Kurucu Anayasa Mühendisliği ve İletişim Modeli — İrfan Paçacı

Kurucu Anayasa Mühendisliği ve İletişim Modeli
İrfan PaçacıDoğu Kitabevi
Kurucu Anayasa Mühendisliği ve İletişim Modeli
İrfan PaçacıÜstünler hukuku ile üstün hukuk ya da hukukun üstünlüğü arasındaki farklardan biri kurucu irade problematiği olarak somutlaşmakta ve bu durum anayasayı yapan kurucu meclis ve kurucu iktidar formülünü kilit sorun olarak önümüze koymaktadır Gerçek odur ki teoride tanımlanan siyasal hayat pratikte anayasanın kapsadığı siyasal denkleme dönüş e mezken anayasaların arkasındaki güç ler dengesi de anayasada ifade edilen denge ol a mamaktadır Bu durum yazan ile yaşananın arasındaki mesafenin açılmasına ve bu arayı de facto fiili biçimde başka güçlerin doldurmasına olanak sağlamaktadır Anayasa ile tasarlanan siyasal sistem demokrasinin kavramsal ve kurumsal şemsiyesi altında biçimsel olarak var olan adeta kutsanmış bir mabede dönüşmektedir Doğal süreci dışında anayasa ya yapılacak her müdahale bu bozulma ve karşıtına dönüşme riski ile karşı karşıya bulunmaktadır Anayasa yargısının denetiminde demokratik çoğulcu siyasal anayasal düzene geçişin ilk belgesi olan 1961 ve onu izleyen yürürlükteki 1982 metinleri birbirine tezat teşkil eden siyasal tercihleri anayasal norma dönüştüren anayasalardır Her iki anayasa da oluşturulma biçimi ve anayasal kurumların dizaynı ile aynı anayasa mühendisliğinin siyasal ürünü olma ortak özelliğine sahiptir Anayasanın manüel biçimde düzenlendiği yapılarda ise siyasal sistem eski ve yeni doku ile melez toplum özellikleri taşıyan sosyal çevre yörüngesinde işle tili rken devlet toplum ve hukuk ekseninde sağlıklı biçimde kurumsallaşarak gelişememektedir Bu durumda demokrasi üst aklın kontrolünde yönetilebilir şekilde oluşturularak cumhuriyet de eksik olarak kurulmaktadır Böylece vesayet altında tutularak yönetilebilir kılınan bir demokrasinin oluşturduğu eksik cumhuriyet de kurumsal siyasal yapının merkezinde yer alan anayasa da siyasal atölye de imal edilerek yürürlüğe konulmaktadır Ortaya konulan bu ortak özelliğin anayasa politiği planında uzlaşı merkezi vesayet rejimi ve onun esas teşkilat hukuku olarak somutlaşmakta olup bu durum normatif bir tercih olmaktan öte reel politik olarak kabul edilmelidir Anayasal siyasal kurumsal düzen tarihsel olarak Batı sisteminin kurduğu demokrasi hattı üzerinde denetimli olarak gerçekleşen bir devlet politikası ile şekillenmektedir Bu sürecin ürünü olarak ortaya çıkan siyasal yapı panoptikon tasarımlı sistematik ve onun somutlaştırdığı kurucu anayasa mühendisliği halini almıştır Siyasal rejim kalıpları ile gelişmekte olan yapılara Batı dan ihraç edilen ekonomik politik ve idari düzenlerin oluşturduğu altyapıların teknolojik ve ekonomik bakımdan sürekli olarak yeni formatlara bağımlı bir küresel düzenin ekseninde yer aldığı görülmektedir Teknik tasarımı ve siyasal mimarisi ile bu siyasal rejimler üretildikleri ülkeler için demokrasi olurken Batı coğrafyası dışında demokrasi adı altında birer uydu düzenlere dönüşerek yönetilmektedir Bu anayasalarında demokrasi yazan bu rejimler ekonomik politik ve askeri açılardan Batı nın kontrolünde Dünya Bankası IMF Avrupa Konseyi Avrupa Birliği ve NATO şemsiyesi ve kontrolü altında varlıklarını sürdürebilmektedirler Bu yapılarda temsili demokrasinin mekanizmaları kontrol altına alınarak ve siyasal sistem ile toplumsal dinamikler arasında vesayet noktaları kurularak iletişim etkileşim ve milli iradeyi temsil işlevleri ancak yeniden öngörülen kalıplara dökülerek gerçekleşebilmektedir Böylece ana eksenin etrafında oluşan bu gelişmekte olan siyasi yapılar için küresel yönetim otoritesini oluşturan aktörler tarafından demokratik değerlerin uygulanabilirliğine izin veren siyasi hukuki ve idari koordinatları belirlenmiş bir vesayet haritası meydana getirilmektedir Bu yapının günümüzde kontrol noktalarını oluşturan stratejik güç alanlarından birini de iletişim ve medya rejimi oluşturmaktadır Batı sistemi ile iki yüzyılı aşan demokratikleşme ilişkisi nin ortaya çıkardığı sonuçlardan birisi olarak Türk Anayasacılığına

