Kuyudan Yükselen Düzen — Mehmet Ali Arslan

Kuyudan Yükselen Düzen
Mehmet Ali ArslanYeni Yüzyıl Yayınları
Kuyudan Yükselen Düzen
Mehmet Ali ArslanBazı düşüşler vardır ki bir son değil bir başlangıçtır insanın dış dünyayla değil kendi içindeki karanlıkla yüzleştiği bütün maskelerin düştüğü ve geriye yalnızca çıplak hakikatin kaldığı anlar İşte bu kitap tam da böyle bir düşüşün içinden doğan bir yükselişin hikâyesidir Çünkü insan en çok yalnız kaldığında düşünür en çok karanlıkta kendini tanır ve en çok dibe vurduğunda aslında ne olduğunu değil ne olabileceğini fark eder Kuyu bu hikâyede sadece bir mekân değildir bir hâlidir insanın Sıkışmışlık çaresizlik suskunluk ve hesaplaşma Ama aynı zamanda yeniden doğma ihtimali Çünkü herkes düşer fakat herkes aynı şekilde çıkmaz Kimi düştüğü yerde kaybolur kimi çıktığında eski hâline döner ama bazıları vardır ki o karanlığın içinden yalnızca kendini değil bir fikri de çıkarır ve o fikir zamanla bir güce ardından bir düzene dönüşür Bu kitap bir adamın hikâyesi değildir Bu bir zihnin direnişidir Zulmü kabullenmeyen bir düşüncenin korkuya teslim olmayan bir iradenin ve gücü eline geçirdiğinde bile kendini kaybetmeyen bir duruşun hikâyesidir Çünkü en büyük sınav insanın zayıf olduğu anlarda değil güçlü olduğu anlarda başlar Güç insana ne olduğunu değil gerçekte kim olduğunu gösterir Tarih boyunca sayısız düzen kurulmuştur fakat bu düzenlerin çoğu adalet üretmek yerine korku üretmiş insanı korumak yerine ezmiş ve zamanla kendi ağırlığı altında çürümüştür Çünkü güç ilkeye dayanmadığında yozlaşır ilkesiz büyüyen her yapı ise eninde sonunda kendi sonunu hazırlar Ancak bu hikâyede kurulan düzen farklıdır Bu düzen korkuyla değil güvenle baskıyla değil inançla ve zorla değil hakikatle büyür Bu yüzden kalıcıdır Okuyacağınız satırlar sadece bir mücadelenin anlatımı değildir aynı zamanda bir dönüşümün izidir Bir insanın bir fikrin ve bir toplumun nasıl değişebileceğini nasıl ayağa kalkabileceğini ve en önemlisi nasıl yön bulabileceğini anlatır Çünkü mesele düşmek değildir mesele düştüğün yerden nasıl kalktığındır Ve daha da önemlisi kalktığında neye dönüştüğündür Bu kitap karanlıktan çıkan bir adamı değil karanlığı aşan bir aklı anlatır Ve eğer dikkatle okursanız şunu göreceksiniz Gerçek düzenler yukarıdan inmez Onlar en dipte en karanlıkta kimsenin bakmadığı yerde doğar Ve zamanı geldiğinde kendini bütün dünyaya kabul ettirir

