Kuşadası Kent ve İnsan Söyleşileri 4 — Şenol Eskin

Kuşadası Kent ve İnsan Söyleşileri 4
Şenol EskinKalkedon Yayıncılık
Kuşadası Kent ve İnsan Söyleşileri 4
Şenol EskinZamanın hızla akıp geçtiği ve bir önceki yaşamın anıların anlamsız gibi durduğu bir dünyada yine de ortadan kaybolmaya yüz tutan şeyleri kişisel tarihleri ve objeleri korumaya çalışan kayıt altına alan yerel tarih çalışmalarının önemsenmesi gerekiyor Bu çalışmalar öncelikle bizim insan olarak biriktirdiğimiz yerel kültürü evrensele bağlayan kanallardır Yerel tarih çalışması yapanlar geçmişin farklı dünyasını kaydetmek ve bugün için anlaşılır kılınmasına yardımcı olmak gibi bir görevi de yerine getirmektedir Ve bugünün dünyası da yarın farklı bir dünya olacak ve yine yerel tarihçiler tarafından kayıt altına alınarak bir sonraki dünyanın insanlarına aktarılacaktır Biriken ise insanın tarihidir İlkel toplumda kadınların toplulukta güçlü konumda olduğu bilinir Köleci Toplum dan itibaren sınıflı toplumlara geçilmesiyle birlikte kadınlar toplumda ikincil duruma düşmüşlerdir Bu durum kadının özellikle ailede yükünü ciddi biçimde arttırmıştır Kadının evde ve savunmasız oluşu aynı zamanda onu kolay yutulan lokma haline getirmiştir Yani savaşlarda ve çatışmalarda en çok acı çeken zulme ve tecavüze uğrayan çocuklarla birlikte kadın olmuştur İnsanoğlu çok dayanıklıdır denir ya kadının çektiği acı ve zorluklar bir biçimi ile bu kitaptaki anlatımlara da yansıyor Bundan dolayıdır ki kadın söyleşilerinden oluşan bu kitabımı Köleci Toplum dan bu yana en çok acı çeken ailenin ve topluluğun yükünü omuzlayan modern çağda da durumunda ciddi bir değişiklik olmayan kadınlarımıza armağan ediyorum Şenol Eskin

KALKEDON YAYINLARI
Zamanın hızla akıp geçtiği ve bir önceki yaşamın anıların anlamsız gibi durduğu bir dünyada yine de ortadan kaybolmaya yüz tutan şeyleri kişisel tarihleri ve objeleri korumaya çalışan kayıt altına alan yerel tarih çalışmalarının önemsenmesi gerekiyor Bu çalışmalar öncelikle bizim insan olarak biriktirdiğimiz yerel kültürü evrensele bağlayan kanallardır Yerel tarih çalışması yapanlar geçmişin farklı dünyasını kaydetmek ve bugün için anlaşılır kılınmasına yardımcı olmak gibi bir görevi de yerine getirmektedir Ve bugünün dünyası da yarın farklı bir dünya olacak ve yine yerel tarihçiler tarafından kayıt altına alınarak bir sonraki dünyanın insanlarına aktarılacaktır Biriken ise insanın tarihidir İlkel toplumda kadınların toplulukta güçlü konumda olduğu bilinir Köleci Toplum dan itibaren sınıflı toplumlara geçilmesiyle birlikte kadınlar toplumda ikincil duruma düşmüşlerdir Bu durum kadının özellikle ailede yükünü ciddi biçimde arttırmıştır Kadının evde ve savunmasız oluşu aynı zamanda onu kolay yutulan lokma haline getirmiştir Yani savaşlarda ve çatışmalarda en çok acı çeken zulme ve tecavüze uğrayan çocuklarla birlikte kadın olmuştur İnsanoğlu çok dayanıklıdır denir ya kadının çektiği acı ve zorluklar bir biçimi ile bu kitaptaki anlatımlara da yansıyor Bundan dolayıdır ki kadın söyleşilerinden oluşan bu kitabımı Köleci Toplum dan bu yana en çok acı çeken ailenin ve topluluğun yükünü omuzlayan modern çağda da durumunda ciddi bir değişiklik olmayan kadınlarımıza armağan ediyorum Şenol Eskin