Doğu Kitabevi
Üstünler hukuku ile üstün hukuk ya da hukukun üstünlüğü arasındaki farklardan biri kurucu irade problematiği olarak somutlaşmakta ve bu durum anayasayı yapan kurucu meclis ve kurucu iktidar formülünü kilit sorun olarak önümüze koymaktadır Gerçek odur ki teoride tanımlanan siyasal hayat pratikte anayasanın kapsadığı siyasal denkleme dönüş e mezken anayasaların arkasındaki güç ler dengesi de anayasada ifade edilen denge ol a mamaktadır Bu durum yazan ile yaşananın arasındaki mesafenin açılmasına ve bu arayı de facto fiili biçimde başka güçlerin doldurmasına olanak sağlamaktadır Anayasa ile tasarlanan siyasal sistem demokrasinin kavramsal ve kurumsal şemsiyesi altında biçimsel olarak var olan adeta kutsanmış bir mabede dönüşmektedir Doğal süreci dışında anayasa ya yapılacak her müdahale bu bozulma ve karşıtına dönüşme riski ile karşı karşıya bulunmaktadır Anayasa yargısının denetiminde demokratik çoğulcu siyasal anayasal düzene geçişin ilk belgesi olan 1961 ve onu izleyen yürürlükteki 1982 metinleri birbirine tezat teşkil eden siyasal tercihleri anayasal norma dönüştüren anayasalardır Her iki anayasa da oluşturulma biçimi ve anayasal kurumların dizaynı ile aynı anayasa mühendisliğinin siyasal ürünü olma ortak özelliğine sahiptir Anayasanın manüel biçimde düzenlendiği yapılarda ise siyasal sistem eski ve yeni doku ile melez toplum özellikleri taşıyan sosyal çevre yörüngesinde işle tili rken devlet toplum ve hukuk ekseninde sağlıklı biçimde kurumsallaşarak gelişememektedir Bu durumda demokrasi üst aklın kontrolünde yönetilebilir şekilde oluşturularak cumhuriyet de eksik olarak kurulmaktadır Böylece vesayet altında tutularak yönetilebilir kılınan bir demokrasinin oluşturduğu eksik cumhuriyet de kurumsal siyasal yapının merkezinde yer alan anayasa da siyasal atölye de imal edilerek yürürlüğe konulmaktadır Ortaya konulan bu ortak özelliğin anayasa politiği planında uzlaşı merkezi vesayet rejimi ve onun esas teşkilat hukuku olarak somutlaşmakta olup bu durum normatif bir tercih olmaktan öte reel politik olarak kabul edilmelidir Anayasal siyasal kurumsal düzen tarihsel olarak Batı sisteminin kurduğu demokrasi hattı üzerinde denetimli olarak gerçekleşen bir devlet politikası ile şekillenmektedir Bu sürecin ürünü olarak ortaya çıkan siyasal yapı panoptikon tasarımlı sistematik ve onun somutlaştırdığı kurucu anayasa mühendisliği halini almıştır Siyasal rejim kalıpları ile gelişmekte olan yapılara Batı dan ihraç edilen ekonomik politik ve idari düzenlerin oluşturduğu altyapıların teknolojik ve ekonomik bakımdan sürekli olarak yeni formatlara bağımlı bir küresel düzenin ekseninde yer aldığı görülmektedir Teknik tasarımı ve siyasal mimarisi ile bu siyasal rejimler üretildikleri ülkeler için demokrasi olurken Batı coğrafyası dışında demokrasi adı altında birer uydu düzenlere dönüşerek yönetilmektedir Bu anayasalarında demokrasi yazan bu rejimler ekonomik politik ve askeri açılardan Batı nın kontrolünde Dünya Bankası IMF Avrupa Konseyi Avrupa Birliği ve NATO şemsiyesi ve kontrolü altında varlıklarını sürdürebilmektedirler Bu yapılarda temsili demokrasinin mekanizmaları kontrol altına alınarak ve siyasal sistem ile toplumsal dinamikler arasında vesayet noktaları kurularak iletişim etkileşim ve milli iradeyi temsil işlevleri ancak yeniden öngörülen kalıplara dökülerek gerçekleşebilmektedir Böylece ana eksenin etrafında oluşan bu gelişmekte olan siyasi yapılar için küresel yönetim otoritesini oluşturan aktörler tarafından demokratik değerlerin uygulanabilirliğine izin veren siyasi hukuki ve idari koordinatları belirlenmiş bir vesayet haritası meydana getirilmektedir Bu yapının günümüzde kontrol noktalarını oluşturan stratejik güç alanlarından birini de iletişim ve medya rejimi oluşturmaktadır Batı sistemi ile iki yüzyılı aşan demokratikleşme ilişkisi nin ortaya çıkardığı sonuçlardan birisi olarak Türk Anayasacılığına İhraç Ed

DOĞU KİTABEVİ
