Kürtlerde Şafiilik Kadirilik Nakşibendiliğin Gelişimi Ve Nakşibendi Önderlikli Milliyetçi Kürt İsyanları — Serdar Gülen

Kürtlerde Şafiilik Kadirilik Nakşibendiliğin Gelişimi Ve Nakşibendi Önderlikli Milliyetçi Kürt İsyanları
Serdar GülenSAR YAYINLARI
Kürtlerde Şafiilik Kadirilik Nakşibendiliğin Gelişimi Ve Nakşibendi Önderlikli Milliyetçi Kürt İsyanları
Serdar GülenKürtlerin İslamiyet le ilişkisi modern Kürt entelek tüelliğinin temel tartışma konularının başında gelir Modern entelektüelliğin dini reddi koşulladığı edilgen çiğ yaklaşımları bir tarafa koyarsak aslında bu sosyolojinin tarihi ile de yaşıt bir tartışmadır İlk sosyologlardan Emile Durkheim dinin toplumsal bir yapıştırıcı işlevi gördüğünü söyler Robert Merton dar ölçekte Durkheim i olumlarken dinin geniş ölçekte toplumları çatıştırdığını bu çatışmanın dış gruplara karşı olduğunu bunun da iç grup dayanışmasını grup bilincini arttırdığını söyler çünkü biz duygusu mutlak bir onlar yaratır Kendi inanç gruplarının dışındaki herkesi karşısına alması koyması gibi Bu nokta ise dinin ahlaki ve ibadet boyutlarının aşılıp siyasal yorumunun geliştirilmeye başladığı noktadır aynı zamanda Eğer mensup olunan inanç evrensellik iddiasında ise onu tikelleştirerek yoluna devam eder ki bu da mezhebe tarikatlara karşılık gelir Buna İrlanda Katolikliği Suudi Vahabiliği Libya Sudan Senusiliği İran Şii ve Safeviliği örnekleri verilebilir Zaten neredeyse hiçbir din çıktığı yer ve zamanki orijinalliğini zamana ve mekana rağmen koruyamamış ve aktaramamıştır Buna toplumların kendini koruma refleksi de denilebilir Ve bu tür refleksleri zayıf toplumların hızla entegre olup eridiklerine tarihte sıkça rastlanmıştır

Sar Yayınevi
Kürtlerin İslamiyet le ilişkisi modern Kürt entelek tüelliğinin temel tartışma konularının başında gelir Modern entelektüelliğin dini reddi koşulladığı edilgen çiğ yaklaşımları bir tarafa koyarsak aslında bu sosyolojinin tarihi ile de yaşıt bir tartışmadır İlk sosyologlardan Emile Durkheim dinin toplumsal bir yapıştırıcı işlevi gördüğünü söyler Robert Merton dar ölçekte Durkheim i olumlarken dinin geniş ölçekte toplumları çatıştırdığını bu çatışmanın dış gruplara karşı olduğunu bunun da iç grup dayanışmasını grup bilincini arttırdığını söyler çünkü biz duygusu mutlak bir onlar yaratır Kendi inanç gruplarının dışındaki herkesi karşısına alması koyması gibi Bu nokta ise dinin ahlaki ve ibadet boyutlarının aşılıp siyasal yorumunun geliştirilmeye başladığı noktadır aynı zamanda Eğer mensup olunan inanç evrensellik iddiasında ise onu tikelleştirerek yoluna devam eder ki bu da mezhebe tarikatlara karşılık gelir Buna İrlanda Katolikliği Suudi Vahabiliği Libya Sudan Senusiliği İran Şii ve Safeviliği örnekleri verilebilir Zaten neredeyse hiçbir din çıktığı yer ve zamanki orijinalliğini zamana ve mekana rağmen koruyamamış ve aktaramamıştır Buna toplumların kendini koruma refleksi de denilebilir Ve bu tür refleksleri zayıf toplumların hızla entegre olup eridiklerine tarihte sıkça rastlanmıştır