Kur an Meali — Mehmed Akif Ersoy

Kur an Meali
Mehmed Akif ErsoyMahya Yayınları
Kur an Meali
Mehmed Akif ErsoyMehmed Akif Ersoy tarafından kaleme alınan Kuran Meali Mahya Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Kuran Meali Mehmed Akif Ersoy Kitap Özeti Sevgili Recep Şentürk beni odasına davet etti odanın kapısını arkadan kilitledi kesin olarak gizli kalması kaydıyla bana bir şey göstereceğini ve onunla ilgili danışmada bulunacağını söyledi Tabii merak ettim Dolabı açtı daktilo ile yazılmış her tarafından eski olduğu anlaşılan bir metin çıkardı bunun merhum Mehmed Âkif Ersoyun yaptığı Kuran mealinin bir kısmı olduğunu söyledi Hemen elinden aldım ve hızlı bir şekilde bazı nirengi noktalarına baktım İlk dikkat çeken husus farklı bir meal ile karşı karşıya olduğumuz idi Bu meali yapanın hem Türkçeyi hem Arapçayı hem de Kuran dilini iyi bildiği anlaşılıyordu Peki bunun O tercüme meal olduğu nasıl biliniyor bunu nereden ele geçirdiniz aidiyetine nasıl inanıyorsunuz diye soruları sıraladım Sizin de elinizdeki baskının giriş kısmında okuyacağınız bilgileri bana verdi Doğrusu bu bilgiler bana oldukça inandırıcı geldi Danışma faslına geçtik danışma konusu eserin yayınlanması idi Düşündüm Meal tam değildi yaklaşık Kuran ı Kerimin üçte biri kadardı Tevbe Sûresinin sonuna kadar ama merhum mütefekkir âlim şairimize ait olma ihtimali kuvvetli görünüyordu ayrıca kısa bir sürede az da olsa okuyabildiğim kısımlara göre karşımızda farklı görülmesi ve okunması gereken bir meal vardı Yayınlayacak olanlar Prof Dr Recep Şentürk ve Yrd Doç Dr Âsım Cüneyd Köksal Kuran meali konusunda doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek değersiz bir eseri yayınlamayacak kadar maddi ve manevi donanıma sahip kişilerdi Görüşümü açıkladım Bu eseri gerekli hizmeti yaparak yayınlayın İşte kitap elimizde insan bir okumaya başlayınca acaba şurayı nasıl çevirmiş şu ifadeyi nasıl Türkçeye aktarmış diye oradan oraya atlayarak okumaya doyamıyor Girişte okuyacağınız bu kitabın macerası hikayesi yıllardır konuşulurdu keşke yakılmasaydı korunsaydı da zamanı gelince yayınlansaydı diye iç geçirip dururduk Gün geçer devran dönerdi İlâhî Kitaba uzatılan eller toprak olur ama o müminlerin kalplerinde dillerinde ve davranışlarında yaşamaya devam ederdi Onu Allah korumayı vaad etmişti kimse onu değiştiremez ve yok edemezdi derdik Meğer bir meraklı hamiyetli kişi ve belki daha başkaları elde ettikleri kısmı belki başka kısımları da korumuşlar Allahın murad ettiği vakit gelince en uygun ellere teslim etmişler onlar da titizlikle çalışarak bu gizli hazinenin bir kısmını güzel bir neşirle ortaya koymuş oldular Kitap ellere geçince şüphesiz yankı uyandıracak hakkında yeni araştırma ve eleştiriler yapılacak bunlar da hayırlı sonuçlara sebep olacaktır Tercüme edene daktilo edip saklayana yüklü bir menfaat elde etme imkanına rağmen onu emin ellere bedelsiz teslim etmeyi tercih edenlere neşir için emek harcayanlara dua teşekkür ve minnet borcumuzdur Allah cümlesinden razı olsun Yayınevi Mahya Yayınları Yazar Mehmed Akif Ersoy Sayfa 581 Sayfa Kağıt 1 Hamur Ciltli Boyut 17 00x24 00 cm Basım Yılı 2012 Barkod 9786056289491 Kategori Kuran ve Kuran Üzerine Meal Tefsir Hadis

Ketebe Yayınları
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir

Ketebe Yayınları
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir

Ketebe
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir Tanıtım Bülteninden