Üstünler hukuku ile üstün hukuk ya da hukukun üstünlüğü arasındaki farklardan biri kurucu irade problematiği olarak somutlaşmakta ve bu durum anayasayı yapan kurucu meclis ve kurucu iktidar formülünü kilit sorun olarak önümüze koymaktadır Gerçek odur ki teoride tanımlanan siyasal hayat pratikte anayasanın kapsadığı siyasal denkleme dönüş e mezken anayasaların arkasındaki güç ler dengesi de anayasada ifade edilen denge ol a mamaktadır Bu durum yazan ile yaşananın arasındaki mesafenin açılmasına ve bu arayı de facto fiili biçimde başka güçlerin doldurmasına olanak sağlamaktadır Anayasa ile tasarlanan siyasal sistem demokrasinin kavramsal ve kurumsal şemsiyesi altında biçimsel olarak var olan adeta kutsanmış bir mabede dönüşmektedir Doğal süreci dışında anayasa ya yapılacak her müdahale bu bozulma ve karşıtına dönüşme riski ile karşı karşıya bulunmaktadır Anayasa yargısının denetiminde demokratik çoğulcu siyasal anayasal düzene geçişin ilk belgesi olan 1961 ve onu izleyen yürürlükteki 1982 metinleri birbirine tezat teşkil eden siyasal tercihleri anayasal norma dönüştüren anayasalardır Her iki anayasa da oluşturulma biçimi ve anayasal kurumların dizaynı ile aynı anayasa mühendisliğinin siyasal ürünü olma ortak özelliğine sahiptir Anayasanın manüel biçimde düzenlendiği yapılarda ise siyasal sistem eski ve yeni doku ile melez toplum özellikleri taşıyan sosyal çevre yörüngesinde işle tili rken devlet toplum ve hukuk ekseninde sağlıklı biçimde kurumsallaşarak gelişememektedir Bu durumda demokrasi üst aklın kontrolünde yönetilebilir şekilde oluşturularak cumhuriyet de eksik olarak kurulmaktadır Böylece vesayet altında tutularak yönetilebilir kılınan bir demokrasinin oluşturduğu eksik cumhuriyet de kurumsal siyasal yapının merkezinde yer alan anayasa da siyasal atölye de imal edilerek yürürlüğe konulmaktadır Ortaya konulan bu ortak özelliğin anayasa politiği planında uzlaşı merkezi vesayet rejimi ve onun esas teşkilat hukuku olarak somutlaşmakta olup bu durum normatif bir tercih olmaktan öte reel politik olarak kabul edilmelidir Anayasal siyasal kurumsal düzen tarihsel olarak Batı sisteminin kurduğu demokrasi hattı üzerinde denetimli olarak gerçekleşen bir devlet politikası ile şekillenmektedir kurucu anayasa mühendisliği halini almıştır Siyasal rejim kalıpları ile gelişmekte olan yapılara Batı dan ihraç edilen ekonomik politik ve idari düzenlerin oluşturduğu altyapıların teknolojik ve ekonomik bakımdan sürekli olarak yeni formatlara bağımlı bir küresel düzenin ekseninde yer aldığı görülmektedir Teknik tasarımı ve siyasal mimarisi ile bu siyasal rejimler üretildikleri ülkeler için demokrasi olurken Batı coğrafyası dışında demokrasi adı altında birer uydu düzenlere dönüşerek yönetilmektedir Bu anayasalarında demokrasi yazan bu rejimler ekonomik politik ve askeri açılardan Batı nın kontrolünde Dünya Bankası IMF Avrupa Konseyi Avrupa Birliği ve NATO şemsiyesi ve kontrolü altında varlıklarını sürdürebilmektedirler Bu yapılarda temsili demokrasinin mekanizmaları kontrol altına alınarak ve siyasal sistem ile toplumsal dinamikler arasında vesayet noktaları kurularak iletişim etkileşim ve milli iradeyi temsil işlevleri ancak yeniden öngörülen kalıplara dökülerek gerçekleşebilmektedir Böylece ana eksenin etrafında oluşan bu gelişmekte olan siyasi yapılar için küresel yönetim otoritesini oluşturan aktörler tarafından demokratik değerlerin uygulanabilirliğine izin veren siyasi hukuki ve idari koordinatları belirlenmiş bir vesayet haritası meydana getirilmektedir Bu yapının günümüzde kontrol noktalarını oluşturan stratejik güç alanlarından birini de iletişim ve medya rejimi oluşturmaktadır Batı sistemi ile iki yüzyılı aşan demokratikleşme ilişkisi nin ortaya çıkardığı sonuçlardan birisi olarak Türk Anayasacılığına İhraç Edilen Asırlık Virüs Kurucu Anayasa Mühendisliği ve İletişim Sistematiği tespiti hukuk ve siyaset alanında açılan anayasa kuruculuğu şantiyesi nde ki inşaanın siyasi projelendirmesi hukuki mimarisi ve bu konstrüksiyonda ki network hatları ele alınarak neden nasıl ve niçin soruları cevapları ile birlikte analiz edilerek bu çalışmanın özünü oluşturmuştur Bu özün taşıdığı siyasi hukuki kod un şifreleri anayasa üzerinden vesayet düzeninin kurucu hatları ve onun iletişim anatomisi nin nasıl kurulduğu ve bu siyasi iskelete nasıl bir ruh ve canlılık kazandırıldığı kitabın son cümlesi tamamlandığında okuyucusunun zihninde ki anlam ile somutlaşacaktır Yazarın emeği ve çalışmanın toplumsal dönüşüme katkısı bu anlamı oluşturabildiği ölçüde değer kazanacaktır Bunu anlamanın yegane yolu okur yazar olmaktır