Kalkedon Yayıncılık
Zamanın hızla akıp geçtiği ve bir önceki yaşamın anıların anlamsız gibi durduğu bir dünyada yine de ortadan kaybolmaya yüz tutan şeyleri kişisel tarihleri ve objeleri korumaya çalışan kayıt altına alan yerel tarih çalışmalarının önemsenmesi gerekiyor Bu çalışmalar öncelikle bizim insan olarak biriktirdiğimiz yerel kültürü evrensele bağlayan kanallardır Yerel tarih çalışması yapanlar geçmişin farklı dünyasını kaydetmek ve bugün için anlaşılır kılınmasına yardımcı olmak gibi bir görevi de yerine getirmektedir Ve bugünün dünyası da yarın farklı bir dünya olacak ve yine yerel tarihçiler tarafından kayıt altına alınarak bir sonraki dünyanın insanlarına aktarılacaktır Biriken ise insanın tarihidir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kalkedon Yayınları
Zamanın hızla akıp geçtiği ve bir önceki yaşamın anıların anlamsız gibi durduğu bir dünyada yine de ortadan kaybolmaya yüz tutan şeyleri kişisel tarihleri ve objeleri korumaya çalışan kayıt altına alan yerel tarih çalışmalarının önemsenmesi gerekiyor Bu çalışmalar öncelikle bizim insan olarak biriktirdiğimiz yerel kültürü evrensele bağlayan kanallardır Yerel tarih çalışması yapanlar geçmişin farklı dünyasını kaydetmek ve bugün için anlaşılır kılınmasına yardımcı olmak gibi bir görevi de yerine getirmektedir Ve bugünün dünyası da yarın farklı bir dünya olacak ve yine yerel tarihçiler tarafından kayıt altına alınarak bir sonraki dünyanın insanlarına aktarılacaktır Biriken ise insanın tarihidir İlkel toplumda kadınların toplulukta güçlü konumda olduğu bilinir Köleci Toplum dan itibaren sınıflı toplumlara geçilmesiyle birlikte kadınlar toplumda ikincil duruma düşmüşlerdir Bu durum kadının özellikle ailede yükünü ciddi biçimde arttırmıştır Kadının evde ve savunmasız oluşu aynı zamanda onu kolay yutulan lokma haline getirmiştir Yani savaşlarda ve çatışmalarda en çok acı çeken zulme ve tecavüze uğrayan çocuklarla birlikte kadın olmuştur İnsanoğlu çok dayanıklıdır denir ya kadının çektiği acı ve zorluklar bir biçimi ile bu kitaptaki anlatımlara da yansıyor Bundan dolayıdır ki kadın söyleşilerinden oluşan bu kitabımı Köleci Toplum dan bu yana en çok acı çeken ailenin ve topluluğun yükünü omuzlayan modern çağda da durumunda ciddi bir değişiklik olmayan kadınlarımıza armağan ediyorum Şenol Eskin

Gece Kitaplığı
Tabii ki 2000 yılından bu yana söylediğim ve söylemekte ısrarcı olacağım şey bu çalışmaların bir kurum üzerinden yürütülmesinin zorunluluğudur Hem kentin kimliğinin ve belgelerinin toparlanmasına hizmet etmesi ve hem de yapılan bireysel çalışmalara ekonomik desteğin sağlanması açısından bunun belediye olacağını hepimiz biliyoruz Kuşadası hala bunu yaratamamış olmasından dolayı üzüntü verici bir yerde durmaktadır Halbuki kent tarihi çalışmalarının sıçrama yapması için her tür koşul vardır Ama bu yapılamadığı için kentte onlarca yıldır yaşamış insanlarımızın bilgileri her geçen gün yok olmakta belgeler toparlanıp biriktirilememekte kentin tarihi mekanları gözümüzün önünde toz olup havaya savrulmaktadır Örneğin yok olan tarihi değerlerimizden biri Kuşadası tarihi suyoludur Büyük bölümü Kuşadası sınırları içinde olup İ S 100 lü yıllarda antik Efes e su taşıyan Değirmenderesi Efes Suyolu ve 1615 18 de Kuşadası na Efes suyolunun önemli bir bölümünü kullanarak su taşıyan Osmanlı suyolu kent planına işlenmediği için ve de kent bilinci yaratılamadığı için sürekli tahrip edilmektedir Nasıl ki Osmanlı döneminden bu yana kent içinde var olan 80 e yakın çeşmenin bugün birçoğu kalıntı halinde 15 e yakın örneği kalmış ise tarihi suyolumuz da hızla ellerimizin arasından kayıp gitmektedir Yok olan tarihi zenginliğimizin yerini yurdunu ve biçimini kapsamlı olarak bugün ancak yerel tarihçiler bilmektedir Bu çok tehlikeli bir süreçtir ve bundan hızla dönülmesi için herkese görev düşmektedir

