Kuran ı Yeniden Okumak 1 — Hüseyin Doğan

Kuran ı Yeniden Okumak 1
Hüseyin DoğanCinius Yayınları
Kuran ı Yeniden Okumak 1
Hüseyin DoğanBaşlangıçta söz vardı ama söz yetmedi Tanrı konuştu elçiler gönderdi Söz taşlara kazındı derilere yazıldı Vahiy dilin omuzlarına yüklendi çünkü insan dünyaya dil aracılığıyla tutunuyordu ve Tanrı insanı tam da onun tutunduğu yerden yakalamak istedi Ama sonuç değişmedi Aynı söz farklı ağızlarda başka başka anlamlara büründü Aynı kelâm tahtlar kurdu aynı kelâm o tahtları yerle bir etti Söz çoğaldıkça hakikat berraklaşmadı parçalandı Çünkü din çoğu zaman Tanrı yı anlatmadı Tanrı adına konuşmayı öğretti Her kelime yeni bir yorum doğurdu her yorum yeni bir otorite kurdu Kelime kutsallaştıkça Tanrı geri çekildi Sorun tam da budur Tanrı kelimeye fazla güvendi Ve tam bu teşhisin ortasında dinler tarihinin en sarsıcı iddiası yükselir Kelime yetmedi Kelime beden oldu Hristiyan anlatı tam burada sözü keser Tanrı artık yalnızca konuşmaz görünür olur Ama Kuran tam bu aşamada durur İsa yı Allah ın kelimesi ve O ndan bir ruh olarak tanımlar ama Tanrı olarak tanımlamaz Kelâm yüce olsa da tahtta değildir artık Kuran da Tanrı konuşur ama kelimelerin ardına gizlenir söyler ama söylediğinin tamamını göstermez Apaçık olduğunu ilan eden metin en derin sırlarını her kelimeye yüklediği birden çok anlam sembolünün labirentine gömer İşte bu kitap tam bu fay hattında yürür Besmelenin yapısını parçalara ayırır Rahman ile Rahîm in iki ayrı ontolojik boyut olduğunu gösterir Hurûf u Mukattaa nın on dört harfini on dört havariyle ilişkilendirir Ulû l azm tamlamalarının gizli muhataplarını veli vâris vasi vekil sıfatlarının İsa nın rolleriyle örtüşmesini Hû Allah vekillik ilişkisini ve Kün Qâle Qlu üçlüsünü Logos un halkaları olarak okur Ne savunmadır bu ne saldırı susturulamayan bir ihtimalin peşinde yürüyen bir teşhistir

Cinius
Başlangıçta söz vardı ama söz yetmedi Tanrı konuştu elçiler gönderdi Söz taşlara kazındı derilere yazıldı Vahiy dilin omuzlarına yüklendi çünkü insan dünyaya dil aracılığıyla tutunuyordu ve Tanrı insanı tam da onun tutunduğu yerden yakalamak istedi Ama sonuç değişmedi Aynı söz farklı ağızlarda başka başka anlamlara büründü Aynı kelâm tahtlar kurdu aynı kelâm o tahtları yerle bir etti Söz çoğaldıkça hakikat berraklaşmadı parçalandı Çünkü din çoğu zaman Tanrı yı anlatmadı Tanrı adına konuşmayı öğretti Her kelime yeni bir yorum doğurdu her yorum yeni bir otorite kurdu Kelime kutsallaştıkça Tanrı geri çekildi Sorun tam da budur Tanrı kelimeye fazla güvendi Ve tam bu teşhisin ortasında dinler tarihinin en sarsıcı iddiası yükselir Kelime yetmedi Kelime beden oldu Hristiyan anlatı tam burada sözü keser Tanrı artık yalnızca konuşmaz görünür olur Ama Kuran tam bu aşamada durur İsa yı Allah ın kelimesi ve O ndan bir ruh olarak tanımlar ama Tanrı olarak tanımlamaz Kelâm yüce olsa da tahtta değildir artık Kuran da Tanrı konuşur ama kelimelerin ardına gizlenir söyler ama söylediğinin tamamını göstermez Apaçık olduğunu ilan eden metin en derin sırlarını her kelimeye yüklediği birden çok anlam sembolünün labirentine gömer İşte bu kitap tam bu fay hattında yürür Besmelenin yapısını parçalara ayırır Rahman ile Rahîm in iki ayrı ontolojik boyut olduğunu gösterir Hurûf u Mukattaa nın on dört harfini on dört havariyle ilişkilendirir Ulû l azm tamlamalarının gizli muhataplarını veli vâris vasi vekil sıfatlarının İsa nın rolleriyle örtüşmesini Hû Allah vekillik ilişkisini ve Kün Qâle Qlu üçlüsünü Logos un halkaları olarak okur Ne savunmadır bu ne saldırı susturulamayan bir ihtimalin peşinde yürüyen bir teşhistir Tanıtım Bülteninden