Doğu Kitabevi
Üstünler hukuku ile üstün hukuk ya da hukukun üstünlüğü arasındaki farklardan biri kurucu irade problematiği olarak somutlaşmakta ve bu durum anayasayı yapan kurucu meclis ve kurucu iktidar formülünü kilit sorun olarak önümüze koymaktadır Gerçek odur ki teoride tanımlanan siyasal hayat pratikte anayasanın kapsadığı siyasal denkleme dönüş e mezken anayasaların arkasındaki güç ler dengesi de anayasada ifade edilen denge ol a mamaktadır Bu durum yazan ile yaşananın arasındaki mesafenin açılmasına ve bu arayı de facto fiili biçimde başka güçlerin doldurmasına olanak sağlamaktadır Anayasa ile tasarlanan siyasal sistem demokrasinin kavramsal ve kurumsal şemsiyesi altında biçimsel olarak var olan adeta kutsanmış bir mabede dönüşmektedir Doğal süreci dışında anayasa ya yapılacak her müdahale bu bozulma ve karşıtına dönüşme riski ile karşı karşıya bulunmaktadır Anayasa yargısının denetiminde demokratik çoğulcu siyasal anayasal düzene geçişin ilk belgesi olan 1961 ve onu izleyen yürürlükteki 1982 metinleri birbirine tezat teşkil eden siyasal tercihleri anayasal norma dönüştüren anayasalardır Her iki anayasa da oluşturulma biçimi ve anayasal kurumların dizaynı ile aynı anayasa mühendisliğinin siyasal ürünü olma ortak özelliğine sahiptir Anayasanın manüel biçimde düzenlendiği yapılarda ise siyasal sistem eski ve yeni doku ile melez toplum özellikleri taşıyan sosyal çevre yörüngesinde işle tili rken devlet toplum ve hukuk ekseninde sağlıklı biçimde kurumsallaşarak gelişememektedir Bu durumda demokrasi üst aklın kontrolünde yönetilebilir şekilde oluşturularak cumhuriyet de eksik olarak kurulmaktadır Böylece vesayet altında tutularak yönetilebilir kılınan bir demokrasinin oluşturduğu eksik cumhuriyet de kurumsal siyasal yapının merkezinde yer alan anayasa da siyasal atölye de imal edilerek yürürlüğe konulmaktadır Ortaya konulan bu ortak özelliğin anayasa politiği planında uzlaşı merkezi vesayet rejimi ve onun esas teşkilat hukuku olarak somutlaşmakta olup bu durum normatif bir tercih olmaktan öte reel politik olarak kabul edilmelidir Anayasal siyasal kurumsal düzen tarihsel olarak Batı sisteminin kurduğu demokrasi hattı üzerinde denetimli olarak gerçekleşen bir devlet politikası ile şekillenmektedir kurucu anayasa mühendisliği halini almıştır Siyasal rejim kalıpları ile gelişmekte olan yapılara Batı dan ihraç edilen ekonomik politik ve idari düzenlerin oluşturduğu altyapıların teknolojik ve ekonomik bakımdan sürekli olarak yeni formatlara bağımlı bir küresel düzenin ekseninde yer aldığı görülmektedir Teknik tasarımı ve siyasal mimarisi ile bu siyasal rejimler üretildikleri ülkeler için demokrasi olurken Batı coğrafyası dışında demokrasi adı altında birer uydu düzenlere dönüşerek yönetilmektedir Bu anayasalarında demokrasi yazan bu rejimler ekonomik politik ve askeri açılardan Batı nın kontrolünde Dünya Bankası IMF Avrupa Konseyi Avrupa Birliği ve NATO şemsiyesi ve kontrolü altında varlıklarını sürdürebilmektedirler Bu yapılarda temsili demokrasinin mekanizmaları kontrol altına alınarak ve siyasal sistem ile toplumsal dinamikler arasında vesayet noktaları kurularak iletişim etkileşim ve milli iradeyi temsil işlevleri ancak yeniden öngörülen kalıplara dökülerek gerçekleşebilmektedir Böylece ana eksenin etrafında oluşan bu gelişmekte olan siyasi yapılar için küresel yönetim otoritesini oluşturan aktörler tarafından demokratik değerlerin uygulanabilirliğine izin veren siyasi hukuki ve idari koordinatları belirlenmiş bir vesayet haritası meydana getirilmektedir Bu yapının günümüzde kontrol noktalarını oluşturan stratejik güç alanlarından birini de iletişim ve medya rejimi oluşturmaktadır Batı sistemi ile iki yüzyılı aşan demokratikleşme ilişkisi nin ortaya çıkardığı sonuçlardan birisi olarak Türk Anayasacılığına İhraç Edilen Asırlık Virüs Kurucu Anayasa Mühendisliği ve İletişim Sistematiği tespiti hukuk ve siyaset alanında açılan ana