Yeni Yüzyıl Yayınları
Bazı düşüşler vardır ki bir son değil bir başlangıçtır insanın dış dünyayla değil kendi içindeki karanlıkla yüzleştiği bütün maskelerin düştüğü ve geriye yalnızca çıplak hakikatin kaldığı anlar İşte bu kitap tam da böyle bir düşüşün içinden doğan bir yükselişin hikâyesidir Çünkü insan en çok yalnız kaldığında düşünür en çok karanlıkta kendini tanır ve en çok dibe vurduğunda aslında ne olduğunu değil ne olabileceğini fark eder Kuyu bu hikâyede sadece bir mekân değildir bir hâlidir insanın Sıkışmışlık çaresizlik suskunluk ve hesaplaşma Ama aynı zamanda yeniden doğma ihtimali Çünkü herkes düşer fakat herkes aynı şekilde çıkmaz Kimi düştüğü yerde kaybolur kimi çıktığında eski hâline döner ama bazıları vardır ki o karanlığın içinden yalnızca kendini değil bir fikri de çıkarır ve o fikir zamanla bir güce ardından bir düzene dönüşür Bu kitap bir adamın hikâyesi değildir Bu bir zihnin direnişidir Zulmü kabullenmeyen bir düşüncenin korkuya teslim olmayan bir iradenin ve gücü eline geçirdiğinde bile kendini kaybetmeyen bir duruşun hikâyesidir Çünkü en büyük sınav insanın zayıf olduğu anlarda değil güçlü olduğu anlarda başlar Güç insana ne olduğunu değil gerçekte kim olduğunu gösterir Tarih boyunca sayısız düzen kurulmuştur fakat bu düzenlerin çoğu adalet üretmek yerine korku üretmiş insanı korumak yerine ezmiş ve zamanla kendi ağırlığı altında çürümüştür Çünkü güç ilkeye dayanmadığında yozlaşır ilkesiz büyüyen her yapı ise eninde sonunda kendi sonunu hazırlar Ancak bu hikâyede kurulan düzen farklıdır Bu düzen korkuyla değil güvenle baskıyla değil inançla ve zorla değil hakikatle büyür Bu yüzden kalıcıdır Okuyacağınız satırlar sadece bir mücadelenin anlatımı değildir aynı zamanda bir dönüşümün izidir Bir insanın bir fikrin ve bir toplumun nasıl değişebileceğini nasıl ayağa kalkabileceğini ve en önemlisi nasıl yön bulabileceğini anlatır Çünkü mesele düşmek değildir mesele düştüğün yerden nasıl kalktığındır Ve daha da önemlisi kalktığında neye dönüştüğündür Bu kitap karanlıktan çıkan bir adamı değil karanlığı aşan bir aklı anlatır Ve eğer dikkatle okursanız şunu göreceksiniz Gerçek düzenler yukarıdan inmez Onlar en dipte en karanlıkta kimsenin bakmadığı yerde doğar Ve zamanı geldiğinde kendini bütün dünyaya kabul ettirir

Yeni Yüzyıl Yayınları
Bazı düşüşler vardır ki bir son değil bir başlangıçtır insanın dış dünyayla değil kendi içindeki karanlıkla yüzleştiği bütün maskelerin düştüğü ve geriye yalnızca çıplak hakikatin kaldığı anlar İşte bu kitap tam da böyle bir düşüşün içinden doğan bir yükselişin hikâyesidir Çünkü insan en çok yalnız kaldığında düşünür en çok karanlıkta kendini tanır ve en çok dibe vurduğunda aslında ne olduğunu değil ne olabileceğini fark eder Kuyu bu hikâyede sadece bir mekân değildir bir hâlidir insanın Sıkışmışlık çaresizlik suskunluk ve hesaplaşma Ama aynı zamanda yeniden doğma ihtimali Çünkü herkes düşer fakat herkes aynı şekilde çıkmaz Kimi düştüğü yerde kaybolur kimi çıktığında eski hâline döner ama bazıları vardır ki o karanlığın içinden yalnızca kendini değil bir fikri de çıkarır ve o fikir zamanla bir güce ardından bir düzene dönüşür Bu kitap bir adamın hikâyesi değildir Bu bir zihnin direnişidir Zulmü kabullenmeyen bir düşüncenin korkuya teslim olmayan bir iradenin ve gücü eline geçirdiğinde bile kendini kaybetmeyen bir duruşun hikâyesidir Çünkü en büyük sınav insanın zayıf olduğu anlarda değil güçlü olduğu anlarda başlar Güç insana ne olduğunu değil gerçekte kim olduğunu gösterir Tarih boyunca sayısız düzen kurulmuştur fakat bu düzenlerin çoğu adalet üretmek yerine korku üretmiş insanı korumak yerine ezmiş ve zamanla kendi ağırlığı altında çürümüştür Çünkü güç ilkeye dayanmadığında yozlaşır ilkesiz büyüyen her yapı ise eninde sonunda kendi sonunu hazırlar Ancak bu hikâyede kurulan düzen farklıdır Bu düzen korkuyla değil güvenle baskıyla değil inançla ve zorla değil hakikatle büyür Bu yüzden kalıcıdır Okuyacağınız satırlar sadece bir mücadelenin anlatımı değildir aynı zamanda bir dönüşümün izidir Bir insanın bir fikrin ve bir toplumun nasıl değişebileceğini nasıl ayağa kalkabileceğini ve en önemlisi nasıl yön bulabileceğini anlatır Çünkü mesele düşmek değildir mesele düştüğün yerden nasıl kalktığındır Ve daha da önemlisi kalktığında neye dönüştüğündür Bu kitap karanlıktan çıkan bir adamı değil karanlığı aşan bir aklı anlatır Ve eğer dikkatle okursanız şunu göreceksiniz Gerçek düzenler yukarıdan inmez Onlar en dipte en karanlıkta kimsenin bakmadığı yerde doğar Ve zamanı geldiğinde kendini bütün dünyaya kabul ettirir