Cinius Yayınları
Başlangıçta söz vardı ama söz yetmedi Tanrı konuştu elçiler gönderdi Söz taşlara kazındı derilere yazıldı Vahiy dilin omuzlarına yüklendi çünkü insan dünyaya dil aracılığıyla tutunuyordu ve Tanrı insanı tam da onun tutunduğu yerden yakalamak istedi Ama sonuç değişmedi Aynı söz farklı ağızlarda başka başka anlamlara büründü Aynı kelâm tahtlar kurdu aynı kelâm o tahtları yerle bir etti Söz çoğaldıkça hakikat berraklaşmadı parçalandı Çünkü din çoğu zaman Tanrı yı anlatmadı Tanrı adına konuşmayı öğretti Her kelime yeni bir yorum doğurdu her yorum yeni bir otorite kurdu Kelime kutsallaştıkça Tanrı geri çekildi Sorun tam da budur Tanrı kelimeye fazla güvendi Ve tam bu teşhisin ortasında dinler tarihinin en sarsıcı iddiası yükselir Kelime yetmedi Kelime beden oldu Hristiyan anlatı tam burada sözü keser Tanrı artık yalnızca konuşmaz görünür olur Ama Kuran tam bu aşamada durur İsa yı Allah ın kelimesi ve O ndan bir ruh olarak tanımlar ama Tanrı olarak tanımlamaz Kelâm yüce olsa da tahtta değildir artık Kuran da Tanrı konuşur ama kelimelerin ardına gizlenir söyler ama söylediğinin tamamını göstermez Apaçık olduğunu ilan eden metin en derin sırlarını her kelimeye yüklediği birden çok anlam sembolünün labirentine gömer İşte bu kitap tam bu fay hattında yürür Besmelenin yapısını parçalara ayırır Rahman ile Rahîm in iki ayrı ontolojik boyut olduğunu gösterir Hurûf u Mukattaa nın on dört harfini on dört havariyle ilişkilendirir Ulû l azm tamlamalarının gizli muhataplarını veli vâris vasi vekil sıfatlarının İsa nın rolleriyle örtüşmesini Hû Allah vekillik ilişkisini ve Kün Qâle Qlu üçlüsünü Logos un halkaları olarak okur Ne savunmadır bu ne saldırı susturulamayan bir ihtimalin peşinde yürüyen bir teşhistir

Cinius
Bu kitap Kur an ı savunmak ya da yargılamak için değil nasıl oluştuğunu hangi dilsel ve tarihsel zeminde konuştuğunu anlamak için yazıldı Kur an ı Yeniden Okumak I İnsan Tutan Balıkçılar vahyi yüzeysel ve donmuş bir metin olarak değil ilk oluştuğu dönemde kelimelerin toplumun kültürel algısı içinde ilan edilen tartışılan ve muhataplarıyla diyalog hâlinde şekillenen bir hitap olarak ele alır Oku emrini sessiz bir okuma değil yüksek sesle ilan edilen bir vaaz olarak yorumlar vahyi kitaplaşmadan önceki hâliyle tebliğ davet ve kerygma geleneği içinde inceler Eserde Kur an daki temel kavramlar ayet kelime ruh sadaka mizan kerîm yalnızca İslami literatürle değil Yahudi ve Hristiyan metinleri Aramice Süryanice arka plan ve Helenistik düşünce ile birlikte okunur Logos anlayışından Mesih tasavvuruna sadaka kavramından fidye ve lütuf düşüncesine kadar pek çok başlık erken dönem dinî tartışmalar bağlamında yeniden değerlendirilir Kitap Kur an ın iniş sürecini tarihten koparmadan hanîfler Yahudi Hristiyan çevreler sözlü tebliğ geleneği ve metnin kitaplaşma süreci üzerinden ele alır Amaç Kur an ı başka metinlere indirgemek değil onu doğduğu entelektüel iklim içinde kendi dili ve iddiasıyla yeniden düşünmektir Bu çalışma bir inanç çağrısı değildir Ezberi bozmaya yerleşik kabulleri sorgulamaya ve kutsal metinle yeniden yüzleşmeye davettir Kur an ı korunması gereken bir nesne olarak değil anlaşılması gereken yaşayan bir hitap olarak görenler için Tanıtım Bülteninden