Doğu Kitabevi
Üstünler hukuku ile üstün hukuk ya da hukukun üstünlüğü arasındaki farklardan biri kurucu irade problematiği olarak somutlaşmakta ve bu durum anayasayı yapan kurucu meclis ve kurucu iktidar formülünü kilit sorun olarak önümüze koymaktadır Gerçek odur ki teoride tanımlanan siyasal hayat pratikte anayasanın kapsadığı siyasal denkleme dönüş e mezken anayasaların arkasındaki güç ler dengesi de anayasada ifade edilen denge ol a mamaktadır Bu durum yazan ile yaşananın arasındaki mesafenin açılmasına ve bu arayı de facto fiili biçimde başka güçlerin doldurmasına olanak sağlamaktadır Anayasa ile tasarlanan siyasal sistem demokrasinin kavramsal ve kurumsal şemsiyesi altında biçimsel olarak var olan adeta kutsanmış bir mabede dönüşmektedir Doğal süreci dışında anayasa ya yapılacak her müdahale bu bozulma ve karşıtına dönüşme riski ile karşı karşıya bulunmaktadır Anayasa yargısının denetiminde demokratik çoğulcu siyasal anayasal düzene geçişin ilk belgesi olan 1961 ve onu izleyen yürürlükteki 1982 metinleri birbirine tezat teşkil eden siyasal tercihleri anayasal norma dönüştüren anayasalardır Her iki anayasa da oluşturulma biçimi ve anayasal kurumların dizaynı ile aynı anayasa mühendisliğinin siyasal ürünü olma ortak özelliğine sahiptir Anayasanın manüel biçimde düzenlendiği yapılarda ise siyasal sistem eski ve yeni doku ile melez toplum özellikleri taşıyan sosyal çevre yörüngesinde işle tili rken devlet toplum ve hukuk ekseninde sağlıklı biçimde kurumsallaşarak gelişememektedir Bu durumda demokrasi üst aklın kontrolünde yönetilebilir şekilde oluşturularak cumhuriyet de eksik olarak kurulmaktadır Böylece vesayet altında tutularak yönetilebilir kılınan bir demokrasinin oluşturduğu eksik cumhuriyet de kurumsal siyasal yapının merkezinde yer alan anayasa da siyasal atölye de imal edilerek yürürlüğe konulmaktadır Ortaya konulan bu ortak özelliğin anayasa politiği planında uzlaşı merkezi vesayet rejimi ve onun esas teşkilat hukuku olarak somutlaşmakta olup bu durum normatif bir tercih olmaktan öte reel politik olarak kabul edilmelidir Anayasal siyasal kurumsal düzen tarihsel olarak Batı sisteminin kurduğu demokrasi hattı üzerinde denetimli olarak gerçekleşen bir devlet politikası ile şekillenmektedir Bu sürecin ürünü olarak ortaya çıkan siyasal yapı panoptikon tasarımlı sistematik ve onun somutlaştırdığı kurucu anayasa mühendisliği halini almıştır Siyasal rejim kalıpları ile gelişmekte olan yapılara Batı dan ihraç edilen ekonomik politik ve idari düzenlerin oluşturduğu altyapıların teknolojik ve ekonomik bakımdan sürekli olarak yeni formatlara bağımlı bir küresel düzenin ekseninde yer aldığı görülmektedir Teknik tasarımı ve siyasal mimarisi ile bu siyasal rejimler üretildikleri ülkeler için demokrasi olurken Batı coğrafyası dışında demokrasi adı altında birer uydu düzenlere dönüşerek yönetilmektedir Bu anayasalarında demokrasi yazan bu rejimler ekonomik politik ve askeri açılardan Batı nın kontrolünde Dünya Bankası IMF Avrupa Konseyi Avrupa Birliği ve NATO şemsiyesi ve kontrolü altında varlıklarını sürdürebilmektedirler Bu yapılarda temsili demokrasinin mekanizmaları kontrol altına alınarak ve siyasal sistem ile toplumsal dinamikler arasında vesayet noktaları kurularak iletişim etkileşim ve milli iradeyi temsil işlevleri ancak yeniden öngörülen kalıplara dökülerek gerçekleşebilmektedir Böylece ana eksenin etrafında oluşan bu gelişmekte olan siyasi yapılar için küresel yönetim otoritesini oluşturan aktörler tarafından demokratik değerlerin uygulanabilirliğine izin veren siyasi hukuki ve idari koordinatları belirlenmiş bir vesayet haritası meydana getirilmektedir Bu yapının