Ketebe
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir

Ketebe Yayıncılık
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir

Ketebe
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir

Ketebe Yayınları
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir

Mahya Yayıncılık
Mehmed Âkif 1926 yılında Mısır da başladığı tercümeyi dört yıl boyunca üzerinde çalışarak 1932 yılında tamamlamıştı Bu sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur an ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenmişti Yaptığı tercümeyi teslim etmekten vazgeçerek sözleşmeyi feshetti Bunu bizzat kendisi şu şekilde ifade etmiştir Tercüme güzel oldu hatta umduğumdan daha iyi Lâkin onu verirsem namazda okutmaya kalkacaklar Ben o vakit Allah ımın huzuruna çıkamam ve Peygamberimin yüzüne bakamam Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte yakın dostlarından Mehmed İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakıldı Mahya Yayıncılık tarafından yayınlanan Kur an Meali uzun yıllar Mısır da yaşayan ve orada tahsil gören merhum Mustafa Runyun tarafından korunan latinize suretiyle daktilo edilmiş bir metinden aktarılmıştır Kur an ın 9 sresi olan Berâe Sresi nin sonuna kadar olan kısmını içine alan tercüme Kur an ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önem taşımaktadır Meali dikkat çekici ve merak konusu haline getiren husus şüphesiz Türkçeye olan vukufiyeti tartışma dışı olan İstiklâl şairinin aynı zamanda Arapça ve dini ilimler üzerindeki hakimiyetidir Kur an ın yalın mesajını aynen koruyarak bunu Türkçeye aktarma konusunda mevcut meallerdeki eksiklik şu ana kadar hep konuşulan bir husus olmuştur Mehmed Âkif in meali bu alandaki eksikliği kapatma noktasında önemli bir işlev görecektir Merhum Mehmed Âkif de bunu hedeflediğini belirtmiştir Mahya Yayıncılığın özenli ve titiz çalışmasıyla yayınlanan meali Yrd Doç Dr Âsım Cüneyd Köksal ile Prof Dr Recep Şentürk yayına hazırlamış Dücane Cündioğlu tetkik etmiş redaksiyonunu Yüksel Kanar tashih ve son okumasını da M Ertuğrul Düzdağ gerçekleştirmiştir

Mahya Yayıncılık
Mehmed Âkif 1926 yılında Mısır da başladığı tercümeyi dört yıl boyunca üzerinde çalışarak 1932 yılında tamamlamıştı Bu sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur an ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenmişti Yaptığı tercümeyi teslim etmekten vazgeçerek sözleşmeyi feshetti Bunu bizzat kendisi şu şekilde ifade etmiştir Tercüme güzel oldu hatta umduğumdan daha iyi Lâkin onu verirsem namazda okutmaya kalkacaklar Ben o vakit Allah ımın huzuruna çıkamam ve Peygamberimin yüzüne bakamam Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte yakın dostlarından Mehmed İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakıldı Mahya Yayıncılık tarafından yayınlanan Kur an Meali uzun yıllar Mısır da yaşayan ve orada tahsil gören merhum Mustafa Runyun tarafından korunan latinize suretiyle daktilo edilmiş bir metinden aktarılmıştır Kur an ın 9 sresi olan Berâe Sresi nin sonuna kadar olan kısmını içine alan tercüme Kur an ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önem taşımaktadır Meali dikkat çekici ve merak konusu haline getiren husus şüphesiz Türkçeye olan vukufiyeti tartışma dışı olan İstiklâl şairinin aynı zamanda Arapça ve dini ilimler üzerindeki hakimiyetidir Kur an ın yalın mesajını aynen koruyarak bunu Türkçeye aktarma konusunda mevcut meallerdeki eksiklik şu ana kadar hep konuşulan bir husus olmuştur Mehmed Âkif in meali bu alandaki eksikliği kapatma noktasında önemli bir işlev görecektir Merhum Mehmed Âkif de bunu hedeflediğini belirtmiştir Mahya Yayıncılığın özenli ve titiz çalışmasıyla yayınlanan meali Yrd Doç Dr Âsım Cüneyd Köksal ile Prof Dr Recep Şentürk yayına hazırlamış Dücane Cündioğlu tetkik etmiş redaksiyonunu Yüksel Kanar tashih ve son okumasını da M Ertuğrul Düzdağ gerçekleştirmiştir

