdurrahman Yazıcı Enes Alimoğlu Cemal Necim ve Erdem Uygan a teşekkür ederim Okuyucunun ulaşılan

Ekin Kitap
74,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201742 sf.
Ekin Kitap
Ekin Kitap
74,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201752 sf.
Ekin Kitap
Ekin Kitap
74,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201740 sf.
Ekin Kitap

Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki kitapçığında sûre kavramını Kur ân dan hareketle ele alacağız Bilindiği üzere sûre denildiğinde akla elimizdeki mushafların 114 bölümünden her biri gelir Ancak Kur ân daki kullanımlarına bakıldığında sûre kelimesinin bunu aşan bir anlam derinliği olduğu görülecektir Elinizdeki kitapçıkta tespit edilmeye çalışılacak olan anlam dikkate alınmadan sûre kelimesinin geçtiği âyetlerin doğru bir şekilde anlaşılması pek mümkün olmayacaktır Geleneksel anlamda yani mushafın 114 bölümünden her birine sûre denilir şeklindeki bir kullanım kelimenin geçtiği bazı âyetlerin anlamlandırması ve izahında sıkıntılara sebebiyet vermektedir Örnek olarak Türkiye Diyanet Vakfı na ait mealde Hûd sûresinin 13 âyetine verilen anlamı aktaralım Yoksa Onu Kur an ı kendisi uydurdu mu diyorlar De ki Eğer doğru iseniz Allah tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin Yukarıdaki mealin hemen devamında şu açıklama yapılıyor Bu meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir Daha sonra inen âyet i kerimelerle bu miktar üç âyete kadar indirilmesine rağmen onlar buna da cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır Bu sonuç Kur an ın Allah kelâmı olduğunun büyük bir delilidir Yukarıdaki açıklamada daha sonra inen âyetlerle on sûre üzerinden yapılan meydan okumanın üç âyete kadar indirildiğinden bahsedilmektedir Kur ân da ne bir âyet ne de üç âyet getirilmesine dair bir talep vardır Bir âyette on sûre iki âyette de bir sûre getirilmesi talep edilmektedir Muhtemelen Kur ân da en kısa sûrenin üç âyetten oluşmasından hareketle bir sûre getirilmesini talep eden âyetin aslında üç ayet getirilmesini talep ettiği düşünülmüştür Ancak söz konusu âyetlerde mesele bir ya da üç âyet getirme değil sûre getirme meselesidir Bunun temelinde de sûre kelimesine Kur ân ın verdiği özel anlam vardır Buna dikkat edilmediği için sûre kelimesinin geçtiği âyetlerle ilgili açıklamalar anlamsız olmaktadır Diyanet İşleri Başkanlığı nca neşredilen Kur an Yolu isimli tefsirdeki Hûd sûresinin 13 âyetiyle ilgili şu ifadeler bunun bir örneğidir İnkârcılar Hz Muhammed in peygamber olduğuna inanmıyor Kur an ın bir vahiy ürünü değil kendisinin uydurduğu düzmece bir kitap olduğunu ancak insanlar tarafından kabul edilmesi için Allah tan gelen bir vahiy olarak ileri sürdüğünü iddia ediyorlardı 13 âyet onların bu iddialarına cevap vermekte ve bir insanın böyle üstün meziyetlerle donatılmış bir kitabı getirmesinin mümkün olduğuna inanıyorlarsa Allah tan başka yardıma çağırabilecekleri yüksek düzeyli edip şair ve benzeri kimseleri de çağırarak Kur an ın tamamının değil sadece on sûresinin benzerini getirmelerini istemek suretiyle onlara meydan okumaktadır Bu miktar Yûnus sûresinin 10 38 âyeti ile Bakara sûresinin 23 âyetinde bir sûreye kadar indirilmiş olmasına rağmen Arapça yı en güzel bir şekilde kullanan müşrikler buna cesaret edemedikleri gibi bir âyetin benzerini dahi yapamamışlardır Serinin daha önceki kitapçıklarında kur ân kavramına dair bazı tespitler yapılmıştı ve Kur ân ın anlaşılmasında kur ân ın çok önemli bir kavram olduğuna dikkat çekilmişti Elinizdeki kitapçıkta benzer durumun sûre kavramı için de geçerli olduğu görülecekti Dr Fatih Orum

Ekin Kitap
74,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201744 sf.
Ekin Kitap

