Kuruk — Turgay Delibalta

Kuruk
Turgay DelibaltaKurgu Kültür
Kuruk
Turgay DelibaltaTürkiye nin solcuları sosyalistleri devrimcileri Macar serf ve Köleleri gibi fişlendiler Uğruna ölümlere gögğüs gerdikleri bu ülkede yaşama olanakları ellerinden alındı 1514 yılındaki Kuruklar ile 80 li yıllardaki demokrat devrimci yurtsever sosyalist kesimin yazgılarının benzeşmesinden kaynaklanan acının ne derece utanç verici olduğu her geçen gün biraz daha gün yüzüne çıkmakta Sayfa Sayısı 285 Baskı Yılı 2014 Dili Türkçe Yayınevi Kurgu Kültür

Babek Yayınları
Aileme yatılı okulu kazandığımı bildirip benim gibi kazanan iki arkadaşla Artvin Öğretmen Okulu na gittik Artvin de aynı anda dört mevsimi yaşadım İçimde bir tarafta bahar cemreyle başlayıp ağaçlara su verip tomurcukları patlattı Bir tarafta Kafkasör de kışın dondurucu soğuğunda büzüştüm Haziran temmuzda alkanlara gömülüp korkuyu duyumsarken eylülde Kaçkarlar dan Efkâr Tepesi nden inen kuzgunlar gibi Çoruh un kıyısına süzüldüm Taşlı sopalı kavgalarda korkunun sinsi çığlıkları yükselirken Çoruh un kıyısında yanı başımızda sunta fabrikasındaki makineler gibi takır takır çalıştım Turgay Delibalta belgesel nitelikleri öne çıkan otobiyografik romanı Kuruk ta yakın tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birini 1974 1984 yılları arasındaki on yılı roman formatında ele alıyor Yazarın Anadolu nun bir köyünde yoksulluk içinde geçen çocukluktan sonra bir öğretmen adayı olarak yaşadığı gençlik günleri örgütlü toplumsal muhalefetin ve bu ivmeyi durdurmayı amaçlayan kutuplaştırma siyasetinin yükseldiği döneme denk geliyor Okur bir yandan Delibalta nın kaleminden bu çetin günlerin muhasebesini okurken bir yandan da herhangi bir gencin dalgakıranı zorlayan deli dalgalı ummanda tutunma mücadelesini takip ediyor Yakın tarihimizin olduğu kadar Kuruk un da dönem noktasını ise 1980 askerî darbesi oluşturuyor Yazar darbenin siyasi boyutları kadar özyaşamındaki acı yansımalarını da çarpıcı bir dille okura sunuyor

Babek Yayınları
Aileme yatılı okulu kazandığımı bildirip benim gibi kazanan iki arkadaşla Artvin Öğretmen Okulu na gittik Artvin de aynı anda dört mevsimi yaşadım İçimde bir tarafta bahar cemreyle başlayıp ağaçlara su verip tomurcukları patlattı Bir tarafta Kafkasör de kışın dondurucu soğuğunda büzüştüm Haziran temmuzda alkanlara gömülüp korkuyu duyumsarken eylülde Kaçkarlar dan Efkâr Tepesi nden inen kuzgunlar gibi Çoruh un kıyısına süzüldüm Taşlı sopalı kavgalarda korkunun sinsi çığlıkları yükselirken Çoruh un kıyısında yanı başımızda sunta fabrikasındaki makineler gibi takır takır çalıştım Turgay Delibalta belgesel nitelikleri öne çıkan otobiyografik romanı Kuruk ta yakın tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birini 1974 1984 yılları arasındaki on yılı roman formatında ele alıyor Yazarın Anadolu nun bir köyünde yoksulluk içinde geçen çocukluktan sonra bir öğretmen adayı olarak yaşadığı gençlik günleri örgütlü toplumsal muhalefetin ve bu ivmeyi durdurmayı amaçlayan kutuplaştırma siyasetinin yükseldiği döneme denk geliyor Okur bir yandan Delibalta nın kaleminden bu çetin günlerin muhasebesini okurken bir yandan da herhangi bir gencin dalgakıranı zorlayan deli dalgalı ummanda tutunma mücadelesini takip ediyor Yakın tarihimizin olduğu kadar Kuruk un da dönem noktasını ise 1980 askerî darbesi oluşturuyor Yazar darbenin siyasi boyutları kadar özyaşamındaki acı yansımalarını da çarpıcı bir dille okura sunuyor