Ketebe Yayınları
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir

Ketebe Yayınları
Mehmed Akif Ersoy tarafından kaleme alınan Kur an Meali Ketebe Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Kur an Meali Mehmed Akif Ersoy Kitap Özeti Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir Yayınevi Ketebe Yayınları Yazar Mehmed Akif Ersoy Sayfa 384 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Haziran 2024 Barkod 9786256698673 Kategori Kuran ve Kuran Üzerine Meal Tefsir Hadis

Ketebe
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir Tanıtım Bülteninden

Ketebe Yayınları
Temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle 21 Şubat 1925 tarihinde TBMM de bir Kur ân ı Kerîm tercümesi ve tefsiri ile Sahîh i Buhârî muhtasarı Tecrîd i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar verildi O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur ân tercümesi mevcut değildi Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahât ve İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif i işaret ediyordu Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi ye Tecrîd i Sarîh tercümesinin de Babanzâde Ahmed Naîm Bey e yaptırılması kararlaştırıldı Mehmed Âkif ise başta Kur ân tercümesini kabul etmedi yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi Fakat uzun çabalar sonucu bu vazifeyi Ekim 1925 te kabul etmek zorunda kaldı Tercümeyi kabulünü müteakip Mısır a giden Âkif vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında başladığı çalışmasını 7 yıl sonra 1932 de tamamladı Ancak tercümeyi bitirdiğinde o sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur ân ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenerek sözleşmesini feshetti Bu tercüme 1961 yılına kadar yakın dostlarından Yozgatlı İhsan Efendi de mahfuz kaldı ve Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakılarak imha edildi Âkif in Kur ân Meâli nden bugüne uzun yıllar Mısır da yaşamış ve tahsil görmüş merhum Mustafa Runyun tarafından korunan ve daha sonra Recep Şentürk e intikal eden latin harfli daktilo edilmiş bir metin kaldı Berâe Sûresi nin sonuna kadarki kısmı kapsayan bu metin Kur ân ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önemlidir

Mahya Yayınları - Özel Ürün
Mehmed Âkif 1926 yılında Mısır da başladığı tercümeyi dört yıl boyunca üzerinde çalışarak 1932 yılında tamamlamıştı Bu sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur an ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenmişti Yaptığı tercümeyi teslim etmekten vazgeçerek sözleşmeyi feshetti Bunu bizzat kendisi şu şekilde ifade etmiştir Tercüme güzel oldu hatta umduğumdan daha iyi Lâkin onu verirsem namazda okutmaya kalkacaklar Ben o vakit Allah ımın huzuruna çıkamam ve Peygamberimin yüzüne bakamam Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte yakın dostlarından Mehmed İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakıldı Mahya Yayıncılık tarafından yayınlanan Kur an Meali uzun yıllar Mısır da yaşayan ve orada tahsil gören merhum Mustafa Runyun tarafından korunan latinize suretiyle daktilo edilmiş bir metinden aktarılmıştır Kur an ın 9 suresi olan Berâe Suresi nin sonuna kadar olan kısmını içine alan tercüme Kur an ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önem taşımaktadır Meali dikkat çekici ve merak konusu haline getiren husus şüphesiz Türkçeye olan vukufiyeti tartışma dışı olan İstiklâl şairinin aynı zamanda Arapça ve dini ilimler üzerindeki hakimiyetidir Kur an ın yalın mesajını aynen koruyarak bunu Türkçeye aktarma konusunda mevcut meallerdeki eksiklik şu ana kadar hep konuşulan bir husus olmuştur Mehmed Âkif in meali bu alandaki eksikliği kapatma noktasında önemli bir işlev görecektir Merhum Mehmed Âkif de bunu hedeflediğini belirtmiştir