Kur ân ı anlama ilminin önemli kavramlardan biri de te vîldir Yüce Allah Kitabı belli bir ilme göre tafsîl ettiğini yani detaylandırdığını detaylandırma işinin âyetler arası irtibatlarla gerçekleştiğini irtbatların kurulmasında da Arapça nın dikkate alındığın bildirmektedir Arapça dikkate alınarak konu benzerliği olan âyetlerin bir araya getirilmesiyle her konunun kur ân ları yani anlam kümeleri oluşturulmaktadır Anlam kümelerinin oluşturulmasında âyetler arasında Allahın kurduğu bağlantıların dikkate alınması gerekmektedir Te vîl kavramı bu yönüyle önem arzetmektedir Elinizdeki çalışmada te vîl kavramına bu yönüyle dikkat çekilmiştir Te vîlin herhangi bir şeyin ilgili olduğu diğer şeylerle irtibatı bağlamında hem sözlüklerde hem de Kur ân daki kullanımlarına atıfta bulunulduktan sonra Kur ân ı anlama ilmi yönüyle ifade ettiği anlam ve önem vurgulanmıştır Kelimenin geçtiği âyetlerin meallerinin yanı sıra fıkıh usûlünde kelimeye yüklenen anlam göstermektedir ki pek çok kavram gibi te vîl kavramı da tahrifata maruz kalmıştır Mesela edebi ve teknik ifadelerden soyutlayarak ifade etmek gerekirse fıkıh usûlünde te vîl herhangi bir kelime ya da ayete insanlar tarafından konular ilkeler gereğince bir anlam takdir etme işidir Dr Fatih Orum

Benli Kitap
75,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı44 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

Kur ân ı anlama ilminin önemli kavramlardan biri de te vîldir Yüce Allah Kitabı belli bir ilme göre tafsîl ettiğini yani detaylandırdığını detaylandırma işinin âyetler arası irtibatlarla gerçekleştiğini irtbatların kurulmasında da Arapça nın dikkate alındığın bildirmektedir Arapça dikkate alınarak konu benzerliği olan âyetlerin bir araya getirilmesiyle her konunun kur ân ları yani anlam kümeleri oluşturulmaktadır Anlam kümelerinin oluşturulmasında âyetler arasında Allahın kurduğu bağlantıların dikkate alınması gerekmektedir Te vîl kavramı bu yönüyle önem arzetmektedir Elinizdeki çalışmada te vîl kavramına bu yönüyle dikkat çekilmiştir Te vîlin herhangi bir şeyin ilgili olduğu diğer şeylerle irtibatı bağlamında hem sözlüklerde hem de Kur ân daki kullanımlarına atıfta bulunulduktan sonra Kur ân ı anlama ilmi yönüyle ifade ettiği anlam ve önem vurgulanmıştır Kelimenin geçtiği âyetlerin meallerinin yanı sıra fıkıh usûlünde kelimeye yüklenen anlam göstermektedir ki pek çok kavram gibi te vîl kavramı da tahrifata maruz kalmıştır Mesela edebi ve teknik ifadelerden soyutlayarak ifade etmek gerekirse fıkıh usûlünde te vîl herhangi bir kelime ya da ayete insanlar tarafından konular ilkeler gereğince bir anlam takdir etme işidir Dr Fatih Orum

Benli Kitap
75,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı52 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

Kur ân da tebyîn tafsîl tasrîf gibi farklı kelimeler geçse de genelde meallerde bu kelimelere açıklama anlamı verilir Örnek olması açısından Diyanet Vakfı Mealini dikkate alarak üç kavrama verilen anlamları görelim

