Kur an ın Öğrettiği Kavramlar 4 Nebi ve Rasül — Fatih Orum

Kur an ın Öğrettiği Kavramlar 4 Nebi ve Rasül
Fatih OrumSüleymaniye Vakfı Yayınları
Kur an ın Öğrettiği Kavramlar 4 Nebi ve Rasül
Fatih OrumKur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki sayısında nebî ve rasûl kavramlarına kısaca değineceğiz Gelenekte pek çok Kur ânî kavramın içi boşaltılmış anlam derinliği yok edilmiştir ama nebî ve rasûl kavramlarının maruz kaldığı boyutta tahrifat eşine az rastlanır türdendir Kur ân ın yüzlerce âyetinin anlaşılmasında Kitap hikmet ilişkisinin doğru kurulmasında yüzyıllardır devam eden dinde kaynak sorununun Kur ânî bir zeminde çözülmesinde hayati önemi olan nebî ve rasûl kavramları arasındaki ilişki gelenekte Kur ân la örtüşmeyen bir şekilde kurulmuştur Bir takım kurgulardan hareketle rasûl kendisine kitap verilen nebî de daha önceki bir rasûle verilen kitabı tebliğ etmekle görevlendirilen kişi olarak tanımlanmış her rasûl nebîdir ancak her nebî rasûl değildir şeklinde bir denklem kurulmuş ama bu denklemin Kur ân âyetleriyle örtüşüp örtüşmediğin sağlaması yapılmamıştır Durum Türkçe mealler açısından daha da vahimdir Çoğu mealde âyetlerde geçen nebî ve rasûl kelimeleri yerine Kur ân da geçmeyen ve Farsça bir kelime olan peygamber kelimesi kullanılmakta âyetlerdeki iki kavram arasındaki anlam derinliği meallere yansıtılamamaktadır Bir örnekle bunu göstermek istiyoruz Diyanet Vakfı na ait mealde A râf sûresinin 157 âyetine şöyle anlam verilmiştir Yanlarındaki Tevrat ve İncil de yazılı buldukları o elçiye o ümmî Peygamber e uyanlar var ya işte o Peygamber onlara iyiliği emreder onları kötülükten meneder onlara temiz şeyleri helâl pis şeyleri haram kılar Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir O Peygamber e inanıp ona saygı gösteren ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr a Kur an a uyanlar var ya işte kurtuluşa erenler onlardır Yukarıda meali verilen âyetin metninde geçen الر س ول الن ب ي ال أ م ي şeklindeki ifade o elçiye o ümmî Peygamber e olarak Türkçe ye çevrilmiştir Yani rasûl kelimesi elçi nebî kelimesi de peygamber olarak dilimize aktarılmıştır Bu kabul edilemez bir çeviridir Aynı mealde İbrahim sûresinin 4 âyeti dilimize şöyle çevrilmiştir Allah ın emirlerini onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik Artık Allah dilediğini saptırır dilediğini de doğru yola iletir Çünkü O güç ve hikmet sahibidir Âyetin metninde rasûl kelimesi geçmesine rağmen bu defa aynı mealde rasûl kelimesine de peygamber anlamı verilmiştir Serinin elinizdeki sayısında bu önemli iki kavramı Kur ân dan hareketle genel olarak ele alarak bu konuda bir hassasiyetin oluşmasını hedeflemekteyiz

Süleymaniye Vakfı Yayınları
Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki sayısında nebî ve rasûl kavramlarına kısaca değineceğiz Gelenekte pek çok Kur ânî kavramın içi boşaltılmış anlam derinliği yok edilmiştir ama nebî ve rasûl kavramlarının maruz kaldığı boyutta tahrifat eşine az rastlanır türdendir Kur ân ın yüzlerce âyetinin anlaşılmasında Kitap hikmet ilişkisinin doğru kurulmasında yüzyıllardır devam eden dinde kaynak sorununun Kur ânî bir zeminde çözülmesinde hayati önemi olan nebî ve rasûl kavramları arasındaki ilişki gelenekte Kur ân la örtüşmeyen bir şekilde kurulmuştur Bir takım kurgulardan hareketle rasûl kendisine kitap verilen nebî de daha önceki bir rasûle verilen kitabı tebliğ etmekle görevlendirilen kişi olarak tanımlanmış her rasûl nebîdir ancak her nebî rasûl değildir şeklinde bir denklem kurulmuş ama bu denklemin Kur ân âyetleriyle örtüşüp örtüşmediğin sağlaması yapılmamıştır Durum Türkçe mealler açısından daha da vahimdir Çoğu mealde âyetlerde geçen nebî ve rasûl kelimeleri yerine Kur ân da geçmeyen ve Farsça bir kelime olan peygamber kelimesi kullanılmakta âyetlerdeki iki kavram arasındaki anlam derinliği meallere yansıtılamamaktadır Bir örnekle bunu göstermek istiyoruz Diyanet Vakfı na ait mealde A râf sûresinin 157 âyetine şöyle anlam verilmiştir Yanlarındaki Tevrat ve İncil de yazılı buldukları o elçiye o ümmî Peygamber e uyanlar var ya işte o Peygamber onlara iyiliği emreder onları kötülükten meneder onlara temiz şeyleri helâl pis şeyleri haram kılar Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir O Peygamber e inanıp ona saygı gösteren ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr a Kur an a uyanlar var ya işte kurtuluşa erenler onlardır Yukarıda meali verilen âyetin metninde geçen الر س ول الن ب ي ال أ م ي şeklindeki ifade o elçiye o ümmî Peygamber e olarak Türkçe ye çevrilmiştir Yani rasûl kelimesi elçi nebî kelimesi de peygamber olarak dilimize aktarılmıştır Bu kabul edilemez bir çeviridir Aynı mealde İbrahim sûresinin 4 âyeti dilimize şöyle çevrilmiştir Allah ın emirlerini onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik Artık Allah dilediğini saptırır dilediğini de doğru yola iletir Çünkü O güç ve hikmet sahibidir Âyetin metninde rasûl kelimesi geçmesine rağmen bu defa aynı mealde rasûl kelimesine de peygamber anlamı verilmiştir Serinin elinizdeki sayısında bu önemli iki kavramı Kur ân dan hareketle genel olarak ele alarak bu konuda bir hassasiyetin oluşmasını hedeflemekteyiz