Mahya Yayıncılık
Mehmed Âkif 1926 yılında Mısır da başladığı tercümeyi dört yıl boyunca üzerinde çalışarak 1932 yılında tamamlamıştı Bu sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur an ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenmişti Yaptığı tercümeyi teslim etmekten vazgeçerek sözleşmeyi feshetti Bunu bizzat kendisi şu şekilde ifade etmiştir Tercüme güzel oldu hatta umduğumdan daha iyi Lâkin onu verirsem namazda okutmaya kalkacaklar Ben o vakit Allah ımın huzuruna çıkamam ve Peygamberimin yüzüne bakamam Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte yakın dostlarından Mehmed İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakıldı Mahya Yayıncılık tarafından yayınlanan Kur an Meali uzun yıllar Mısır da yaşayan ve orada tahsil gören merhum Mustafa Runyun tarafından korunan latinize suretiyle daktilo edilmiş bir metinden aktarılmıştır Kur an ın 9 sresi olan Berâe Sresi nin sonuna kadar olan kısmını içine alan tercüme Kur an ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önem taşımaktadır Meali dikkat çekici ve merak konusu haline getiren husus şüphesiz Türkçeye olan vukufiyeti tartışma dışı olan İstiklâl şairinin aynı zamanda Arapça ve dini ilimler üzerindeki hakimiyetidir Kur an ın yalın mesajını aynen koruyarak bunu Türkçeye aktarma konusunda mevcut meallerdeki eksiklik şu ana kadar hep konuşulan bir husus olmuştur Mehmed Âkif in meali bu alandaki eksikliği kapatma noktasında önemli bir işlev görecektir Merhum Mehmed Âkif de bunu hedeflediğini belirtmiştir Mahya Yayıncılığın özenli ve titiz çalışmasıyla yayınlanan meali Yrd Doç Dr Âsım Cüneyd Köksal ile Prof Dr Recep Şentürk yayına hazırlamış Dücane Cündioğlu tetkik etmiş redaksiyonunu Yüksel Kanar tashih ve son okumasını da M Ertuğrul Düzdağ gerçekleştirmiştir

Mahya Yayınları
Mehmed Âkif 1926 yılında Mısır da başladığı tercümeyi dört yıl boyunca üzerinde çalışarak 1932 yılında tamamlamıştı Bu sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur an ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenmişti Yaptığı tercümeyi teslim etmekten vazgeçerek sözleşmeyi feshetti Bunu bizzat kendisi şu şekilde ifade etmiştir Tercüme güzel oldu hatta umduğumdan daha iyi Lâkin onu verirsem namazda okutmaya kalkacaklar Ben o vakit Allah ımın huzuruna çıkamam ve Peygamberimin yüzüne bakamam Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte yakın dostlarından Mehmed İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakıldı Mahya Yayıncılık tarafından yayınlanan Kur an Meali uzun yıllar Mısır da yaşayan ve orada tahsil gören merhum Mustafa Runyun tarafından korunan latinize suretiyle daktilo edilmiş bir metinden aktarılmıştır Kur an ın 9 suresi olan Berâe Suresi nin sonuna kadar olan kısmını içine alan tercüme Kur an ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önem taşımaktadır Meali dikkat çekici ve merak konusu haline getiren husus şüphesiz Türkçeye olan vukufiyeti tartışma dışı olan İstiklâl şairinin aynı zamanda Arapça ve dini ilimler üzerindeki hakimiyetidir Kur an ın yalın mesajını aynen koruyarak bunu Türkçeye aktarma konusunda mevcut meallerdeki eksiklik şu ana kadar hep konuşulan bir husus olmuştur Mehmed Âkif in meali bu alandaki eksikliği kapatma noktasında önemli bir işlev görecektir Merhum Mehmed Âkif de bunu hedeflediğini belirtmiştir