Benli Kitap
75,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı44 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Benli Kitap
Benli Kitap
75,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı40 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki kitapçığında sûre kavramını Kur ân dan hareketle ele alacağız Bilindiği üzere sûre denildiğinde akla elimizdeki mushafların 114 bölümünden her biri gelir Ancak Kur ân daki kullanımlarına bakıldığında sûre kelimesinin bunu aşan bir anlam derinliği olduğu görülecektir Elinizdeki kitapçıkta tespit edilmeye çalışılacak olan anlam dikkate alınmadan sûre kelimesinin geçtiği âyetlerin doğru bir şekilde anlaşılması pek mümkün olmayacaktır Geleneksel anlamda yani mushafın 114 bölümünden her birine sûre denilir şeklindeki bir kullanım kelimenin geçtiği bazı âyetlerin anlamlandırması ve izahında sıkıntılara sebebiyet vermektedir Örnek olarak Türkiye Diyanet Vakfı na ait mealde Hûd sûresinin 13 âyetine verilen anlamı aktaralım Yoksa Onu Kur an ı kendisi uydurdu mu diyorlar De ki Eğer doğru iseniz Allah tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin Yukarıdaki mealin hemen devamında şu açıklama yapılıyor Bu meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir Daha sonra inen âyet i kerimelerle bu miktar üç âyete kadar indirilmesine rağmen onlar buna da cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır Bu sonuç Kur an ın Allah kelâmı olduğunun büyük bir delilidir Yukarıdaki açıklamada daha sonra inen âyetlerle on sûre üzerinden yapılan meydan okumanın üç âyete kadar indirildiğinden bahsedilmektedir Kur ân da ne bir âyet ne de üç âyet getirilmesine dair bir talep vardır Bir âyette on sûre iki âyette de bir sûre getirilmesi talep edilmektedir Muhtemelen Kur ân da en kısa sûrenin üç âyetten oluşmasından hareketle bir sûre getirilmesini talep eden âyetin aslında üç ayet getirilmesini talep ettiği düşünülmüştür Ancak söz konusu âyetlerde mesele bir ya da üç âyet getirme değil sûre getirme meselesidir Bunun temelinde de sûre kelimesine Kur ân ın verdiği özel anlam vardır Buna dikkat edilmediği için sûre kelimesinin geçtiği âyetlerle ilgili açıklamalar anlamsız olmaktadır Diyanet İşleri Başkanlığı nca neşredilen Kur an Yolu isimli tefsirdeki Hûd sûresinin 13 âyetiyle ilgili şu ifadeler bunun bir örneğidir İnkârcılar Hz Muhammed in peygamber olduğuna inanmıyor Kur an ın bir vahiy ürünü değil kendisinin uydurduğu düzmece bir kitap olduğunu ancak insanlar tarafından kabul edilmesi için Allah tan gelen bir vahiy olarak ileri sürdüğünü iddia ediyorlardı 13 âyet onların bu iddialarına cevap vermekte ve bir insanın böyle üstün meziyetlerle donatılmış bir kitabı getirmesinin mümkün olduğuna inanıyorlarsa Allah tan başka yardıma çağırabilecekleri yüksek düzeyli edip şair ve benzeri kimseleri de çağırarak Kur an ın tamamının değil sadece on sûresinin benzerini getirmelerini istemek suretiyle onlara meydan okumaktadır Bu miktar Yûnus sûresinin 10 38 âyeti ile Bakara sûresinin 23 âyetinde bir sûreye kadar indirilmiş olmasına rağmen Arapça yı en güzel bir şekilde kullanan müşrikler buna cesaret edemedikleri gibi bir âyetin benzerini dahi yapamamışlardır Serinin daha önceki kitapçıklarında kur ân kavramına dair bazı tespitler yapılmıştı ve Kur ân ın anlaşılmasında kur ân ın çok önemli bir kavram olduğuna dikkat çekilmişti Elinizdeki kitapçıkta benzer durumun sûre kavramı için de geçerli olduğu görülecekti Dr Fatih Orum

Benli Kitap
75,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

2017-03-201. baskı42 sf.
Karton100-165-02.HamurTürkçe
Benli Kitap
Nobel Kitap
83,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201744 sf.
Ciltsiz10x17 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Kur ân ı anlama ilminin önemli kavramlardan biri de te vîldir Yüce Allah Kitabı belli bir ilme göre tafsîl ettiğini yani detaylandırdığını detaylandırma işinin âyetler arası irtibatlarla gerçekleştiğini irtbatların kurulmasında da Arapça nın dikkate alındığın bildirmektedir Arapça dikkate alınarak konu benzerliği olan âyetlerin bir araya getirilmesiyle her konunun kur ân ları yani anlam kümeleri oluşturulmaktadır Anlam kümelerinin oluşturulmasında âyetler arasında Allahın kurduğu bağlantıların dikkate alınması gerekmektedir Te vîl kavramı bu yönüyle önem arzetmektedir Elinizdeki çalışmada te vîl kavramına bu yönüyle dikkat çekilmiştir Te vîlin herhangi bir şeyin ilgili olduğu diğer şeylerle irtibatı bağlamında hem sözlüklerde hem de Kur ân daki kullanımlarına atıfta bulunulduktan sonra Kur ân ı anlama ilmi yönüyle ifade ettiği anlam ve önem vurgulanmıştır Kelimenin geçtiği âyetlerin meallerinin yanı sıra fıkıh usûlünde kelimeye yüklenen anlam göstermektedir ki pek çok kavram gibi te vîl kavramı da tahrifata maruz kalmıştır Mesela edebi ve teknik ifadelerden soyutlayarak ifade etmek gerekirse fıkıh usûlünde te vîl herhangi bir kelime ya da ayete insanlar tarafından konular ilkeler gereğince bir anlam takdir etme işidir Dr Fatih Orum