Gece Kitaplığı
Tabii ki 2000 yılından bu yana söylediğim ve söylemekte ısrarcı olacağım şey bu çalışmaların bir kurum üzerinden yürütülmesinin zorunluluğudur Hem kentin kimliğinin ve belgelerinin toparlanmasına hizmet etmesi ve hem de yapılan bireysel çalışmalara ekonomik desteğin sağlanması açısından bunun belediye olacağını hepimiz biliyoruz Kuşadası hala bunu yaratamamış olmasından dolayı üzüntü verici bir yerde durmaktadır Halbuki kent tarihi çalışmalarının sıçrama yapması için her tür koşul vardır Ama bu yapılamadığı için kentte onlarca yıldır yaşamış insanlarımızın bilgileri her geçen gün yok olmakta belgeler toparlanıp biriktirilememekte kentin tarihi mekanları gözümüzün önünde toz olup havaya savrulmaktadır Örneğin yok olan tarihi değerlerimizden biri Kuşadası tarihi suyoludur Büyük bölümü Kuşadası sınırları içinde olup İ S 100 lü yıllarda antik Efes e su taşıyan Değirmenderesi Efes Suyolu ve 1615 18 de Kuşadası na Efes suyolunun önemli bir bölümünü kullanarak su taşıyan Osmanlı suyolu kent planına işlenmediği için ve de kent bilinci yaratılamadığı için sürekli tahrip edilmektedir Nasıl ki Osmanlı döneminden bu yana kent içinde var olan 80 e yakın çeşmenin bugün birçoğu kalıntı halinde 15 e yakın örneği kalmış ise tarihi suyolumuz da hızla ellerimizin arasından kayıp gitmektedir Yok olan tarihi zenginliğimizin yerini yurdunu ve biçimini kapsamlı olarak bugün ancak yerel tarihçiler bilmektedir Bu çok tehlikeli bir süreçtir ve bundan hızla dönülmesi için herkese görev düşmektedir

Gece Kitaplığı
Tabii ki 2000 yılından bu yana söylediğim ve söylemekte ısrarcı olacağım şey bu çalışmaların bir kurum üzerinden yürütülmesinin zorunluluğudur Hem kentin kimliğinin ve belgelerinin toparlanmasına hizmet etmesi ve hem de yapılan bireysel çalışmalara ekonomik desteğin sağlanması açısından bunun belediye olacağını hepimiz biliyoruz Kuşadası hala bunu yaratamamış olmasından dolayı üzüntü verici bir yerde durmaktadır Halbuki kent tarihi çalışmalarının sıçrama yapması için her tür koşul vardır Ama bu yapılamadığı için kentte onlarca yıldır yaşamış insanlarımızın bilgileri her geçen gün yok olmakta belgeler toparlanıp biriktirilememekte kentin tarihi mekanları gözümüzün önünde toz olup havaya savrulmaktadır Örneğin yok olan tarihi değerlerimizden biri Kuşadası tarihi suyoludur Büyük bölümü Kuşadası sınırları içinde olup İ S 100 lü yıllarda antik Efes e su taşıyan Değirmenderesi Efes Suyolu ve 1615 18 de Kuşadası na Efes suyolunun önemli bir bölümünü kullanarak su taşıyan Osmanlı suyolu kent planına işlenmediği için ve de kent bilinci yaratılamadığı için sürekli tahrip edilmektedir Nasıl ki Osmanlı döneminden bu yana kent içinde var olan 80 e yakın çeşmenin bugün birçoğu kalıntı halinde 15 e yakın örneği kalmış ise tarihi suyolumuz da hızla ellerimizin arasından kayıp gitmektedir Yok olan tarihi zenginliğimizin yerini yurdunu ve biçimini kapsamlı olarak bugün ancak yerel tarihçiler bilmektedir Bu çok tehlikeli bir süreçtir ve bundan hızla dönülmesi için herkese görev düşmektedir