Mahya Yayıncılık
BİR GÜZELİN TAKDİMİ Hayreddin Karaman Sevgili Recep Şentürk beni odasına davet etti odanın kapısını arkadan kilitledi kesin olarak gizli kalması kaydıyla bana bir şey göstereceğini ve onunla ilgili danışmada bulunacağını söyledi Tabii merak ettim Dolabı açtı daktilo ile yazılmış her tarafından eski olduğu anlaşılan bir metin çıkardı bunun merhum Mehmed Âkif Ersoy un yaptığı Kur an mealinin bir kısmı olduğunu söyledi Hemen elinden aldım ve hızlı bir şekilde bazı nirengi noktalarına baktım İlk dikkat çeken husus farklı bir meal ile karşı karşıya olduğumuz idi Bu meali yapanın hem Türkçe yi hem Arapça yı hem de Kur an dilini iyi bildiği anlaşılıyordu Peki bunun O tercüme meal olduğu nasıl biliniyor bunu nereden ele geçirdiniz aidiyetine nasıl inanıyorsunuz diye soruları sıraladım Sizin de elinizdeki baskının giriş kısmında okuyacağınız bilgileri bana verdi Doğrusu bu bilgiler bana oldukça inandırıcı geldi Danışma faslına geçtik danışma konusu eserin yayınlanması idi Düşündüm Meal tam değildi yaklaşık Kur an ı Kerim in üçte biri kadardı Tevbe Sûresi nin sonuna kadar ama merhum mütefekkir âlim şairimize ait olma ihtimali kuvvetli görünüyordu ayrıca kısa bir sürede az da olsa okuyabildiğim kısımlara göre karşımızda farklı görülmesi ve okunması gereken bir meal vardı Yayınlayacak olanlar Prof Dr Recep Şentürk ve Yrd Doç Dr Âsım Cüneyd Köksal Kur an meali konusunda doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek değersiz bir eseri yayınlamayacak kadar maddi ve manevi donanıma sahip kişilerdi Görüşümü açıkladım Bu eseri gerekli hizmeti yaparak yayınlayın İşte kitap elimizde insan bir okumaya başlayınca acaba şurayı nasıl çevirmiş şu ifadeyi nasıl Türkçeye aktarmış diye oradan oraya atlayarak okumaya doyamıyor Girişte okuyacağınız bu kitabın macerası hikayesi yıllardır konuşulurdu keşke yakılmasaydı korunsaydı da zamanı gelince yayınlansaydı diye iç geçirip dururduk Gün geçer devran dönerdi İlâhî Kitab a uzatılan eller toprak olur ama o mü minlerin kalplerinde dillerinde ve davranışlarında yaşamaya devam ederdi Onu Allah korumayı va ad etmişti kimse onu değiştiremez ve yok edemezdi derdik Meğer bir meraklı hamiyetli kişi ve belki daha başkaları elde ettikleri kısmı belki başka kısımları da korumuşlar Allah ın murad ettiği vakit gelince en uygun ellere teslim etmişler onlar da titizlikle çalışarak bu gizli hazinenin bir kısmını güzel bir neşirle ortaya koymuş oldular Kitap ellere geçince şüphesiz yankı uyandıracak hakkında yeni araştırma ve eleştiriler yapılacak bunlar da hayırlı sonuçlara sebep olacaktır Tercüme edene daktilo edip saklayana yüklü bir menfaat elde etme imkanına rağmen onu emin ellere bedelsiz teslim etmeyi tercih edenlere neşir için emek harcayanlara dua teşekkür ve minnet borcumuzdur Allah cümlesinden razı olsun

Mahya Yayıncılık
BİR GÜZELİN TAKDİMİ Hayreddin Karaman Sevgili Recep Şentürk beni odasına davet etti odanın kapısını arkadan kilitledi kesin olarak gizli kalması kaydıyla bana bir şey göstereceğini ve onunla ilgili danışmada bulunacağını söyledi Tabii merak ettim Dolabı açtı daktilo ile yazılmış her tarafından eski olduğu anlaşılan bir metin çıkardı bunun merhum Mehmed Âkif Ersoy un yaptığı Kur an mealinin bir kısmı olduğunu söyledi Hemen elinden aldım ve hızlı bir şekilde bazı nirengi noktalarına baktım İlk dikkat çeken husus farklı bir meal ile karşı karşıya olduğumuz idi Bu meali yapanın hem Türkçe yi hem Arapça yı hem de Kur an dilini iyi bildiği anlaşılıyordu Peki bunun O tercüme meal olduğu nasıl biliniyor bunu nereden ele geçirdiniz aidiyetine nasıl inanıyorsunuz diye soruları sıraladım Sizin de elinizdeki baskının giriş kısmında okuyacağınız bilgileri bana verdi Doğrusu bu bilgiler bana oldukça inandırıcı geldi Danışma faslına geçtik danışma konusu eserin yayınlanması idi Düşündüm Meal tam değildi yaklaşık Kur an ı Kerim in üçte biri kadardı Tevbe Sûresi nin sonuna kadar ama merhum mütefekkir âlim şairimize ait olma ihtimali kuvvetli görünüyordu ayrıca kısa bir sürede az da olsa okuyabildiğim kısımlara göre karşımızda farklı görülmesi ve okunması gereken bir meal vardı Yayınlayacak olanlar Prof Dr Recep Şentürk ve Yrd Doç Dr Âsım Cüneyd Köksal Kur an meali konusunda doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek değersiz bir eseri yayınlamayacak kadar maddi ve manevi donanıma sahip kişilerdi Görüşümü açıkladım Bu eseri gerekli hizmeti yaparak yayınlayın İşte kitap elimizde insan bir okumaya başlayınca acaba şurayı nasıl çevirmiş şu ifadeyi nasıl Türkçeye aktarmış diye oradan oraya atlayarak okumaya doyamıyor Girişte okuyacağınız bu kitabın macerası hikayesi yıllardır konuşulurdu keşke yakılmasaydı korunsaydı da zamanı gelince yayınlansaydı diye iç geçirip dururduk Gün geçer devran dönerdi İlâhî Kitab a uzatılan eller toprak olur ama o mü minlerin kalplerinde dillerinde ve davranışlarında yaşamaya devam ederdi Onu Allah korumayı va ad etmişti kimse onu değiştiremez ve yok edemezdi derdik Meğer bir meraklı hamiyetli kişi ve belki daha başkaları elde ettikleri kısmı belki başka kısımları da korumuşlar Allah ın murad ettiği vakit gelince en uygun ellere teslim etmişler onlar da titizlikle çalışarak bu gizli hazinenin bir kısmını güzel bir neşirle ortaya koymuş oldular Kitap ellere geçince şüphesiz yankı uyandıracak hakkında yeni araştırma ve eleştiriler yapılacak bunlar da hayırlı sonuçlara sebep olacaktır Tercüme edene daktilo edip saklayana yüklü bir menfaat elde etme imkanına rağmen onu emin ellere bedelsiz teslim etmeyi tercih edenlere neşir için emek harcayanlara dua teşekkür ve minnet borcumuzdur Allah cümlesinden razı olsun