Nobel Kitap
83,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201752 sf.
Ciltsiz10x17 cm2. Hamur
Nobel Kitap
Nobel Kitap
83,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201742 sf.
Ciltsiz10x17 cm2. Hamur
Nobel Kitap
Nobel Kitap
83,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201744 sf.
Ciltsiz10x17 cm2. Hamur
Nobel Kitap
Nobel Kitap
83,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201740 sf.
Ciltsiz10x17 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki kitapçığında sûre kavramını Kur ân dan hareketle ele alacağız Bilindiği üzere sûre denildiğinde akla elimizdeki mushafların 114 bölümünden her biri gelir Ancak Kur ân daki kullanımlarına bakıldığında sûre kelimesinin bunu aşan bir anlam derinliği olduğu görülecektir Elinizdeki kitapçıkta tespit edilmeye çalışılacak olan anlam dikkate alınmadan sûre kelimesinin geçtiği âyetlerin doğru bir şekilde anlaşılması pek mümkün olmayacaktır Geleneksel anlamda yani mushafın 114 bölümünden her birine sûre denilir şeklindeki bir kullanım kelimenin geçtiği bazı âyetlerin anlamlandırması ve izahında sıkıntılara sebebiyet vermektedir Örnek olarak Türkiye Diyanet Vakfı na ait mealde Hûd sûresinin 13 âyetine verilen anlamı aktaralım Yoksa Onu Kur an ı kendisi uydurdu mu diyorlar De ki Eğer doğru iseniz Allah tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin Yukarıdaki mealin hemen devamında şu açıklama yapılıyor Bu meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir Daha sonra inen âyet i kerimelerle bu miktar üç âyete kadar indirilmesine rağmen onlar buna da cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır Bu sonuç Kur an ın Allah kelâmı olduğunun büyük bir delilidir Yukarıdaki açıklamada daha sonra inen âyetlerle on sûre üzerinden yapılan meydan okumanın üç âyete kadar indirildiğinden bahsedilmektedir Kur ân da ne bir âyet ne de üç âyet getirilmesine dair bir talep vardır Bir âyette on sûre iki âyette de bir sûre getirilmesi talep edilmektedir Muhtemelen Kur ân da en kısa sûrenin üç âyetten oluşmasından hareketle bir sûre getirilmesini talep eden âyetin aslında üç ayet getirilmesini talep ettiği düşünülmüştür Ancak söz konusu âyetlerde mesele bir ya da üç âyet getirme değil sûre getirme meselesidir Bunun temelinde de sûre kelimesine Kur ân ın verdiği özel anlam vardır Buna dikkat edilmediği için sûre