Cinius Yayınları
Bu kitap Kur an ı savunmak ya da yargılamak için değil nasıl oluştuğunu hangi dilsel ve tarihsel zeminde konuştuğunu anlamak için yazıldı Kur an ı Yeniden Okumak I İnsan Tutan Balıkçılar vahyi yüzeysel ve donmuş bir metin olarak değil ilk oluştuğu dönemde kelimelerin toplumun kültürel algısı içinde ilan edilen tartışılan ve muhataplarıyla diyalog hâlinde şekillenen bir hitap olarak ele alır Oku emrini sessiz bir okuma değil yüksek sesle ilan edilen bir vaaz olarak yorumlar vahyi kitaplaşmadan önceki hâliyle tebliğ davet ve kerygma geleneği içinde inceler Eserde Kur an daki temel kavramlar ayet kelime ruh sadaka mizan kerîm yalnızca İslami literatürle değil Yahudi ve Hristiyan metinleri Aramice Süryanice arka plan ve Helenistik düşünce ile birlikte okunur Logos anlayışından Mesih tasavvuruna sadaka kavramından fidye ve lütuf düşüncesine kadar pek çok başlık erken dönem dinî tartışmalar bağlamında yeniden değerlendirilir Kitap Kur an ın iniş sürecini tarihten koparmadan hanîfler Yahudi Hristiyan çevreler sözlü tebliğ geleneği ve metnin kitaplaşma süreci üzerinden ele alır Amaç Kur an ı başka metinlere indirgemek değil onu doğduğu entelektüel iklim içinde kendi dili ve iddiasıyla yeniden düşünmektir Bu çalışma bir inanç çağrısı değildir Ezberi bozmaya yerleşik kabulleri sorgulamaya ve kutsal metinle yeniden yüzleşmeye davettir Kur an ı korunması gereken bir nesne olarak değil anlaşılması gereken yaşayan bir hitap olarak görenler için

Cinius Yayınları
Başlangıçta söz vardı ama söz yetmedi Tanrı konuştu elçiler gönderdi Söz taşlara kazındı derilere yazıldı Vahiy dilin omuzlarına yüklendi çünkü insan dünyaya dil aracılığıyla tutunuyordu ve Tanrı insanı tam da onun tutunduğu yerden yakalamak istedi Ama sonuç değişmedi Aynı söz farklı ağızlarda başka başka anlamlara büründü Aynı kelâm tahtlar kurdu aynı kelâm o tahtları yerle bir etti Söz çoğaldıkça hakikat berraklaşmadı parçalandı Çünkü din çoğu zaman Tanrı yı anlatmadı Tanrı adına konuşmayı öğretti Her kelime yeni bir yorum doğurdu her yorum yeni bir otorite kurdu Kelime kutsallaştıkça Tanrı geri çekildi Sorun tam da budur Tanrı kelimeye fazla güvendi Ve tam bu teşhisin ortasında dinler tarihinin en sarsıcı iddiası yükselir Kelime yetmedi Kelime beden oldu Hristiyan anlatı tam burada sözü keser Tanrı artık yalnızca konuşmaz görünür olur Ama Kuran tam bu aşamada durur İsa yı Allah ın kelimesi ve O ndan bir ruh olarak tanımlar ama Tanrı olarak tanımlamaz Kelâm yüce olsa da tahtta değildir artık Kuran da Tanrı konuşur ama kelimelerin ardına gizlenir söyler ama söylediğinin tamamını göstermez Apaçık olduğunu ilan eden metin en derin sırlarını her kelimeye yüklediği birden çok anlam sembolünün labirentine gömer İşte bu kitap tam bu fay hattında yürür Besmelenin yapısını parçalara ayırır Rahman ile Rahîm in iki ayrı ontolojik boyut olduğunu gösterir Hurûf u Mukattaa nın on dört harfini on dört havariyle ilişkilendirir Ulû l azm tamlamalarının gizli muhataplarını veli vâris vasi vekil sıfatlarının İsa nın rolleriyle örtüşmesini Hû Allah vekillik ilişkisini ve Kün Qâle Qlu üçlüsünü Logos un halkaları olarak okur Ne savunmadır bu ne saldırı susturulamayan bir ihtimalin peşinde yürüyen bir teşhistir