Mahya Yayınları - Özel Ürün
Sevgili Recep Şentürk beni odasına davet etti odanın kapısını arkadan kilitledi kesin olarak gizli kalması kaydıyla bana bir şey göstereceğini ve onunla ilgili danışmada bulunacağını söyledi Tabii merak ettim Dolabı açtı daktilo ile yazılmış her tarafından eski olduğu anlaşılan bir metin çıkardı bunun merhum Mehmed Âkif Ersoy un yaptığı Kur an mealinin bir kısmı olduğunu söyledi Hemen elinden aldım ve hızlı bir şekilde bazı nirengi noktalarına baktım İlk dikkat çeken husus farklı bir meal ile karşı karşıya olduğumuz idi Bu meali yapanın hem Türkçe yi hem Arapça yı hem de Kur an dilini iyi bildiği anlaşılıyordu Peki bunun O tercüme meal olduğu nasıl biliniyor bunu nereden ele geçirdiniz aidiyetine nasıl inanıyorsunuz diye soruları sıraladım Sizin de elinizdeki baskının giriş kısmında okuyacağınız bilgileri bana verdi Doğrusu bu bilgiler bana oldukça inandırıcı geldi Danışma faslına geçtik danışma konusu eserin yayınlanması idi Düşündüm Meal tam değildi yaklaşık Kur an ı Kerim in üçte biri kadardı Tevbe Sûresi nin sonuna kadar ama merhum mütefekkir âlim şairimize ait olma ihtimali kuvvetli görünüyordu ayrıca kısa bir sürede az da olsa okuyabildiğim kısımlara göre karşımızda farklı görülmesi ve okunması gereken bir meal vardı Yayınlayacak olanlar Prof Dr Recep Şentürk ve Yrd Doç Dr Âsım Cüneyd Köksal Kur an meali konusunda doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek değersiz bir eseri yayınlamayacak kadar maddi ve manevi donanıma sahip kişilerdi Görüşümü açıkladım Bu eseri gerekli hizmeti yaparak yayınlayın İşte kitap elimizde insan bir okumaya başlayınca acaba şurayı nasıl çevirmiş şu ifadeyi nasıl Türkçeye aktarmış diye oradan oraya atlayarak okumaya doyamıyor Girişte okuyacağınız bu kitabın macerası hikayesi yıllardır konuşulurdu keşke yakılmasaydı korunsaydı da zamanı gelince yayınlansaydı diye iç geçirip dururduk Gün geçer devran dönerdi İlâhî Kitab a uzatılan eller toprak olur ama o mü minlerin kalplerinde dillerinde ve davranışlarında yaşamaya devam ederdi Onu Allah korumayı va ad etmişti kimse onu değiştiremez ve yok edemezdi derdik Meğer bir meraklı hamiyetli kişi ve belki daha başkaları elde ettikleri kısmı belki başka kısımları da korumuşlar Allah ın murad ettiği vakit gelince en uygun ellere teslim etmişler onlar da titizlikle çalışarak bu gizli hazinenin bir kısmını güzel bir neşirle ortaya koymuş oldular Kitap ellere geçince şüphesiz yankı uyandıracak hakkında yeni araştırma ve eleştiriler yapılacak bunlar da hayırlı sonuçlara sebep olacaktır Tercüme edene daktilo edip saklayana yüklü bir menfaat elde etme imkanına rağmen onu emin ellere bedelsiz teslim etmeyi tercih edenlere neşir için emek harcayanlara dua teşekkür ve minnet borcumuzdur Allah cümlesinden razı olsun