günümüzde kontrol noktalarını oluşturan stratejik güç alanlarından birini de iletişim ve medya rejimi oluşturmaktadır Batı sistemi ile iki yüzyılı aşan demokratikleşme ilişkisi nin ortaya çıkardığı sonuçlardan birisi olarak Türk Anayasacılığına İhraç Edilen Asırlık Virüs Panoptikon Tasarımlı Kurucu Anayasa Mühendisliği ve İletişim Sistematiği tespiti hukuk ve siyaset alanında açılan anayasa kuruculuğu şantiyesi nde ki inşaanın siyasi projelendirmesi hukuki mimarisi ve bu konstrüksiyonda ki network hatları ele alınarak neden nasıl ve niçin soruları cevapları ile birlikte analiz edilerek bu çalışmanın özünü oluşturmuştur Bu özün taşıdığı siyasi hukuki kod un şifreleri anayasa üzerinden vesayet düzeninin kurucu hatları ve onun iletişim anatomisi nin nasıl kurulduğu ve bu siyasi iskelete nasıl bir ruh ve canlılık kazandırıldığı kitabın son cümlesi tamamlandığında okuyucusunun zihninde ki anlam ile somutlaşacaktır Yazarın emeği ve çalışmanın toplumsal dönüşüme katkısı bu anlamı oluşturabildiği ölçüde değer kazanacaktır Bunu anlamanın yegane yolu okur yazar olmaktır

Doğu Kitabevi
İrfan Paçacı tarafından kaleme alınan Kurucu Anayasa Mühendisliği ve İletişim Modeli Doğu Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Kurucu Anayasa Mühendisliği ve İletişim Modeli İrfan Paçacı Kitap Özeti Üstünler hukuku ile üstün hukuk ya da hukukun üstünlüğü arasındaki farklardan biri kurucu irade problematiği olarak somutlaşmakta ve bu durum anayasayı yapan kurucu meclis ve kurucu iktidar formülünü kilit sorun olarak önümüze koymaktadır Gerçek odur ki teoride tanımlanan siyasal hayat pratikte anayasanın kapsadığı siyasal denkleme dönüş e mezken anayasaların arkasındaki güç ler dengesi de anayasada ifade edilen denge ol a mamaktadır Bu durum yazan ile yaşananın arasındaki mesafenin açılmasına ve bu arayı de facto fiili biçimde başka güçlerin doldurmasına olanak sağlamaktadır Anayasa ile tasarlanan siyasal sistem demokrasinin kavramsal ve kurumsal şemsiyesi altında biçimsel olarak var olan adeta kutsanmış bir mabede dönüşmektedir Doğal süreci dışında anayasa ya yapılacak her müdahale bu bozulma ve karşıtına dönüşme riski ile karşı karşıya bulunmaktadır Anayasa yargısının denetiminde demokratik çoğulcu siyasal anayasal düzene geçişin ilk belgesi olan 1961 ve onu izleyen yürürlükteki 1982 metinleri birbirine tezat teşkil eden siyasal tercihleri anayasal norma dönüştüren anayasalardır Her iki anayasa da oluşturulma biçimi ve anayasal kurumların dizaynı ile aynı anayasa mühendisliğinin siyasal ürünü olma ortak özelliğine sahiptir Anayasanın manüel biçimde düzenlendiği yapılarda ise siyasal sistem eski ve yeni doku ile melez toplum özellikleri taşıyan sosyal çevre yörüngesinde işle tili rken devlet toplum ve hukuk ekseninde sağlıklı biçimde kurumsallaşarak gelişememektedir Bu durumda demokrasi üst aklın kontrolünde yönetilebilir şekilde oluşturularak cumhuriyet de eksik olarak kurulmaktadır Böylece vesayet altında tutularak yönetilebilir kılınan bir demokrasinin oluşturduğu eksik cumhuriyet de kurumsal siyasal yapının merkezinde yer alan anayasa da siyasal atölye de imal edilerek yürürlüğe konulmaktadır Ortaya konulan bu ortak özelliğin anayasa politiği planında uzlaşı merkezi vesayet rejimi ve onun esas teşkilat hukuku olarak somutlaşmakta olup bu durum normatif bir tercih olmaktan öte reel politik olarak kabul edilmelidir Anayasal siyasal kurumsal düzen tarihsel olarak Batı sisteminin kurduğu demokrasi hattı üzerinde denetimli olarak gerçekleşen bir devlet politikası ile şekillenmektedir Bu sürecin ürünü olarak ortaya çıkan siyasal yapı panoptikon tasarımlı sistematik ve onun somutlaştırdığı kurucu anayasa mühendisliği halini almıştır Siyasal rejim kalıpları ile gelişmekte olan yapılara Batı dan ihraç edilen ekonomik politik ve idari düzenlerin oluşturduğu altyapıların teknolojik ve ekonomik bakımdan sürekli olarak yeni formatlara bağımlı bir küresel düzenin ekseninde yer aldığı görülmektedir Teknik tasarımı ve siyasal mimarisi ile bu siyasal rejimler üretildikleri