Babek Yayın
Aileme yatılı okulu kazandığımı bildirip benim gibi kazanan iki arkadaşla Artvin Öğretmen Okulu na gittik Artvin de aynı anda dört mevsimi yaşadım İçimde bir tarafta bahar cemreyle başlayıp ağaçlara su verip tomurcukları patlattı Bir tarafta Kafkasör de kışın dondurucu soğuğunda büzüştüm Haziran temmuzda alkanlara gömülüp korkuyu duyumsarken eylülde Kaçkarlar dan Efkâr Tepesi nden inen kuzgunlar gibi Çoruh un kıyısına süzüldüm Taşlı sopalı kavgalarda korkunun sinsi çığlıkları yükselirken Çoruh un kıyısında yanı başımızda sunta fabrikasındaki makineler gibi takır takır çalıştım Turgay Delibalta belgesel nitelikleri öne çıkan otobiyografik romanı Kuruk ta yakın tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birini 1974 1984 yılları arasındaki on yılı roman formatında ele alıyor Yazarın Anadolu nun bir köyünde yoksulluk içinde geçen çocukluktan sonra bir öğretmen adayı olarak yaşadığı gençlik günleri örgütlü toplumsal muhalefetin ve bu ivmeyi durdurmayı amaçlayan kutuplaştırma siyasetinin yükseldiği döneme denk geliyor Okur bir yandan Delibalta nın kaleminden bu çetin günlerin muhasebesini okurken bir yandan da herhangi bir gencin dalgakıranı zorlayan deli dalgalı ummanda tutunma mücadelesini takip ediyor Yakın tarihimizin olduğu kadar Kuruk un da dönem noktasını ise 1980 askerî darbesi oluşturuyor Yazar darbenin siyasi boyutları kadar özyaşamındaki acı yansımalarını da çarpıcı bir dille okura sunuyor

BABEK YAYINLARI
Aileme yatılı okulu kazandığımı bildirip benim gibi kazanan iki arkadaşla Artvin Öğretmen Okulu na gittik Artvin de aynı anda dört mevsimi yaşadım İçimde bir tarafta bahar cemreyle başlayıp ağaçlara su verip tomurcukları patlattı Bir tarafta Kafkasör de kışın dondurucu soğuğunda büzüştüm Haziran temmuzda alkanlara gömülüp korkuyu duyumsarken eylülde Kaçkarlar dan Efkâr Tepesi nden inen kuzgunlar gibi Çoruh un kıyısına süzüldüm Taşlı sopalı kavgalarda korkunun sinsi çığlıkları yükselirken Çoruh un kıyısında yanı başımızda sunta fabrikasındaki makineler gibi takır takır çalıştım Turgay Delibalta belgesel nitelikleri öne çıkan otobiyografik romanı Kuruk ta yakın tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birini 1974 1984 yılları arasındaki on yılı roman formatında ele alıyor Yazarın Anadolu nun bir köyünde yoksulluk içinde geçen çocukluktan sonra bir öğretmen adayı olarak yaşadığı gençlik günleri örgütlü toplumsal muhalefetin ve bu ivmeyi durdurmayı amaçlayan kutuplaştırma siyasetinin yükseldiği döneme denk geliyor Okur bir yandan Delibalta nın kaleminden bu çetin günlerin muhasebesini okurken bir yandan da herhangi bir gencin dalgakıranı zorlayan deli dalgalı ummanda tutunma mücadelesini takip ediyor Yakın tarihimizin olduğu kadar Kuruk un da dönem noktasını ise 1980 askerî darbesi oluşturuyor Yazar darbenin siyasi boyutları kadar özyaşamındaki acı yansımalarını da çarpıcı bir dille okura sunuyor