Mahya Yayıncılık
BİR GÜZELİN TAKDİMİ Hayreddin Karaman Sevgili Recep Şentürk beni odasına davet etti odanın kapısını arkadan kilitledi kesin olarak gizli kalması kaydıyla bana bir şey göstereceğini ve onunla ilgili danışmada bulunacağını söyledi Tabii merak ettim Dolabı açtı daktilo ile yazılmış her tarafından eski olduğu anlaşılan bir metin çıkardı bunun merhum Mehmed Âkif Ersoy un yaptığı Kur an mealinin bir kısmı olduğunu söyledi Hemen elinden aldım ve hızlı bir şekilde bazı nirengi noktalarına baktım İlk dikkat çeken husus farklı bir meal ile karşı karşıya olduğumuz idi Bu meali yapanın hem Türkçe yi hem Arapça yı hem de Kur an dilini iyi bildiği anlaşılıyordu Peki bunun O tercüme meal olduğu nasıl biliniyor bunu nereden ele geçirdiniz aidiyetine nasıl inanıyorsunuz diye soruları sıraladım Sizin de elinizdeki baskının giriş kısmında okuyacağınız bilgileri bana verdi Doğrusu bu bilgiler bana oldukça inandırıcı geldi Danışma faslına geçtik danışma konusu eserin yayınlanması idi Düşündüm Meal tam değildi yaklaşık Kur an ı Kerim in üçte biri kadardı Tevbe Sûresi nin sonuna kadar ama merhum mütefekkir âlim şairimize ait olma ihtimali kuvvetli görünüyordu ayrıca kısa bir sürede az da olsa okuyabildiğim kısımlara göre karşımızda farklı görülmesi ve okunması gereken bir meal vardı Yayınlayacak olanlar Prof Dr Recep Şentürk ve Yrd Doç Dr Âsım Cüneyd Köksal Kur an meali konusunda doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek değersiz bir eseri yayınlamayacak kadar maddi ve manevi donanıma sahip kişilerdi Görüşümü açıkladım Bu eseri gerekli hizmeti yaparak yayınlayın İşte kitap elimizde insan bir okumaya başlayınca acaba şurayı nasıl çevirmiş şu ifadeyi nasıl Türkçeye aktarmış diye oradan oraya atlayarak okumaya doyamıyor Girişte okuyacağınız bu kitabın macerası hikayesi yıllardır konuşulurdu keşke yakılmasaydı korunsaydı da zamanı gelince yayınlansaydı diye iç geçirip dururduk Gün geçer devran dönerdi İlâhî Kitab a uzatılan eller toprak olur ama o mü minlerin kalplerinde dillerinde ve davranışlarında yaşamaya devam ederdi Onu Allah korumayı va ad etmişti kimse onu değiştiremez ve yok edemezdi derdik Meğer bir meraklı hamiyetli kişi ve belki daha başkaları elde ettikleri kısmı belki başka kısımları da korumuşlar Allah ın murad ettiği vakit gelince en uygun ellere teslim etmişler onlar da titizlikle çalışarak bu gizli hazinenin bir kısmını güzel bir neşirle ortaya koymuş oldular Kitap ellere geçince şüphesiz yankı uyandıracak hakkında yeni araştırma ve eleştiriler yapılacak bunlar da hayırlı sonuçlara sebep olacaktır Tercüme edene daktilo edip saklayana yüklü bir menfaat elde etme imkanına rağmen onu emin ellere bedelsiz teslim etmeyi tercih edenlere neşir için emek harcayanlara dua teşekkür ve minnet borcumuzdur Allah cümlesinden razı olsun