Süleymaniye Vakfı Yayınları
Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki sayısında nebî ve rasûl kavramlarına kısaca değineceğiz Gelenekte pek çok Kur ânî kavramın içi boşaltılmış anlam derinliği yok edilmiştir ama nebî ve rasûl kavramlarının maruz kaldığı boyutta tahrifat eşine az rastlanır türdendir Kur ân ın yüzlerce âyetinin anlaşılmasında Kitap hikmet ilişkisinin doğru kurulmasında yüzyıllardır devam eden dinde kaynak sorununun Kur ânî bir zeminde çözülmesinde hayati önemi olan nebî ve rasûl kavramları arasındaki ilişki gelenekte Kur ân la örtüşmeyen bir şekilde kurulmuştur Bir takım kurgulardan hareketle rasûl kendisine kitap verilen nebî de daha önceki bir rasûle verilen kitabı tebliğ etmekle görevlendirilen kişi olarak tanımlanmış her rasûl nebîdir ancak her nebî rasûl değildir şeklinde bir denklem kurulmuş ama bu denklemin Kur ân âyetleriyle örtüşüp örtüşmediğin sağlaması yapılmamıştır Durum Türkçe mealler açısından daha da vahimdir Çoğu mealde âyetlerde geçen nebî ve rasûl kelimeleri yerine Kur ân da geçmeyen ve Farsça bir kelime olan peygamber kelimesi kullanılmakta âyetlerdeki iki kavram arasındaki anlam derinliği meallere yansıtılamamaktadır Bir örnekle bunu göstermek istiyoruz Diyanet Vakfı na ait mealde A râf sûresinin 157 âyetine şöyle anlam verilmiştir Yanlarındaki Tevrat ve İncil de yazılı buldukları o elçiye o ümmî Peygamber e uyanlar var ya işte o Peygamber onlara iyiliği emreder onları kötülükten meneder onlara temiz şeyleri helâl pis şeyleri haram kılar Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir O Peygamber e inanıp ona saygı gösteren ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr a Kur an a uyanlar var ya işte kurtuluşa erenler onlardır Yukarıda meali verilen âyetin metninde geçen الر س ول الن ب ي ال أ م ي şeklindeki ifade o elçiye o ümmî Peygamber e olarak Türkçe ye çevrilmiştir Yani rasûl kelimesi elçi nebî kelimesi de peygamber olarak dilimize aktarılmıştır Bu kabul edilemez bir çeviridir Aynı mealde İbrahim sûresinin 4 âyeti dilimize şöyle çevrilmiştir Allah ın emirlerini onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik Artık Allah dilediğini saptırır dilediğini de doğru yola iletir Çünkü O güç ve hikmet sahibidir Âyetin metninde rasûl kelimesi geçmesine rağmen bu defa aynı mealde rasûl kelimesine de peygamber anlamı verilmiştir Serinin elinizdeki sayısında bu önemli iki kavramı Kur ân dan hareketle genel olarak ele alarak bu konuda bir hassasiyetin oluşmasını hedeflemekteyiz