Babek Yayınları
Aileme yatılı okulu kazandığımı bildirip benim gibi kazanan iki arkadaşla Artvin Öğretmen Okulu na gittik Artvin de aynı anda dört mevsimi yaşadım İçimde bir tarafta bahar cemreyle başlayıp ağaçlara su verip tomurcukları patlattı Bir tarafta Kafkasör de kışın dondurucu soğuğunda büzüştüm Haziran temmuzda alkanlara gömülüp korkuyu duyumsarken eylülde Kaçkarlar dan Efkâr Tepesi nden inen kuzgunlar gibi Çoruh un kıyısına süzüldüm Taşlı sopalı kavgalarda korkunun sinsi çığlıkları yükselirken Çoruh un kıyısında yanı başımızda sunta fabrikasındaki makineler gibi takır takır çalıştım Turgay Delibalta belgesel nitelikleri öne çıkan otobiyografik romanı Kuruk ta yakın tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birini 1974 1984 yılları arasındaki on yılı roman formatında ele alıyor Yazarın Anadolu nun bir köyünde yoksulluk içinde geçen çocukluktan sonra bir öğretmen adayı olarak yaşadığı gençlik günleri örgütlü toplumsal muhalefetin ve bu ivmeyi durdurmayı amaçlayan kutuplaştırma siyasetinin yükseldiği döneme denk geliyor Okur bir yandan Delibalta nın kaleminden bu çetin günlerin muhasebesini okurken bir yandan da herhangi bir gencin dalgakıranı zorlayan deli dalgalı ummanda tutunma mücadelesini takip ediyor Yakın tarihimizin olduğu kadar Kuruk un da dönem noktasını ise 1980 askerî darbesi oluşturuyor Yazar darbenin siyasi boyutları kadar özyaşamındaki acı yansımalarını da çarpıcı bir dille okura sunuyor

Babek
Aileme yatılı okulu kazandığımı bildirip benim gibi kazanan iki arkadaşla Artvin Öğretmen Okulu na gittik Artvin de aynı anda dört mevsimi yaşadım İçimde bir tarafta bahar cemreyle başlayıp ağaçlara su verip tomurcukları patlattı Bir tarafta Kafkasör de kışın dondurucu soğuğunda büzüştüm Haziran temmuzda alkanlara gömülüp korkuyu duyumsarken eylülde Kaçkarlar dan Efkâr Tepesi nden inen kuzgunlar gibi Çoruh un kıyısına süzüldüm Taşlı sopalı kavgalarda korkunun sinsi çığlıkları yükselirken Çoruh un kıyısında yanı başımızda sunta fabrikasındaki makineler gibi takır takır çalıştım Turgay Delibalta belgesel nitelikleri öne çıkan otobiyografik romanı Kuruk ta yakın tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birini 1974 1984 yılları arasındaki on yılı roman formatında ele alıyor Yazarın Anadolu nun bir köyünde yoksulluk içinde geçen çocukluktan sonra bir öğretmen adayı olarak yaşadığı gençlik günleri örgütlü toplumsal muhalefetin ve bu ivmeyi durdurmayı amaçlayan kutuplaştırma siyasetinin yükseldiği döneme denk geliyor Okur bir yandan Delibalta nın kaleminden bu çetin günlerin muhasebesini okurken bir yandan da herhangi bir gencin dalgakıranı zorlayan deli dalgalı ummanda tutunma mücadelesini takip ediyor Yakın tarihimizin olduğu kadar Kuruk un da dönem noktasını ise 1980 askerî darbesi oluşturuyor Yazar darbenin siyasi boyutları kadar özyaşamındaki acı yansımalarını da çarpıcı bir dille okura sunuyor