ülkeler için demokrasi olurken Batı coğrafyası dışında demokrasi adı altında birer uydu düzenlere dönüşerek yönetilmektedir Bu anayasalarında demokrasi yazan bu rejimler ekonomik politik ve askeri açılardan Batı nın kontrolünde Dünya Bankası IMF Avrupa Konseyi Avrupa Birliği ve NATO şemsiyesi ve kontrolü altında varlıklarını sürdürebilmektedirler Bu yapılarda temsili demokrasinin mekanizmaları kontrol altına alınarak ve siyasal sistem ile toplumsal dinamikler arasında vesayet noktaları kurularak iletişim etkileşim ve milli iradeyi temsil işlevleri ancak yeniden öngörülen kalıplara dökülerek gerçekleşebilmektedir Böylece ana eksenin etrafında oluşan bu gelişmekte olan siyasi yapılar için küresel yönetim otoritesini oluşturan aktörler tarafından demokratik değerlerin uygulanabilirliğine izin veren siyasi hukuki ve idari koordinatları belirlenmiş bir vesayet haritası meydana getirilmektedir Bu yapının günümüzde kontrol noktalarını oluşturan stratejik güç alanlarından birini de iletişim ve medya rejimi oluşturmaktadır Batı sistemi ile iki yüzyılı aşan demokratikleşme ilişkisi nin ortaya çıkardığı sonuçlardan birisi olarak Türk Anayasacılığına Yayınevi Doğu Kitabevi Yazar İrfan Paçacı Sayfa 175 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 16 00x23 50 cm Basım Yılı Kasım 2019 Barkod 9786052096895 Kategori Hukuk Üzerine İletişim Medya

Doğu Kitabevi
Üstünler hukuku ile üstün hukuk ya da hukukun üstünlüğü arasındaki farklardan biri kurucu irade problematiği olarak somutlaşmakta ve bu durum anayasayı yapan kurucu meclis ve kurucu iktidar formülünü kilit sorun olarak önümüze koymaktadır Gerçek odur ki teoride tanımlanan siyasal hayat pratikte anayasanın kapsadığı siyasal denkleme dönüş e mezken anayasaların arkasındaki güç ler dengesi de anayasada ifade edilen denge ol a mamaktadır Bu durum yazan ile yaşananın arasındaki mesafenin açılmasına ve bu arayı de facto fiili biçimde başka güçlerin doldurmasına olanak sağlamaktadır Anayasa ile tasarlanan siyasal sistem demokrasinin kavramsal ve kurumsal şemsiyesi altında biçimsel olarak var olan adeta kutsanmış bir mabede dönüşmektedir Doğal süreci dışında anayasa ya yapılacak her müdahale bu bozulma ve karşıtına dönüşme riski ile karşı karşıya bulunmaktadır Anayasa yargısının denetiminde demokratik çoğulcu siyasal anayasal düzene geçişin ilk belgesi olan 1961 ve onu izleyen yürürlükteki 1982 metinleri birbirine tezat teşkil eden siyasal tercihleri anayasal norma dönüştüren anayasalardır Her iki anayasa da oluşturulma biçimi ve anayasal kurumların dizaynı ile aynı anayasa mühendisliğinin siyasal ürünü olma ortak özelliğine sahiptir Anayasanın manüel biçimde düzenlendiği yapılarda ise siyasal sistem eski ve yeni doku ile melez toplum özellikleri taşıyan sosyal çevre yörüngesinde işle tili rken devlet toplum ve hukuk ekseninde sağlıklı biçimde kurumsallaşarak gelişememektedir Bu durumda demokrasi üst aklın kontrolünde yönetilebilir şekilde oluşturularak cumhuriyet de eksik olarak kurulmaktadır Böylece vesayet altında tutularak yönetilebilir kılınan bir demokrasinin oluşturduğu eksik cumhuriyet de kurumsal siyasal yapının merkezinde yer alan anayasa da siyasal atölye de imal edilerek yürürlüğe konulmaktadır Ortaya konulan bu ortak özelliğin anayasa politiği planında uzlaşı merkezi vesayet rejimi ve onun esas teşkilat h

Doğu Kitabevi
Üstünler hukuku ile üstün hukuk ya da hukukun üstünlüğü arasındaki farklardan biri kurucu irade problematiği olarak somutlaşmakta ve bu durum anayasayı yapan kurucu meclis ve kurucu iktidar formülünü kilit sorun olarak önümüze koymaktadır Gerçek odur ki teoride tanımlanan siyasal hayat pratikte anayasanın kapsadığı siyasal denkleme dönüş e mezken anayasaların arkasındaki güç ler dengesi de anayasada ifade edilen denge ol a mamaktadır Bu durum yazan ile yaşananın arasındaki mesafenin açılmasına ve bu arayı de facto fiili biçimde başka güçlerin doldurmasına olanak sağlamaktadır Anayasa ile tasarlanan siyasal sistem demokrasinin kavramsal ve kurumsal şemsiyesi altında biçimsel