Gece Kitaplığı Yayınları
Tabii ki 2000 yılından bu yana söylediğim ve söylemekte ısrarcı olacağım şey bu çalışmaların bir kurum üzerinden yürütülmesinin zorunluluğudur Hem kentin kimliğinin ve belgelerinin toparlanmasına hizmet etmesi ve hem de yapılan bireysel çalışmalara ekonomik desteğin sağlanması açısından bunun belediye olacağını hepimiz biliyoruz Kuşadası hala bunu yaratamamış olmasından dolayı üzüntü verici bir yerde durmaktadır Halbuki kent tarihi çalışmalarının sıçrama yapması için her tür koşul vardır Ama bu yapılamadığı için kentte onlarca yıldır yaşamış insanlarımızın bilgileri her geçen gün yok olmakta belgeler toparlanıp biriktirilememekte kentin tarihi mekanları gözümüzün önünde toz olup havaya savrulmaktadır Örneğin yok olan tarihi değerlerimizden biri Kuşadası tarihi suyoludur Büyük bölümü Kuşadası sınırları içinde olup İ S 100 lü yıllarda antik Efes e su taşıyan Değirmenderesi Efes Suyolu ve 1615 18 de Kuşadası na Efes suyolunun önemli bir bölümünü kullanarak su taşıyan Osmanlı suyolu kent planına işlenmediği için ve de kent bilinci yaratılamadığı için sürekli tahrip edilmektedir Nasıl ki Osmanlı döneminden bu yana kent içinde var olan 80 e yakın çeşmenin bugün birçoğu kalıntı halinde 15 e yakın örneği kalmış ise tarihi suyolumuz da hızla ellerimizin arasından kayıp gitmektedir Yok olan tarihi zenginliğimizin yerini yurdunu ve biçimini kapsamlı olarak bugün ancak yerel tarihçiler bilmektedir Bu çok tehlikeli bir süreçtir ve bundan hızla dönülmesi için herkese görev düşmektedir

Gece Kitaplığı
Tabii ki 2000 yılından bu yana söylediğim ve söylemekte ısrarcı olacağım şey bu çalışmaların bir kurum üzerinden yürütülmesinin zorunluluğudur Hem kentin kimliğinin ve belgelerinin toparlanmasına hizmet etmesi ve hem de yapılan bireysel çalışmalara ekonomik desteğin sağlanması açısından bunun belediye olacağını hepimiz biliyoruz Kuşadası hala bunu yaratamamış olmasından dolayı üzüntü verici bir yerde durmaktadır Halbuki kent tarihi çalışmalarının sıçrama yapması için her tür koşul vardır Ama bu yapılamadığı için kentte onlarca yıldır yaşamış insanlarımızın bilgileri her geçen gün yok olmakta belgeler toparlanıp biriktirilememekte kentin tarihi mekanları gözümüzün önünde toz olup havaya savrulmaktadır Örneğin yok olan tarihi değerlerimizden biri Kuşadası tarihi suyoludur Büyük bölümü Kuşadası sınırları içinde olup İ S 100 lü yıllarda antik Efes e su taşıyan Değirmenderesi Efes Suyolu ve 1615 18 de Kuşadası na Efes suyolunun önemli bir bölümünü kullanarak su taşıyan Osmanlı suyolu kent planına işlenmediği için ve de kent bilinci yaratılamadığı için sürekli tahrip edilmektedir Nasıl ki Osmanlı döneminden bu yana kent içinde var olan 80 e yakın çeşmenin bugün birçoğu kalıntı halinde 15 e yakın örneği kalmış ise tarihi suyolumuz da hızla ellerimizin arasından kayıp gitmektedir Yok olan tarihi zenginliğimizin yerini yurdunu ve biçimini kapsamlı olarak bugün ancak yerel tarihçiler bilmektedir Bu çok tehlikeli bir süreçtir ve bundan hızla dönülmesi için herkese görev düşmektedir