Nobel Kitap
83,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

201750 sf.
Ciltsiz10x17 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Yüce Allah Âdem i yaratma kararı aldığında melekler bu konudaki çekincelerini dile getirmişler yeryüzünde düzenin bozulacağını kan döküleceğini söylemişlerdi Rabbimizin Meleklere cevap verme şekli etkileyiciydi Âdem e isimleri öğretmek İsimler içerikten yoksun olamayacağına göre Âdem e eşyanın hakikati neye yaradıkları ifade biçimleri ilişkileri öğretilmiş olmalıydı Melekelerin ona saygı duymasını gerektiren vasıf da muhtemelen bu olmuştu Bu vasfıyla insan gördüklerini öğrendiklerini ve düşündüklerini ifade edecek bunları kayda da geçirebilecekti Çünkü Rabbi ona beyanı ve kaydı kalemi öğretmişti Yani risaletle ilgili bildirimlerin kendisine kelimelerle iletilmesine hazır olarak yaratılmıştı insan Ona değer kazandıran bu özelliğin onun felaketi de olabileceğini öğrenmesi çok uzun sürmedi Âdem in İblis onu kelimelerle büyüledi sonsuzluk ve bitmez tükenmez saltanat vaat etti Adem yaratıcısının ve ona kelimeleri öğretenin sözünü unutmuş başka sözlerin büyüsüne kapılmış büyük yanlış yapmıştı Yine kelimelerle uyarılan Âdem sahip olduğu değeri hatırladı Rabbine kelimelerle yalvardı af diledi bağışlandı Böyle başladı kelimelerle birlikteliği insanın Önce söz mü vardı bilmiyoruz ama her ne zaman insan varsa söz de vardı bu kesin Hasılı insan için yaratıcıyla irtibatında kelimelerin önemi büyüktür Yüce yaratıcı birçok âyette gönderdiği vahye kitap olarak atıfta bulunmakta vahiyler arası irtibata dikkat çekerken kavl kavramını kullanmakta herhangi bir konuya dair açıklamaların kur ân şeklinde oluşturulduğunu bildirmektedir Tüm bunlar Allah ın kitabını anlamak için kelimelere büyük bir hassasiyetle yaklaşmamız gerektiğini göstermektedir Kur ân bize Yahudilerin kitabı tahrif ederken kelimelerle oynadıklarını haber vermektedir Bu anlamanın da karartmanın da kelimeler marifetiyle olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir Kur ân da ilahi kitapların diline vurgular yapılması anlama faaliyetinin lafız merkezli olması gerektiğini göst

D&R
90,00

Süleymaniye Vakfı Yayınları

20171. baskı
10x171. Hamur
D&R

Kur ân da tebyîn tafsîl tasrîf gibi farklı kelimeler geçse de genelde meallerde bu kelimelere açıklama anlamı verilir Örnek olması açısından Diyanet Vakfı Mealini dikkate alarak üç kavrama verilen anlamları görelim a Tebyîn ق د ب ي ن ال ك م ال آي ات إ ن ك ن ت م ت ع ق ل ون Eğer düşünüp anlıyorsanız âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz Âl i İmrân 3 118 b Tasrîf ان ظ ر ك ي ف ن ص ر ف ال آي ات ل ع ل ه م ي ف ق ه ون Bak anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz En âm 6 65 c Tafsîl ك ذ ل ك ن ف ص ل ال آي ات ل ق و م ي ع ل م ون İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz A râf 7 32 Görüldüğü üzere ilk âyette tebyîn kökünden beyyennâ ب ي ن ا ikinci âyette tasrîf kökünden nusarrifü ن ص ر ف üçüncü âyette de tafsîl kökünden nüfassılü ن ف ص ل geçmekte ama bu üç ayrı kullanım üç âyetin mealine de açıklama olarak yansımaktadır Oysa şu âyet tasrîf ve tebyînin farklı şeyler olduğunu göstermektedir و ك ذ ل ك ن ص ر ف الآي ات و ل ي ق ول وا د ر س ت و ل ن ب ي ن ه ل ق و م ي ع ل م ون İşte âyetlerimizi böyle tasrîf ederiz ki birileri Sen bir yerden öğrenmişsin desin biz de onu bilen bir topluluğa tebyîn etmiş olalım En âm 6 105 Yukarıdaki âyette âyetlerin tasrîf edildiği bununla elde edilen sonucun da tebyîn olduğu bildirilmektedir Tasrîf ve tebyîn farklı şeylerdir Oysa TDV na ait mealde yukarıdaki âyete şu anlam verilmiştir Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki Sen ders almışsın desinler de biz de anlayan toplum için Kur ân ı iyice açıklayalım Yukarıdaki mealin Sen ders almışsın desinler de bölümünü atlarsak ortaya çıkan meal şöyle olacaktır Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki biz de anlayan toplum için Kur ân ı iyice açıklayalım Dikkatli bir okuyucu yukarıdaki mealde bir anlam bozukluğu olduğunu anlayacaktır Yapılan tasrîfle ki bu serinin bir başka kitapçığında tasrîfin kevni ve kitabi ayetler arasındaki örtüşmeden hasıl olan netice olduğu görülecektir var olan şeylerin tebyîni yani ortaya çıkması gerçekleşmektedir Tafsîl ile tebyîn arasındaki benzer bir ilişki şu âyette görülmektedir و ك ذ ل ك نف ص ل الآي ات و ل ت س ت ب ين س ب يل ال م ج ر م ين İşte âyetlerimizi böyle tafsîl ederiz ki suçluların yolu iyice belli olsun En âm 6 55 Tanıtım Bülteninden