Kuru Pınar — Hamide Ablak

Kuru Pınar
Hamide AblakARTOS KİTAP
Kuru Pınar
Hamide Ablak1972 baharında Saliha ya çeyizlik alınması için Yasin Nurihan a beş bin lira verdi düğün tarihi belirlendi Nisan ayında düğün sakin bir şekilde iki aile arasında yapıldığında rüzgâr uğuldadı yağmur çiselemeye başladı Gökyüzü o gece kızgınlığını nefesini estirerek kulak zarını delercesine gürleyerek şimşekler çakarak deli bir yağmur yağdırarak hissettirdi Batman Çayı kudurmuşçasına akıyordu Sanki çay yağan yağmurla birlikte ağıtlar yakıyordu Doğanın bu hâline köylüler de şaşırmışlardı O yıl yağmur hiç bu denli hırçın yağmamıştı Uzun zamandır yağmur yağmadığından damlara bakım yapılmadığından damlarda çatlaklıklar oluşmuştu Yağmur suları olduğu gibi evlerin içine akmıştı Mehmet in evi de bu yağmurdan nasibini almıştı Düğün için alınan eşyalar ıslanmıştı Avluya ayağını attığı gibi çamurlaşmış topraktan vıcık vıcık sesler geldi Dama çıktı loğu aldı damın çamurlaşmış toprağını bastırarak toprağı pekiştirdi Yağmur durmadan yağıyordu Mehmet in gözyaşlarıyla yağmur sanki birlikte akıyordu yanağından Neden sonra gözünde Meliha nın bakışları belirdi kulağında sesi yankılandı O an Mehmet Ah seni ne çok özledim ne çok bir bilsen diye içlendi Aslında Meliha nın ölümünden sonra selâmı sabahı kesmem gerekiyordu Ne Nurihan la ne de Saliha yla hiç konuşmamalıydım

Liman Yayınevi
Ne gece yağan çiğin nemlendirdiği toprağa gömülen ayakkabılara yapışan çamurlar çekilecek gibiydi ne ellerindeki çizikler ne de yüzlerindeki çatlaklar Ne ağız kenarlarındaki uçukların ağrısı ne sokan sivrisineklerin kanayan yarası ne de sabahın o tatlı uykusundan uyanmak Her ırgatın amacı farklıydı amaçları için bunca eziyete katlanıyorlardı

Liman Yayınevi
Ne gece yağan çiğin nemlendirdiği toprağa gömülen ayakkabılara yapışan çamurlar çekilecek gibiydi ne ellerindeki çizikler ne de yüzlerindeki çatlaklar Ne ağız kenarlarındaki uçukların ağrısı ne sokan sivrisineklerin kanayan yarası ne de sabahın o tatlı uykusundan uyanmak Her ırgatın amacı farklıydı amaçları için bunca eziyete katlanıyorlardı

Liman Yayınevi
Ne gece yağan çiğin nemlendirdiği toprağa gömülen ayakkabılara yapışan çamurlar çekilecek gibiydi ne ellerindeki çizikler ne de yüzlerindeki çatlaklar Ne ağız kenarlarındaki uçukların ağrısı ne sokan sivrisineklerin kanayan yarası ne de sabahın o tatlı uykusundan uyanmak Her ırgatın amacı farklıydı amaçları için bunca eziyete katlanıyorlardı

Liman Yayınevi
Ne gece yağan çiğin nemlendirdiği toprağa gömülen ayakkabılara yapışan çamurlar çekilecek gibiydi ne ellerindeki çizikler ne de yüzlerindeki çatlaklar Ne ağız kenarlarındaki uçukların ağrısı ne sokan sivrisineklerin kanayan yarası ne de sabahın o tatlı uykusundan uyanmak Her ırgatın amacı farklıydı amaçları için bunca eziyete katlanıyorlardı Tanıtım Bülteninden

Liman Yayınevi
Ne gece yağan çiğin nemlendirdiği toprağa gömülen ayakkabılara yapışan çamurlar çekilecek gibiydi ne ellerindeki çizikler ne de yüzlerindeki çatlaklar Ne ağız kenarlarındaki uçukların ağrısı ne sokan sivrisineklerin kanayan yarası ne de sabahın o tatlı uykusundan uyanmak Her ırgatın amacı farklıydı amaçları için bunca eziyete katlanıyorlardı