Cinius Yayınları
Bu kitap Kur an ı savunmak ya da yargılamak için değil nasıl oluştuğunu hangi dilsel ve tarihsel zeminde konuştuğunu anlamak için yazıldı Kur an ı Yeniden Okumak I İnsan Tutan Balıkçılar vahyi yüzeysel ve donmuş bir metin olarak değil ilk oluştuğu dönemde kelimelerin toplumun kültürel algısı içinde ilan edilen tartışılan ve muhataplarıyla diyalog hâlinde şekillenen bir hitap olarak ele alır Oku emrini sessiz bir okuma değil yüksek sesle ilan edilen bir vaaz olarak yorumlar vahyi kitaplaşmadan önceki hâliyle tebliğ davet ve kerygma geleneği içinde inceler Eserde Kur an daki temel kavramlar ayet kelime ruh sadaka mizan kerîm yalnızca İslami literatürle değil Yahudi ve Hristiyan metinleri Aramice Süryanice arka plan ve Helenistik düşünce ile birlikte okunur Logos anlayışından Mesih tasavvuruna sadaka kavramından fidye ve lütuf düşüncesine kadar pek çok başlık erken dönem dinî tartışmalar bağlamında yeniden değerlendirilir Kitap Kur an ın iniş sürecini tarihten koparmadan hanîfler Yahudi Hristiyan çevreler sözlü tebliğ geleneği ve metnin kitaplaşma süreci üzerinden ele alır Amaç Kur an ı başka metinlere indirgemek değil onu doğduğu entelektüel iklim içinde kendi dili ve iddiasıyla yeniden düşünmektir Bu çalışma bir inanç çağrısı değildir Ezberi bozmaya yerleşik kabulleri sorgulamaya ve kutsal metinle yeniden yüzleşmeye davettir Kur an ı korunması gereken bir nesne olarak değil anlaşılması gereken yaşayan bir hitap olarak görenler için

Cinius
Başlangıçta söz vardı ama söz yetmedi Tanrı konuştu elçiler gönderdi Söz taşlara kazındı derilere yazıldı Vahiy dilin omuzlarına yüklendi çünkü insan dünyaya dil aracılığıyla tutunuyordu ve Tanrı insanı tam da onun tutunduğu yerden yakalamak istedi Ama sonuç değişmedi Aynı söz farklı ağızlarda başka başka anlamlara büründü Aynı kelâm tahtlar kurdu aynı kelâm o tahtları yerle bir etti Söz çoğaldıkça hakikat berraklaşmadı parçalandı Çünkü din çoğu zaman Tanrı yı anlatmadı Tanrı adına konuşmayı öğretti Her kelime yeni bir yorum doğurdu her yorum yeni bir otorite kurdu Kelime kutsallaştıkça Tanrı geri çekildi Sorun tam da budur Tanrı kelimeye fazla güvendi Ve tam bu teşhisin ortasında dinler tarihinin en sarsıcı iddiası yükselir Kelime yetmedi Kelime beden oldu Hristiyan anlatı tam burada sözü keser Tanrı artık yalnızca konuşmaz görünür olur Ama Kuran tam bu aşamada durur İsa yı Allah ın kelimesi ve O ndan bir ruh olarak tanımlar ama Tanrı olarak tanımlamaz Kelâm yüce olsa da tahtta değildir artık Kuran da Tanrı konuşur ama kelimelerin ardına gizlenir söyler ama söylediğinin tamamını göstermez Apaçık olduğunu ilan eden metin en derin sırlarını her kelimeye yüklediği birden çok anlam sembolünün labirentine gömer İşte bu kitap tam bu fay hattında yürür Besmelenin yapısını parçalara ayırır Rahman ile Rahîm in iki ayrı ontolojik boyut olduğunu gösterir Hurûf u Mukattaa nın on dört harfini on dört havariyle ilişkilendirir Ulû l azm tamlamalarının gizli muhataplarını veli vâris vasi vekil sıfatlarının İsa nın rolleriyle örtüşmesini Hû Allah vekillik ilişkisini ve Kün Qâle Qlu üçlüsünü Logos un halkaları olarak okur Ne savunmadır bu ne saldırı susturulamayan bir ihtimalin peşinde yürüyen bir teşhistir