olarak var olan adeta kutsanmış bir mabede dönüşmektedir Doğal süreci dışında anayasa ya yapılacak her müdahale bu bozulma ve karşıtına dönüşme riski ile karşı karşıya bulunmaktadır Anayasa yargısının denetiminde demokratik çoğulcu siyasal anayasal düzene geçişin ilk belgesi olan 1961 ve onu izleyen yürürlükteki 1982 metinleri birbirine tezat teşkil eden siyasal tercihleri anayasal norma dönüştüren anayasalardır Her iki anayasa da oluşturulma biçimi ve anayasal kurumların dizaynı ile aynı anayasa mühendisliğinin siyasal ürünü olma ortak özelliğine sahiptir Anayasanın manüel biçimde düzenlendiği yapılarda ise siyasal sistem eski ve yeni doku ile melez toplum özellikleri taşıyan sosyal çevre yörüngesinde işle tili rken devlet toplum ve hukuk ekseninde sağlıklı biçimde kurumsallaşarak gelişememektedir Bu durumda demokrasi üst aklın kontrolünde yönetilebilir şekilde oluşturularak cumhuriyet de eksik olarak kurulmaktadır Böylece vesayet altında tutularak yönetilebilir kılınan bir demokrasinin oluşturduğu eksik cumhuriyet de kurumsal siyasal yapının merkezinde yer alan anayasa da siyasal atölye de imal edilerek yürürlüğe konulmaktadır Ortaya konulan bu ortak özelliğin anayasa politiği planında uzlaşı merkezi vesayet rejimi ve onun esas teşkilat hukuku olarak somutlaşmakta olup bu durum normatif bir tercih olmaktan öte reel politik olarak kabul edilmelidir Anayasal siyasal kurumsal düzen tarihsel olarak Batı sisteminin kurduğu demokrasi hattı üzerinde denetimli olarak gerçekleşen bir devlet politikası ile şekillenmektedir Bu sürecin ürünü olarak ortaya çıkan siyasal yapı panoptikon tasarımlı sistematik ve onun somutlaştırdığı kurucu anayasa mühendisliği halini almıştır Siyasal rejim kalıpları ile gelişmekte olan yapılara Batı dan ihraç edilen ekonomik politik ve idari düzenlerin oluşturduğu altyapıların teknolojik ve ekonomik bakımdan sürekli olarak yeni formatlara bağımlı bir küresel düzenin ekseninde yer aldığı görülmektedir Teknik tasarımı ve siyasal mimarisi ile bu siyasal rejimler üretildikleri ülkeler için demokrasi olurken Batı coğrafyası dışında demokrasi adı altında birer uydu düzenlere dönüşerek yönetilmektedir Bu anayasalarında demokrasi yazan bu rejimler ekonomik politik ve askeri açılardan Batı nın kontrolünde Dünya Bankası IMF Avrupa Konseyi Avrupa Birliği ve NATO şemsiyesi ve kontrolü altında varlıklarını sürdürebilmektedirler Bu yapılarda temsili demokrasinin mekanizmaları kontrol altına alınarak ve siyasal sistem ile toplumsal dinamikler arasında vesayet noktaları kurularak iletişim etkileşim ve milli iradeyi temsil işlevleri ancak yeniden öngörülen kalıplara dökülerek gerçekleşebilmektedir Böylece ana eksenin etrafında oluşan bu gelişmekte olan siyasi yapılar için küresel yönetim otoritesini oluşturan aktörler tarafından demokratik değerlerin uygulanabilirliğine izin veren siyasi hukuki ve idari koordinatları belirlenmiş bir vesayet haritası meydana getirilmektedir Bu yapının günümüzde kontrol noktalarını oluşturan stratejik güç alanlarından birini de iletişim ve medya rejimi oluşturmaktadır Batı sistemi ile iki yüzyılı aşan demokratikleşme ilişkisi nin ortaya çıkardığı sonuçlardan birisi olarak Türk Anayasacılığına İhraç Edilen Asırlık Virüs Panoptikon Tasarımlı Kurucu Anayasa Mühendisliği ve İletişim Sistematiği tespiti hukuk ve siyaset alanında açılan anayasa kuruculuğu şantiyesi nde ki inşaanın siyasi projelendirmesi hukuki mimarisi ve bu konstrüksiyonda ki network hatları ele alınarak neden nasıl ve niçin soruları cevapları ile birlikte analiz edilerek bu çalışmanın özünü oluşturmuştur Bu özün taşıdığı siyasi hukuki kod un şifreleri anayasa üzerinden vesayet düzeninin kurucu hatları ve onun iletişim anatomisi nin nasıl kurulduğu ve bu siyasi iskelete nasıl bir ruh ve canlılık kazandırıldığı kitabın son cümlesi tamamlandığında okuyucusunun zihninde ki anlam ile somutlaşacaktır Yazarın emeği ve çalışmanın toplumsal dönüşüme katkısı bu anlamı oluşturabildiği ölçüde değer kazanacaktır Bunu anlamanın yegane yolu okur yazar olmaktır