Mahya
Mehmed Âkif 1926 yılında Mısır da başladığı tercümeyi dört yıl boyunca üzerinde çalışarak 1932 yılında tamamlamıştı Bu sıralarda Türkiye deki camilerde namaz kıldırılırken Kur an ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenmişti Yaptığı tercümeyi teslim etmekten vazgeçerek sözleşmeyi feshetti Bunu bizzat kendisi şu şekilde ifade etmiştir Tercüme güzel oldu hatta umduğumdan daha iyi Lâkin onu verirsem namazda okutmaya kalkacaklar Ben o vakit Allah ımın huzuruna çıkamam ve Peygamberimin yüzüne bakamam Âkif in vasiyeti üzerine ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte yakın dostlarından Mehmed İhsan Efendi nin kendi eliyle çoğalttığı nüsha yakıldı Mahya Yayıncılık tarafından yayınlanan Kur an Meali uzun yıllar Mısır da yaşayan ve orada tahsil gören merhum Mustafa Runyun tarafından korunan latinize suretiyle daktilo edilmiş bir metinden aktarılmıştır Kur an ın 9 suresi olan Berâe Suresi nin sonuna kadar olan kısmını içine alan tercüme Kur an ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir Mehmed Âkif in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme tadına doyulmaz bir okuma zevki sunması yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önem taşımaktadır Meali dikkat çekici ve merak konusu haline getiren husus şüphesiz Türkçeye olan vukufiyeti tartışma dışı olan İstiklâl şairinin aynı zamanda Arapça ve dini ilimler üzerindeki hakimiyetidir Kur an ın yalın mesajını aynen koruyarak bunu Türkçeye aktarma konusunda mevcut meallerdeki eksiklik şu ana kadar hep konuşulan bir husus olmuştur Mehmed Âkif in meali bu alandaki eksikliği kapatma noktasında önemli bir işlev görecektir Merhum Mehmed Âkif de bunu hedeflediğini belirtmiştir

Mahya Yayınları
Sevgili Recep Şentürk beni odasına davet etti odanın kapısını arkadan kilitledi kesin olarak gizli kalması kaydıyla bana bir şey göstereceğini ve onunla ilgili danışmada bulunacağını söyledi Tabii merak ettim Dolabı açtı daktilo ile yazılmış her tarafından eski olduğu anlaşılan bir metin çıkardı bunun merhum Mehmed Âkif Ersoy un yaptığı Kur an mealinin bir kısmı olduğunu söyledi Hemen elinden aldım ve hızlı bir şekilde bazı nirengi noktalarına baktım İlk dikkat çeken husus farklı bir meal ile karşı karşıya olduğumuz idi Bu meali yapanın hem Türkçe yi hem Arapça yı hem de Kur an dilini iyi bildiği anlaşılıyordu Peki bunun O tercüme meal olduğu nasıl biliniyor bunu nereden ele geçirdiniz aidiyetine nasıl inanıyorsunuz diye soruları sıraladım Sizin de elinizdeki baskının giriş kısmında okuyacağınız bilgileri bana verdi Doğrusu bu bilgiler bana oldukça inandırıcı geldi Danışma faslına geçtik danışma konusu eserin yayınlanması idi Düşündüm Meal tam değildi yaklaşık Kur an ı Kerim in üçte biri kadardı Tevbe Sûresi nin sonuna kadar ama merhum mütefekkir âlim şairimize ait olma ihtimali kuvvetli görünüyordu ayrıca kısa bir sürede az da olsa okuyabildiğim kısımlara göre karşımızda farklı görülmesi ve okunması gereken bir meal vardı Yayınlayacak olanlar Prof Dr Recep Şentürk ve Yrd Doç Dr Âsım Cüneyd Köksal Kur an meali konusunda doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek değersiz bir eseri yayınlamayacak kadar maddi ve manevi donanıma sahip kişilerdi Görüşümü açıkladım Bu eseri gerekli hizmeti yaparak yayınlayın İşte kitap elimizde insan bir okumaya başlayınca acaba şurayı nasıl çevirmiş şu ifadeyi nasıl Türkçeye aktarmış diye oradan oraya atlayarak okumaya doyamıyor Girişte okuyacağınız bu kitabın macerası hikayesi yıllardır konuşulurdu keşke yakılmasaydı korunsaydı da zamanı gelince yayınlansaydı diye iç geçirip dururduk Gün geçer devran dönerdi İlâhî Kitab a uzatılan eller toprak olur ama o mü minlerin kalplerinde dillerinde ve dav