Süleymaniye Vakfı Yayınları

Süleymaniye Vakfı Yayınları
Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki sayısında nebî ve rasûl kavramlarına kısaca değineceğiz Gelenekte pek çok Kur ânî kavramın içi boşaltılmış anlam derinliği yok edilmiştir ama nebî ve rasûl kavramlarının maruz kaldığı boyutta tahrifat eşine az rastlanır türdendir Kur ân ın yüzlerce âyetinin anlaşılmasında Kitap hikmet ilişkisinin doğru kurulmasında yüzyıllardır devam eden dinde kaynak sorununun Kur ânî bir zeminde çözülmesinde hayati önemi olan nebî ve rasûl kavramları arasındaki ilişki gelenekte Kur ân la örtüşmeyen bir şekilde kurulmuştur Bir takım kurgulardan hareketle rasûl kendisine kitap verilen nebî de daha önceki bir rasûle verilen kitabı tebliğ etmekle görevlendirilen kişi olarak tanımlanmış her rasûl nebîdir ancak her nebî rasûl değildir şeklinde bir denklem kurulmuş ama bu denklemin Kur ân âyetleriyle örtüşüp örtüşmediğin sağlaması yapılmamıştır Durum Türkçe mealler açısından daha da vahimdir Çoğu mealde âyetlerde geçen nebî ve rasûl kelimeleri yerine Kur ân da geçmeyen ve Farsça bir kelime olan peygamber kelimesi kullanılmakta âyetlerdeki iki kavram arasındaki anlam derinliği meallere yansıtılamamaktadır Bir örnekle bunu göstermek istiyoruz Diyanet Vakfı na ait mealde A râf sûresinin 157 âyetine şöyle anlam verilmiştir Yanlarındaki Tevrat ve İncil de yazılı buldukları o elçiye o ümmî Peygamber e uyanlar var ya işte o Peygamber onlara iyiliği emreder onları kötülükten meneder onlara temiz şeyleri helâl pis şeyleri haram kılar Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir O Peygamber e inanıp ona saygı gösteren ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr a Kur an a uyanlar var ya işte kurtuluşa erenler onlardır Yukarıda meali verilen âyetin metninde geçen şeklindeki ifade o elçiye o ümmî Peygamber e olarak Türkçe ye çevrilmiştir Yani rasûl kelimesi elçi nebî kelimesi de peygamber olarak dilimize aktarılmıştır Bu kabul edilemez bir çeviridir Aynı mealde İbrahim sûresinin 4 âyeti dilimize şöyle çevrilmiştir Allah ın emirlerini onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik Artık Allah dilediğini saptırır dilediğini de doğru yola iletir Çünkü O güç ve hikmet sahibidir Âyetin metninde rasûl kelimesi geçmesine rağmen bu defa aynı mealde rasûl kelimesine de peygamber anlamı verilmiştir Serinin elinizdeki sayısında bu önemli iki kavramı Kur ân dan hareketle genel olarak ele alarak bu konuda bir hassasiyetin oluşmasını hedeflemekteyiz Dr Fatih Orum

Süleymaniye Vakfı Yayınları
Kur ân ın Öğrettiği Kavramlar serisinin elinizdeki sayısında nebî ve rasûl kavramlarına kısaca değineceğiz Gelenekte pek çok Kur ânî kavramın içi boşaltılmış anlam derinliği yok edilmiştir ama nebî ve rasûl kavramlarının maruz kaldığı boyutta tahrifat eşine az rastlanır türdendir Kur ân ın yüzlerce âyetinin anlaşılmasında Kitap hikmet ilişkisinin doğru kurulmasında yüzyıllardır devam eden dinde kaynak sorununun Kur ânî bir zeminde çözülmesinde hayati önemi olan nebî ve rasûl kavramları arasındaki ilişki gelenekte Kur ân la örtüşmeyen bir şekilde kurulmuştur Bir takım kurgulardan hareketle rasûl kendisine kitap verilen nebî de daha önceki bir rasûle verilen kitabı tebliğ etmekle görevlendirilen kişi olarak tanımlanmış her rasûl nebîdir ancak her nebî rasûl değildir şeklinde bir denklem kurulmuş ama bu denklemin Kur ân âyetleriyle örtüşüp örtüşmediğin sağlaması yapılmamıştır Durum Türkçe mealler açısından daha da vahimdir Çoğu mealde âyetlerde geçen nebî ve rasûl kelimeleri yerine Kur ân da geçmeyen ve Farsça bir kelime olan peygamber kelimesi kullanılmakta âyetlerdeki iki kavram arasındaki anlam derinliği meallere yansıtılamamaktadır Bir örnekle bunu göstermek istiyoruz Diyanet Vakfı na ait mealde A râf sûresinin 157 âyetine şöyle anlam verilmiştir Yanlarındaki Tevrat ve İncil de yazılı buldukları o elçiye o ümmî Peygamber e uyanlar var ya işte o Peygamber onlara iyiliği emreder onları kötülükten meneder onlara temiz şeyleri helâl pis şeyleri haram kılar Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir O Peygamber e inanıp ona saygı gösteren ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr a Kur an a uyanlar var ya işte kurtuluşa erenler onlardır Yukarıda meali verilen âyetin metninde geçen الر س ول الن ب ي ال أ م ي şeklindeki ifade o elçiye o ümmî Peygamber e olarak Türkçe ye çevrilmiştir Yani rasûl kelimesi elçi nebî kelimesi de peygamber olarak dilimize aktarılmıştır Bu kabul edilemez bir çeviridir Aynı mealde İ