Cinius Yayınları
Bu kitap Kur an ı savunmak ya da yargılamak için değil nasıl oluştuğunu hangi dilsel ve tarihsel zeminde konuştuğunu anlamak için yazıldı Kur an ı Yeniden Okumak I İnsan Tutan Balıkçılar vahyi yüzeysel ve donmuş bir metin olarak değil ilk oluştuğu dönemde kelimelerin toplumun kültürel algısı içinde ilan edilen tartışılan ve muhataplarıyla diyalog hâlinde şekillenen bir hitap olarak ele alır Oku emrini sessiz bir okuma değil yüksek sesle ilan edilen bir vaaz olarak yorumlar vahyi kitaplaşmadan önceki hâliyle tebliğ davet ve kerygma geleneği içinde inceler Eserde Kur an daki temel kavramlar ayet kelime ruh sadaka mizan kerîm yalnızca İslami literatürle değil Yahudi ve Hristiyan metinleri Aramice Süryanice arka plan ve Helenistik düşünce ile birlikte okunur Logos anlayışından Mesih tasavvuruna sadaka kavramından fidye ve lütuf düşüncesine kadar pek çok başlık erken dönem dinî tartışmalar bağlamında yeniden değerlendirilir Kitap Kur an ın iniş sürecini tarihten koparmadan hanîfler Yahudi Hristiyan çevreler sözlü tebliğ geleneği ve metnin kitaplaşma süreci üzerinden ele alır Amaç Kur an ı başka metinlere indirgemek değil onu doğduğu entelektüel iklim içinde kendi dili ve iddiasıyla yeniden düşünmektir Bu çalışma bir inanç çağrısı değildir Ezberi bozmaya yerleşik kabulleri sorgulamaya ve kutsal metinle yeniden yüzleşmeye davettir Kur an ı korunması gereken bir nesne olarak değil anlaşılması gereken yaşayan bir hitap olarak görenler için

Cinius
Bu kitap Kur an ı savunmak ya da yargılamak için değil nasıl oluştuğunu hangi dilsel ve tarihsel zeminde konuştuğunu anlamak için yazıldı Kur an ı Yeniden Okumak I İnsan Tutan Balıkçılar vahyi yüzeysel ve donmuş bir metin olarak değil ilk oluştuğu dönemde kelimelerin toplumun kültürel algısı içinde ilan edilen tartışılan ve muhataplarıyla diyalog hâlinde şekillenen bir hitap olarak ele alır Oku emrini sessiz bir okuma değil yüksek sesle ilan edilen bir vaaz olarak yorumlar vahyi kitaplaşmadan önceki hâliyle tebliğ davet ve kerygma geleneği içinde inceler Eserde Kur an daki temel kavramlar ayet kelime ruh sadaka mizan kerîm yalnızca İslami literatürle değil Yahudi ve Hristiyan metinleri Aramice Süryanice arka plan ve Helenistik düşünce ile birlikte okunur Logos anlayışından Mesih tasavvuruna sadaka kavramından fidye ve lütuf düşüncesine kadar pek çok başlık erken dönem dinî tartışmalar bağlamında yeniden değerlendirilir Kitap Kur an ın iniş sürecini tarihten koparmadan hanîfler Yahudi Hristiyan çevreler sözlü tebliğ geleneği ve metnin kitaplaşma süreci üzerinden ele alır Amaç Kur an ı başka metinlere indirgemek değil onu doğduğu entelektüel iklim içinde kendi dili ve iddiasıyla yeniden düşünmektir Bu çalışma bir inanç çağrısı değildir Ezberi bozmaya yerleşik kabulleri sorgulamaya ve kutsal metinle yeniden yüzleşmeye davettir Kur an ı korunması gereken bir nesne olarak değil anlaşılması gereken yaşayan bir hitap olarak görenler için